6 Şubat depremlerinde Ezgi Apartmanı’nda yakınlarını kaybeden Nurgül Göksu:
"Ben enkazın başında delil nöbeti tutarken bu yan taraftaki Firuz Apartmanı’nı yıkmak için üç kere geldiler. Diyorum ki 'Maraş’ta binlerce bina yıkıldı, git başka bir yeri yık'. Bana ‘Talimat verildi. Ben bu binayı yıkacağım’ diyor. Niye yıkacak biliyor musunuz? Çünkü orayı yıksa ben oradaki delilleri bulamayacağım. Üzerinden zaman geçecek. Ben unutacağım. Üstü kapatılacak, bu şekilde gidilecekti. Ben o enkazda boş yere delil nöbeti tutmadım. Onlar o delilleri karartmak için boşa mücadele etmediler"
@nurbetularas ile Direnç Hikâyeleri ➡️ https://t.co/GN8niQCOgT
• Kolon kesip 35 kişinin ölümüne neden oldular.
• Aylarca firar edip, eski bir AKP milletvekilinin damadına ait lüks villada saklandılar.
• Mahkemede kendilerini "Cumhurbaşkanımız geldi, dondurma kestirdik" diyerek savundular.
• Ve bugün sadece 6 yıl 8 ay ceza alıp tahliye edildiler!
Siyasi bağlantıların ve inşaat rantının insan hayatından daha değerli olduğu bir düzenin tam özeti.
Geriye ise feryadından utanmadıkları bir anne kaldı. AKP’nin düzeni budur!
Sevgili dostlar, henüz verilen tahliye kararının şokunu atlatamadım fakat ezgi apartmanı suçlularını aklar tarzda haberler görüyorum.Bugüne kadar belgesiz delilsiz hiçbirşey paylaşmadım. Ezgi apartmanı için haber yapmak isteyenler “teyit ve belge için” bu dosyanın mağduru ve en sıkı takipçisi olarak bana ulaşabilirler, beni muhatap kabul etmiyorlarsa profilimi incelemeleri bile yeterli. Bana ya da herhangi bir mağdura ulaşmadan ,suçluların ağzıyla ve eksik belgelerle haber yapanların niyetinden şüphe etmemek elde değil.
Suçlular “güç ve para” sahibiyse ,onlara karşı adalet arayan insanların ,sistematik ve örgütlü bir kötülüğe maruz kaldığını biliyorsunuz.Bunu bugünlerde açılan faili meçhul dosyalarından da görebiliyoruz.Bu vesileyle “çözülmeye başlayan faili meçhul dosyaların hepimize umut verdiğini “ söylemek istiyorum.Deprem davaları için de aynı ilgiyi ve çözüm iradesini görmek istiyoruz buna çok ihtiyacımız var ,çok yıprandık çok.
Sizlere yavrularımın davasını emanet ediyorum ,beni yalnız bırakmayın çünkü dik durmaya çalışsam da çoook yorgun hissediyorum kendimi.
Torunumun doğumu yaklaşmıştı ,oğlumla gelinim bebek için ufak tefek alışverişler yapıyordu.Bu bebek bakım kitini almışlar ve fotoğrafını da bana atmışlardı,nasıl heyecanlıydı oğlum.Bu saç fırçasını bir kez bile kullanamadılar biliyor musunuz ,çünkü torunum Asude’min saçı pek yoktu.Asude büyüyecekti saçları uzayacaktı, babaannesi onu öpmeye kıyamadığı için saçlarından koklayarak sevecekti..Adalet istiyorum, suçluların en ağır cezaları aldığı o günü görmek istiyorum artık!
6 Temmuz pazartesi günü Evlatlarımı kaybettiğim Ezgi Apt duruşması var ve yine instagram hesabım kapatıldı, takip edenler bilir; ben bu durumu her duruşma öncesi yaşıyorum.Özellikle duruşma zamanı hesabımı şikayet edip kapatıyorlar ki sesim duyulmasın.Lütfen gönderilerimi instagram hikayelerinizde paylaşın,biliyorum birçoğunuz instagramı daha pozitif konular için kullanıyor fakat ne yazık ki hayat bazılarımıza pek pozitif davranmıyor.Destek olan herkese çok teşekkür ederim.
Bir takipçim yapay zeka ile Asude’nin büyümüş halini yapmış.Ah kuzularım sadece ömrünüzü değil neler çaldılar bizden; tüm mutlu günlerimizi ,bayramlarımızı ,kutlamalarımızı çaldılar.Yaşasaydınız Asude’ye sevdiği yemekleri yapardım, sevdiği renkte kıyafetler alırdım ama bilmiyorum süt kuzum ne severdi.Süt dişleri bile çıkmadan kıydılar Asude’me,bir adım bile atamadan kanatlandı melek oldu.Geride ben kaldım,tarifsiz acılar ve adalet mücadelesiyle.. Allahım bana güç ver.
Depremin üzerinden neredeyse 3 yıl geçti,evlat hasreti ve adalet mücadelesi ile bugünlere geldik.Benim acım hiç kimsenin acısından üstün değildi, binlerce insanımız hayatını kaybetti Fakat Ezgi apartmanı göz göre yıkıldı, kesilen kolon,kiriş perde betonlar depremden 2 yıl önce şikayet edilmişti, resmi dilekçe ,fotoğraflar ve şahitler vardı. Ben bu adalet mücadelesine ; bu delillere ve “masum evlatlarımın ahına “güvenerek çıktım.Günlerce evlatlarımın cenazesini aldığım enkazda nöbet tuttum, hiç bir zaman hukuk dışı şeylere bel bağlamadım, çok şey duydum dinledim ama delil olmadan hiçbirşey paylaşmadım. Firariler kaçarken de “3 gün sonra basın açıklaması yapacağız” diyerek çeşitli yerel sayfalardan hedef şaşırtarak kaçmışlardı. Ve şimdi operasyonla yakalandıklarında da yine aynı yola başvurdular; teslim olmuşlar gibi haber yaptırıyorlar ve işin acı tarafı buna alet olmaya dünden razı kişiler var! Firariler operasyonla yakalandı fakat adalet mücadelemiz bitmedi. Ezgi apartmanı neden yıkıldı hepiniz biliyorsunuz! Kolon kiriş perde beton kesmek binanın yıkımına sebep olur ,hepimiz bunu yaşayarak en acı şekilde gördük! Yakalandıkları gibi en ağır cezayı almaları için adalet mücadelesi vermeye devam edeceğim,evlatlarıma verdiğim sözü tutmak için mücadelemden asla vazgeçmeyeceğim.
Firarilerin durumunu bana soruyorusunuz , mahkeme tutuklama kararı verecek mi bekliyoruz . Benim evlatlarım 3 yıldır toprak altında bu şahıslar bir gün bile tutuklu kalmadı. Şimdi öğreniyorum ki Ankara’da villalarında yakalanmışlar, yüreğim yanıyor, bizler uyku uyuyamazken bunlar lüks hayatlarından geri kalmamışlar. Ne diyeyim yazıklar olsun!
Söz vermişlerdi depremden sonra ;”ucu kime dokunursa dokunsun ,deprem suçluları en ağır cezayı alacak “diye . Bırakın cezayı hepsi ödüllendiriliyor.Ben yavrularımın hasreti ile yanarken bunlar kamu eliyle para kazanmaya devam ediyor.
Yazıklar olsun, diyecek bir söz bulamıyorum. Neredeyse depremde hayatını kaybedenleri suçlayacaklar. Evlatlarımın adaleti sağlanana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğim. Ismarlama raporlarla adaletten kurtulamayacaklar."
Kolon kesen firariler,firariyken hakkımda saçma sebeplerle suç duyurusunda bulundu,ben gidip ifade verdim. Adliye ve emniyet ;Mağdurları yargılamak için mi çalışıyor? Firariler söz konusu olunca neden etkili bir arama ve yakalama göremiyoruz?
Bir bebek düşünün enkaz altında annesinin kollarında ağlayan, büyük olasılıkla gelinim ve oğlum ;torunum Asude’den daha önce vefat ettiler.Bu detay beni kahrediyor hangisi önce hangisi sonra kimbilir neler yaşadılar enkaz altında.
Ezgi apartmanı enkazında bebek ağlama sesi duyduklarını söyleyen çok kişi oldu,özellikle yan apartmandan komşular bunu söyleyince “Torunum Asude’nin sesidir” dedik, çünkü evlatlarımın bedeni yan apartmanın kolonlarının altında bulundu.Ağlamış süt kuzum,ağlaya ağlaya melek olmuş.
Torunum Asude’nin sesini duymayanlar şimdi de bizim sesimizi duymuyor, firariler neden hala yakalanmıyor,daha kaç yıl geçmesi gerek?
Dün gibi aklımda; CAN’ımın okula ilk başladığı gün..Anneannesi ile tuttuk ellerinden okula götürdük, Onu çok seven Türkan öğretmeni ile tanıştık, sınıf arkadaşları ile tanışma kaynaşma derken artık ayrılma zamanı gelmişti. Oğluma baktım, o kara gözleri doldu ağladı ağlayacak, “Buradayız kapının önündeyiz korkma Canom” dedim. Dışarı çıktık,pencereden kollarını uzatarak “Beni burada bırakmayın,ben bugüne kadar sizden hiç ayrı kalmadım ki “diye ağlıyordu ,kuzum.
Biz de senden hiç ayrı kalmamıştık ,şimdi nasıl dayanıyoruz yokluğuna bilmiyorum canım oğlum.
Tam iki yıl önce bugün Asude’nin enkazdan çıkarılmasını bekliyordum.Arama kurtarmadaki ekipler; “ Bebekler dayanıklı olur,günlerce dayanabilir enkaz altında demişlerdi” . Bir ümit ve tarifsiz bir sızı doldu yüreğime, 8 gün olmuştu evlatlarım büyük ihtimalle yaşamıyordu ama torunum Asude için bekliyordum. Ekiplere dönüp dönüp “ ne olursunuz kepçeye dikkat edin, Asude çok küçük, kolu bacağı kopmasın “ diye yalvarıyordum. Çocuklarımı tek tek kepçe ile çıkardılar , soğuk betonun üzerine bıraktılar ,Elimde Asude için getirdiğim bebek battaniyesi öylece kaldım .Üşüdü kuzularım,saramadım ısıtamadım;dondular, yetişemedik..