İyi bir aileye gelin/damat gitmek önemli ama daha önemlisi, kendi ailesi dahil kimsenin sana kötü davranmasına izin vermeyecek biriyle evlenmek. Partnerin bu sınırı koyduğunda insanlar hayatını zorlaştıramayacaklarını anlar.
Stoacılar, zamanın nehir gibi aktığına ve geri dönüşün imkansızlığına inanırlardı. Geçmişe takılı kalmak, aslında olmayan bir şeyi yönetmeye çalışmaktır. Gerçekten özgürleşmek istiyorsan, elindeki tek gerçekliğin şimdiki zaman olduğunu kabul et, geçmişin yüklerini bırak
İyileş ki; duygular, yaralarını değil, seni bulsun.
İyileş ki; yüreğini dinlendiren ve dillendiren insanlara yer açabilesin.
İyileş ki; seni sevmek isteyen insanlar, sana yaklaşabilsin.
İyileş ki; duydukların incinme, savunma, ödeşme ve dürtüsellik süzgecinden değil,
sevgi, anlayış, özen ve empati süzgecinden geçsin.
İyileş ki; ilişkilerin birer güç ve ispat savaşı yorgunluğunda değil, karşılıklı güven ve aidiyet hissi dinginliğinde ilerlesin.
İyileş ki; sevmek ve sevilmek, sonunda aynı yerde buluşabilsin.
İyileş ki; ihtiyaçlarını, mücadele etmek zorunda kalmadan çok önce söyleyebilesin.
İyileş ki; her an tetikte yaşamaktansa, gerektiğinde şefkatle sınır koymayı seçebilesin.
İyileş ki; kalbin savaşmayı değil, bağ kurmayı hatırlasın.
İyileş ki; haklı çıkmaya değil, anlaşılmaya yaklaşabilesin.
İyileş ki; bazen teslimiyet, korkudan daha güçlü bir yer edinebilsin içinde.
İyileş ki; artık kabul görmek isterken kimseyi yenmek ya da kimseye kendini kanıtlamak zorunda hissetmeyesin.
İyileş ki; ilişkilerinde yalnızca hayatta kalmaya çalışmayıp, onları gerçekten yaşayabilesin.
İyileş ki; bir başkasını ve emeğini kaybetmemek uğruna, kendinden vazgeçtiğin, içinde senin olmadığın bağların, ilişkilerin gölgesi tamamen geride kalsın.
İyileş ki; sevgi, korktuğun yere değil, özgürce kendin olabildiğin yere gelebilsin.
Ben Affleck, alkol bağımlılığını geride bırakmasındaki kırılma noktasını anlattı:
🔹 “Bağımlılığın çaresi acı çekmektir.”
🔹 “Yeterince acı çektiğinizde içinizdeki bir şey ‘Ben artık bittim’ der.”
🔹 “Eskiden toplantılara giderdim.”
🔹 “Oradaki eski bağımlıların ‘Minnettar bir alkoliğim, içme takıntım uzun zaman önce kayboldu’ dediğini duyardım.”
🔹 “Bunları duyunca çok sinirlenirdim.”
🔹 “‘Neye minnettarsın?’ diye düşünürdüm.”
🔹 “‘Senin içme takıntın bitmiş olabilir ama ben hâlâ sorunlarla uğraşıyorum.’”
🔹 “‘Ben hâlâ içki içmek istiyorum.’”
🔹 “Uzun süre bu insanlara karşı öfke duydum.”
🔹 “Sonra yeterince acı çektim ve içimdeki bir şey ‘Artık bitti’ dedi.”
🔹 “Şanslıydım çünkü benim için gerçekten önemli olan şeyleri kaybetmeden o noktaya ulaştım.”
🔹 “Bahsettiğim şey kariyerim veya param değildi.”
🔹 “Çocuklarımla olan ilişkimdi.”
Hayatın ironisi şudur: Bir şeyi aşırı istemekten vazgeçtiğinizde, çoğunlukla kendiliğinden size gelir. Bir yere kadar gayret edip sonrasında akışa bırakmak iyidir.
Ruhun devası çalışmaktır. Çalışmak ve üretmek, kaygıyı da ümitsizliğe de ortadan kaldırır. Kendini bir amaca adadığında, zihnindeki karmaşa yerini huzura bırakır. Emek verdiğin her an seni yaşama bağlayan bir ipliktir
Bir insanın travmalarının olması onu sağlıksız biri yapmaz. Farkında olan, kabullenen ve kendini onarmak için çözüm arayan her insan sağlıklıdır. Asıl sağlıksız olanlar; asla yüzleşmeyen, kabullenmeyen ve çözümü, diğer insanları hasta ederek sağlamaya çalışanlardır.
Sorunlu insanlarla muhatap olmamak bir kibir değil, bir öz bakım pratiğidir. Size doğru üslup, saygılı iletişim ve kendinizi güvende hissettiğiniz açık bir etkileşim ortamı sunmayan kimse, sizin varoluşunuza erişememelidir.