Şehit öğretmenimiz Aybüke Yalçın, gencecik bir fidan, kocaman bir umutla düştü yollara...
“Öğretmen oldum ben!” diyen o sevinç dolu sesiyle Batman’ın Kozluk ilçesine sevgi taşımıştı.
9 yıl önce bugün, PKK’lı teröristler tarafından 22 yaşında şehit edildi.
Unutmadık, unutmayacağız!
Öğretmenimizin katillerini affetmeyeceğiz, barışmayacağız!
Bugün Samsun’un sokaklarında, hayatını çöpten kağıt ve geri dönüşüm malzemeleri toplayarak kazanmaya çalışan bir ablamızla birlikteydim. Sabahın erken saatlerinde başladık. Sokak sokak gezdik. Çöp konteynerlerinin başında durduk. Kağıt ayıkladık, karton taşıdık, yük çektik.
Bir günlüğüne onun hayatına misafir oldum.Ben yoruldum...Ama o yorulmaya hakkı yokmuş gibi devam etti.Bir kez daha anladım ki hayat bazen sahnelerde değil, sokak aralarında öğretiyor insana en büyük dersleri.Hepimizin yanından geçip gittiği insanlar var. Belki fark etmiyoruz ama bu ülkenin yükünü sessizce omuzlayan milyonlarca emekçi var.
Bugün topladığımız şey sadece kağıt değildi. Sabır topladık.Mücadele topladık.Hayata tutunma gücü topladık. Serpil Hanım bu ülkede her şeye rağmen emek veren, sabreden, şükreden, alın teri ile hayat mücadelesi veren insanlarımızdan yalnızca biri....
Ağrı’da görev yaparken şüpheli şekilde hayatını kaybeden İzmirli öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın, Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine yardım götürdüğü görüntüler ortaya çıktı.
Çok ağır, çok haksız, çok hukuksuz 15 ay yaşadık. Sevdiklerimizden, ailelerimizden ve sizlerden uzak.
15 ay sonunda inşallah konuşacağız. Anlatacak çok şeyimiz var.
Lo que estamos viendo en la pésima organización del Mundial por parte de Estados Unidos ya lo denunció el entrenador Marcelo Bielsa en la Copa América. Le abrieron expediente disciplinario. Vivimos tiempos en los que se persigue y castiga al que se atreve a decir la verdad.
A Turquia chega nessa Copa do Mundo com uma geração nova e muito interessante, mas destaco três jogadores:
- Arda Guler (2005): Teve sua melhor temporada no Real Madrid, com 6 Gols e 14 Assistências em 51 jogos. Se consolidou como um jogador importante no clube.
- Kenan Yildiz (2005): Vem de sua melhor temporada no profissional da Juventus com 11 Gols e 9 Assistências. em 47 jogos. É o maior destaque do clube italiano.
- Can Uzun (2005): No Frankfurt, teve 15 G/A (10G 5A) em 28 jogos na temporada; foi a melhor temporada dele no clube. Na partida contra a Macedônia, foi titular e marcou um gol e deu uma assistência.]
- Yilmaz (2000): Mais experiente do que os outros, porém vem de duas temporadas muito boas no Galatasaray. Nessa temporada teve 12 Gols e 14 Assistências em 49 jogos.
Olho neles! 👀🇹🇷
DUYUNCA ŞOK GEÇİRDİM .! 😳😳
Uyuşturucu çeteleri ile mücadele edeceğim diyen Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap gecikmedi .!
Erk Acarer resmen çok ağır bombardıman yapmış. 🚀🚀
“Uyuşturucu çetelerinin avukatı partinde , senin yanında .senin oğlun senin ipini çekmiş sen ne anlatıyorsun.! Evde CB adayı olsan kendi evinde kaybedersin!! ..”
@ErkAcarerTV
Saraçhane döneminde ilk tutuklandığında, kendisi kısa süreliğine de olsa koğuş arkadaşımdı. Yaşadıklarına ve ona yaşatılanlara onlarca genç kadın olarak bizzat şahit olduk.
Tahliye olmadan önceki gece, kendisiyle avukat görüş kabininde karşılaştım. Bizden önce tahliye olan öğrenciler için ne kadar mutlu olduğunu görmeniz gerekirdi.
Bizler çıktıktan sonra, ailesine ve avukatlarına dahi haber verilmeden sürgün edildi. Yaşadığı onca şeye rağmen, tek bir yalan ifadeye imza atmadı.
%94 engelli raporum olmasına rağmen, çalmadan çırpmadan kendi emeğimle bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Kendi alın terimle 100 bin takipçiye ulaştığım Instagram hesabımı kapattınız, bir aydır etkisinden çıkamadım. Yeni yeni tekrar paylaşım yapmaya başladım. Ne ekibim var ne de imkânım; buna rağmen mücadele ediyorum.
Ben hırsızlık yapmıyorum, kimsenin hakkını yemiyorum. Buna rağmen hasetlik, fesatlık ve çirkeflik peşindesiniz. Instagram hesabımı kapatmanız yetmezmiş gibi diğer platformlarda da hesaplarım spamlanıyor. Ne yaptım ben size? Tüm yaşadıklarıma rağmen hayatta kalmaya çalıştığımı göstermekten başka ne yaptım?
Art niyetli kim varsa bilsin ki ben ölmeden mücadeleyi bırakmayacağım.
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
Herkese günaydın, (akp işbirlikçisi kılıçdaroğlu ve avanesi hariç)
- Ekrem İmamoğlu 450
- Avukat Mehmet Pehlivan 356
- Selahattin Demirtaş 3507
- Hatay Milletvekili Can Atalay 1511
- Av. Selçuk Kozağaçlı 3131
- Tele1 Televizyon Kanalı 230
- Gazeteci Merdan Yanardağ 227
- Av. Atilla Özen 265
- CHP İstanbul İl Binası 276
- CHP Genel Merkez Binası 18
- CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat 509
- CHP’li Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık 450
- CHP’li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan 450
- CHP’li Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe 371
- CHP’li Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney 296
- CHP’li Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 371
- CHP’li Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin 384
- CHP’li Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı 330
- CHP’li Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu 265
- CHP’li Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün 371
- CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara 371
- CHP’li Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler 462
- CHP’li Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz 410
- CHP 24. Ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu 371
- CHP’li Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 349
- CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek 340
- CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan 99
- CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel 86
- CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey 68
- CHP Ankara İl Başkanı Dr. Ümit Erkol 57
- CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel 49
- CHP’li Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay 14
- CHP’li Buca Belediye Başkanı Görkem Duman 3
- Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Murat Ongun 450
- Ekrem İmamoğlu’nun Seçim Kampanyalarının Yöneticisi Necati Özkan 449
- Ekrem İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın 386
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 450
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in kardeşi Zafer Keleş 389
- İBB Medya A.Ş. Eski Genel Müdürü İpek Elif Atayman 450
- Hastaneye götürüleceği söylenerek ambulansla adliyeye götürülerek etkin pişmanlık ifadesi vermesi istenen İBB Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven 450
- İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker 450
- İBB Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık 450
- İBB Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay 378
- İBB Medya AŞ Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak 450
- İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce 450
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün 450
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay 450
- Üsküdar’daki kaçak kafeleri yıkarken saldırıya uğrayan İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten 450
- Dilek İmamoğlu’nun abisi 124
- Dilek İmamoğlu’nun 5 ve 8 yaşında iki çocuklu yeğeni Derya Dağdeviren ve eşi Murat Dağdeviren 30
- Özgür Özel’in yakın arkadaşı Demirhan Gözaçan 27
- Muhittin Böcek’in oğlu 294
- Osman Kavala 3142
- Tayfun Kahraman 1511
- Mine Özerden 1511
- Çiğdem Mater 1511
- Figen Yüksekdağ 3508
- 19 Mart operasyonunun birinci yılında Saraçhane'de gerçekleştirilen mitingin ardından arefe günü tutuklanan 2004 doğumlu Genç 85
- Hakkındaki soruşturmadan haberdar olduğu gibi yurt dışından gelmesine rağmen kaçma şüphesiyle tutuklanan Av. Sezin Uçar 58
- CHP Erzurum İl başkanı Safi Karayalçın 18
- CHP Erzurum Eski İl başkanı Suat Dülger 18
- CHP’li İBB Meclis Üyesi Kalender Özdemir 18
- CHP’li Etimesgut Belediyesi Meclis Üyesi Özkan Deniz 18
- CHP Karaman il disiplin kurulu üyesi İbrahim Şahin 18
- CHP Siverek ilçe başkanı Mehmet Ayıp Demirbüken 18
- CHP’li İBB Meclis Üyesi Metin Kaya 18
- CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın makam şoförü Gaffar Çiçek 18
Gündür, Adlarını bilmediğiniz 100’den fazla siyasetçi, belediye çalışanı, memuru, yetkilisi, görevlisi günlerdir, aylardır hapiste..
10 Haziran 2026
🚨İngiliz The Guardian Gazetesi, Abdülkerim Bardakçı’yı manşete taşıdı:
“Bu kadar büyük bir yeteneğin yıllarca gizli kalması ve dünyada ismini duyurmamış olması anlaşılır değil. Yıllarca küçük takımlarda oynadıktan sonra Galatasaray ona hayatının fırsatını verdi ve kendini gösterdi. Şimdi tüm dünyanın tanıdığı başarılı bir isim haline geldi. Özgüveni çok yüksek ve iri olmasına rağmen çok teknik. Dünya Kupası’nda kaptanlardan, daha da iyi yerlere geleceği tartışılmaz bir gerçek.”
Çıplak arama insanlık suçudur.
Fatoş Pınar Türker’in bugün mahkemede anlattıkları soruşturulmayacak mı?
Hüküm giymemiş, hakkında somut hiçbir delil olmadan aylardır tutuklu yargılanan onlarca insanın tehdit edildiği, baskı altına alınmaya çalışıldığı yönündeki iddiaların üzerine gidilmeyecek mi?
Bir daha bana ajan diyene mahkemeye vereceğim. 1974'ten beri burada yaşıyorum. Ailemle arkadaşlarımla sessiz sakin ve huzurlu bir hayatım var. Ülkeyi aşağılıyorlar, bir yabancı burada yaşamayı seçiyorsa sevgiden olamaz illa da ajan olmalı!
Fatoş Pınar Türker, tutuklandıktan sonra savcının yeniden ifadesini almak için çağırdığını söyledi. Türker, avukatları olmadan ifade vermek istemediğini söylemesi üzerine İBB dosyası savcısının, “Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin. Artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını” dediğini anlattı.
Türker, şunları söyledi:
“Savcı dedi ki:
‘Ya Fatoş, şimdi anlarsın.’
Böyle karşımda durdu.
‘Ben sana ne dedim?’ dedi. ‘Ben sana ne dedim?’
‘Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamların sana kumpas kuracağını söylemedim mi? Niye konuşmadın sen?’ dedi.
‘Verecektin ifadeni, gidecektin’ dedi.
Ben de dedim ki:
‘Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.’
‘Bak şimdi’ dedi. ‘Sen git, eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan’dan araba göndereceğim. Geleceksin burada bana ifadeni vereceksin. Buradan da çocuklarına gidersin.’
Ben de dedim ki:
‘Savcım, yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız veririm. Bir avukatıma sorayım.’
Şimdi karşındaki savcı. ‘Yok efendim’ diyecek hâlim yok. Ben de bilmiyorum hakikaten. İlk kez tutuklanmışız.
‘Tamam’ dedim. ‘Ben avukatıma bir danışayım.’
Böyle yaptı.
‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi.
‘Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi.
‘Sen bekârsın değil mi?’ dedi.
‘Evet.’
‘Velayetleri de sende?’
‘Evet.’
‘Senin çocukların reşit de değil mi?’
‘Değil’ dedim.
‘E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denilir mi?
Sonra dedi ki:
‘Sen bakıyordun değil mi?’
‘Evet.’
‘Bak’ dedi, ‘mal varlığına tedbir için karar var benim elimde.’
‘Ama ben’ dedi, ‘28 mahkeme gününe saygı için ne kadarsa süre, o kadar bekletiyorum.’"
‘Savcım, bunu…’ dedim.
‘Ve o gün tebliğ edilir’ dedi.
‘Ya bana gelir konuşursun ya da…’”