Senin Allah be… versin. Rıdvan Dilmen ile sen şike sürecinin her adımında varsın. Sözde bir şey biliyorsun.
Aziz Yıldırım sütten çıkmış ak kaşık hemi!
Sen nasıl aynaya bakıyorsun?
Adamsan yazdıklarıma cevap ver, algı yapma.
““Kumpas” diyorsunuz ama kronolojiye bakınca ortaya çok büyük bir çelişki çıkıyor.
17/25 Aralık’tan sonra Türkiye’de FETÖ tartışmaları başlamışken;
12 Şubat 2014’te Aziz Yıldırım, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programında “Fethullah Gülen’e de operasyon yapılıyor” diyerek FETÖ liderini savunuyor.
Ardından 18 Haziran 2014’te, “kumpas” dediğiniz tape ve telefon kayıtlarını delil gösterip Trabzonspor’u UEFA’ya şikayet ediyorsunuz.
Yetmiyor, CAS süreçlerine kadar gidiyorsunuz.
Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının yeniden yargılanmasının yolunu açan ilk mütalaayı Abdullah Mirza Coşkun veriyor.
Aynı savcı daha sonra 13. ACM’de beraat mütalaası veriyor.
Sonrasında ise bu savcı FETÖ’den müebbetle yargılanıyor.
Şimdi soruyorum:
Madem her şey “kumpas”tı;
neden aynı “kumpas” belgelerini UEFA’ya taşıdınız?
Madem tape’ler sahteydi;
neden Trabzonspor’u o tape’lerle suçlamaya çalıştınız?
Madem FETÖ size operasyon yaptı;
neden FETÖ bağlantılı isimlerle aynı süreçte hukuki kazanımlar elde ettiniz?
Bir başka çelişki daha:
Aziz Yıldırım’ın kendi açıklamalarıyla Tahkim’e sokulduğu söylenen Osman Karakuş…
Sonradan “FETÖ yargı imamı” denilen bu isim, “Fenerbahçe şike yapmamıştır” kararının altında imzası olan kişilerden biri.
Bir taraftan “FETÖ bize kumpas kurdu” diyeceksiniz,
öte taraftan FETÖ bağlantılı olduğu söylenen isimlerin verdiği kararlarla özgürlüğünüze kavuşacaksınız…
Biraz gerçekçi olun.
Eğer bugün anlatıldığı gibi o yapılar hiç olmasaydı;
Aziz Yıldırım hakkında Yargıtay tarafından onanmış cezaların sonucu çok farklı olabilirdi.
Ortaya çıkan tablo şunu gösteriyor:
FETÖ söylemi yıllar sonra bir “tam koruma kalkanı”na dönüştürüldü.
Ama geçmişteki açıklamalar, başvurular, şikayetler ve hukuki süreçler bu anlatıyla büyük çelişiyor.
Trabzonspor’u “kumpas tape’leriyle” UEFA’ya şikayet edip,
sonra aynı tape’lere “tamamı FETÖ kumpası” demek…
İşte insanların sorguladığı iki yüzlülük tam olarak budur.
Ülkenin namuslu vatandaşlarının vergileriyle faaliyetlerini sürdüren bir üniversitede, o ülkenin vatanseverleri ve bayrağına taarruz edilmesini demokrasinin hiçbir tanımına sığdıramazsınız. Bu şahısların ne öğrenci olarak üniversitede, ne de vatandaş olarak bu ülkede yerleri yok.
Tekinsiz Yusuf, okullarda öğretmenler, öğrenciler katledilirken sesini çıkarmıyor. Ama söz konusu tarihi çarpıtmak olunca susmak bilmiyor.
“Kuran’ı yasakladılar”, “camileri ahır yaptılar” yalanlarını diline dolamış aklı sıra laikliğe, cumhuriyete savaş açıyor. Fesli Kadir’in talebesi, eğitimsizlik bakanından başka ne beklenebilir?
Cumhuriyetle Atatürkle derdi olanla derdimiz var. Buradayız beyler!
yıkılmaz sandığınız fildişinden kulelerinizi, ukala tavrınızı, kibrinizi, özgüveninizi, algınızı, hakeminizi, kalecinizi. hepsini mayıs arifesinde kasvetli bir trabzon akşamında bir avuç inanmış yürekle işte böyle sikip attık. inanmış bir şehrin baş kaldırısı. yüreğinize sağlık.
Hafta başından beri babasıyla çıktı konuştu, Trabzonspor’u küçümsedi, gidişini haklı göstermek için uğraşıyor ve tabiki tüm medya çanak tutuyor buna. Cumartesi günü küçücük bir şehir tüm Türkiyeye karşı olacak. Hem maç öncesinde hem sonrasında. Buna hazırlıklı olun
Montella'nın oyun tarzını beğenmek imkansız çünkü neredeyse 10 yıldır İngiltere'sinden Fransa'sına Arjantin'inden bilmem neyine kadar hepsi bu oyunu oynuyor. Mbappe'si Messi'si olan da bunu oynuyor. Ligde tuttuğunuz takım hücum oynuyor diye milli takımlar öyle oynamaz. Hiç mi maç izlemiyorsunuz anlamıyorum.
EURO'ya lider götürüp çeyrek oynattı, 24 yıl sonra Dünya Kupasına götürdü, FIFA sıralamasında ilk 25'e girdik, Uluslar Ligi'nde A Ligi'ne yükseldik. Hepsi Montella zamanında oldu.
Biri şansa, biri kaliteli kadroyla tamam. Hepsinde mi Montella bok gibiydi?
Ligimizde bize empoze edilen şu toksikliği milli takımımıza, hocaya ve çocuklarımıza yaşatmayalım lütfen beyler.
İyi jenerasyonun, güzel günlerin ve başarılarımızın tadını çıkaralım.
10 gündür maçlar olduğu için kendimi tuttum ancak artık tutamayacağım. EURO sonrasında da benzer bir çıkış yapmıştım.
Onun gözyaşı, bu renklere duyduğu sevginin, hissettiği büyük sorumluluğun en saf hali.
Birlikte yazdığımız bu hikaye, en güzel yerinden devam edecek ❤️💙
İlber Ortaylı'nın şubat ayında kaleme aldığı yazısından bir kesit:
"Pazar gecesi fenalaştım. Hasta bakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hepsi birden seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır."
Türk tarihçiliğinin önemli isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatından derin bir üzüntü duyduk.
Bilim ve kültür hayatımıza bıraktığı kıymetli mirasla daima saygıyla anılacak olan İlber Ortaylı’ya Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Nutuk’u 3. kez bitiriyorsan, Atatürk’ün tek siyasi görüşünün Türk milliyetçiliği olduğunu okumuşsundur. Pazar ekonomisini kabul etmeden liberal olunamayacağı gibi Türk milliyetçisi olunmadan da Atatürkçü olunamaz. Atatürk demek Türklük demektir, Türk devleti demektir.