Ozan Kabak'a göre Galatasaray ile Stuttgart arasındaki fark:
🔶 Ben ilk Stuttgart'a geldim.
🔶 Galatasaray'dayken takımda 4-5 tane tercüman vardı, ben bunu normal sanıyordum.
🔶 Stuttgart'a gittim, takımda Arjantinlisi var, İtalyanı var ama bir tane tercüman yok.
🔶 Hoca toplantıya girdi, Almanca konuşuyor.
🔶 Yanımdakine dedim ki, "Tercüman yok mu?", "Yok" dedi.
🔶 "Biz nasıl anlayacağız?" dedim.
🔶 Dediler ki, "Öğreneceksin, öğrenene kadar da biz sana yardımcı oluruz."
🔶 Seneler sonra dili öğrenince asıl amacın farkına vardım.
🔶 Meğer oradaki amaç insanı konfor alanına sokmamakmış.
🔶 Türkiye'de oyuncuyu öyle bir konfor alanına sokuyorsun ki, adamın zaten Türkçe öğreneceği varsa da öğrenmez.
Deniz Göktaş ile alakalı herkes bir şey kaçırıyor. Genel olarak bütün komedyenlerin gösterileri de: İfade özgürlüğü üzerinden ele alınıyor olması biraz saçma. Bu sanatsal bir üretimdir, metin ve oyundur. Sanatsal bir ifadedir. Özetle; sanat eseridir. Burda sanat ürünü üzerinden tutuklanmış oluyoruz. Sanatçılardan zerre ses çıkmıyor 👏
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Berkay çocukları zorbalıktan kurtardı diye kıskanıldığı için akranı tarafından katledildi! Çoğu insanın yapmayacağını yaptı Berkay. Hayatını spora adamıştı.Dünya şampiyonu olacaktı. Daha 17 yaşında yiğitliğinden, mertliğinden öldü. Kimse susmasın, Berkay susmadı. #berkaymelikoğlu
GÜZEL BİR HABER
Geçen sene Batıkentte hayvanları zehirliyerek öldüren kişiler
On yıl hapis cezası,15 bin de para cezası aldılar.
Bu kişileri af ile bırakmayın
Bugün hayvana yapan katil ruhlar, yarın öbür gün çoluk çocuğa, kendinden aciz insanlara zarar vermekten çekinmeyecektir
@yilmaztunc@AYMBASKANLIGI@adalet_bakanlik
Teşekkür ederiz
@abhhmerkezi@AvTugbaGursoy
Ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Biz şehir içlerine bile atılmasın diyorken Türkiye’nin en özel habitatların kalbinde Uludağ Milli Parkı’nda bu yıl da havai fişek gösteri düzenleniyor! Doğa, yaban hayatı hiç mi kimsenin umrunda değil! Buna neden hala izin veriliyor, müsade ediliyor anlamıyorum!
@TCTarim
Bir itlaf belediye aracı durdu.
Çünkü bir çocuk ağladı.!! 🥹
“Bir şey yapmıyor… yaşlı zaten lütfen..🥺
O gün bir köpeği
bir çocuk kurtardı.
İnsanlığı hatırlatan
küçücük bir yürek…
Bu küçük kız kadar cesur olun.
Sokak hayvanlarını ölüme göndermeyin. 🐾
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Katilin ses telleri vurur birbirine; konuşur gibi duyulur ve celladına kavuşur millet; anlaşır gibi sanılır; bir boşluk anında yaralar sarılır gibi gözükür ama aslında yenileri açılır.
İmralı’dan tahliye olan terörist Çetin Arkaş:
“Biz faşist bir cumhuriyetle entegre olmayız. Biz otoriter, zalim bir cumhuriyetle entegre olmayız.”
https://t.co/HNP4HmzsBc
Yaptığı katliamda öldürdükleri....
Merve Gül 2 yaşında bebekti, paramparça oldu minicik bedeni. O ise serbest... bir de kafa tutuyor. Barışmıyorum!!!
Ahmet Çetinkaya (Necati Çetinkaya'nın yeğeni)
Hasan Dervişoğlu (Mağaza müdürü)
Merve Gül Bakkal (Saldırının en küçük kurbanı. İki yaşındaydı.)
Sezer Bakkal (Merve Gül Bakkal'ın annesi)
Hatice Çelik (Merve Gül Bakkal'ın anneannesi)
Habibe Çelik (Merve Gül Bakkal'ın teyzesi)
Zübeyde Nadir
Şadiye Nadir
Rezzan Seda Kızılkırmızı
Süheyla Kızılkırmızı
Yaver Ağabeyli
Şengül Aras
Nasıl geçti havai fişekli yılbaşı!
İnsanların tek eğlencesi bu kaldı, buna da duyar kasmazsınız diyenler umarım görür bunu.
Bulgaristan’da faaliyet gösteren @greenbalkans ekibi yılbaşı sonrası çevreden 591 ölü dağ ispinozu toplamış. 15 de yaralı. Ve bu sadece küçük bir alanda bir günde ulaşabildikleri.
Daha fazlası Türkiye’de dahil bir çok ülkede yapıldı. Ve Avrupa’da bu korkunç seviyelerde! Ve inanın bu rakam sanılandan çok daha fazla…
Sadece kuşlar değil memeliler hatta deniz, dere ve göllerdeki balıklar da bundan etkileniyor. Evlerdeki veya sokaklarda kedi köpeklerde.
Artık bu eğlencenin de alternatifleri var.
Düşünsenize…
Kışın en zor günleri gelmiş.
Binlerce kilometre uçarak hayatta kalmak için sığındığınız göçle geldiğiniz geçici kışlama alanındasınız.
Bir zamanlar orman olan, insandan uzak, ağaçlarla dolu bu alan; yıllar içinde betonla, yapay ışıklarla ve insan faaliyetleriyle tacize uğramış. Bazı kışlama alanları tamamen yok olmuş, bazıları ise şehrin sınırında, yakınında hatta bazen tam ortasında var olmaya çalışıyor.
Kanatlarınız var, uçabiliyorsunuz…
Ama gece için güvenli bir alan şart.
Gece uçmak zordur, risklidir. Şehrin etkisinde de olsa o alanları seçmekten başka çareniz yok!
Zamanla şehrin rutinini öğreniyorsunuz.
Sesleri, ışıkları, insan hareketlerini ezberliyorsunuz.
Sürekli bir tedirginlik var ama başka çare yok: uyum sağlamak zorundasınız. Ve zamanla alışıyorsunuz mecburiyetten.
Derken hiç beklenmedik bir zamanda, gecenin tam ortasında bir anda müthiş bir ışık patlaması oluyor.
Her yer şimşek çakıyor gibi.
Ardından art arda gelen patlama sesleri…
Bu ses kuşun hafızasında yok.
Bildiği en benzer ses avcıların tüfekleri. O an aklına ilk gelen şey tehlike!
Yaşama içgüdüsü devreye giriyor kör karanlığa aldırmadan bildiğini sandığı şeyi yapmaya çalışıyor; kaçıyor, uçuyor.
Ama patlamalar durmuyor.
Her ışıkta yön değiştiriyor,
her seste irkilerek uçuyor.
Karanlıkla aydınlık arasında, adeta boşluğa savruluyor. O can havliyle fark edemiyor elbette canları, ağaç dallarını, telleri, binaları, araçları…
Ve kaçmaya çalışan kuşların çoğunluğu birer birer hayata veda ediyor.
Geçtiğimiz yıl Bulgaristan’da, yeni yıl sonrası bine yakın dağ ispinozu bu şekilde topluca öldü.
Sadece kuşlar mı?
Sincaplar, tilkiler, tavşanlar…
Evlerimizdeki evcil hayvanlar…
Hatta suyun içindeki balıklar bile bu ve benzer senaryoları yaşıyor.
Peki ne için?
İnsanların onsuz kutlayamadığını sandığı, birkaç dakikalık bir görsel şölen adını verdikleri havai fişek için.
Üstelik artık sadece şehirlerde değil; “doğal kamp” adı altında buluşan gruplar bile bunu yaptı. Hatta çok nadide türlere ev sahipliği yapan Uludağ Milli Parkı’nda bile yaşandı bu.
Gelin, bu yıl yeni yıla havai fişeksiz girelim. Tamamen mümkün olmayabilir ama azaltabiliriz.
Belediyeler, sanatçılar, organizatörler buna destek olsun. İnsanlar bunu istemediğini her fırsatta söylesin.
Tek eğlencemiz bu kaldı, havai fişekten de duyar kasmayın lafları işitebilirsiniz. Aldırmayın, bilmiyorlar çünkü olabilecekleri.
Aşağıda havai fişek gösterilerinin etkilerini de ekleyeceğim bu tweete.
Asıl mucize burada... Onlarca yıldır başına gelen türlü felaketlerden ötürü yüzü gülmeyen, iç karışıklık nedeniyle milli maçların ülkede oynanamadığı Haiti; dün Honduras ve Kosta Rika gibi iki kıta devinin önünde yarım asır sonra dünya kupası bileti aldı.
Belgeler iyi ki var..
1876 Nisan, "Ramazan Kararnamesi"yle
Osmanlının vergi gelirleri yabancılara devredilir!
1881'de ise "Muharrem Kararnamesi"yle de
Tüm gelirleri devredilir!
Yani Atatürk'ün doğduğu yıl..
Ekonomik iflasını açıklar Osmanlı.
Bütün varlıklarına el konulur.
Yahudi, İtalyan, Ermeni, Fransız tacirler artık İstanbul'dadır...
Abdülhamit, borcun üzerine yeni borç ekler.
Osmanlı 15 defa büyük borç alır.
Ama faizini bile ödeyemez.
Hazineye el koyan Avrupa, bugün
"İstanbul Erkek Lisesi" olan binaya "Düyun-u Umumiye"yi yerleştirip borçları yönetir.
Saraya ise, ayakta kalsın diye belli bir ödenek...
Abdülhamid önce Tekel'i verir..
Sonra teker teker milli varlıkları kaybedilir;
Demir yolları,
iplik, fındık,
pamuk, kömür,
tekstil, demir çelik,
tuğla, kireç...
ne iş varsa Avrupalılara satılır, devredilir..
Atatürk ise daha kundakta bebektir..
Haliç, ecnebi fabrikalarla dolar.
Tarlabaşı, Avrupa'dan gelen tüccarların görkemli evleriyle bezenir.
Zenginler İstiklal ve Sıraselviler'e yerleşir.
Bugün İstanbul'da gördüğümüz şahane binaların çoğu o dönemlere ait..
Yüzlerce kilise ve sinagog açılır.
Avrupa zenginlerini ağırlamak için 5 yıldızlı otel bile yaparlar: Pera Palace. (Plaza adı oradan gelir: Rumca Saray demektir.)
Fransa'dan trene binip Sirkeci'de inen Avrupa jet sosyetesini, tren garından bu otele Türk hamalları sırtında özel tahtlarla taşır. "Seni sırtımda taşırım" lafı 2.Abdülhamitten kalmadır!
Batı emperyalizmi, bu memleketi
Vahdettin döneminde değil,
2.Abdülhamit döneminde çoktan ele geçirmişti.
Atatürk ise Cumhuriyeti kurduğunda
elimizde sadece ÇARIK ve BORÇLAR kalmıştı.
Bu yüzden sanayi ve tarım hamlesi başlattı.
Yerli malı haftası...
Arap kültür emperyalizmini din olarak dayatılmasından kurtulamayan Türk halkına, milli üretim ve kalkınmanın önemini anlattı anlattı anlattı...
Arap hayranları biraz da bu yüzden
sevmezler Atatürk'ü..
Severler Abdülhamit'i..
Türklere ait banka bile yoktu o devirde..
Adı Osmanlı olan banka da ecnebilerindi.
İş Bankası bu yüzden kuruldu..
Muharrem ve Ramazan Kararnameleri
Pek bilinmez,
Gündeme de getirilmez..
Hep saklanır...
Bu halk şimdi "palavra" dizileri seyrederken,
Tencere kapağını kalkan yapıp
Eline tahta kılıç alarak
Fırça sapına evde at diye binerek
TV'lerde başka türlü izler 2.Abdülhamit'i...
Atatürk hakkında ise ileri-geri konuşur..
Kıymet Bilmez nankörlere,
kim olduğunu Ata'nın öğreteceğiz elbette...