Alçaklar ordusu durmuyor!
ABD, İran'da deniz trafiğini düzenleyen sivil kuleyi vuruyor, kasabaları birbirine bağlayan köprüleri yıkıyor, hastaneleri bombalıyor...
Ama bu hiçbir haber kanalında yer almıyor.
Sivil altyapıyı bombalamak bir savaş suçudur...
➖Allah ile kandırıp Yunus Emre ile çaldılar.
➖Yunus Emre Vakfı'ndaki soygunu 2.5 yıl önce sorduk millet adına, cevap yok!
➖1.5 yıl önce, soygunun tüm ayrıntılarını anlattık ve yeniden sorduk, yine cevap yok.
🇹🇷Gazi Meclis’in çatısı altından feryat ettik, hırsızlığın boyutunu anlattık.
💰Yüz milyonlarca liranın nasıl çalındığını;
➖Paraların açılan tam 1.458 hesaba aktarıldığını,
➖Fakir fukaranın parasıyla Bodrum’da villalar alınıp lüks içinde yaşadıklarını söyledik.
➖Vakfın bağlı olduğu bakan ne sorulara cevap veriyor ne de hesap veriyor!
➖Vakfın eski başkanı ise bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılıyor.
🇹🇷Yazık bu güzel ülkeye!
NASUH MAHRUKİ'YE ÖZGÜRLÜK...
Hiçbirimiz bu vatanı ve milleti "diğerinden daha fazla sevdiği" iddiasıyla kendine sıralamada bir yer rezerve edemez.
Ama eğer bir sıralama yapılabilseydi, Nasuh hepinizden çok daha yukarılarda olurdu. Bunu siz de biliyorsunuz. Öfkeniz, hıncınız, hasetiniz bundan.
15 Temmuz'la ilgili binlerce yanıt bekleyen soru ortadayken, Nasuh'un yazdıkları üzerinden "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçu çıkarmak, abesle iştigaldir.
Önce "o soruları" yanıtlaması gerekenler, 15 Temmuz'la ilgili kimsenin sorgulamalarını yargılama durumunda olamazlar.
Ortada bir suç yok. Sadece muhaliflere yönelik sistematik bir taciz harekatı var.
Bırakın adamı.
#NasuhMahrukiyeÖzgürlük
Devlet koruması altında Ayhan Şengüler mescitte tecavüz ettiği
kızla evlendirildi, doğan kız çocuğuna da tecavüz etti. Karısı “ Ölürsem kimse intihar ettiğimi düşünmesin “ dedikten sonra kızı ile birlikte ölü bulundu. Suçluyu kayıran ve koruyan da suçludur .Bir tek savcı yokmu ?
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz,
"Nihai tahkim kararına göre, bu cezanın 673 milyon dolarlık kısmı usulsüz taşınan 233 milyon varil petrolün varil başına 5 dolar 77 sent daha ucuza satılmasından kaynaklanıyor.
Peki bu kaçak ve kelepir petrolü kimler satın aldı?
Irak Enerji Enstitüsü'nün raporuna göre bu petrolü tabii ki
İsrail satın aldı,
Yunanistan satın aldı,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülke daha satın aldı.
Yani AKP ne yaptı? Doğu Akdeniz'de karşımızda ittifak kuran bu ülkelere ucuz petrol taşınmasına yasa dışı yoldan aracılık etti.
Ortaya çıkan cezayı da hiç utanmadan, sıkılmadan Türkiye Cumhuriyeti'nin sırtına yükledi.
Bu mu sizin yerliliğiniz, bu mu milliliğiniz, bu mu vatanseverliğiniz?"
Bu fotoğraf 5 yıl önce bugünden (16.07.2021). Türkiye’de akademisyenlik hayatımın 21. yılını doldururken kayyım Naci İnci, Boğaziçi’ndeki işime ilk kez son vermişti. İadeler sonrası 2 kez daha son verdi. 3 dava ile Danıştay'da ve AYM'de hakkımı aramaya devam✌🏽(📷 @eozanacidere )
📍İşin aslı şu;
➖İktidar, Irak Merkezi Hükümeti’ni baypas ederek Barzani ile anlaştı ve Irak petrollerini Kerkük üzerinden boru hattı ile Ceyhan’a taşıdı.
➖Ceyhan’a gelen petrol tankerlerle dünya piyasalarına dağıtıldı ama ağırlıklı olarak İsrail’e gönderildi.
➖Irak Merkezi Hükümeti, bu ticaretin hukuksuz olduğu gerekçesi ile Türkiye’yi Paris Merkezli ICC Tahkim Mahkemesi’ne şikâyet etti ve davayı kazandı.
➖Bu ticaretten yerli ve yabancı şirketler milyarlarca dolar kazandı.
➖Ancak 1 milyar 470 milyon dolar cezayı Aziz Türk Milleti ödeyecek.
➖Bu para, böyle bir ticaretin nelere mâl olacağını öngörüp sorumluları ikaz etmeyen, bu ticaretin 1973 tarihli boru hattı anlaşmasının ihlali olduğunu hatırlatmayan, Dışişleri Bakanlığımızın 2026 bütçesinin tam 1.5 katı.
📍Hikâye burada da bitmiyor.
➖Aldığım bilgiye göre aynı petrol ticareti ile ilgili 2 yeni dava daha yolda ve toplam ceza miktarı muhtemelen 5 milyar doları bulacak.
➖Birileri inanılmaz bir servete sahip olurken, bedelini yoksulluk ve sefalet içindeki halk ödeyecek.
➖Yazık bu güzel ülkeye, yazık bu çilekeş millete!
Özgür Özel gündeme bomba gibi düşen açıklamalar yaptı! Bence içlerinden en önemli olan buydu:
"— İstinaf mahkemesi 54 gündür kararı Yargıtay'a yollamıyor.
— Yetki müdürde, mahkeme başkanı yetkiyi üzerine almış. Adli tatil gelene kadar dosyayı göndermemek için müzakerem vardı yapamadım, NATO vardı gelemedim diyor. Şimdi de 3 gün rapor almış!”
Eğer bu anlatılanlar doğru ise İstinaf Mahkemesi açıkça suç işliyor demektir! Zaten bu kadar süre içerisinde göndermemesi de makul süreyi çoktan aştığını gösteriyor.
AKP gittikten sonra bu şahıslar hakkında derhal soruşturma açılmalı ve görevden alınmalılar!
İddianamenin 61 ve 62 nolu eylemleri kapsamında ihaleye fesat karıştırmak ve kamuyu nitelikli dolandırmak suçları ile suçlanıyorum.
İddianame ile suç tarihi olarak, ihalenin yapıldığı tarihler belirlenmiştir. Biri 24.06.2020, diğer suç tarihi ise 28.07.2020 günüdür.
Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının Haziran ve Temmuz aylarında, ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmıyorum. İstanbul kentinde ikamet de etmiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreteri olarak kamu görevi icra etmekteydim.
110 ve 115 nolu suçlamlar da 61 ve 62 nolu eylemlere ters yönde benzerlik taşımaktadır.
Çünkü, 110 ve 115 nolu ihalelerin suç tarihi 13.12.2023 olarak gösterilmekte. Ben Kasım ayında görevimden ayrıldım. İBB’de görevli değilken yapılan ihalelere de fesat karıştırmam fiilen imkânsız bir durumdur.
Bu suçlamaları gerçekleştirmek için yalnız hukuku değil fizik kurallarını da değiştirmem gerekiyor. Çünkü aynı anda iki farklı yerde bulunmak, yalnızca bu iddianamenin değil, doğanın da inkârıdır. Bilim kurgu bile bu kadarını zorlamaz.
Ne yazık ki bu suçlamalarla hala özgürlüğümden mahrumum.
Güzel ülkemizin de bizlerin de adalete ve özgürlüğe ihtiyacı var.
6 Şubat depreminde tam 6 gün çocuğunun altında kaldığı enkazın başındaydım.
Ne AFAD ne KIZILAY ne AHBAP ne bir tek devlet yetkilisi görmedim.
Enkazın başında yüzlerini ilk kez gördüğüm gönüllü canlar ve TKP-TİP-CHP’ den gelen kurtarma ekipleri vardı.
Çocuğumu enkazdan Maltepe Belediyesi kurtarma ekibi çıkardı.
Bağrıma bastığım çocuğumla ‘ölüm kağıdı’ almak için tüm Hatay’ı dolaştım.
Devleti ilk kez Reyhanlı yolunda kimsesizlerin kepçelerle gömüldüğü yerde 4 savcı olarak gördüm.
İşleri evrak vermekti.
Cenaze nakil araçları bile yoktu.
Adana’ya kadar çocuğumu aracın arka koltuğunda eşinin kucağında taşıdık.
Yollarda binlerce yardım tırları-kamyonlar-özel araçlar gördük. Yine ne KIZILAY ne AFAD ne AHBAP yoktu.
Nakil aracını Mersin belediyesi
Adana’ya gönderdi çocuğumu ordan Akyaka’ya o araç getirdi.
Yalnızdık.
Dostlarımın, yoldaşlarımın, yürekleri ağlayan canlarımızın dışında yapayalnızdık.
Yetmedi ekranlarda basında bu durumu paylaştım diye davalar açıldı, yargılandım, yargılanıyorum.
Bugün AHBAP yardım paralarının peşine düşenler, KIZILAY’ı da diğer yardım adıyla para toplayan yapıları da sorgulamalılar.
Acılarımız üstünde tepinerek bizi halen adaletsizlikle boğanlara ise lanet olsun.
13 Temmuz 2026 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1350. Direnişin 6. yılı/2017. günü @UniBogazici#KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz
July 13, 2026 Bogazici University Faculty Vigil #1350/6th year/2017th day of the resistance @unibogazici_en #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
Bunu her ülkede göremezsiniz: Yüksek yargı mensubu bile adalet arıyor❗️
Bolu Grand Kartal Otel'deki yangında yakınlarını kaybeden aileler Bolu'dan Ankara'ya "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü" başlatıyor. Yürüşte ülkemizde pek görülmeyen bir şey yaşanıyor. Bir yüksek yargı mensubu da oğlu için adalet arıyor.
Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay da bu eylemde-yürüyüşte yer alıyor ve şunları söylüyor:
"Bir toplumda insanlar ekmeksiz kalabilir, susuz kalabilir, karanlıkta kalabilirler. Ama adaletsiz kalamazlar, buna dayanamazlar"