Necmeddin Bilal Erdoğan:
FETÖ'yü doğuran, inanan insanlar üzerinde yapılan baskı olmuştur. FETÖ'yü doğuran o katı laikliğin ta kendisi olmuştur.
FETÖ'yü doğuran dindarlık olmamıştır, FETÖ'yü doğuran İslam olmamıştır, FETÖ'yü doğuran Risale-i Nurlar olmamıştır.
Dolayısıyla bunun da tespitinin yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Ben, Milli Mücadele kavramını tercih ediyorum. Kurtuluş Savaşı daha çok müstemleke altındaki bir milletin o kolonyal yapıdan kurtulma mücadelesini çağrıştırmaktadır. Halbuki biz müstemleke altına girmedik.
🔴 Zonguldak'ta bedeni yakılan Afgan işçinin eşi Qamer Nourtani:
- Saçlarım beyazladı, dökülmeye başladı, daha da yaşlandım.
- Eşim benim çalışmamı istemezdi, şimdi bulaşıkçılık ve temizlikle evi geçindirmeye çalışıyorum.
- Oğlumun protez bacağa ihtiyacı var ama 'deport durumundasınız' diyerek yardım etmiyorlar.
- Kimliklerimiz iptal oldu, hastaneye gidemiyoruz.
- İki engelli çocuğumla deport korkusuyla yaşıyoruz.
- Cansız bedeni kül edilmek istenen bir babanın çocuklarında sadece ümitsizlik görüyorum. (İlke TV)
@kayipmedeniyet Müslüman sermayenin sosyal medya içerik üreticine burs verme zorunluluğu niye olsun siz bunu sorgulayın. Müslüman sermayenin sosyal medyada kendini teşhir eden birine burs vermek gibi bir görevi ne diye olsun?
Bugünkü yazı: Kıbrıs Gazisi neden Yunanistan’da iyi biliniyordu?
https://t.co/Sjj5nN0Xga
Askeri manganın omuzladığı Türk bayrağına sarılı tabutu orak çekiçli bayraklar arasından uğurlanan Yalçın Küçük’ün Kıbrıs gazisi olduğu az biliniyordu.
Halbuki 2009’da Kurtlar Vadisi ile tanınan tiyatrocu Atilla Olgaç, Kıbrıs Harekatı sırasında esir alınan 10 Rum’u öldürdüğünü söyleyince onu yalanlamak için mahkemede ifade vermiş, “Kıbrıs Harekatı’na katıldığını, Olgaç’ın tiyatro oynadığını, asla böyle şeyler yaşanmadığını” anlatmıştı.
Ama Yalçın Küçük’ün Kıbrıs Harekatı ile ilgili esas anı kitabı Yunanca olarak çıktı ve bugüne kadar da Türkçe’ye hiç çevrilmedi.
1998’de Paris’ten Türkiye’ye dönmeden önce Yunan gazeteci Sofia Iordanidou’ya verdiği röportaj günlerce Yunan ve Rum kanallarında gösterilmişti.
İlk kez Kıbrıs harekatına katılmış bir Türk subayın itirafları olarak “Atilla’nın itirafları” adıyla büyük yankı uyandıran
röportajın daha geniş hali “Dalga, Dalga” adıyla Yunanca kitap olarak basıldı.
Küçük, şahit olduğunu iddia ettiği sivil ölümleri, tecavüz ve yağmaları anlatmış, Denktaş için “Karadziç değil, esas o savaş suçlusu, kasap” demişti.
2000’de cezaevinden çıktıktan sonra Yalçın Küçük’ün kendisiyle irtibatı kestiğini söyleyen Sofia Iordanidou’ya cenaze fotoğraflarını gönderdim:
“Dünyanın hâlâ büyük bir gizem olduğuna bir kez daha inandım.”
Kpss tarih bilgisiyle tarih dersi veriyor siteye. Sen önce dersine iyi çalış atan, kendine bir faydan olsun. Bir de araştırdım diyor. Kaynak sorsan Ramazan Yetgin ders videosu linki atar.
Aynı şekilde Milli Mücadele döneminde diğer M. Kemal'e mesafeli hatta muarız olan, Enver Paşa'nın adamı olarak geçen İttihatçılar, M. Kemal'in diktatör olacağından endişe ediyorlardı. Aynen bu adamlarda endişelerinde haklı çıktı, siyasî feraset gösterdiler.
Cumhuriyetin ilk yıllarında “vatan haini” olarak yaftalanan pek çok isim, Kemalist hareketin hilafete ve dinî düzene hasım olduğunu savunup İstanbul’un yanında yer almak gerektiğini söyleyen isimlerdi. Bu nedenle de mücadele karşıtı ve hain olarak damgalandılar. İşin bütün boyutlarını burada konuşmak zor ama en azından şunu sorabiliriz: Bu isimler kaygılarında haksız mı çıktılar?