Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nin ülkemiz, milletimiz ve sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, yapılacak değerlendirmelerin hepimiz için ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum.
2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planımızın hazırlanmasında emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.
Planımızın ülkemize, milletimize, sektörlerimize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Eylem planımız “Fark Et”, “İstifade Et”, “Üret” ve “Yönet” olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi.
Eylem planımız doğrultusunda Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı’nı başlatacağız.
81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz.
10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştireceğiz.
Sağlık, tarım, savunma ve e-ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız.
2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız.
Kamu yatırım programlarımızdan yapay zekâ projelerine en az %2 pay ayıracağız.
Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkânı sunan yapay zekâ büyüme bölgeleri kuracağız.
Veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz.
İstanbul’u yapay zekâ alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız.
Teknolojide elde ettiğimiz kazanımlar, buz dağının sadece görünen yüzüdür.
Yapay zekânın sunduğu fırsatları değerlendirerek Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız.
Müellifi olduğu eserlerle, edebiyatımıza kazandırdığı tercümelerle, ilim ve düşünce dünyamıza yaptığı eşsiz katkılarla gönüllerde müstesna bir yere sahip olan kıymetli mütefekkir Cemil Meriç’i vefatının 39’uncu yılında rahmetle yâd ediyorum.
CHP’de olan biteni medyamız o kadar süslü ifadelerle anlatıyor ki!! Etkilenmemek mümkün değil..
CHP’de strateji savaşları!!!
Neyin stratejisi kardeşim?
Ne yapıyorlar tam olarak?
İnsanlığın kaderini değiştirecek bir buluşa imza atmaya mı hazırlanıyorlar?
Siyaset biliminde çığır açacak bir kuram-tez mi geliştirmişler?
Ya da siyaset tarihine geçecek bir hamle mi yapacaklar?
Altı-üstü koltuk kavgası yapıyorlar…
Bu kadar önem atfetmeye, dünyanın ve Türkiye’nin tek meselesi gibi anlatmaya, konuşmaya gerek yok…
CHP’nin Grup Başkanvekilinin kim olacağıyla ismi geçenler ve bunu konuşanlar dışında kimsenin ilgilendiği yok.
Bıktık bu CHP magazininden.
- Tavukçulara geçen yıl Ramazan öncesi fahiş zam yapmayın, en fazla %5-10 yapın dendi
- Üreticiler kartel oluşturdu, devlete “Biz sektörü domine ediyoruz” dediler
- Uyarılara rağmen fiyatları fahiş artırdılar (Ocak’ta 140 TL olan kanat ızgara Haziran’da 514 TL oldu)
- Üretimlerini kısarak iç piyasaya darbe vurdular
- Cumhurbaşkanı talimatı var, iş burada bitmeyecek
- Aracılara ve marketlere de uzanabilir
Millet işi gücü bıraktı, aksiyon filmi izler gibi her gün CHP’yi izliyor.
Siyasi parti değil, sanki dövüş kulübü…
Herkes bir başkasına yumruk atmanın, bir başkasına çelme takmanın peşinde.
Herkes bir ucundan tutmuş, Gazi Mustafa Kemal’in partisini oradan oraya çekiştiriyor.
Hatta bazıları çıkmış, sırf kaybettikleri koltuklarını korumak için topyekûn ayaklanmadan bahsediyor.
Hırsları boylarını aşan bu şahsiyetlere sormak lazım:
Hayırdır? Siz milletvekili misiniz, yoksa militan mısınız?
Ne zamandan beri anarşi, muhalefetin politika aracı haline geldi?
Ne zamandan beri sokakları karıştırmak siyaset oldu, hak arama oldu?
Kimse kusura bakmasın, hangi bahaneyle olursa olsun bu aziz milletin huzuruna kastedilmesine biz müsaade etmeyiz.
Kayyum atanan tavuk firmalarının neredeyse tamamı Ak Partili,
Hatta bir tanesi 2 dönem Ak Parti vekilliği yaptı, şuan Parti MKYK’sında :)
Fakat muhalif bir çok firmaya dokunulmadı çünkü fiyat politikalarında bir anormallik yok.
Yani arkadaşlar bu operasyon siyasi değil, kumpas da değil,
Devletin mesajı net: “kim olursan ol, iktidar vekili de olsan, kadı da olsan alırım”
Bölgemiz ve dünyamız, belki de İkinci Cihan Harbi sonrasındaki en kritik günlerini yaşıyor.
İktidar ve ittifak olarak hem Türkiye’yi çevremizdeki ateş çukurundan uzakta tutmaya hem de hizmet ve eser siyasetimizi sürdürmeye çalışıyoruz.
Terörsüz Türkiye sürecimizle ise ülkemizin yarım asırlık bir sorununu kalıcı biçimde çözmenin gayretindeyiz.
Terörün karanlık gölgesini önce ülkemizin, sonra bölgemizin üzerinden tamamen kaldırmak istiyoruz.
Bu hedefe giden yolda şimdiye kadar çok önemli mesafe katettik, inşallah tempomuzu biraz daha artıracağız.
Bizim tek bir derdimiz vardır, o da 86 milyonun huzuru ve güvenliğidir.
Bizim tek bir hedefimiz vardır, o da Türkiye Yüzyılı’nın inşasıdır.
Bizim tek bir arzumuz vardır, o da milletimizin hayır duasına mazhar olmaktır.
Yarın LGS sınavına girecek genç kardeşlerime kalpten başarılar diliyorum.
Sınavın gözümüzün nuru evlatlarımıza, değerli ailelerine, tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.
Rabb’im zihin açıklığı versin.
Sadece Türk-İslam mimarisinin değil, dünya mimarisinin de en estetik eserlerinden biri olan Selimiye Camii’ni aslına uygun şekilde restore ederek hamdolsun bugün yeniden ibadete açtık.
Dört yıl süren restorasyon sürecimiz, Selimiye’nin 450 yıllık mazisindeki en kapsamlı onarım çalışması oldu.
Kalem işlerinden taş dokusuna, iç mekân düzenlemelerinden çevre ihyasına kadar her adımda eserin aslına sadık kalınması esas alındı.
Yapıya zarar veren eski çimentolu uygulamalar temizlenirken ana kubbe, minareler ve statik sistemlerin tamamında güçlendirmeler yapıldı.
Cümle kapısından müezzin mahfiline, mihrap çinilerinden ahşap doğramalarına kadar tabiri caizse dokunulmadık, restore edilmedik, temizlenmedik, güçlendirilmedik tek bir nokta dahi bırakmadık.
Balkan Savaşları sırasında Bulgar kuvvetlerinin ateşi sonucu gülle isabet eden ve cami cephesinde iz bırakan bölüme ise özellikle dokunmadık.
Bu topraklarda verdiğimiz zorlu mücadelelerin canlı şahidi olarak o izi aynen muhafaza ettik.
Yaklaşık 450 milyon liraya mal olan restorasyon çalışmasıyla Selimiye’ye Allah’ın izniyle bir yüz sene daha kazandırdığımıza inanıyoruz.
Vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine adil, güvenli ve makul koşullarda ulaşabilmesi ile tüketici haklarının korunması, en hassas olduğumuz konuların başında gelmektedir. Adalet, İçişleri, Ticaret ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız bu hedef doğrultusunda koordinasyon ve eşgüdüm içinde hareket etmektedir.
Beyaz et sektöründe piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açtığı değerlendirilen eylemlere yönelik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde 8 ilde eş zamanlı adli operasyon gerçekleştirilmiştir.
Milletimizin temel gıda tedarik zincirinin kesintiye uğramaması ve ticari faaliyetlerin hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla soruşturma kapsamındaki 13 şirkete denetim kayyımı atanmıştır.
Yürütülen soruşturma kapsamında; serbest rekabet ortamını ihlal ederek fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen 32 şüpheli hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulanmıştır.
Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde; vatandaşlarımızın ekonomik haklarını zedeleyen, piyasa düzenini bozmaya teşebbüs eden ve haksız kazanç sağlamaya yönelik hiçbir usulsüzlüğe müsamaha gösterilmeyecektir.
Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonları gerçekleştiren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze ve bu süreçteki değerli katkılarından ötürü Rekabet Kurumu, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Genel Müdürlüğü ile MASAK yetkililerine teşekkür ediyorum.
Kızılay, bu milletin yüz akıdır; Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır; Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır.
Bugün tevdi ettiğimiz Kızılay Ödülleri’nin sahiplerini tek tek tebrik ediyor; dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
“Herkes İçin Esenlik ve Güvenli Yaşam” vizyonuyla fedakârane bir ruhla çalışan Kızılayımızın her bir mensubuna selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Kızılayımıza canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de Kızılayımız, bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı.
7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptı, aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti.
Ateşkes sonrası başlattığı Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psikososyal destek faaliyetleri ifa ediyor.
Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor.
Gazze’nin yanı sıra, siyonist barbarlığın hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır.
Geçtiğimiz sene 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışı ile yeni bir rekora imza atan Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor.
Bugün temelini attığımız Çubuk ilçemizdeki 130 bin metrekare alana sahip Protürk fabrikası da bunlardan biridir.
Protürk projesi ile kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz.
Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız.
Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz.
Ülkemiz ve milletimiz için şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyor; projede emeği geçen tüm kardeşlerimi ayrı ayrı kutluyorum.