bedel ödemekten o kadar korkuyoruz ki, kendi hayatımızın direksiyonunu başkalarının eline veriyoruz. sonra da arka koltuğa kurulup 'şoför arabayı çok kötü kullanıyor' diye şikayet ediyoruz. kendi bacağımıza sıkıp, ambulans geç kaldı diye sağa sola bağırmaktan vazgeçmeliyiz.
Yaz geldi dondurma mevsimi açıldı.
Unutulmasın, Algida ve benzeri markalarla satışa sunulan boykot ürünlerinin tamamına yakını dondurma kategorisinde bile değil🙂
🎬 Hollywood, yıllardır Holokost'u merkeze alan filmlerle ödüller kazanırken, aynı duyarlılığı Gazze'de yaşanan soykırıma göstermiyor. Geçmişin acıları sürekli hatırlatılırken, bugün yaşanan vahşet görmezden geliniyor. İşte Hollywood'un iki yüzü:
🎬 While Hollywood has been winning awards for years with films centered on the Holocaust, it has not shown the same sensitivity to the genocide in Gaza. While the pain of the past is constantly reminded, the brutality that is happening today is ignored. Here is the hypocrisy of Hollywood:
“Bir Uçak, Bir Karar ve Hikayesi”
Bugün İsrail’den Türkiye’ye doğru havalanan Türk Hava Yolları uçağında, dünyanın farklı ülkelerinden gelen aktivistler vardı. Aralarında Türk vatandaşlarımız da…
Uçak kalkış yaptıktan kısa bir süre sonra, pilot telsizle anons geçti:
“Buradaki vatandaşları aldık. Hepsi sağ salim.”
Ama bir detay vardı.
Aktivistlerin tamamına tek tip kıyafet giydirilmişti.
Hepsi aynı renkte, aynı biçimde…
Sanki kimlikleri, hikayeleri, duyguları ellerinden alınmış gibiydi.
Tam o esnada İstanbul Havalimanı’nda bir grup isim bir aradaydı:
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Milletvekili Hasan Turan, İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve birkaç yetkili daha…
Pilotun mesajı ulaşınca, kısa ama derin bir sessizlik oldu.
Sonra biri konuştu:
“Onlar bizim vatandaşlarımız. O şekilde değil, geldikleri gibi, özgür ve onurlu bir şekilde insinler o uçaktan.”
Dakikalar içinde karar alındı.
Uçak Türkiye semalarına girdiğinde, kıyafetler hazırdı.
Ve o insanlar, tek tip elbiseleriyle değil, kendilerine teslim edilen kıyafetleriyle,
yola çıktıkları gibi indiler o uçaktan.
Bazı kararlar ne protokolde yazar, ne kanun maddelerinde…
Bazen bir milletin vicdanı, birkaç dakikalık bir istişareye sığar.
Bugün o dakikalar, bir ülkenin onurunu temsil etti.