Cevriye: otur da anlat ne olmuş
Fiko: ne öğrenmek istiyorsunuz?
Cev: yeni yayınevi nedir?
Fik:babam yeni bir yayıneviyle anlasmış oraya da çeviri yapacakmış
Cev: İyi çevirsin bakalım🤣🤣
TÜRKİYE'DE İLK DEFA
KURGUYU İFŞA EDİYORUZ.
Birçok kişi hatırlayacaktır; bu şahıs 3-4 yıl önce güya elektrik zamlarını protesto etmek amacıyla faturasını ödememiş ve günlerce karanlıkta oturmuştu.
Zamları protesto etmenin yüzlerce etkili yolu varken bu yöntemi seçmesi herkese tuhaf gelmişti. Kelimenin tam anlamıyla "tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış" tadında bir eylemdi.
Geçenlerde tesadüfen öğrendim: Kanuna göre engelli vatandaşların ve 65 yaş üstü kişilerin, borçları olsa bile 3 ay boyunca elektrikleri kesilemiyor.
Bahsi geçen şahsın, sözde borç yüzünden elektriğinin kesildiği dönemde 74 yaşında olduğu düşünüldüğünde durum daha da ilginçleşiyor.
Özetle; tüm bu süreç aslında danışıklı bir dövüşten ve kurgudan ibaretmiş. Muhtemelen zamlara yükselen toplumsal tepkiyi sönümlendirmek ve vatandaşın gazını almak için planlanmış bir tiyatroymuş.
Erdoğan Egeli
Et doğrayan kadınlar neden her bayram ete elleyemeyen veya yiyemeyen kadınlardan rahatsız oluyor? Size ne aq sanki sizin evinize mi gelip köşede oturuyorlar? Erkeklerden aşırı onay alacağınız şeyler için bu kadar yırtınmayın. Hadi tamam en çok siz kocanıza et yapıcaksınız aferin.
Biz ne yaşıyoruz Allahaşkına! Ülkenin yarısından çoğunun tüm vatandaşlık hakları askıya alındı. Sadece vergi vermekle yükümlü kılındık. Söz hakkımız yok, oy hakkımız yok, seçeneğimiz yok, adalet talep etme hakkımız yok, çocuklarımızın geleceği yok, anayasanın tanıdığı tüm haklarımız gasp edildi…Sahi biz ne yaşıyoruz böyle!
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
Sokak hayvanları popülasyonunu teşvik eden geri kalmış ülke özellikleri:
-Açıkta kalan çöpler
-Tarım arazilerine şehirlerin dış çeperlerine yapılan TOKİ ler
-Gecekondu semtleri
-Köylerin denetlenememesi
-Belediye düzeyinde planlamadaki boşluklar.
- Her canlıdan kendine muhakkak bir fayda bekleyen eğitimsiz güruh.
-Merdivenin altı değil en tepesindeki TİGEM gibi 25 bin TL ye kısırlaştırılmamış köpek satan üreticiler.