Bu Viyana Anahtarı neyin nesi, ben n’apıyorum onu anlattım. Çünkü vaziyet karışık biraz; turist rehberiyim, Viyana’ya gelenlerle zata mahsus program yapıp dolaşıyoruz. Ama bir de Viyana’da yaşayanlarla sokakları, müzeleri geziyoruz. Şehir hikâyelerini Türkçe anlatıyorum. #viyana
Elmalı Strudel Viyana’nın en meşhur tatlısı ve hikâyesi Osmanlı’ya dayanıyor! Yufkası, Macaristan’dan yola çıkıp buraya varmış. Adı da, eskiden salyangoz gibi sarıldığından strudel -su burgacı. Bir yemek kitabında adının ilk anılışı 1696’da. Peynirle yapılanın adı Topfenstrudel.
Düşes Adèle d'Affry ressam ve heykeltıraş, hatta Sisi’nin bir büstünü de yapmış. Eserlerini erkek adıyla imzalıyormuş. Sebep, kadın sanatçılara yönelik önyargılardan kurtulmakmış. Portreyi yapan Gustave Courbert, Leopold Müzesindeki retrospektifi bitmek üzere… #viyana#kadın
Klimt bu aileyle yakındı, genç Egon Schiele maddi zorluklarını aşsın diye onlarla tanıştırdı. Nitekim Schiele’nin kirasını ödeyebilmek için, çizim satın almalarını öneren bir mektubu bile var.
Support from patrons like the Lederers allowed Klimt to be as rebellious as he wanted. His Portrait of Serena Lederer (1899) honors her with luminous, floral patterning—blending portraiture with the decorative boldness of the new Secession age. #artbots#klimt
Evliya Çelebi Viyana’da gördüğü vantilatörü tarif ediyor:
“Diğer bir sanatlı iş, gene demirden dört ayak üzerinde çarkları var ve türlü türlü kuş kanatlarından sanki yelpazeye benzer. Bazıları kanal değildir. Tirşe deriden, yahut güderiden yelpazelerdir. Hemen bunun çarklarını kurup şiddetli sıcakta yanına koysan o döndükçe oda içinde rüzgârdan oturulmayıp belki kürk giymek iktıza eder. Bir çarklı, sanatlı yelpazedir.”
Bazı sanat eserleri vardır; teknik açıdan olağanüstü değillerdir, dönemlerinin en büyük yeniliklerini de getirmezler, hatta aynı sanatçının başka eserleri kadar karmaşık bile olmayabilirler. Buna rağmen milyonlarca insanın zihnine kazınırlar. Kartpostallarda, posterlerde, telefon kılıflarında, kahve kupalarında, müze mağazalarında ve sosyal medya paylaşımlarında yaşamaya devam ederler. Çünkü sanat tarihinde bir eserin popülerleşmesini sağlayan şey yalnızca sanatsal özellikleri ve nitelikleri değildir. Bir eseri ölümsüz yapan şey çoğu zaman o eserin insanların hayal gücüyle kurduğu ilişkidir.
Bu durumun en güçlü örneklerinden biri kuşkusuz The Kiss yani Öpücük adlı eseridir. Bugün dünyada sanat eğitimi almamış birine bile Klimt’i sorsanız büyük ihtimalle bu resmi tanır. Oysa aynı dönemde yaşayan birçok ressam teknik açıdan en az Klimt kadar başarılı eserler üretmiştir. Peki neden milyonlarca insanın zihninde özellikle bu tablo yer edinmiştir?
Bunun cevabı kısmen altın varaklarda, kısmen Art Nouveau sanatının estetiğinde, ama en çok da bilinmezlikte saklıdır.
İnsan zihni tamamlanmış hikâyelerden çok yarım bırakılmış hikâyeleri sever. Çünkü açıklanan şey düşünmeyi bitiriyor. Açıklanmayan şey ise zihinde yaşamaya devam ediyor.
Yani aslında bir sanat eserinin popüler olabilmesi için izleyiciye yalnızca bir görüntü sunması yeterli olmuyor. Çünkü izleyiciye cevaplardan çok sorular vermesi gerekiyor.
Klimt’in Öpücük tablosu da işte tam olarak bunu yapıyor.
Resme baktığımızda bir kadın ve bir erkek görüyoruz. Fakat kim bunlar? Evliler mi? Aşıklar mı? İlk kez mi buluşmuşlar? Yoksa ayrılıyorlar mı? Hatta erkek kadını biraz zorluyor gibi mi gözüküyor? Yoksa son kez mi birbirlerine sarılıyorlar?
Kadının gözlerini kapatmasının nedeni mutluluk mudur, teslimiyet midir, huzur mudur? Erkek onu öpmekte midir, yoksa öpmeye zorlamakta mıdır?
Klimt bu soruların hiçbirine cevap vermiyor. Cevap vermediği için de eser tüm bu sorularla birlikte zihnimizde büyüyor da büyüyor.
Öpücük eserinin bu bilinmezliği nedeniyle izleyici resme baktığında aslında kendi hikâyesini görüyor. Yeni âşık olmuş biri tutkuyu, uzun yıllardır birlikte olan biri güveni, ayrılık yaşamış biri son vedayı, yalnız biri ise özlemi görüyor.
Bu nedenle bu eser her dönemde farklı insanlara farklı şeyler gösterebiliyor. Ve bir eser ne kadar çok farklı anlam üretebiliyorsa, popülerliği de o kadar uzun ömürlü oluyor.
Çift sanki gerçek dünyada değildir. Ayaklarının altında görünen çiçekli zemin aniden sona erer ve ardından boşluk başlar.
Nerededirler? Bir uçurumun kenarında mı? Bir rüyanın içinde mi? Zamansız bir evrende mi?
Klimt tüm soruları yanıtsız bırakıyor.
Çünkü insan zihni belirsiz alanları doldurmaktan hoşlanır.
Nörobilimciler beynin eksik bırakılan bilgileri tamamlamaya çalıştığını söyler. Sanat tarihinde popüler olan eserlerin büyük kısmında da aynı özellik görülür. Mona Lisa neden bu kadar ünlüdür? Çünkü gülümsemesinin ne anlama geldiğini tam olarak bilemeyiz. İnci Küpeli Kız neden milyonlarca insanı etkiler? Çünkü bize bakarken ne düşündüğünü asla öğrenemeyiz.
DEVAMI YORUMLARDA
Kibrit kutusu koleksiyonu yapanlar hâlâ var ama ben onlardan değilim. Gene de ucu altın yaldızlı yuvarlak bir kutum, Gulliver’in seyahatinden esinlenmiş minik kibritlerim filan var. Diğeri 1920’de, Viyana’da kibrit işine başlayan, hâlâ aktif bir firmanın. #kibrit#koleksiyonculuk
Ansiklopedist birkaç neslin gelişimine katkıda bulunmuş olan Hayat Ansiklopedisi fasikülleri 1961 senesinde evlere girmeye başlamıştı. Pek çok çocuğun - ben dahil - hayal ve bilgi dünyasını etkilemiştir. Daha nitelikli olan Meydan Larousse ise 1969'da çıkacaktır.
Şimdi kitaplığımda Encyclopedia Britannica'nın yanı sıra Hayat ve Meydan Larousse ciltlerini sevgiyle muhafaza ediyorum. Özel isimlerin Türkçe metinlerdeki imlası için Ana Britannnica hala başlıca referansım.
Ayrıca iyi bir kitaplıkta mutlaka Encyclopedia Britannica 1911 bulunmalıdır bence - en azından digital kopyası. Anarşizm maddesini Kropotkin, psikanaliz maddesini Freud yazmış.
Ben bulmadım, bir arkadaşım bulmuş bitpazarında. Yapay zekâ Hamidiye Alaylarıyla ilgili demiş, başka bir şey de dememiş. Acaba yazışmalarda antet olarak kullanılmış kalıp mıdır, neyin nesidir belki bilen vardır diye alıp buraya getirdim. #osmanlıtarihi#hamidiyealayı#osmanlıca
Egon Bey’in çıplak resmini ilan sütununda görünce aklıma 2017’de okuduğum bir haber geldi. Viyana Turizm’in Almanya ve İngiltere’de yayımlamak istediği ilanlar sansürlenmişti o vakit. 1900’lü yıllarda kâğıdın üzerine boyayla yapılmış çizimleri göstermeye cesaret edememişlerdi.
Osman Hamdi Bey'in öğrencilerinden Avrupa'ya ilk gönderilenler arasında yer alan, hem Abdülmecid Efendi hem de Mustafa Kemal'in beğenisini kazanan Hüseyin Avni Lifij ressamlığının yanında incelikli ve titiz bir fotoğrafçı.
#HüseyinAvniLifij
Kaynak: https://t.co/xjEggVP2sy
@fehimergun Bendeki kapaksız, girişte bir elyazısı ithaf var sadece. Derleme bir şey anladığım. İnternette renklendirilmiş olarak Şiir kitabına görsel olmuş versiyonu buldum. 19.yüzyıl ortasından gravürler sanırım…
https://t.co/BNSR020DHE
Gülbeyaz adı pek yaygın değil artık. Diğeri Züleyha galiba, bilemedim. Kitap paralandığından, kitabın adı yok. Zaten şiirler de yok ama resimleri araştırıp büyük kısmının Lord Byron’un şiirleri için yapıldığını varsaydım. Viyana bitpazarı buluntusu... #sahaf#bitpazarı#viyana
@LaCulturel@iraz_sensoz Onunla ilgili her şey (yaptığı resim, Nobel için hazırladığı konuşma metninin 100 adet basılmış kitapçığı vs.) var evde. Bay Svastics bir koleksiyoncu. 😅
@LaCulturel@iraz_sensoz Bazen… Sırtını izleyiciye dönüp konseri öyle de bitirdiğine de tanık oldum, -kendi standartlarında- ilişki kurduğuna da… Milano’da büyük bir salonda ve Inssbruck’ta gayet güleryüzlüydü. Şaşırdık tabii.