Siyasi bir eleştiri yaparken cümleye “yay burcuyum” diye başlayan bir insanın ciddiye alınmaması gerekiyor ama hanımefendiye ders vermek babında bir kaç şeye cevap vermem lazım.
E-devletinde “Literally” Çerkistan yazan birinin Rusya Federasyonu içinde 3 ayrı özerk cumhuriyette kendi dilinin resmi dil statüsünde olduğunu bilmesi gerekir ama sanırım hanımefendi bunları bilmiyor.
Türkiye’nin en büyük sorunu ne cinsiyet eşitsizliğidir, ne Kürt sorunudur ne de başka bir sorundur. Türkiye’de tek bir gerçek sorun vardır o da cehalet sorunudur.
Bir halkın dilinin yasaklanmasını, asimile edilmesini “doğum gününü kutlamayan arkadaş” darlamasına benzeten bir kafanın bırakın siyasi eleştirisini ciddiye almayı, seçme ve seçilme hakkı bile elinden alınmalı.
Eren Bülbül’ün annesi, ilk gün “oğlumu çatışma bölgesine neden götürdünüz?” diyerek gerçeği sormaktan geri durmamıştı. Şimdi ise bağrına taş basarak başka annelerin ağlamaması için barıştan taraf oluyor. Çok değerli ve erdemli bir duruş bu yaptığı.
1 Mayıs’ın ardından DİSK ve KESK yönetimlerine sözümüzdür
19 Mart’la beraber halkın yoğun katılım gösterdiği eylemliliklerde ortaya çıkan ortak hareket etme kültürünü zayıflatmamak için geçtiğimiz yıl aldığımız ayrı 1 Mayıs mitingi düzenleme kararımızdan vazgeçerek DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin inisiyatifiyle gerçekleştirilen 1 Mayıs mitinglerine katılma kararı aldık.
Tertip heyeti ve DİSK Genel Merkezi’nin rahatsız olduğumuz başlıklarda titiz olunacağına ilişkin samimi yaklaşımları bu kararı almamızı kolaylaştırdı ve Partimiz, Türkiye’nin birçok yerinde 1 Mayıslara büyük bir kitleyi, disiplin, coşku ve kararlılıkla taşıdı.
Ancak geçmişte rahatsız olduğumuz ne varsa bu yıl da fazlasıyla yaşandı. CHP ve DEM yöneticileri Kadıköy’de sahneye çıktı, Ekrem İmamoğlu ve Selahattin Demirtaş’ın mesajları okundu, bazı kentlerde CHP otobüsleri kürsü olarak kullanıldı. Yine her yıl olduğu gibi bütün kortejler alana girmeden miting başlatıldı.
Bu koşullarda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 1 Mayısları düzenleme iddiasından artık vazgeçmeli, CHP ve DEM yöneticileri diledikleri gibi hareket ettikleri mitinglerin hukuki ve siyasi sorumluluğunu da üstlenmeli, sendika ve kitle örgütlerini daha fazla yıpratmamalıdırlar.
TKP ise düzen partilerinin şov alanına çevirdiği mitingler için bir daha üyelerini, dostlarını seferber etmeyecek, emekçilere çağrı yapmayacak ve işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününü anlamına uygun bir içerikle değerlendirecektir.
@diskinsesi@KESK1995@eczozgurozel
Özellikle son bölüm çok enteresan: şahıs "hakkında devam eden adli davalarının bulunduğu" anlaşılmış. Bu bilgi niye eklenmiş? Biri hakkında herhangi bir nedenle geçmişte dava(lar) açılmışsa o kişinin insan onuruna yok saymak, vücut bütünlüğüne saldırmak meşru hale mi geliyor?
Şişli’deki toplanma alanında yapılan inşaatın, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın görev süresince defalarca durdurulduğu fakat tutukluluk kararı sonrası atanan kayyumun inşaatı yeniden başlattığı öğrenildi.
Selçuk Kozağaçlı, hem kurul kararıyla hem de infaz hakimliği kararıyla koşullu salıverilmeye uygun olduğu için tahliye edildi.
Ancak infaz hakimliğinin bu kararına itiraz ediliyor ve normalde incelemeyi ağır ceza mahkemesi yapması gerekirken başka bir infaz hakimliği kararıyla koşullu salıverilmesi geri alınıyor.
İşlediği iddia edilen suç tipi, cezaevinde geçirdiği süre boyunca iyi halli olması gibi tüm şartları taşımasına rağmen, itiraz incelemesini de yetkili olmayan hakimliğe yaptırarak tutuklama kararı verilmesi rezalettir.
İşte düşman hukuku tam olarak budur.
Görüntüler depremin vurduğu Hatay’dan, bugüne ait…
Samandağ Mağaracık’ta “acele kamulaştırma” kararı ile köy sakinlerinin tapulu arazilerine el konuluyor. İnsanlar narenciyelerine, zeytin ağaçlarına, suyuna toprağına sahip çıkmak için kepçelerin önlerine yatıyorlar.
Jandarma genç yaşlı demeden müdahale ediyor; fenalaşanlar, baygınlık geçirenler, yaralananlar, hastaneye kaldırılanlar var.
Depremin üzerinden 800 gün geçmesine rağmen Hataylıların çilesi de mücadelesi de bitmiş değil.
Video: @gulnursaydam