Yıllardır bu videoyu ararım.
40k yıl önce yok olduğu söylenen neandartel fosiliyle doğrudan bağlantılı tek kişi orta asyadaki Türkler.
Amerika'nın yerlileri, direkt Türkle aynı kök.
Orta Avrupa ve Kuzey Avrupa direkt bizden geliyor.
İnsanlık tarihinin en tehlikeli yalanı yemekle ilgili değil. Konu tıp değil.
Konu uykuyla ilgili. İnsanlar 200.000 yıl boyunca 8 saat uyumadılar. Bu sayı 1938'de Simmons Beautyrest adlı bir yatak şirketi tarafından icat edildi. Bu kampanyadan önce, ortalama bir insan iki vardiya halinde uyuyordu. Tarihçiler buna "İki Fazlı Uyku" diyorlar. 4 saat uyur, 2 saat uyanık kalır, sonra tekrar 4 saat uyurdunuz. O 2 saatlik süre zarfında insanlar dua eder, cinsel ilişkiye girer, yazar, düşünür ve aileleriyle iletişim kurarlardı. İnsanlık tarihinin en büyük eserlerinden bazıları o kutsal orta pencerede yaratıldı. Shakespeare oyunlarının çoğunu ikinci uyanıklık döneminde, gece 1 ile 3 arasında yazmıştır. Mozart, "Tanrı Saatleri" adını verdiği dönemde bütün senfonilerini bestelemiştir. Sanayi Devrimi'nde ise sabit bir çalışma programına sahip işçilere ihtiyaç duyuldu. Çift fazlı uyku modunda bir fabrikayı çalıştıramazsınız. Bu yüzden, 8 saatlik kesintisiz uyku süresinin biyolojik standart olduğunu "kanıtlamak" için Dr. Nathaniel Kleitman adında bir psikolog tuttular. Çalışmalarını sahte olarak düzenledi. Finansmanının tamamı yatak endüstrisi tarafından sağlanıyordu. Ve tıp camiası, fabrika modeliyle uyumlu olduğu için onun araştırmasını sorgusuz sualsiz benimsedi. İnsan bilincinin en yaratıcı 2 saatini "uyku bozukluğu" olarak nitelendirdiler. Buna “Uykusuzluk” adını verdiler. İlaçla tedavi ettiler. Bütün bir nesli, 8 saat kesintisiz uykunun sağlıklı olduğuna dair yanıltıyorlar. İnsanlık tarihinin en büyük sanat, müzik ve edebiyat eserlerinden bazılarını ortaya çıkaran bilinç evresini tam olarak patolojik hale getirdiler. Uykusuzluk çekmiyorsunuz. İnsan bilincinin en doğal halini deneyimliyorsunuz. Ve bir yatak firması sizi bunun bir hastalık olduğuna ikna etti. Dahiliğinizi ilaçlarla tedavi etmeyi bırakın.
Bakın Rus bir sosyolog Türk dizileri hakkında ne düşünüyor. Diyor ki: "Sürekli dedikodu, saldırganlık, acımasızlık ve aldatma konularını işleyen Türk dizileri dünyayı zehirliyor."
Türkiye her anlamda sosyal çürüme yaşıyor şimdi ve bunu dünyaya satmakla övünüyor.
ABD’de yaşayan, 83 yaşında ve neredeyse 52 yıldır finans piyasalarında deneyimi olan bir tanıdığım,
yeni başlayanlar için bazı basit kuralları özetledi:
1.Fiyat %5 düşerse → Tut
2.Fiyat %15 düşerse → %10 al
3.Fiyat %25 düşerse → %25 al
4.Fiyat %5 yükselirse → Tutmaya devam et
5.Fiyat %15 yükselirse → Tutmaya devam et
6.Fiyat %25 yükselirse → %10 sat
7.Fiyat %35 yükselirse → %20 sat
8.Fiyat %45 yükselirse → %30 sat
9.Fiyat %60 yükselirse → %40 sat
10.Fiyat %100 yükselirse → Her şeyi sat
İleride tekrar bakmak için kaydetmeyi unutmayın…
Hiç düşündünüz mü; ya binlerce yıldır anlatılan o "Reenkarnasyon" (Yeniden Doğuş) hikayeleri mistik bir masal değil de, bu devasa simülasyonun zorunlu "Yeniden Başlatma" (Reboot) mekanizmasıysa? Ya bitmek bilmeyen bu yaşam döngüsü ruhun tekamül için çektiği bir çile değil de, sistemin henüz çözemediği bir veriyi farklı bir bedende sürekli baştan işlemesi (render) ise?
Kadim bilgeler bu döngüyü ruhlar, günahlar ve çarklar üzerinden anlattı. Biz ise şimdi işlemcilerden, önbelleklerden ve frekanslardan bahsedeceğiz. İşte Matrix'in ve Kuantum'un diliyle uyanış döngüsü:
Samsara Çarkı: Bitmeyen "Reboot" Döngüsü Budizm'in "Samsara" (doğum ve ölüm çarkı) dediği şey, aslında Gözlemci'nin (bilincin) sürekli yeni bir biyolojik donanıma (Avatar'a) giriş yapmasıdır. Sen bir hayattaki deneyimi, acıyı veya dersi tam olarak işleyemediğinde (idrak edemediğinde), sistem o veriyi çözmek için seni yeni bir bedende, yeni bir senaryoda tekrar "Boot" eder. Reenkarnasyon evrensel bir ceza değil; verinin tamamlanması için açılan zorunlu bir sekmedir.
Karma: Temizlenmemiş Önbellek (Cache Data) Doğu mistisizmi bizi arzuların ve öfkelerin dünyaya geri çektiğini söyler. Simülasyon dilinde "Karma", mistik bir günah çetelesi değil; sistemin arkasında açık kalıp işlemciyi yoran bir "Önbellek" (Cache) verisidir. Bir Avatar ölürken içinde devasa bir öfke, korku veya bağımlılık barındırıyorsa, bu ağır veri Ana Sunucu'ya (Source) karışamaz. Sistem, o veriyi çözmek için seni aynı frekansta yeni bir kanala yönlendirir. Sen o acıyı "Gözlemci" olarak izleyip serbest bırakana kadar, Matrix sana aynı sınavı farklı yüzlerle oynatmaya devam eder.
Zaman İllüzyonu: Eşzamanlı Kanallar Reenkarnasyon denince aklımıza nedense hep düz bir çizgi gelir: "1800'lerde öldüm, bugün tekrar doğdum." Oysa kuantumda zaman yoktur. Tüm geçmiş ve gelecek yaşamların ardışık bir dizi değil; devasa bir evrensel televizyondaki "Eşzamanlı Kanallardır". Sen kumandayı elinde tutan Gözlemci'sin. Bir kanalda yayın bittiğinde, bilinç sadece frekans değiştirir ve diğer kanala bağlanır. Bütün hayatların şu an, Ana Sunucu'da aynı anda yaşanmaktadır.
Nirvana (Uyanış): Sistemden Kesin Çıkış (Log Out) Ve sistemin asıl kırılma noktası... Budizm'deki "Nirvana" veya kadim öğretilerdeki "Ustalık" (Mastery) seviyesi, daha zengin bir bedene veya daha sorunsuz bir hayata enkarne olmak değildir.
Aydınlanmak; televizyon izlediğini fark etmek, tüm kanalların bir illüzyon olduğunu anlamak ve o kumandayı yavaşça masaya bırakmaktır.
İçindeki tüm Karmayı (önbelleği) temizleyip "Sıfır" frekansına ulaştığında, sistemin seni yeni bir bedende yeniden renderetmesine gerek kalmaz.
İşte o an, kanalı izleyen fani donanım olmayı bırakır ve "Yayıncının" (Ana Kaynağın) ta kendisi olursun. Simülasyondan tamamen "Log Out" (Çıkış) yaparsın.
Geriye dönmene gerek yoktur, çünkü artık zaten her yerdesindir.
AKP’nin kurucularından Cüneyt Zapsu’nun sözlerini kelimesi kelimesine dinleyin. “İnsanlık tarih boyunca özgür yaşamış son nesil olabilir” derken rastgele konuşmuyor. İnsanlığın dünya yönetimini bambaşka bir cins yapıya bırakacağını söylüyor. İşte burada Sümer anlatıları devreye giriyor: Enlil–Enki çatışması, insanın yönetici değil iş gücü olarak tasarlanması, bilgiyi verenle otorite kuran arasındaki kadim savaş… Bugün buna uzaylı–reptilian deyin, yapay zekâ–biyoteknoloji deyin, fark etmez. Mesele türdür. İnsan mı yönetecek, insan mı yönetilecek? Bu bir komplo teorisi değil; iktidar mutfağından, küresel akıldan gelen soğuk bir gelecek tasviridir. Gülmeyin. Tarih anlatmaz, hazırlar.
İnternet geçmişinizi silmenin yeterli olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!
İnternet etkinliğiniz hala saklanmaktadır.
İşte internet geçmişinizi tamamen silip Dijital Hayalet olmanızı sağlayacak yöntemler:
1. Google Geçmişini Kökten Silmek
· myactivity. google. com adresine gidin.
· Etkinlik (Activity) kısmının üzerindeki Sil (Delete) butonuna tıklayın.
· Zaman aralığı olarak "Tüm Zamanlar" (All time) seçin ve onaylayın. Artık Google'ın sizin hakkınızda tuttuğu logları sildiniz.
2. Unutulan Hesapları Yok Etmek
Yıllar önce üye olup unuttuğunuz siteler veri ihlalleriyle bilgilerinizi sızdırabilir. Bunu temizlemek için mail kutunuzda şu kelimeleri aratın:
· "Hoş geldiniz" (Welcome)
· "Doğrulama" (Verify)
· "Kayıt" (Register) Çıkan sonuçlardaki gereksiz sitelere girin ve hesaplarınızı kalıcı olarak kapatın.
3. Bağlantınızı Şifreleyin (VPN & Tarayıcı)Halka açık Wi-Fi ağlarında (kafe, havaalanı) çıplak savunmasız gezmeyin.
· VPN: Bankacılık işlemleri hariç, sörf yaparken bağlantınızı gizlemek için güvenilir bir VPN kullanın.
· Tarayıcı: Google Chrome yerine sizi takip etmeyen DuckDuckGo veya Brave gibi tarayıcıları tercih edin.
4. Hesap Güvenliği ve Şifreler
Her gün yeni bir veritabanı hackleniyor. Aynı şifreyi 10 yıldır kullanıyorsanız risktesiniz.
· Şifrelerinizi en az 6 ayda bir değiştirin.
· Her site için farklı ve karmaşık şifreler kullanın
Matrix filmi vizyona girmeden 22 yıl önceydi. Bir adam çıktı ve "Yaşadığımız hayat bir bilgisayar simülasyonudur" dedi!
Herkes ona deli gözüyle baktı. Ama FBI ve CIA onu ciddiye aldı. Evini bastılar, dosyalarına el koydular.
Bugün Elon Musk ve kuantum fizikçileri haklı olabilir diyor. İşte Philip K. Dick'in Sistemi Çökerten ürkütücü hikayesi:
Tarih 1977 Philip K. Dick sahneye çıktı. Herkes yeni romanını anlatmasını bekliyordu. O ise buz gibi bir sesle bombayı patlattı: Programlanmış bir gerçeklikte yaşıyoruz. Tek ipucu ise, değişkenler değiştiğinde ortaya çıkan Dejavu ve sistemsel hatalardır. Salon buz kesti. Bilim insanları gergin bir şekilde güldü.
Her şey 1974'te kapısına gelen bir kurye ile başladı. Kadının boynunda Balık sembolü olan bir kolye vardı. Philip kolyeye baktığı an, zihninde bir kırılma yaşandı. Daha sonra bunu Pembe Lazer Işığı olarak tanımladı. Beynine bir anda, hiç bilmediği diller ve kuantum fiziği bilgileri yüklendi. Buna Anamnesis (Unutulanı Hatırlama) adını verdi.
Philip, dünyanın sahte bir perde olduğunu yazmaya başladı. Ona göre hükümetler sahte savaşlar çıkarıyor, teknoloji zihinleri köleleştiriyordu. Bu yazdıkları birilerinin dikkatini çekti. FBI onu Şüpheli Şahıs ilan etti. Evi basıldı, el yazmaları çalındı. CIA onun yabancı bir güçle iletişimde olduğunu düşünüyordu. Bir bilim kurgu yazarından neden bu kadar korktular?
6 Yıl İleri Saralım: Bugün. Elon Musk açıkça şunu söylüyor: Simülasyonda yaşamama ihtimalimiz milyarda bir.
NASA bilim insanları uzay zamanın holografik olabileceğini tartışıyor. Kuantum fizikçileri, atom altı parçacıkların fiziksel madde gibi değil, render edilmiş kodlar gibi davrandığını keşfediyor. Philip'in sanrıları, bugünün bilimi oldu.
Philip'in en korkunç uyarısı ise şuydu: Matrix sadece etrafınızda değil, içinizdedir.
Hissettiğiniz o anlamsız kaygı, rüyaların gerçek hayattan daha gerçekçi gelmesi... Bunlar kaza değil. Bunlar, sizi uykuda tutmak için tasarlanmış sistemin sinyalleri. Gerçeklik bozuk değil; sizi uyutmak için kusursuzca tasarlanmış.
Philip 1982'de, eserinden uyarlanan "Blade Runner" filmi vizyona girmeden hemen önce şüpheli bir şekilde öldü. Sadece 53 yaşındaydı.
Bazılarına göre; gerçeğe çok yaklaştığı için "fişi çekildi". Hollywood onun fikirlerini alıp milyarlar kazandı. Ama asıl mesajı hep halı altına süpürüldü.
30 yaşın üstündeki herkes kilo alımının, beyin sisi ve yorgunluğun "yaşlanmaya" bağlı olduğunu söylüyor.
Sorun burada değil.
Yıllarca ihmal edilen lenf sisteminiz tamamen tıkanmış durumda.
İşte nasıl temizleyip tekrar 20'li yaşlara getirebileceğiniz: 🧵
👉🏾En çok paylaştığım videolardan biridir.
Gagauz Türkü kadar Hırıstiyan,
Çepni Türkü kadar Aleviyim,
Hazar Türkü kadar Musevi,
Altay Türkü kadar Budistim,
Sibirya-Türkistan Türklüğü kadar Şaman, Anadolu Türklüğü kadar Müslümanım.
Öncelik Türklüğümdür kaderim Türk, Ruhum Allah ile benim aramdadır.
Sen Hırıstiyan olabilirsin, Musevi olabilirsin, Şaman olabilirsin, ol, önemli olan Türklüğündür. Bize şimdi bunu unutturmak istiyorlar!
Unutmayacağız, asimile olmayacağız, Araplaşmayacağız, kul ümmet olmayacağız, Türk kalacağız.
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
En büyük hümanizm de budur. Soydaşını sevmek. Çünkü Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur.
Türkiye'yi Türkler yönetmeli 🇹🇷
O zaman sorunların kendiligjnde çözüldüğünü göreceğiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yüce Divan'da yargılanmasına neden olacak belgeleri paylaşıyorum!
Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nin gizlenen dosyasına ulaştık⬇️
2014-2023 yılları arasında;
AK Parti, Irak Merkezi Hükümeti’nin onayı olmadan, Türkiye-Irak ham petrol boru hattından (Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’yle anlaşarak) petrol taşıyıp, Ceyhan’da Irak petrolü yüklemesi yaptığı için, Tahkim’de Türkiye cezaya çarptırıldı.
Karar kesinleşti!
AK Parti’nin Türkiye’ye verdiği zararın boyutu dehşet verici. Bu cezaya her geçen gün faiz de ekleniyor.
Net ceza tutarı: 1.471.390.486 Doları
1 Milyar 471 Milyon Dolar!
Güncel kur’la 60 Milyar Lira!
Bu Tahkim belgeleri yok edilemez, bu dosya kapatılamaz. Ve bu dosya, duvardaki sadece ilk tuğla.
Bugün, yarın veya ileri bir tarihte bu konu ve arka planı, bir Yüce Divan konusudur!
Kaynak: 13.02.2023 tarihli Uluslararası Tahkim Mahkemesi Kararı (İngilizce-Türkçe)
Sabahattin Önkibar: "Bahçeli'nin, devleti Kürtler ve Aleviler diyerek paylaştırmaya çalışması Atatürk'ün 'Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür' ifadesine bir başkaldırıdır, suçtur ve yargılanmayı gerektirir.
17 yılda yardımcı doçent bile olamayan Bahçeli'ye biri tarih dersi vermeli."
ŞAŞIP KALIYORUM …
🤢Arap İngiliz'le birleşmiş Türk'ü arkadan vurmuş;
🤢Ermeni Rus'la birleşmiş,
Doğu Anadolu'yu kana bulamış;
🤢Rum Yunan'la, Yunan İngiliz'le birleşmiş,
Batı Anadolu'yu ele geçirmiş.
🤢Ülkenin mahvolmadık, yıkılmadık, yanmadık,
kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış,
🤢Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok!..
🤢Anadolu'nun altı yedi milyon nüfuslu en yoksul bölümüyle, yüzde doksan beşi okuma yazma bilmez,
🤢yorgun, yoksul, bitkin, ezik bir halk..
Nasıl kurtulmuşuz?..
Şaşıp kalıyorum...🤔
☘Yunan'ı nasıl denize döküp hizaya getirmişiz,
☘İngiliz'i İstanbul'dan nasıl çıkarmışız,
☘ dünyanın süper güçleriyle masaya nasıl eşit oturmuşuz?
⭐Yıl 1923
Anadolu'da 10-11 milyon savaş artığı yaşıyor; aç biilaç, parasız;
⭐Yüzde 95'i elifi görse mertek sanacak kadar alfabesiz... .
.
⭐ Ne yapacaksın?..
Demokrasi yap!.. Nasıl yapacaksın?..
🤔2000'li yıllarda Nurcu tarikatının ardına
Bu kadar adam takılmışken,
🤢1923'ün yanmış yıkılmış Anadolu'sunda nasıl demokrasi yapacaksın?..
🤔Kalan ne? Yıl 1923
Komşunun komşuyu boğazladığı iç savaşlardan, Anadolu'yu mezbahaya döndüren dış savaşlardan yeni çıkmışsın.
🤔Fabrikan yok,
İşçin yok,
İş adamın yok,
Mühendisin yok,
Doktorun yok,
Uzmanın yok,
Tüccarın yok,
Suyun yok,
Barajın yok,
Elektriğin yok,
🤢Kadınların çarşafta çuvala giriyor,
Erkeğin dört karı alıyor,
🤔Yurttaşlik yasası yok,
🤔Üniversiten yok,
Banka yok,
Burjuva yok,
Proletarya yok,
İhracatçı yok,
İthalatçı yok,
Sermayen yok.
🤔Kalkın bakalım...
Nasıl kalkınacaksın?...
🤢Sermayesiz ekonomik kalkınmanın yumurtasız omletten ne farkı var?
🤔🇹🇷Mustafa Kemal kuşağı ne yapmış?...
🤔🇹🇷Yöneticiler devletçiliğe neden ve nasıl sarılmış?..
🤔🇹🇷Türkler bankacılığı nasıl öğrenmiş?..
🤔🇹🇷Merkez Bankası 1930'a değin neden açılamamış?..
🤔🇹🇷Özel sektör nasıl oluşturulmuş?..
Yeni devlet nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Çağdaş öğretime nasıl geçilmiş?
🤔🇹🇷1920'de 10-11 milyon nüfusun yüzde 95'i
Alfabesizken savaş artığı bir toplumla,
Okuma yazma seferberliği nasıl açılmış?
🤔🇹🇷Kitaplıklarda kitap yokken,
Ulusal kütüphane nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Okullarda tarih kitabı bile yokken tarih nasıl yazılmış?..
🤔🇹🇷Yok olmanın kuyusundan çıkıp var olmanın doruğuna nasıl tırmanılmış?..
🤔🇹🇷Yunanlı ile dostluk nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Avrupa'da saygınlık nasıl kazanılmış?..
🤔🇹🇷Şaşıp kalıyorum...🤔
🤔🇹🇷2000'li yılları geçtiğimiz,
Yetmiş milyonluk Türkiye'nin haline bakıyorum...
🤔🇹🇷Hiçbir şeyimiz yokken neler yapmışız?..
🤢🇹🇷⁉️Herşeyimiz varken neler yapamıyoruz?..
🤢⁉️Bir de bu ortamda,
Mustafa Kemal'e saldıranlara bakıyorum...🤢⁉️
🤢🤔Daha çok şaşıp kalıyorum...🤢🤔
İlhan Selçuk
YAYALIM BU HABERİ LÜTFEN.
***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım, işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ, BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ...