🗣️TRT Spikeri Cüneyt Kıran:
“Gurur duyuyoyuz Atatürk’ün kızlarıyla.
Ne demiş Atatürk: ‘Zafer, zafer benimdir diyenindir’
Biz ‘Zafer bizimdir’ dedik ve bu zaferde bizim oldu”
Cumhuriyetimizin spor sahalarındaki dünya markası A Milli Kadın Voleybol Takımımız şimdi de Avrupa Şampiyonu. 🇹🇷🏆
Tebrikler Cumhuriyetimizin aydınlık yüzü, tebrikler Atatürk'ün kızları...👏
Sizinle gurur duyuyoruz.
Avukat Ahmet Zeki Okçuoğlu, her halde rüya görmüş olacak ki “Türk diye bir şey yoktur. Türklerin tarihi yoktur. Türkmenler aslında Kürt'tür. Türk, Batı uydurmasıdır” demiş.
Türkleri her zaman tehlike olarak gören ve sevmeyen Batı niçin Türk kavramı uydurmuş?
Batılı olmayan Çin, Kore, Rus, Japon tarihçileri neden Türklerden bahsediyor?
Akdeniz, Ege ve Marma bölgesindeki Aleviler kendilerini niçin Türkmen olarak tanımlıyor?
Dünyanın önemli tarihçileri Türk tarihi hakkında yüzlerce eser yazmış. Hatta Ruslar bizlerin Göktürk Devleti dediği devlete Türk Kağanlığı der.
Türk tarihini öğrenmek istiyenler sadece Amerikalı tarihçilerden Carter V. Findley'in "Dünya Tarihinde Türkler", Peter B. Golden'in "Türk Halkları Tarihine Giriş" ve Rus tarihçi V. V. Barthold'ın "Orta Asya Türk Tarihi" adlı eserlerine bakarsa tarihte Türklerin olup olmadığını görebilirler.
Diğer yandan bir halkı sevmeyebilirsiniz ancak kendi varlığınızı o halkı yok sayarak ispatlayamazsınız.
Kafalarına göre Kürt tarihi yazanlar en azından Kürtolojinin kurucusu Minorsky'nin "Arap kaynakları Kürt adının 'göçebe' ile eşanlamlı
geldiğine işaret etmektedir" ve McDowall'ın Avesta Yayınları tarafından basılan "Kürtler" adlı eserinde "MS 7. yüzyılda 'Kürt' sözcüğü göçebeleri ifade etmek için kullanılıyordu. Bu nedenle etnik olmaktan çok sosyo-ekonomik bir anlam taşıyordu" ifadelerini anlaması gerekiyor.
Ayrıca tarih ve coğrafya olmadan bir halkı sadece konuşulan dil üzerinden tanımlayamazsınız. Mesela Kürtlerin coğrafyası Mezopotamya ise buradaki yer adlarının kaç tanesi Kürtçe?
Mesela Ahmet Zeki Okçuoğlu, aslen Karakoçanlı'dır. Acaba Karakoçan'da kaç yerin adı Kürtçe?
Kürtlere ait olduğu arkeologlarca kabul edilen kaç tane arkeoloji eseri var?
Mezopotamya coğrayasında tarihi, Musevi ve Hristiyan mabetleri var. Fakat bunlardan hiç biri Kürtlere ait değil. Acaba neden? Yoksa Kürtler mabetsiz bir dine inanırken İslamı mı seçtiler?
Çerçeve yasa konusunda en net tavrı, Yeni Parti Genel Başkanı Sayın Özgür Özel koymuştur.
Lider Sultası olmaksızın Milletvekillerini serbest bırakmıştır.
Evet veya Hayır şahsi irade ile tecelli edecektir.
Bundan dolayı gönül rahatlığıyla ,Çerçeve yasaya HAYIR diyorum.
Ben barışa karşı değilim.
Terörün bitmesini, silahların susmasını, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesini istiyorum.
Ama barış istemek başka, AKP’nin getirdiği her düzenlemeye sorgusuz sualsiz “evet” demek başkadır.
Ben bu iktidara güvenmiyorum.
Çünkü bir taraftan “demokrasi ve toplumsal barış” diyorsunuz, diğer taraftan demokratik siyasetin alanını her geçen gün daraltıyorsunuz.
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi, kendisi cezaevinde.
Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor, görevlerinden uzaklaştırılıyor.
Muhalefet partilerinin yöneticileri hakkında soruşturmalar ve fezlekeler gündemden düşmüyor.
Meşru, demokratik ve silahsız siyaset yapan insanlar ceza hukukuyla karşı karşıya bırakılıyor.
AYM kararlarının gereği yerine getirilmiyor.
AİHM kararları uygulanmıyor.
Kayyum uygulaması devam ediyor.
Sonra aynı iktidar bize “demokrasi”, “hukuk” ve “toplumsal barış” diyor.
Ben de soruyorum:
Mevcut hukuku uygulamayan bir iktidarın yeni hukuk vaadine neden güvenelim?
Ayrıca bu çerçeve yasanın gelecekteki seçimlerin, Meclis aritmetiğinin veya başka siyasi hesapların aracı olmayacağının güvencesi nedir?
Ben AKP’nin siyasi hesabına ortak olmayacağım.
Çünkü kalıcı barış siyasi hesaplarla değil; hukukla, demokrasiyle, adaletle ve toplumsal güvenle kurulur.
Önce AYM kararlarını uygulayın.
Önce AİHM kararlarının gereğini yerine getirin.
Önce sandık iradesine saygı gösterin.
Önce iktidara da muhalefete de aynı hukuku uygulayın.
Sonra bize demokrasi ve hukuk devleti anlatın.
Benim tavrım çok açık:
Barışa EVET.
Terörün bitmesine EVET.
Silahların susmasına EVET.
Demokratik çözüme EVET.
Ama hukuksuzluğa HAYIR.
Çifte standarda HAYIR.
Barışın siyasi ve seçim hesaplarına alet edilmesine HAYIR.
Benim HAYIR oyum barışa değil, bu iktidarın güven vermeyen hukuk ve demokrasi anlayışınadır.
Bu nedenle bu hâliyle çerçeve yasaya oyum nettir:
HAYIR.
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Barışı istemeyen yok.
Kardeşlik hukuku tamam.
Lakin Demokrasi yok ediliyor.
Muhalefete siyaset yok,tutuklamalara devam.
Teröristlere siyaset yolu açılıyor.
Milletvekiline Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma için Başsavcı soruşturma istiyor.
Pkklılara Meclis yolu görünüyor.
Buna Terörsüz Türkiye denmez.
Teröriste plaket verme denir.
Hayırda HAYIR var.
@06melihgokcek İlginç bir Kırşehirli olarak bu anketi biz görmedik,Mehmet Ali alan Kırşehir’in neresinde var ismini sokakta sorun 100 kişiden 10 kişi tanımaz bunu böyle bilin isterseniz meydanlara gönderin yaptırın
BU ÜLKEYİ MİLLETİMİZİN KURDUĞU PARTİYLE, YENİ PARTİ'YLE YÖNETECEK; ŞEHRİMİZE VE ÜLKEMİZE, SİYASETTEKİ SEVİYEYİ YÜKSELTEREK ÖRNEK OLACAĞIZ.
YENİ Parti Kurucular Kurulu ve Parti Meclisi Üyesi Kırşehir milletvekilimiz Metin İlhan, CHP’den istifa ederek YENİ Partiye katılan Baran Genç, Gürkan Yağmur, Hatice Koçak, İl Disiplin Kurulu Üyeleri, İl Genel Meclisi Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, ilçe başkanları, gençlerimiz ve hemşehrilerimizle birlikte, YENİ Parti İl Başkanlığı’nda bir araya gelerek ortak irademizi ortaya koyduk.
YENİ Parti’nin Kırşehir’imize, ülkemize, milletimize hayırlı olmasını ve demokrasi mücadelesinde başarılı olmasını diliyorum.
#SelahattinEkicioğlu #KırşehirBelediyeBaşkanı #YENİPartiKırşehir
Liderimiz Özgür Özel, ‘YENİ Parti’mizin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. 91 milletvekilimiz YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.
Başlıyoruz!
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Nevşehir seçilmiş İl Başkanı Bülent Yumuş ve Hacıbektaş seçilmiş İlçe Başkanı Ali Ceyhan ziyaretimize geldiler.
Seçilmiş İl Başkanımız Baran Genç’in de bulunduğu ziyarette, kendileriyle yerel gündem ve son siyasi gelişmelerle ilgili görüş alışverişinde bulunduk.
Ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum.
#SelahattinEkicioğlu #KırşehirBelediyeBaşkanı #KırşehirBelediyesi
Yağmurlu Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Abdullah Akça ve Yönetim Kurulu Üyeleri ziyaretimize geldiler.
Belediye Başkan Yardımcımız Mustafa Orman ve Belediye Meclis Üyemiz Faruk Akça'nın da bulunduğu ziyarette kendileriyle görüş alışverişinde bulunduk.
Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.
#SelahattinEkicioğlu #KırşehirBelediyeBaşkanı #KırşehirBelediyesi #YağmurluKöyleriYardımlaşmaVeDayanışmaDerneği
KAMUOYUNA DUYURU
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Kamuoyuna…
2009 yılında Chp grup başkanı iken tvlerde yapmış olduğunuz, belgeye dayalı ve Akp’li rakiplerinizi adeta terlettiğiniz,istifaya zorladığınız ve iktidarın yolsuzluklarını yüzlerine vuran, sakin, kendinden emin, dürüst tavrınızla,muhalif kitlelere umut olduğunuz duruşunuzla sevmiştik sizi…
Hayatı boyunca halkının sorunlarına yakın duyarlı,ihtiyaç duyulan her emek, barış, demokrasi ve özgürlük eksenli eylemlilik ve platformlarda bulunmuş, bu çizgide şarkılar da bestelemiş, sol değerlere sahip bir sanatçı olarak ,beni de heyecanlandırdınız ve harekete geçirdiniz…
Duyduğum duyarlı sanatçı sorumluluğu sabaha karşı 4 de bana Kılıçdaroğlu marşını besteletti…Siyasi partilerde seçim şarkısı algısını değiştiren ve kaliteyi artıran sıfır (yeni) beste geleneğini başlatan bu şarkıyı o günkü şartlarda yapmış olmaktan pişman değilim…Elimi duyduğum aydın sorumluluğuyla, ülkem, partim ve halkım için taşın altına koymam gerekirse,her zaman koydum, yine koyarım..
Fakat gelinen şu noktada 13 seçim yenilgisi, yapılan siyasi hatalar, artık nedense yapılmayan düellolar, ortaya çıkmayan belgeler, başarısızlıklarınız nedeniyle milyonlarca sol, sosyal demokrat, laik, Atatürk’çü ve cumhuriyetçi kitleleri tekrardan umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklediniz…Bu da haklı olarak yapılan seçimli kurultayda genç, çalışkan ve tekrardan umut vadeden, genel başkan adayı sn.Özgür Özel ve cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na karşı parti içi iktidarı demokratik yollarla kaybetmenize sebep oldu ve parti adeta tarihi olarak şahlandı ve ilk seçimde 1. Parti oldu…
Benim sizden beklediğim ,eski bir genel başkan olarak partinizin başarısı için, bu genç ve başarılı kadroyu tebrik etmek,ellerini sıkmak ve kutlamaktı…Gerektiğinde diğer eski genel başkanlar gibi yanlarında durarak desteklemenizdi…Fakat sizin geldiğiniz nokta adına maalesef üzüntü duyuyorum…Türkiye https://t.co/NRxxvtOEQL olmuş iktidara yürüyen partiye iktidarın ve üst akılların kurduğu onlarca tuzağın üstüne, en büyük çelmeyi taktınız butlan kararına uyarak…Pir Sultan’ın dediği gibi, ille dostun bir tek gülü yareler beni…Olmadı sayın Kılıçdaroğlu, yakışmadı…Sizi alkışlayanlar emin olun tarihi bir yanılgının içindeler ve bu yaptığınız unutulmayacak…Bu saiklerle partiye yaptığım bir çok şarkımın içinde ,adınızın geçtiği şarkılarımın sizin ve meşru bulmadığım yönetiminiz tarafından kullanılmamasını ve dijital platformlarınızdan da kaldırılmasını istiyorum…
Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler!…
Şarkılarımın kullanımına devam edilmesi halinde yasal yollara başvuracağımı da tarafınıza bildiririm…
Saygılarımla…
ONUR AKIN… @eczozgurozel #chp @ekrem_imamoglu@dk_imamoglu@ailedayanismagi@CHP_istanbulil@CBAdayOfisi@ozgurcelikchp@gunaydingokhan@alimahir @gokanzeybekCHP @veliagbaba @muratemirchp @mansuryavas06@VahapSecer@arasahmetmugla@filizceritoglu@avfilizgencan@besimecz
Butlanın baskın sabah.
Sabah 07.30
“5-6 CHP milletvekili geldi.
Arabalarından indi.
Bize günaydın dedi.
Biz de defolun gidin dedik”
Bu olay böyle olmuş gibi anlatanlar yalancıdır.
Gerçeği şu (videolardan izleyin)
Vekiller kolkola girmiş.
Arkasında 8-10 partili
Kalanı onlarca pavyon fedaisi (her birine 8.000₺ verilmiş)
Baskına gelir gibi geldiler.
Onun içindi ki ilk tepkimizde çekip gittiler.
Gönüllü olsa, CHP’li olsa git deyince gider mi?
Sonra polis içeri girsin diye Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatınca 2 kere valiliğe dilekçe verildi. Nihayetinde Kılıçdaroğlu’nun talebi üzerine polis genel merkeze girdi.
Bu olay böyle olmamış gibi anlatanlar da yalancıdır.
CHP vekilleri genel merkeze alınmadı lafları hep uydurma laflar.
Ben Cumhuriyet Halk Partisi’ne polis müdahalesiyle, biber gazıyla, jopla girmedim. Grup toplantısında binlerce partilimizin alkışlarıyla, umutlarıyla katıldım.
Bana orada ne işin var diyen butlan, asıl senin orada ne işin var?
Genel Merkezimize de yalnızca 2 danışmanım ile birlikte; seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e omuz vermek için geldim.
Mübarek bayram gününde, “militanlarıyla gelip taş attırdı” diyerek iftira atanları Allah’a havale ediyorum.
İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere yetkili tüm merciler gerekli incelemeyi yapsın. Eğer yanımda en ufak bir taşkınlık çıkaran üçüncü bir şahıs tespit edilirse milletvekilliğinden istifa edeceğim.
Şayet böyle bir kişi tespit edilemez ve Kemal Kılıçdaroğlu iddiasını ispatlayamazsa, ortaya çıkan bu iftirası nedeniyle butlanla oturduğu o koltuktan derhal istifaya davet ediyorum.
@kilicdarogluk