Eşit vatandaşlık = etnik vatandaşlık demek
Anadil meselesi = Birden çok resmi dillilik demek
Yerel yönetim meselesi = idari vesayetin kaldırıldığı özerk yerellikler demek…
Bu bir siyasi proje.
Çokmilliyetli ‘millet’, çokresmi dilli devlet, eyaletçilik projesi.
TR için zararlı✍️
1 ay randevu almak için bekliyorsun, hadi randevuyu aldın diyelim bu seferde Mr için 4 ay bekliyorsun. Bu arada şanslıysan ve ölmediysen tam 5 ay sonra hastalığına teşhis koyuluyor.
Bunun adına da sağlıkta devrim diyorlar.
Günden güne ağırlaşan hayat yükü, ardı arkası kesilmeyen zamlar, zamlar karşısında eriyen ücretler ve bu durumun eskisinden daha iyi olduğuna inandırılmış insanlar…
George Orwell gelsin de distopya görsün.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Süleyman Demirel’in öğütlerini toplamış.
İşte o çok güzel öğütler:
1-Hiçbir suyun derinliğini iki ayağınızla birden yoklamayın.
2- Kederde de mutlulukta da “Bu da geçer” demeyi unutmayın.
3- “Daha fazla daha iyidir” diye kendinizi kandırmayın.
4- “Her gecenin sabahı olduğunu” daima hatırlayın!
5- Hayat maçını kaybettiren golleri en çok “Kendinizi en güçlü hissettiğiniz anlarda” yiyebileciğini aklınızdan çıkarmayın.
6- Konuşmaya başlamadan önce şu
4 cümleyi anımsayın:
*Söylediklerimin gereği var mı?
*Anlattıklarım iyilik ve şefkat içeriyor mu?
*Söylediklerim birini incitiyor mu?
*Söz ettiklerim sessizliği bozacak kadar
değerli mi?
7- Huzurlu bir yaşam için dinleten değil dinleyen, yargılayan değil anlayan, eleştiren değil hoş gören, kavga eden değil affeden olun.
8- Hakiki dost iyi günde davetle, kötü günde kendiliğinden gelir.
9- Yıllarınızı nasıl geçirdiğiniz, o yılların içine
ne kadar çok hatırlanabilir ve güzel an ve anı sığdırdığınız, sizin kaç yıl yaşadığınızdan
çok daha önemli ayrıntılardır.
10- Kaybettiklerinin bazen kazancın da olabileceğini unutma.
11- Mutluluk, küçük şeyleri büyük fırsatlara çevirenilme becerisidir.
12- Sabır öfkeden, nezaket nefretten iyidir.
13- Basit ve anlaşılabilir ifade edemiyorsanız yeteri kadar anlamamışsınız demektir.
14- Her tohum kendi toprağında yeşerir, tohum çiçeğini, çiçek meyvesini göremez.
15- Geçmiş pişmanlık, gelecek endişedir.
Huzur ise sadece şu anda ve bugündedir....
ALLAH rahmet eylesin...
Alıntı
Siyaseti millete karşılıksız hizmet etme makamı olarak değil de 7 sülalesine ayrıcalık için kullananlar;Emekli maaşının 23000₺ asgari ücretin 28000₺ olmasının failleridir.Milletvekilliği imtiyazları kaldırılsın da ,kim gerçekten hizmet için siyaset yapıyor öğrenelim.
Milliyetçiyim diyenler tam bir Fiasko çıktı..
Bugün herkes "Milliyetçiyim" demeyi biliyor.
Asıl mesele,
O sözün gereğini yerine getirebilmektir.
Milliyetçilik;
Makam, koltuk, çıkar ve siyasi hesap uğruna eğilip bükülecek bir kavram değildir.
Milletin değerlerini,
Devletin itibarını ve vatanın geleceğini korumak; Milliyetçiliğin temelidir.
Milliyetçiliği dilinden düşürmeyip, uygulamalarıyla ona zarar verenler,
En büyük kötülüğü yine milliyetçiliğe yapmaktadır.
Bu millet artık slogan değil, samimiyet; hamaset değil, ilke; söz değil, icraat görmek istiyor..
***
Şurası çok net;
"Milliyetçiyim" diyenler,
Milliyetçiliği ayaklar altına almıştır..!
Şu son 25 yılda milliyetçilik adıyla milleti nasıl tongaya düşürdüler hepimiz şahidiz..!
Fareli köyün kavalcıları;
"Irmağın akışına ölürüm Türkiyem" diye diye...
Milliyetçilik, Müslümanlik adı altında emperyalist güçlere
"Kul Köle olanlara yazıklar olsun..!
Tarihimizde Din Türklük diye kaç Solcu Gençler öldürüldü; Komünist diye Dinsiz diye S.S.C.B. diye "Milliyetçiler olmasa Rejim değişmişti" diyen ve hâlâ oy vermeye devam eden dayılar burdamı..
Dönün bir Tarihe bakın MHP diye bir Parti neden kuruldu, kimin adına kuruldu, kimin adına siyaset yapıyor... Şimdi onlar İktidardalar ve söz sahibiler..
Sahtekarlar sizi..
Vatan simsarları,
Din simsarları sizi..!
Herşey oldunuzda bir İnsan olamadınız..!
Bir şeyin aşırısına gidenlere dikkatli bakın o dediğinden olmayabilir, MHP gibi mesela..!
"Ne Mutlu Türk'üm diyene"
Türklük çok ağır geldi sizlere..!
Fatih Yazar
Umarım okursunuz...
Okuduktan sonrada paylaşacağınıza inanıyorum.
Merak etmeyiniz yazı sizi yemeyecek
Siz okuyunca kendi kendinizi yiyeceksiniz
Ülkemiz Ortadoğulu bir zihniyet tarafından, Ortadoğulu bir üslupla yönetiliyor ve görünen o ki yakında tamamen Ortadoğu’ya dönüşeceğiz.
Ortadoğululuk nedir bilir misiniz...?!
-Ölümü yüceltip güzel yaşamayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Dini yüceltip bilime kayıtsız kalmak Ortadoğululuktur.
-Lideri yüceltip, iyi sistem kurmayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-İmanı yüceltip aklı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Duyguları yüceltip mantığı küçümsemek Ortadoğululuktur.
-Müteahhitti yüceltip, mühendisi aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Üniversiteleriyle değil, camileriyle gurur duymak Ortadoğululuktur.
-“Alnı secde görüyor” diye, zorba ve hırsız politikacılara oy vermek Ortadoğululuktur.
-İmamları yüceltip, filozofları aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Ev kadınlığını yüceltip, kariyer yapan kadını aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Kendi çocuklarını Amerika’da okutup, halk çocuklarını imam hatiplere zorlamak Ortadoğululuktur.
-Sözü yüksek olanı değil, sesi yüksek olanı iyi lider sanmak Ortadoğululuktur.
-Kurumsal çözümler üretmek yerine, karizmatik lidere tapmak Ortadoğululuktur.
-Hatasından öğrenmek yerine, onunla duygusal bağ kurup hayatını bataklığa çevirmek Ortadoğululuktur.
-Standart sahibi olmak yerine, düştükçe “beterin beteri var” diye kendini avutmak Ortadoğululuktur.
-Başına gelene katkısını görmek yerine, hep dış güçleri suçlamak Ortadoğululuk.
-Şeytan taşlamaktan ibadet etmeye zaman bulamamak Ortadoğululuktur. -Kendi hayatında hiçbir başarısı yokken, sürekli atalarıyla övünmek Ortadoğululuktur.
-Sıkılmış bir yumruğun, açık bir elden daha güçlü olduğuna inanmak Ortadoğululuktur.
Yukarıdaki maddelerin birçoğunun dinle ilgili olduğunu görüyorsunuz, neden...?!
Çünkü ortalama bir Ortadoğulunun beyninin yüzde 75'i dinle kaplıdır. Bu yüzden diğer şeylere çok az yer kalır.
Onun zihniyetiyle ilgili söylediğiniz her şeyi, dinine saldırı sayar.
Dinle ilgili olmayan pek fikri olmadığı için, dinini ilgilendirmeyen hiçbir eleştiri yapma şansınız da yoktur!
Üstünüzü ıslatmadan, elinizle balık yakalamanın imkansızlığı gibi bir şey.
İronik bir şekilde, Ortadoğulular ülkelerinin sıkıcılığından kaçıp, nefes almak için turist olarak Türkiyeye geliyor.Türkiyenin yöneticileri ise gittikçe ülkemizi Ortadoğululaştırıyor.
Birkaç yıldır, yılın yarısını yurt dışında geçiriyorum.
Yurt dışında, gittiğim en iyi restoranların en iyi yerlerinde hep Arap şeyhlerinin çocukları, yanlarında Rus sevgilileriyle oturduğunu görüyorum.
Kendi ülkelerini modernleştirmek yerine, modern ülkelerde hayatlarını yaşıyor, kendi halklarına da din pazarlıyorlar.
Gidip, bu adamların ülkesinde, “bu adamlar size din merkezli yaşamayı övüyor ama kendileri son derece dünyevi yaşıyor” desem, beni o diktatörlerin polislerinden önce, o yoksul insanlar linç eder.
Celladına aşık zihniyetteki insanlar için ne yapılabilir ki...?!
Bu açıklamayı kimseyi ikna etmek için yazmadım.
Mantığa inanmayan insanların mantıklı argümanlarla değiştirilemeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim.
Bu hayatta, bazıları akılla öğreniyor, bazıları acıyla.
Maalesef bu coğrafya, acıyla öğrenenlerin coğrafyası.
Benimki, sadece geleceğe dönük bir “ben dememiş miydim” notu.
Bu topraklarda, her şeyin bir gün anlaşıldığını ama hep geç anlaşıldığını biliyorum.
Hepsi bir gün neyin ne olduğunu anlarlar, ama hep geç anlarlar!
Azgelişmişlerin kaderi iki kelimede saklıdır:
İdrak gecikmesi!
Matbaanın 300 yıl geç geldiği bir topluma, mantık da olması gerekenden 30 yıl sonra geliyor.
Neyin en mantıklı çözüm olduğuna karar vermeden önce 30 yıl kavga ediliyor!
"Coğrafya kaderdir" der, Ibni Haldun, bizim kaderimiz de idrak gecikmesi!
Mümin Sekman Sosyolog
İlahi Adalet Zaman Aşımına Uğramaz! https://t.co/mxAVcoiyHO
Yüzlerce insana Korona aşısı yerine "tuzlu su çözeltisi" uygulayıp aşı kartı veren Amerikalı Dr. Kirk Moore hakkındaki tüm ağır federal suçlamalar resmen düşürüldü!
Dr. Kirk Moore gözyaşları arasında şunları söyledi: "Sadece doğru olanı yaptım! İnsanlara, vücutlarına neyin enjekte edildiğini bilmediğiniz bir durumda 'bilgilendirilmiş onam' veremezsiniz!"
İşte gerçek doktorluk, vicdanlı insanlık ve sarsılmaz mutlak adalet budur!
Korona dayatmalarının dünya çapında insan hayatını nasıl kararttığı göz önüne alındığında, bu tarihi beraat, küresel şebekeye vurulmuş adli bir tokattır.
Gerçek doktorlara, vicdanlı doktorlara selam olsun!
Milletin can sağlığını ve anayasal haklarını koruyan bu şanlı hukuki zafer vesikasını, doğrudan devletin zirvesinin ve fedakar halkımızın vicdanına sunuyorum
Tamamen Kontrol Altına Alınan Yangınlar
📍Yalova Armutlu
📍Kütahya/Domaniç
📍Kütahya / Altıntaş
📍Çanakkale /Merkez
Büyük Ölçüde Kontrol Altına Alınan Yangınlar:
📍Muğla Seydikemer
📍Antalya Kaş
📍Antalya Kumluca
📍Balıkesir Edremit
📍Altınoluk
📍Çanakkale/ Ayvacık
📍Balıkesir Gömeç
👉Müdahalenin Sürdüğü Yangın
Antalya/ Alanya
İstanbul ve Ankara’da ortalama bir kiralık ev 30-40 bin TL.
İşe yeni başlayan öğretmen, mühendis zaten 50-60 bin TL alıyor.
Maaşın %70’ini ev sahibine verip kalan parayla fatura mı ödeyecek, yemek mi yiyecek, hayat mı yaşayacak?
Bu şartlarda çalışın, birikim yapın diye beklemek akıl kârı mı?
#enflasyon
AKP’nin diplomatik başarı diye ambalajladığı kriminal gerçekler!
Bugüne kadar, Irak-Türkiye ham petrol boru hattındaki usulsüz petrol taşımacılığının 2014-2018 yıllarını kapsayan bölümünü açıklamıştık.
Şimdi, 2019 yılındaki dosyasını açıyoruz: ⬇️
Bir kara para cenneti olan Jersey Adası’nda;
Türkiye’ye ait yüz milyonlarca dolarlık petrol parasının buharlaştırıldığını ortaya çıkardık.
AKP’nin, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nda uluslararası anlaşmalara aykırı olarak;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın taşıdığı ve Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı petrol için;
2019 yılında ⬇️
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nden 494 milyon 186 bin dolar petrol taşıma ücreti aldığını tespit ettik.
Bu devasa tutar önce, AKP hükümetinin Jersey Adası'nda kurmuş olduğu ve finansal tablolarına gizlilik getirdiği;
Turkish Energy Company (TEC) adlı şirkete transfer ediliyor.
Ardından 264 milyon 909 bin doları Türkiye’ye, BOTAŞ’a aktarılıyor.
Geriye kalan 229 milyon 276 bin dolara ne olduğu ise meçhul!
Bu para, adeta bir kara delik olan Jersey Adası'nda buharlaşıyor!
Güncel kurla 11 milyar lira kayıp!
Bunun adı uluslararası soygundur❗️
Kayıp tutar, mutlaka CB Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li bürokratların mal varlığından tahsil edilmelidir!
Kaynak⬇️
- Irak Bölgesel Kürt Yönetimi 2019 Yılı Deloitte Resmî Petrol Raporu,
- BOTAŞ 2019 Yılı Sayıştay Raporu,
- Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporu
Google 64 milyon bakteri enjekte edilmiş sivrisinek ordusunu insanların üzerine salmak için başvuru yaptı. Covid sonrası aşılamayla istedikleri sayıda insanı öldüremediler. Baş belasısınız❗️
#31TemmuzCovidYasası#Kına
🔥ŞOK HABER🔥
( RT YAP HERKES BİLSİN)
Google, Amerikan tarihindeki en BÜYÜK açık hava biyolojik deneylerinden birini başlatmak üzere.
Google, EPA’ya (ABD Çevre Koruma Ajansı) Florida ve California’da iki yıl boyunca toplam 64 milyon Wolbachia bakterisi taşıyan erkek sivrisinek salmak için deneysel kullanım izni başvurusu yaptı. Plana göre her eyalette yılda 16 milyon sivrisinek bırakılacak.
Milyonlarca canlının açık havaya bırakılacağı devasa bir biyolojik deneyden söz ediyoruz.
Google bu kez internete değil, doğanın üreme sistemine müdahale etmeye hazırlanıyor!
Sözde, doğaya salınan erkek sivrisinekler doğadaki dişilerle çiftleşecek; taşıdıkları bakterinin oluşturduğu üreme uyumsuzluğu nedeniyle embriyolar gelişmeyecek, yumurtalar açılmayacak ve sonraki nesiller baskılanacak.
Bill Gates Vakfı, benzer yöntemi kullanan uluslararası sivrisinek programlarına yıllarca milyonlarca dolarlık destek sağladı.
Bugün “salgınları önleme” bahanesiyle bir türün üreme sistemine müdahale ediliyor.
Ya bu kontrolsüz biyolojik müdahale, virüslerin yeni taşıyıcılara uyum sağlamasına ve ileride yeni bir salgının, hatta pandeminin tetiklenmesine zemin hazırlarsa?
Doğaya bırakılan 64 milyon sivrisineği geri toplamak mümkün olmayacak.
Salgını önleme projesi diye başlayan deney, yeni bir pandeminin ilk halkasına dönüşürse...
Ekosistem bir teknoloji şirketinin açık hava laboratuvarı mı?
Milyonlarca laboratuvar üretimi sivrisineği doğaya salıp, bir türün üreme zincirine müdahale etmeye kim yetki veriyor?
“Hastalıkları önlüyoruz” denilerek başlatılan bu biyolojik deneyin uzun vadeli sonuçları ters teperse, yeni salgınlara zemin hazırlarsa hesabını kim verecek?
Doğaya yapılan müdahalenin geri dönüşü OLMAYACAK. Kimse bunlara DUR demeyecek mi?