Türk ve Müslüman bir futbolcunun "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek paylaşım yapması oldukça doğaldır.
Elmalılı Hamdi Yazır gibi büyük Türk müfessirlerin çevirisiyle bu; "Esirgeyen ve Bağışlayan Tanrı'nın Adıyla" anlamına gelir.
Bazı insanların Türkçe dil hassasiyeti anlaşılabilir. Ama inanca ve duaya tepki göstermek bize yakışmaz.
Bırakın çocuklar inandıkları gibi dua etsin, sahaya çıkıp göğsündeki o bayrağın hakkını versinler.
Türk milli takımına başarılar 🇹🇷
Tanrı Türk'ü korusun.
🔴Irmak Öğretmenin Yenilediği Sınıftan Görüntüler Ortaya Çıktı
Ağrı’da şüpheli şekilde hayatını kaybeden anaokulu öğretmeni Irmak Ayşe Koparan’ın görev yaptığı anaokulunda geçen sene yenilediği sınıfa ait görüntüler ortaya çıktı.
🔴Atlas Çağlayan'ın Annesi: 4 Katil Gözlerimizin İçine Bakarak Gitti
17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın öldürülmesine ilişkin davada anne Gülhan Ünlü, mahkeme sonrası açıklamalarda bulundu.
Acılı anne, “Bütün taleplerimiz reddedildi. 4 katil gözlerimizin içine bakarak buradan çıktı gitti. İddialarda ne konuştuysak, 5 aydır ne için çabaladıysak hiçbiri duyulmadı. Kamera görüntülerinin izletilmesini istedim, reddedildi” dedi.
Türk'lerin Suriye'ye girebilmesi için 2.170’TL ödeyerek vize başvurusunda bulunması gerekiyor.
Suriye’lilerin Türkiye'ye girebilmesi için herhangi bir belgeye ihtiyacı olmadığını tüm dünya gördü.
Türkler mütekabiliyet istiyor…
Uyuşturucu bağımlısı bir genç, elinde bıçakla babasını tehdit ediyor ve uyuşturucu kullanmak için para istiyor. Babası bir emekli polis. Bir süre bıçaklanmamak için mücadele etti. Sonra baba, oğlunu altı kurşunla vurarak öldürdü. Kaçmadı; cep telefonunu çıkardı ve polisi aradı, çağırdı. Gelmiş olduğumuz nokta budur. Oğulların babaları bıçaklamaya çalıştığı, babaların oğullarını vurduğu bir Türkiye.
İstanbul'da 3-5 tane sanatçıyı, mankeni, basın mensubunu uyuşturucudan tutuklayarak başlamak, yola çıkmak olabilir ama gerçek yol; baronları tutuklamak, çeteleri ortadan kaldırmakla olur. Gerçek mücadele, uyuşturucu ve kumar bağımlılığına zorunlu tedavinin getirilmesiyle olur.
Bugün bu ülkede en az 3 milyon, hatta 4 milyon rakamından bahseden uzmanlar da var, uyuşturucu bağımlısı var. 20 milyon kişi sanal kumar oynuyor. Bunun 2 milyonunun bağımlı olduğu kabul ediliyor. Neresinden bakarsanız bakın, bağımlı sayısı 6 milyona yaklaşıyor. Bu bir toplumun içeriden çözülmesidir. Baronlar, işgal ordularının Anadolu'daki keşif güçleridir. PKK en büyük barondur. Abdullah Öcalan en büyük narko-teröristtir.
Şimdiye kadar hiç anlatmadığım bir detay var...
Ahmet’i yoğun bakımda gördüğümde gözlerim doğrudan alnındaki morluğa takıldı. O morluğun neden olduğunu biliyordum. İşte o an,nefes alamadım, konuşamadım, sadece baktım... Evladımın yüzüne, bana bir daha gülümseyemeyecek olan yüzüne.
Sonra kulağında küçük bir yara gördüm. Doktora sordum: “Bu nedir?” Dediler ki, “Başı uzun süre sol tarafa yatık kaldığı için oluşmuş, annesi.”
O küçücük yarayı duyduğumda bile içim kan ağladı. Günlerce kulağındaki o izi düşündüm. Ama kimse bana alnındaki morluğu unutturamazdı. Çünkü o morluk, evladımın çektiği acının sessiz tanığıydı.
Şimdi size soruyorum; ben kulağındaki küçücük yara için kahrolurken, alnındaki o morluğu görünce neler hissetmiş olabilirim? Bir anne yüreği bunu nasıl taşıyabilir? O gün Ahmet’in alnındaki morluk sadece onun bedeninde değildi; benim ömrüme vurulmuş bir mühürdü. O an kalbim kırılmadı, paramparça oldu. Ve o parçalar hâlâ yerinden toplanamadı.
İsmini dile getirmek istemiyorum, son bayramın olur inşallah.
Zeytin ağacı şaşırtmaya devam ediyor:
Zeytin yaprağının ana etken maddesi oleuropein, yaşlılarda diş kaybının en önemli nedenlerinden biri olan periodontitiste (ilerlemiş diş eti hastalığı); diş eti cebi derinliğini ve kanamayı azaltarak belirgin iyileşme sağladı.
Türkiye’de yabancılar vergilerden muaf tutulup her türlü imkanla şımartılırken, Türk vatandaşları kendi öz yurdunda boğazına kadar vergiye batırılıyor.
Bu durum, Osmanlı’yı batıran kapitülasyonlardan farksızdır!
Tarih aynen tekerrür ediyor. Geçmişte yabancı tüccarlara verilen ve yerli halkı iflas ettiren o kölelik antlaşmaları, bugün yatırım, turizm, ya da sığınmacı kılıfıyla yeniden önümüze kondu.
Kendi ülkesinde kazandığı üç kuruşun yarısını vergiye veren Türk vatandaşı, kendi topraklarında ikinci sınıf insan muamelesi görüyor.
Lozan’da kanla yırtıp attığımız kapitülasyon zihniyeti, modern bir ihanetle yeniden hortlatılıyor.
Yabancılar bu ülkede vergisiz sefa sürerken, faturayı Türk milletinin sırtına yıkanlar, mali bağımsızlığını yabancının konforuna peşkeş çekenler, bu ülkenin egemenliğini satıyor demektir.
14 yaşındaki şahıs tarafından canice katledilen Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü:
“Katilin yaşı 14 ve sadece Atlas’ı katletmesinden dolayı iddianamede 15 yıl üzerinden indirim uygulanıyor.
O zaman ceza 10 yıla düşüyor, yatarı sadece 5 yıl oluyor. 3 yıl kapalı, 2 yıl açıkta yatacak.
Bu ceza katile verilmiş bir ceza değil, bizlere verilmiş bir ceza.
Katilin yaşı yoktur. Yetişkin olarak yargılansın istiyoruz.”
Ermeniler ve Yunanlar, Türk yemeklerini çalmayı bırakmalı. Komik ve acınası durumdalar.
Tüm bu yemekler etimolojik olarak Türkçe'dir.
Dolma: Dol-mak ile ilgili.
Sarma: Sar-mak ile ilgili.
Yoğurt: Yoğur-mak ile ilgili.
Ayran: Ayır-mak ile ilgili.
Börek: Bür-mek ile ilgili.
Baklava: Bağla-mak ile ilgili.
Pastırma: Bastır-mak ile ilgili.
Kavurma: Kavur-mak ile ilgili.
Döner: Dön-mek ile ilgili.
Katmer: "Kat" adı ile ilgili.
Sütlaç: "Sütlü aş" adı ile ilgili.
Yufka: Eski Türkçe "Yuvka" adı ile ilgili.
Liste uzayıp gider.
Türkçe bilen küçük bir çocuk bile bu yemeklerin adlarını anında anlar, Yunanların ve Ermenilerin aksine Hititlere kadar uzanan zorlama bir araştırma yapmasına gerek kalmaz. Çünkü bu sözcüklerin hepsi Türkçe kökenli.
Baklava özelinde konuşacak olursak, baklava, Çin sınırından Balkanların batısına kadar Türklerin egemen olduğu tüm topraklarda vardır. Moğollar da bilir. Pek çok çeşidi vardır. Örneğin Azerbaycan'da, Karadeniz'de, Konya'da, Balkanlarda vesaire başka başka Baklavalar vardır ama temelde aynıdır. Tatlı, Osmanlı saray mutfağında zirveye ulaşmıştır ve günümüzdeki biçimini almışt��r.
Baklava ve yukarıdaki tüm yemekler, hem sözcük kökeni, hem de pişirme/yapma yöntemleri bakımından tamamen Türk yemekleridir.
Bunlardan başka, sözcük kökeni olarak Türkçe olmayan ama Türk mutfağı tarafından icat edilen yemekler de vardır.
Örneğin "cacık", Farsça-Türkce kökenli bir yemek olsa da Türk icadıdır. Türkler yalnızca "Cac" adını Farsça'dan almıştır ama yemeğin kendisi Türk mutfağında icat edilmiştir. İçinde yoğurt olan dünyadaki hemen her yemek Türkler tarafından icat edilmiştir.
Pilaki: Rumca/Yunanca kökenlidir ama Yunanlarda bu bir balık yemeğidir. Türk mutfağındaki pilaki ise bambaşka bir yemektir. Türk mutfağı bu tekniği alıp fasulye, barbunya ve zeytinyağı ile birleştirerek tamamen kendine özgü soğuk bir zeytinyağlı yemek kategorisi yaratmıştır.
Nasıl ki Roma imparatorları, imparatorluk sınırlarının uzandığı tüm yerlerden ürünler getirip bunları kendi mutfağının zenginligiyle birleştirip, geliştirip yeni yemekler icat ediyorduysa, Türkler de aynısı yapmıştır.
Türk yemeklerini çalmayı bırakın. Kendinize yalan bir tarih yaratmayı bırakın. Türk nefretinden arının. Kendinizi gülünç duruma düşürüyorsunuz.