Kardeşim geri dönme. Kimseye de bir şey ispatlamak zorunda değilsin. Canın ne istiyorsa onu yap. Bu halk uğruna hapis yatılacak bir halk değil. Herkes götünü kurtarmanın peşinde. Bir avuç insanın bedel ödemesine gönlüm razı değil artık.
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Ben cezaevindeyken İletişim Başkanlığı basın kartımı iptal etmiş. Gerekçe ise “adli sicilimin” uygun olmamasıymış❗️
Benim hüküm giydiğim tek bir davam dahi yok. Sadece mesleki faaliyeti nedeniyle cezaevine atılan bir gazetecinin basın kartını iptal edenleri tebrik ediyorum
Erkan Baş:
"TİP’e verilen oylar boşa gider söylemi vardı. Peki şimdi onun sonucu ne oldu? Vatandaş bunu görmüyor mu?
Mesela Antalya'da biz 2 bin oyla bir turizm işçisi arkadaşımızı seçtiremedik. Onun yerine kim seçildi? Serap Yazıcı. AKP'de şimdi. Doğru mu?
İstanbul'da 1000 oyla belediye işçisi seçilemedi. Onun yerine seçilen Nedim Yaman AKP'de.
Eskişehir'de motokurye arkadaşımız seçilemedi. İYİ Parti’ye taktik oy verildi. Şimdi AKP'de. Söylediğimiz şeyin doğru olduğu, TİP’in tek başına da milletvekili çıkartabildiği, bunların görülmesi elimizi kuvvetlendiriyor."
Biz ne yaşıyoruz Allahaşkına! Ülkenin yarısından çoğunun tüm vatandaşlık hakları askıya alındı. Sadece vergi vermekle yükümlü kılındık. Söz hakkımız yok, oy hakkımız yok, seçeneğimiz yok, adalet talep etme hakkımız yok, çocuklarımızın geleceği yok, anayasanın tanıdığı tüm haklarımız gasp edildi…Sahi biz ne yaşıyoruz böyle!
Şimdilik sadece duygumu paylaşayım, daha ayrıntılı değerlendirmeleri sonra yaparız…
Krala yaslanan düşer, yine öyle olacak. Bugünler elbet geçecek; herkes hak ettiği gibi anılacak.
Saray bu halktan bir destan daha yazmasını istiyor, merak etmesinler o destan yazılır!
İl Başkanımız Fırat Çoban:
‘’Bu mesele CHP’nin genel başkanının kim olacağı meselesi değil. Bu mesele, bu memlekette yurttaş mı olacağız, köle mi olacağız meselesidir.
Mutlaka, mutlaka bu karşı devrimi birlikte savuşturacağız!’’
💥 Ali Mahir Başarır, isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’na seslendi:
“Bizim tankımız, TOMA’mız, suç örgütlerimiz falan yok.
Yıllarca kendisiyle omuz omuza yürüdüğü arkadaşlarını dövdürtecekse, öldürtecekse Allah onun belasını versin!
Bu millet, bu tarih onu affetmeyecek!”
Biber gazı,joplar ve sokak çeteleleriyle CHP Genel Merkezine girdiler.
Genç,yaşlı kimi görürlerse insafsızca jopluyorlar.
CHP liyim diyen bu zulmü reva görüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu senle yürüyen namerttir.
Özgür Özel ile yürümek onurdur.
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin kamuoyuna çağrısı var:
"Üniversitemizin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, gündemdeki yoğun siyasi gelişmeler arasında ne yazık ki yeterince görünür olamadı ve sesimizi duyurmakta ciddi şekilde zorlanıyoruz.
Okulun yeniden açılabilmesi ancak yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla mümkün. Alinan karara karşı hukuki süreç ise oldukça uzun sürecek. Sesimizin daha fazla kişiye ulaşabilmesi adına desteğiniz bizim için çok kıymetli olurdu. Mümkünse konuyu paylaşarak kamuoyunda görünür olmasına yardımcı olabilir misiniz?"
BİLGİ ÜNİVERSITESI ÖGRENCİLERİ
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Sayın Yetkililer,
Bugün Anneler Günü. Birçok anne evladından bir çiçek, bir sarılma ya da bir güzel söz alırken; ben evladının mezarı başında gözyaşı döken bir anne olarak bu günü geçiriyorum.
Oğlum artık bana çiçek getiremiyor. Çünkü onu hayattan koparanlar yüzünden bir annenin yaşamı sonsuza kadar karardı. Acım yalnızca evladımı kaybetmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda adaletin eksik kaldığını hissetmek, her gün yeniden yaralanmama sebep olmaktadır.
Oğlumun ölümüne sebep olan kişilerden bazılarının hâlâ dışarıda olması, toplum vicdanını derinden yaralamaktadır. Bir anne olarak tek isteğim; adaletin eksiksiz şekilde sağlanması, suçluların hak ettikleri cezaları almaları ve başka hiçbir annenin benim yaşadığım acıyı yaşamamasıdır.
Devletimizin adalet mekanizmasına güvenmek istiyorum. Ancak yaşanan süreçte toplumda oluşan cezasızlık algısı, yalnızca mağdur aileleri değil, kamu vicdanını da derinden etkilemektedir.
Bugün bu mektubu bir siyasi düşünceyle değil; evladını toprağa vermiş, acısı dinmeyen bir anne olarak yazıyorum. Yetkililerden beklentim; çocuklarımızın yaşam hakkını koruyan, mağdur ailelerin sesini duyan ve adaleti tam anlamıyla tesis eden daha güçlü bir hukuk düzeninin sağlanmasıdır.
Evlere.mahallere, okullara kedi köpek alın farelerin yüzeye çıkmasını başka türlü önleyemezsiniz.Fare dışkısından ve idrarından bulaşıyor.Haaa ama fareleri barınaklara alıp itilaf edeceğiz diyorsanız onu bilemem:)))) Karma ne acayip bir şey.
Bilim diyor ki : Kediler,kemirgenler için, köpekler yaban hayvanlarıyla aramızda ki bariyerdir.Bana çemkirmeyin ben demiyorum Bilim diyor.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#Hantavirüs