Hiçbir başarı cezasız kalmaz. Türkiye'nin yüz akı bir tarım sevdalısını cezalandırmak istiyorlar. Seni Tarım bakanı yapacağız @sencer_s ... İthalat rantiyecileri, et baronları kaybedecek; Türk çiftçisi kazanacak.
Yusuf Tekin’in yeni bir Cumhuriyet karşıtı tutumuyla karşı karşıyayız.
“Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” diyerek müfredattan “Kurtuluş Savaşı” kavramını çıkarıp yerine “Milli Mücadele” kavramını getirdiler.
Türkiye’nin evlatlarının canları pahasına, hayatlarını ortaya koyarak Milli Mücadele verdiği doğrudur. Ancak Milli Mücadele; bir yandan emperyalizme, bir yandan da yerli işbirlikçilerine karşı verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu büyük bir destandır. Kurtuluş Savaşı sonsuza kadar böyle hatırlanacaktır.
Ömer Faruk Gergerlioğlu’na göre 2024 yılında 8 küsür milyon Euro ödemişiz AİHM cezaları için. Hangi yanlış kararı hangi hakim verdiyse o ödesin, halkın vergilerine yazık
Yatarı olmayan suçtan tutuklandı gibi tweetler görüyorum. Arkadaşlar, Deniz Göktaş yatarı olmayan değil olmayan bir suçtan tutuklandı. Hoşa gitmeyen cümleyi suç saymayı normalleştirmeyin!
@TCAytunCiray@herkesicinCHP Dalga geçiyorsun herhalde adam butlan ı kabul ettiğinden beri 23 yıllık nefret ve öfke sıralamamız değişti. Ve inanır mısın Kılıçdaroğlu ilk kez zirvede...
Urfa Akçakale'de Bir Kız Çocuğunun Kahreden Dramı
Adı:Emire
Henüz 16 yaşında
Ailenin tek çocuğu.
İddiaya göre babası 60 dönüm arazi aldı ve tapuyu da annesinin üzerine yaptı.Bu arazinin ileride Emire'ye yani kız çocuğuna kalacağı için amcası, babasına baskı yapmaya başladı.Amcası, babasına söz geçiremediği için bu kez de Emire'ye yöneldi.
Geçtigimiz gün Emire tarlada yalnız çalıştığı sırada amcası tarafından darp edildi.
Emire'nin çığlıklarını duyan annesi olay yerine konuştu ve amcasının elinden Emire'yi kurtardı.
Darp sonrası Emire hastaneye kaldırıldı.
Jandarma her iki tarafın ifadesini alıp inceleme başlattı.
Emire diyor ki "Can güvenliğim yok, Narin Güran veya Gülistan gibi bir son yaşamaktan korkuyorum. Yetkililerin harekete geçmesi ve sesimi duymasını istiyorum."
İşte olay anına ait o görüntüler 👇
Belediye kreşlerine bakanlıktan izin alma zorunluluğu getirildi.
CHP'li belediyelere ait 785 kreş izin alınmadığı takdirde kapatılacak.
Zannediyor musunuz Bakanlığa başvurulduğunda izin verilecek?
Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da açtığı kreşlerde 5 Bin TL ücret ile sabah 08:00 akşam 17:00 arası çocuklara hizmet veriliyor.
Çalışan anne için nimet bir uygulama yapıldı.
İstanbul’da standart bir kreş ücreti 30.000 ile 50.000 lira arası değişmekte. Bu hizmeti neden kötüledikleri ve kapatmaya çalıştıkları açık bir şekilde ortada.
Halka hizmete karşı bir yapıyla karşı karşıyayız…
Mizah insanları aşağılamaz, onlara aşağılanmış olduklarını hatırlatır. Onları güldürürken uyandırır. O nedenle bazı rejimlerde “kasten adam güldürmek” suçtur!!
Herkes haddini bilecekmiş, dini değerlerle alay edilemezmiş...
Peki madem öyle neden bakara-makara diyen adama haddini bildirip ters kelepçe takmadınız ve üstelik büyükelçilikle ödüllendirdiniz?
Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün…
Devlet ise “gülme sırası bizde” deyip komedyeni gözaltına almış.
Gülmek serbest, güldürmek şüpheli;
şaka yapmak kabahat, şakaya alınmak devlet ciddiyeti.
Memleket, kahkahaya bile tutanak tutuyor. #DenizGöktaş
“En kötüsü de o şafak operasyonuydu, evde yalnızdım, çok kötüydü…”
Şimdi Adalet Bakanı Akın Gürlek, 75 yaşındaki emekli bir öğretmenin hiçbir somut delil olmadan evinin basılıp gözaltına alınmasını, tutuklanmasını nasıl açıklayacak?
Herhalde bu durumla ilgili danışmanları kendisine özel sunum yapmıştır.
Bugün İBB tarafından yeniden düzenlendikten maalesef çok uzun zaman sonra ilk kez Moda İskelesi'ne gittim ve bir yılı aşkın süredir maalesef davalar, tutuklamalar, binlerce sayfa iddianame ve hapis cezası istemiyle anılan İBB belediyeciliği sayesinde yıllarca atıl kalmış bir hazinenin nasıl değerine yakışır bir kamusal alana dönüştürülebileceğini hatırlamış oldum.
"Nefes alabilme" imkanıyla mekanın tadını çıkaran insanların çeşitliliğine bakınca ise ülke siyasetini on yıllardır mükemmelen bölmeyi başaran fay hatlarının, gayet mütevazi bir yerel kamusal alanda tüm etkisini nasıl kaybedebildiğini gördüm ve Ekrem İmamoğlu'ndan neden bu kadar korkulduğunu bir kez daha anladım.
Velhasıl teşekkürler @istanbulbld!
Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin tutuklandı.
İsmail Yetişkin diyaliz hastası ve haftanın üç günü diyalize giriyor. Benim babam da aynı şekilde haftada üç gün diyalize bağlanıyor. Bu nedenle diyaliz hastalarının yaşadığı zorlukları yakından biliyorum.
Diyaliz sonrası birçok hasta ciddi halsizlik, tansiyon düşüklüğü ve yorgunluk yaşıyor. Düzenli kullanmaları gereken ilaçlar, sıkı beslenme kuralları ve özel sağlık ihtiyaçları bulunuyor. Tuzdan sıvı tüketimine kadar pek çok konuda hayati hassasiyet söz konusu.
Cezaevi koşulları, sürekli diyaliz tedavisi gören ağır kronik hastalar açısından uygun değildir.
Engelli raporu almak istese en az yüzde 90 engelli raporu alacak bir kişi nasıl cezaevinde kalabilir.
#İBBDavası'nda 59. Gün
🔺️"Gizli tanık Doğan'ın adı T., soyadı Ö."
🔺️"Gizli tanık Çınar da, İlke de...
Kendilerini gizli zannetmesinler.
Parmak izlerine kadar kontrol ettim."
Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı #MuratOngun:
"Bu yalanlarla dört aydır yargılanıyoruz Sayın Başkanım.
Gizli tanık Doğan diyor ki:
"Bu firma o'nundur, bu bununla ortaktır..."
Ardından da, "Bu kadar beyan tesadüf olamaz, bunlar suçludur." diye sonuca varılıyor.
"Araştırıldığında tespit edilebilir."
Değil mi?
Gizli tanık Doğan'ın bildiği bir şey daha varmış. Diyor ki:
"Emrah Bağdatlı ile Murat Ongun sınıf arkadaşıdır. Birçok etkinlik bu firmanın üzerinden yapılmıştır."
🔴 Emrah benden yedi yaş küçük.
Sınıf arkadaşım değil.
O Rize'de ve İstanbul'da okumuş.
Ben Giresun'da ve Ankara'da okudum.
🔺️Kentlerimiz bile farklı.
Yaşlarımız farklı.
Kaç tane yalan beyan! sayamıyorum artık!
🔺️Yani dört yanlış beyan, bir doğru beyan mı getirecek?
Sınavda mıyız?
Tanık güvenilirliği, tanık beyanlarındaki çelişkiler... Bunların hepsini bir kenara mı bırakacağız?
🔺️Bu ekranda Cem Çelik ile Murat Biçer'in ifadelerini gösterdiler.
🔺️İkisi de kelime kelime aynı.
Deseniz ki iddianamede bu bir iki kez tekrarlanmış, sehven olmuştur; insani bir hata diyebilirim.
Ama on yedi ayrı eylemde aynı ifadeleri koymuşlar.
Sonra da diyorlar ki:
"Bu beyanlar tesadüf olamaz."
🔺️Yargıtay diyor ki: Kanaate değil, ispata dayanmalıdır.
Tanık beyanı çelişkiliyse güvenilir değildir.
Biz ise çelişkiyi de geçtik.
Komple yalan beyanlarla karşı karşıyayız.
🔴 Şimdi bu gizli tanık meselesini sorgulayalım Sayın Başkan.
🔺️Önce gizli tanık Doğan.
Ben gizli tanık Doğan'ı ifşa etmedim.
Savcılık ifşa etti.
Gizli tanık Doğan'ın bütün beyanları iddianamenin içerisinde yer alıyor.
Kendi ifadesinde eşinin üzerine kayıtlı şirketten bahsediyor.
Bu da tutanağa geçmiş.
Ben okuyunca zaten kim olduğunu tahmin ettim.
🔺️Dedim ki, "Bu şirketler kim?"
Araştırdık.
Kim olduğu ortaya çıktı.
Yani gizli tanık Doğan'ın adı T., soyadı Ö.
Kendi beyanında diyor ki:
"Ben Murat Onur'u sekiz yıldır tanıyorum."
🔺️Ben de diyorum ki...
İddianamede tek bir telefon irtibatı var.
Beni sekiz yıldır tanıyan kişiyle aramızda tek bir telefon görüşmesi yok.
Beni tanımıyor.
Hayatımda bir kere gördüm.
Bir arkadaşıyla birlikte yanıma gelmişti.
30 Ağustos Zafer Bayramı'nda yapılacak drone gösterisiyle ilgiliydi.
"Bu işi benden iyi yapan yok." dedi.
"En iyi biz yaparız." dedi.
"Kardeşim, yapabiliyorsan yap." dedik.
Drone'ları çıkardı.
Hayatında ilk kez yaptığı iş olduğu belli oldu.
İşi eline yüzüne bulaştırdı.
O günden sonra da bir daha çalışmadık.
🔺️İBB'de yapılan ve benim de gurur duyduğum onlarca etkinlik içerisinde, başarısız olan tek iş oydu.
🔴 Şimdi bu T. Ö.'nün ifadesini okuyorum Sayın Başkan.
🔺️Diyor ki:
"Sedat Kapıdağ benim yakın arkadaşımdır."
🔺️Sedat Kapıdağ da diyor ki:
"Ben bunları tutuklatan adamım."
🔺️Süreç benim dilekçemle başladı.
Biz şimdi sırtımızı nereye dayayacağız Sayın Başkan?
Nereye dayanacağız?
🔴 Değerli Başkanım, şunu da söyleyeyim.
Gizli tanık Çınar da, İlke de...
Kendilerini gizli zannetmesinler.
Parmak izlerine kadar kontrol ettim.
19 Mart'ta tutuklanıp albüme fotoğrafı konulmayan kişilerde bile ayrıntılar var.
Gizli tanıkların parmak izi alınırken kullanılan yöntemlerden bile kadın mı erkek mi olduğu anlaşılabiliyor.
Ben hangisinin kadın, hangisinin erkek olduğunu anlayabilecek kadar ayrıntıya baktım.
Parmak izinden kadın olduğunu anladım.
"Gizli tanık Meşe" adı altında ifade veren tek bir kişi yok.
Mülakat adı altında toplanan birçok farklı beyan, "Meşe" kod adı altında birleştirilmiş.
Zaten daha sonra Meşe de dosyadan kayboldu.
🔺️O yüzden bu gizli tanık meselesini artık hayatımızdan çıkarmamız gerekiyor.
Güvenilir bir delil niteliği taşımıyor."