Danışman hocamız Doç. Dr. Emel Memiş, hukuksuz ve gayrimeşru uygulamalarla gözaltına alınmıştı. Bugün, yine aynı hukuksuzlukla birçok yurttaşımızla beraber tutuklandı. Haksızca tutuklanan hocamızın ve yurttaşlarımızın yanındayız.
NATO'ya karşı çıkmak suç değil, görevdir.
@ankahabera Emel Memiş gibi mükemmel bir akademisyen ve kadın dayanışmasının öncü ismine yandaş medya ve platformlarda "terör operasyonu" başlığı atılan haberlerle çamur atılmaya çalışılması başlı başına bir garabet. Elbette diğer Atatürkçü, vatansever insanlara da .
Ben de bir açıklama getiremiyorum. Emel Memiş bir tombalada torbadan tesadüfen çekilmiş gibi duruyor. Torbaya neden girdi acaba? Bu memlekette solcuyum deyip de, NATO’ya karşı olmayan var mıdır?
Emel Memiş hocayı üniversiteden tanırım. Benim de hocamdır, Mülkiye’nin sevilen iktisatçılarındandır. 2 hafta sonra NATO Zirvesi yapılacak diye insanları evlerinden toplamak da neyin nesi? Görülmüş şey mi? Bu ülkede sayısız kez böyle toplantılar yapıldı ama bunlar yapılmadı. Trump’ı mutlu göndermek için bunca olağanüstülüğe değer mi?
Ülkemiz için büyük bir değersiniz hocam. Kadın ve yaşlı yoksulluğu konusunda sizden çok şey öğrendim. Yanınızdayım, izinizdeyim. Sizi çok seviyoruz hocam. #EmelMemiş
Emel Memiş ve haksız bir biçimde gözaltına alınan herkesi serbest bırakın
Ankara'da NATO Zirvesi öncesinde düzenlenen operasyonlarda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş’in de gözaltına alındığı öğrenildi.
Bizler; 19 Mart 2025’te başlayan ve kamuoyunda İBB Davası olarak bilinen sürecin tutuklu kamu görevlileriyiz.
400 günü aşkın süredir çeşitli yazılı görsel medya organlarında türlü iftira, yalan, kara propaganda ve daha da önemlisi adil yargılanmayı etkileyecek açıklamalar ile karşı karşıya kaldık. Bizler, kamu görevlisi olmanın verdiği sorumlulukla; bize yöneltilen bu orantısız güce ve adeta düşmanlığa karşı bugüne kadar herhangi bir cevap vermedik.
Yargılamanın 40’ıncı gününde, yapılan her savunmada görülmektedir ki; hiçbir somut delile dayanmayan bu iddianame tek tek dökülmektedir.
Eğer gerçekten bu konuda merakı veya tereddütü olan varsa, kendilerini tarihe tanıklık etmek adına mahkeme salonuna davet ediyoruz.
Bizler devlet memurlarıyız. Bu dava ise siyasi saiklerle yürüyen bir davadır ve bu toplumun gönlünde çoktan mahkum edilmiştir.
Bu davayı olduğundan büyük, devasa boyutlarda göstermek için; liyakat, tecrübe ve emekleriyle Türkiye ve dünyaya model teşkil edecek, vizyoner ve halkın yararına projelerin altına imza atan bürokratların, seçilmiş belediye başkanımızın görevinin başında olmaması en basit ifadeyle halkımızın cezalandırılmasıdır.
Bu vesile ile bugüne kadar gerek tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza, bürokratlar olarak bizlere ve ailelerimize dayanışma duygularını göstererek bu haksız-hukuksuz yürütülen acımasız operasyonda yanımızda duran herkese, bize inanan ve güvenenlere, desteklerini korkmadan açıklayabilenlere, sahip çıkanlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Üstümüzde hiçbir koruma kalkanı yoktur. Her sorumlu kamu görevlisi gibi hukuk önünde hesap verebilir, yargılanabiliriz. Bizi yetiştiren ailelerimiz, üstümüzde emeği olan her bir insan ve Türkiye kamuoyu bilmelidir ki; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şerefli ve onurlu bürokratları olarak; ne geçmişimizi temizlemeye ne de arınmaya ihtiyacımız vardır.
Ülkenin siyasetinden yegane beklentisi; daha fazla özgürlük, daha fazla adalet, daha fazla demokrasi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi bürokratları olarak bugün tutsak da olsak, Türkiye’nin aydınlık, güzel günlerine olan inancımızla çalışmaya ve üretmeye devam ediyoruz.
Geleceğe dair umudumuzu asla kaybetmedik. Geçmişin karanlık hesaplarına da hapsolmayacağız.
Bugün Silivri’de tutsak İstanbul Büyükşehir Belediyesi bürokratları olarak biliyoruz ki yalnız değiliz. Bu yoksul ve onurlu ülkenin dört bir yanında bize tutunan vicdanlı yüreklere sözümüz, çocuklarımıza yeminimiz var.
Asla yılmayacağız, asla vazgeçmeyeceğiz!
TUTUKLU İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BÜROKRATLARI