@specialist1998 kck ve kck nın silahlı veya siyasi oluşumları, Kürtleri temsil etmedi, etmiyor. Taner Bey ne demeye çalışıyorsunuz ? Bu ülke ile sorunumuz olsa Türk Bayrağı için şehit olur muyuz? Apoya ben lider demiyorum, bana lider olarak dayatıyorlar.
https://t.co/pS3Y8fK3lf
25 Aralık 1991...
İstanbul'un göbeği, Bakırköy...
Alışveriş yapmak için mağazaya gelen insanlar...
İşine gitmiş çalışanlar...
Çocuğuna kıyafet almaya çıkan anneler...
İki yaşındaki bir bebek...
Hiçbirinin elinde silah yoktu.
Hiçbiri çatışmanın tarafı değildi.
Hiçbiri o gün öleceğini bilmiyordu.
Öğle saatlerinde yüzlerini kaşkollarla gizleyen yaklaşık 100 kişilik bir grup, "Yaşasın Başkan Apo", "Yaşasın PKK", "Vur gerilla vur, Kürdistan'ı kur" sloganlarıyla Çetinkaya Mağazası'nın önüne geldi.
İlk yaptıkları şey mağazanın girişini kapatmaktı.
Ardından 50'den fazla molotof kokteyli mağazaya ve vitrinlere atıldı.
Bir anda her yer alev aldı.
İçeride bulunan insanlar panikle üst katlara kaçtı.
Çıkış kapısı alevler içindeydi.
Son umut olarak yangın merdivenine yöneldiler.
Fakat o kapı kilitliydi...
Arkanızdan alevler yükseliyor...
Duman nefes aldırmıyor...
Yanınızda çığlık atan çocuklar var...
Ve sizi hayatta tutacak tek çıkış kapalı...
İtfaiye geliyor ama merdivenleri terasa yetişemiyor.
Bazıları ipe tutunarak kurtuluyor.
Bazıları ise yangın merdiveninin önünde dumandan boğularak can veriyor.
O gün hayatını kaybedenler:
• Ahmet Çetinkaya
• Hasan Dervişoğlu
• Merve Gül Bakkal (2 yaşında)
• Sezer Bakkal
• Hatice Çelik
• Habibe Çelik
• Zübeyde Nadir
• Şadiye Nadir
• Rezzan Seda Kızılkırmızı
• Süheyla Kızılkırmızı
• Yaver Ağabeyli
• Şengül Aras
Şimdi bir an durup düşünün...
Böyle bir terör eyleminin içinde yer alıyorsunuz.
Sonucunda 12 masum insan hayatını kaybediyor.
Aralarında iki yaşında bir bebek var.
Yıllar sonra cezaevinden çıkıyorsun
Ama zerre pişmanlık göstermiyorsun
Normalde sessizce kenara çekilmen gerek değil mi?
Ama yoook!
Üstten tehdit etmeye devam ediyor!
Sonra da çıkıp barıştan, demokrasiden ve kardeşlikten söz ediyor!
Üstelik bugün, devletin buna izin vermesiyle miting miting dolaşıp bunu adeta bir gövde gösterisine dönüştürebiliyor.
Allahım biz ne yaşıyoruz?
Yunan askerleri 3 yıl 3 ay 25 gün süreyle Anadolu'yu işgal ettiler.
Öldürdükleri bir Türk köylüsü ve çektirdikleri fotoğraf.
Yunan Ordusu katliamlar yaptı, köyleri, şehirleri yaktı, Türk kadınına her türlü vahşeti sergiledi.
-İnsan bu vatanda yaşar da Atatürk'ü sevmez mi?
Bakırköy’ün ortasında, 2 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere 12 insanı yakarak katleden bir terörist, “Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz dönüp bize bakın meydandaki onbinlere bakın biz de pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin pişman olsun onu evlat olarak kabul eden var mı ? diyor ve onurdan söz ediyor.
Oysa bu ülkeyi var eden; Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla milyonlarca onurlu insandır.
Onur; masum canlara kıymakta değil, birlikte yaşama iradesinde, vicdanda ve insanlıktadır.
PKK; kadın, çocuk, yaşlı demeden insanları katleden, kan ve şiddetten beslenen, hiçbir halkın onurunu ve iradesini temsil etmeyen bir terör örgütüdür.
Bodrum marina çıkışında Büyük resif 33 metrede bir organizma ile karşılaştık. Bu canlı deniz zeminine yayılmış deniz çayırları arasındaki boşluklarda ve zeminde yaygın formdaydı, topladığımızda yoğun ve sert fırça gibi bir hissi vardı ve bütün halde elimizde kalıyordu.
Memlekette yabancı kalmamasının nedeni Varlık Vergisi değil de Balkanlar'daki etnik temizliği Anadolu'da da yapabilmek için, 13 yaşındaki kıza tecavüz edip ağzında el bombası patlatan orduları davul zurnayla karşılayıp, yardım ve yataklık edilmesi gibi tatsızlıklar olabilir mi.
🇦🇱🇬🇷 The Albanian Parliament held a special session to commemorate the 82nd anniversary of the Çam genocide committed by Greece.
The session featured testimonies from genocide survivors and a cultural performance by Albanians from the region
Bir Yunan televizyonunun yayınından...
✍️🏻1821'den önce Mora Yarımadasındaki Türk sayısı 42.750 imiş.
Sonrasında ise sıfır!
✍️🏻Çocuk, genç, kadın, erkek, yaşlı ayırtetmeden çok tipik bir soykırım gerçekleştirilmişti.
Bıraktık Türk olmalarını, şunu, bunu, bir insan olarak düşünün!
✍️🏻Onlar da benim, sizin gibiydi. Devletlerinin varlıģıyla güç buluyor, mutlu, huzurlu bir şekilde yaşıyorlardı.
Muhtemelen her gelişmeyi, Yunan örgütlenmesiyle ilgili haberleri muhtemelen "DEVLET AKLI VAR" diye önemsemiyor, yüzyıllarca komşuluk ettikleri Yunan'ların onlara saldıracaklarını ise düşünmüyorlardı!
✍️🏻Ve bir gecede yokedildiler!
✍️🏻Sahi, oradaki vatandaşlarına sahip çıkamayan devletin ismi neydi?
O devletin, onları koruyacak aklı ve gücü var mıydı? Yoksa neden yoktu?
Onlar katledilirken o devleti yönetenler ne yapıyordu?
Al-i Osmanlı diye o devletin her dönemini eleştiriden münezzeh tutanlara soruyorum!
✍️🏻Sonrasında onların anısına bir taş bile dikilmedi biliyor musunuz! Bu anlamda o günden bugüne tüm devleti yönetenleri eleştiriyorum!
Ne Girit'te, ne Mora'da, ne Balkanlar'da, ne de diğer coğrafyalarda katledilen yüzbinlerce canımız yok sayıldı! Sanki buharlaştılar! YAZIK!
✍️🏻Bu belleksizlikle inanın bu coğrafyada yaşayamayız dostlar!
En azından bu tür olayları, bu görseller üzerinden paylaşıp kamuoyuna anımsatalım, adlarına bir taş dikemesek, Yunan'ı soykırımcılıkla suçlayamasak da aziz hatıralarına saygı duyup dua edelim ve dahası ders alalım...
✍️🏻Bir de kıssadan hisse, bugün de stratejik hatalar yapılırken, buna "DEVLET AKLI" filan diyenlere "hadi öteye" diyelim!
Yakarak öldürdüğün 12 masum insan ne olacak?
Bana utanmaz oğlu utanmazlığın resmini yapabilir misiniz? İşte bu eleman utanmaz oğlu utanmazlığın resmini yapmış.,@zaferpartisi@zpgencresmi
Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
“— Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?
— Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesi’nde okuttu, komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.
— Peki, karma eğitimden dolayı mı kapatıldı?
— Hayır. Bu da değil; bütün dünyada okullar karma eğitim, kız erkek beraber okuyor.
— Peki ya neden?
— Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı.
Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı.
Ben düşündüm; 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer!
Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim, onları topladım.
Bir de batıdan buldum: Eskişehir’den Emin Sazak.
Sonra Menderes’le pazarlığa gittik.
Yıl 1950 seçimlerinin olacağı zaman.
Dedik ki; köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok.
Menderes de 1950’de iktidara gelir gelmez, köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.
Demokrat Parti iktidara geldikten sonra, 27 Ocak 1954’te çıkarılan kanunla Köy Enstitüleri’ni ‘Komünist Yuvası’ propagandası ile kapattırdı.”
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
İyi halt ettiniz şimdi terikatler sizi ele geçiriyor ağır ağır.. bakalım hangi ülkeye kaçacaksiniz ....
Yunanistan'ın Unutturmak İstediği Soykırım: Çam Arnavutları
Türk milletinin Balkanlarda maruz kaldığı katliamlar ve etnik temizlik politikaları, aynı dönemde bölgedeki diğer Müslüman toplulukları da hedef aldı.
Bu trajedilerin en acı örneklerinden biri de Çam Arnavutlarının yaşadıklarıdır.
27 Haziran 1944'te, bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Paramythia kasabasında onlarca silahsız Çam Arnavudu, Yunan general Napoleon Zervas'ın komutasındaki Yunan milliyetçi silahlı örgütü EDES tarafından kurşuna dizildi.
Bu, Çam Soykırımı'nın yalnızca başlangıcıydı. Ardından köyler yakıldı, yüzlerce sivil katledildi, kadınlara sistematik cinsel şiddet uygulandı, camiler gözaltı ve infaz merkezlerine dönüştürüldü.
Yaklaşık 25-30 bin Çam Arnavudu kış ortasında Arnavutluk'a sürüldü.
Binlercesi açlık, soğuk ve saldırılar nedeniyle hayatını kaybetti. Geride kalan evlere, tarım arazilerine ve zeytinliklere el konuldu.
1947 ve 1953'te çıkarılan yasalarla Çam Arnavutlarının vatandaşlıkları topluca iptal edildi ve geri dönüş hakları ortadan kaldırıldı.
Yıllarca Yunanistan'ın resmi anlatısı, "Katliamları Almanlar yaptı" iddiasını öne çıkardı.
Ancak İngiliz askeri istihbarat raporları, İngiliz Ulusal Arşivleri ve Birleşmiş Milletler kayıtları, katliamların Alman ordusunun bölgeden çekilmesinden sonra Yunan milliyetçi güçleri tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.
Ardından camiler yıkıldı, mezarlıklar tahrip edildi, yer adları değiştirildi ve Çam halkının bu topraklardaki varlığı hafızadan silinmeye çalışıldı.
Tarihsel gerçekler, siyasi söylemlerle değişmez. Arşivler konuşmaya devam ediyor. Çam Soykırımı da Balkanların inkar edilen trajedilerinden biri olarak tarihteki yerini koruyor.
Sadece herhangi bir şehit ailesinin yolda yürürken şunu gördüğünü düşünsenize.
Uğruna evladını verdiğin devletin, evladının katilinin propagandasının yapılmasına göz yumuyor.
@farid_1374 یکی از اشحاصی که در قتل عام خوجالی در بین نیروهای ماجم ارمتی حضور داشته با نام “زوری بالایان” در کتابش «احیا دوباره روحمان» در خاظرات خود می نویسد: «با خاچاتوریان به خانه ای که تصرف کرده بودیم وارد و کودک ۱۳ ساله تورکی را دیدیم که توسط سربازان ارمنی به پنجره اتاق میخکوب شده
No Remorse, No Humanity: Armenian General Takes Pride in Khojaly Genocide
A Georgian blogger asks Armenian General Levon Minasyan: "Were you in Khojaly?"
Minasyan smirks and replies: "Khojaly is my work. I killed countless Azerbaijani Turks. I don’t even know how many I killed."
The Georgian blogger is stunned, unable to respond: "Are you serious?!"
Minasyan, with chilling indifference: "This is how things work, honey."