Fenerbahçe kongresinde; dünya yıldızları vadeden, servetini ortaya koyan iddialı aday Safi’nin karşısında, hiçbir vaatte bulunmayan ve sayısız faulü bulunan Aziz Yıldırım’ın kazanabilmesinin; üstelik taraftar çoğunluğunun desteklediği bir adayın ilk kez kaybetmesinin sebepleri:
Bahsedilen durum, siyasal islamın bir propagandasıdır. Bunun yanında muhalefetinin bu aşırı agresifliğe karşı ne olursa olsun demokratik mücadelesi insanlara seçime kadar kasem kırılmasın dedirtiyor. Peki ya o gün çok geçse? Hepimiz kaynayan kazanın içindeki kurbağa mıyız?
Rasim Ozan Kütahyalı'yı her akşam kimlerin gözaltına alınacağına dair liste yayınlayan Cem Küçük gibilerinden ayıran ne? Yalnış kaynaktan bilgi almış olması mı? Yargı şunu, bunu yapacak demek suçsa bunu diyen hepsinin suç işlemiş olması gerekmez mi? Sadece tutturamamak mı suç?
Şöyle söyleyeyim ana muhalefet partisinin akp olduğunu ve üzerinden 10 sene geçen olayın gezi değil, 15 temmuz darbesi olduğunu düşünürsek çok güzel bir özeleştiri olmuş. Teşekkürler
Türkiye, son dönemde hem içerde hem dışarda yoğun dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadele vermektedir.
Ana muhalefet partisinde yaşanan iç çekişmeler ve bu süreçte kamuoyuna yansıyan iddialar dehşet vericidir. Ne yazık ki, bu kadar ciddi iddialar karşısında mahcubiyet duyması gerekenler, kamu vicdanına hesap vermek yerine, yalan ve iftira siyasetini sürdürmekte, “yavuz hırsız” misali algı operasyonlarına başvurmaktadır.
Ramazan-ı Şerif’in manevi ikliminde dahi kutsal değerlerimize yönelik alçak saldırılar, organize küfür kampanyaları, dinimize, milletimizin mukaddeslerine ve Cumhurbaşkanımıza yönelik son derece edep dışı söylemler, toplumumuzun huzurunu hedef almıştır. Bu söylemler sadece siyasi nezaketsizlik değil, aynı zamanda organize kötülüğün dışavurumudur.
Ana muhalefet kadrolarının sömürgeci zihniyeti çağrıştıran tutumlar içine girerek uluslararası odaklardan siyasi meşruiyet devşirme gayretleri ise ibret vericidir.
Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin ve yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların içerideki bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, bir siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir.
Kendilerini hâlâ vesayet Türkiye’sinin imtiyazlıları zanneden bu azgın azınlık bilmelidir ki Türkiye, birilerinin birtakım küresel güçlere sırtını dayayıp parmak sallayabileceği bir ülke değildir.
Bu ülkenin gerçek sahibi olan aziz milletimiz, bu oyunların farkındadır. Türkiye artık vesayet odaklarının, küresel güçlerin arka bahçesi değildir. Gücünü milli iradeden alan bir liderliğin öncülüğünde yoluna kararlılıkla devam etmektedir.
Neredeyse on yıldır değiştiğini, geliştiğini, helalleştiğini iddia edenlerin Gezi kalkışmasından bugüne bir arpa boyu yol alamadığı ortaya çıkmıştır.
Sürekli kendini tekrar eden bir faşizan tavrı içinden bir türlü atamayan bu zihniyet, çirkin bir üslup eşliğinde mahalle baskısı oluşturmaya, kendileriyle aynı görüşü paylaşmayanları sindirmeye çalışmaktadır.
Farklı görüşlere tahammül edemeyen, kendinden olmayanı yaftalayan, hatta tehdit eden bu faşizan anlayış, demokratik olgunlukla, birlikte yaşama kültürüyle asla bağdaşmaz.
Hiçbir sanatçımızın ve sektör emekçimizin de ideolojik temelli tehditlere, baskılara ve dışlanma girişimlerine karşı yalnız olmadığını belirtmek isterim.
İletişim ekosistemimizin güvenliğini sağlamak üzere attığımız her adımda sektörün haklarını savunmaya devam edeceğiz. Görüşünden ötürü birilerinin baskısıyla yer verilmedikleri her alanda biz olacak, onları yalnız bırakmayacağız.
Bir kez daha gerçek yüzü ortaya çıkan kifayetsiz muhterislere şunu söylüyoruz: Bu ülkede artık bu faşist söylemlerinizin, bu ayrımcı tutumlarınızın, bu kışkırtıcı, ötekileştirici dilinizin bir siyasal karşılığı kalmamıştır.
Siyasi rekabet, ilke ve vizyonla yapılır; tehdit ve sindirme ile değil.
Muhalif görüşlere sahip vatandaşlarımızın siyaset kurumuna yönelik talep ve beklentilerini, kendi şahsi çıkar hesaplarına adeta kurban eden; onların umutlarını bozuk para gibi harcayan müflis siyaset tüccarları ve onların kayığına binip sağa sola nizamat vermeye çalışan “kültürel hegemonya” bekçileri, ortaya koydukları bu faşist yaklaşımın sonuçlarıyla yüzleştiklerinde ne kadar büyük bir yanlışın içine sürüklendiklerini anlayacaklardır.
Türkiye kararlıdır, güçlüdür ve yoluna milletin iradesi ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devam etmektedir.
Susuz bir ağaç nasıl çevresine yapılan yolları bozup bizim yürünmez, kendisi için yaşanabilir hale getiriyorsa;
Biz de aynı şekilde çevremize kurdukları kapital yolları yıkıp, özgürlüğümü geri kazanacağız.
#BoykotaDevamEdiyoruz
İnsana saygısı olmayanın, şahsına hiç saygım olmaz. Belindeki silaha güvenen, güç zehirlenmesi yaşayanlar size de sıra gelecek.
“Utan, utan, utanmayan insan olur mu lan?
Altın bi' madalyon gibi taşınmalı vicdan.”
Saraçhane'de ayakkabı kulesiyle sonuçlanan polis saldırısının görüntüleri ortaya çıktı
📹Foto muhabir: Kemal Aslan (@kemal_aslan)
https://t.co/DATp8HrJAx