This is free advice from an expensive psychologist. If you’re an anxious person, do everything for fun. Go to a job interview for fun. Submit documents for fun. Start a blog for fun. Anxiety feeds on importance. Don’t make everything a matter of life and death.
as i get older i realize the biggest epidemic is dudes with no real identity
if running gets cool they become runners. if tattoos get cool they cover themselves in tattoos. if being sober trends they become born again monks, mullet, coffee snob, golfer, carnivore, cowboy, whatever the algorithm tells them
whole personality built out of social contagion
thats why these dudes get smoked at everything. everyone can smell the fraud
no weight behind anything they do because none of it came from their soul. just trend hopping
be something real even if its ugly
Winston Churchill depresyonuyla tuğla örerek mücadele etti. Kent’teki kır evinde saatlerce tuğla dizdi. Hatta tuğlacılar birliğine katıldı. 1921’de bunun neden işe yaradığını yazdı. Psikolojinin bunu kavraması ise 75 yıl sürdü.
Depresyonuna “Kara Köpek” diyordu. Onu yıllarca takip etti. Buna karşı geliştirdiği yöntem son derece basitti: saatler boyunca tuğla üstüne tuğla koymak.
Churchill, bu yaklaşımını The Strand Magazine için yazdığı uzun bir yazıda anlattı. Geçimini düşünerek sağlayan insanların, yorgun bir zihni sadece dinlendirerek düzeltemeyeceğini yazdı. Kendilerinin farklı bir yönünü kullanmaları gerekir: gözleri ve elleri hareket ettiren tarafı. Ahşap işleri, kimya, ciltçilik, tuğla örme, resim… Zihnin tek başına çözemeyeceği bir probleme bedeni dahil eden her şey.
Modern psikoloji buna “davranışsal aktivasyon” diyor. Depresyon tedavisinde en çok araştırılan yöntemlerden biri. Depresyon bir davranış tuzağı kurar: kötü hissedersin, bir şey yapmazsın; daha az yapmak, iyi hissedecek daha az şey demektir. Daha kötü hissetmek, daha da az yapmana yol açar. Döngü sıkışır.
Davranışsal aktivasyon bu döngüyü eylem tarafından kırar. İstemesen bile önce eylemi planlarsın. Yapmak küçük ödüller üretir: bir duvar düzleşir, bir tablo tamamlanır, dağınık bir oda toparlanır. Bu küçük ödüller zamanla beyni yeniden şekillendirir. Önce eylem gelir, his ardından gelir.
2006’da University of Washington araştırmacıları bunu test etti. Majör depresyonu olan 241 yetişkini inceleyerek üç yöntemi karşılaştırdılar: davranışsal aktivasyon, konuşma terapisi ve antidepresanlar. En ağır depresyondaki kişilerde davranışsal aktivasyon, ilaçlar kadar etkiliydi ve konuşma terapisini geride bıraktı. 2014’te 26 çalışmada 1.500’den fazla kişi üzerinde yapılan bir inceleme de bunu doğruladı.
Tuğla örme gibi fiziksel işler ek bir etki yaratır: ruminasyonu, yani zihni kemiren döngüsel düşünceleri bastırır. Bu iş iki eli de meşgul eder ve her tuğlada geri bildirim verir: düzgün ya da eğri. Bir saat sonra ortaya çıkan duvar nettir. Zihinsel geviş getirmeye yer kalmaz.
“Depresyon hareket eden hedefi sevmez” sözü şiir gibi durur. Bilimsel karşılığı daha nettir: depresyon, başka bir işle meşgul olan beyni sevmez.