Genel Başkanımız Kaya Kartal:
— Bugünlerde bir taraftan da aralarında işgalci rejimin suçlarını fiili olarak destekleyen pek çok ülkenin bulunduğu NATO, Türkiye'de toplanıyor.
— Ankara neredeyse kapalı şehir haline getirildi. Bir aydır hem İslami çevrelere hem de sol gruplara yönelik "aman buraya gelecek NATO'cuların huzuru kaçmasın" kaygısıyla operasyonlar yapıldı. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklandı. @kaya_kartal
HERKES DUYSUN!
NATO DOLAYISIYLA GÖZALTINA ALINAN 62 YAŞINDA Kİ AKTİVİST, İFADE ESNASINDA FENALAŞARAK HASTANEYE KALDIRILDI!
Geçtiğimiz günlerde NATO karşıtı faaliyetlerde bulundukları bahanesiyle Adana Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan Mavi Marmara gazileri Fevziye Şenoğlu ve Sabiha Baturay, Adana Terörle Mücadele Şubesi'nde tutulmaktaydı.
Kronik rahatsızlıkları bulunan 62 yaşındaki Sabiha Baturay bugün emniyette ifade verdiği esnada fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Gayriinsani koşullarda tutuldukları belirtilen ve aileleriyle görüşmelerine izin verilmeyen Şenoğlu ve Baturay’ın sağlık durumundan ciddi endişe duyuluyor.
Yetkilileri uyarıyoruz: NATO dolayısıyla gözaltına alınan ve insanlık dışı koşullarda 3 gündür beton zemin yatan mavi Marmara gazilerinin alakalı oluşabilecek herhangi bir sorundan siz sorumlusunuz. Talebimiz açık ve nettir: Tüm NATO gözlatıları bir an önce serbest bırakılmalıdır.
Dr. Hüsam Ebu Safiye Serbest Bırakılsın!
İsrail'in 27 Aralık 2024'te Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi'ne düzenlediği saldırıda alıkoyduğu Dr. Hüsam Ebu Safiye, 18 aydır hiçbir somut suçlama olmaksızın işgal rejiminin cezaevlerinde tutuluyor.
Avukatının aktardığı bilgilere göre cezaevinde kötü muamele ve işkenceye maruz kalan Dr. Hüsam Ebu Safiye'nin derhal serbest bırakılmasını talep ediyor, uluslararası kamuoyunu işgalci yönetime baskı uygulamaya çağırıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu nezdinde başvuruda bulunduğumuz ağır diyabet hastası 73 yaşındaki mahpus Abdullah Tırpan'ın sağlık sorunlarının arttığını ve yeniden acile kaldırıldığını öğrendik.
İdareye yönelik başvurumuzda ifade ettiğimiz üzere hayati risk taşıyan, telafisi imkansız sonuçlar doğurabilecek bu durum karşısında ivedilikle tedbir alınmalıdır. @adalet_bakanlik@ctekurumsal@ADLITIPKURUMU
NATO ZİRVESİ BAHANESİYLE HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN GÜVENLİK KAYGISINA FEDA EDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ
Ankara��da 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılacak 36. NATO Zirvesi öncesinde, başta Ankara olmak üzere yüzlerce insan gözaltına alınıp onlarca insan tutuklanmış, ülke genelinde temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alındığı bir iklim oluşturulmuştur. Zirvenin güvenliği adına alındığı ileri sürülen tedbirler, hukuken kabul edilemeyecek şekilde toplumun asgari güvencelerini aşan bir mahiyet kazanmıştır. Güvenlik kaygısı, hak ve özgürlüklerin önüne geçirilmiştir.
Kaldı ki, aşağıda ayrıntılı olarak eleştireceğimiz bu tablo, insan hakları karnesi kirli bir ittifakın gölgesinde gerçekleştirilmektedir. Kurucusu ve önde gelen üyeleri, Irak ve Afganistan işgallerinden Guantanamo ve Ebu Gureyb’deki işkence pratiklerine, Libya’nın iç savaşa sürüklenmesinden Gazze Soykırımına silah ve istihbarat desteğiyle iştirake, sivillerin öldüğü hava saldırılarından hukuk dışı alıkoymalara kadar uzanan ağır insan hakları ihlalleriyle anılmaktadır. Afganistan’ın işgalinde ve Afgan sivillere karşı işlenen suçlarda doğrudan rol alan kirli bir geçmişe sahip NATO’nun, Türkiye’de ağırlanması adına temel hakların askıya alınması kabul edilemez bir çelişkidir.
MAZLUMDER olarak bu tabloyu kamuoyuyla paylaşmayı ve itirazlarımızı kayda geçirmeyi zorunlu görüyoruz.
1. Haymana’da Yaşanan Ölümlü Vaka - Yaşam Hakkı ve Etkili Soruşturma Yükümlülüğü
23 Haziran 2026 sabahı, IŞİD’e yönelik olduğu belirtilen operasyon kapsamında Ankara'nın Haymana ilçesi Sazağası Mahallesi'nde bir eve düzenlenen baskında Muhammed Kavi (25) yaşamını yitirmiş, eşi başından vurularak ağır yaralanmıştır. Olayın, çocukların da bulunduğu bir evde ve ailenin aynı gün bir yakınını kaybederek cenaze hazırlığı içinde olduğu bir sırada gerçekleştiği iddia edilmektedir.
Resmî anlatıya göre çift güvenlik güçlerine ateş açmış ve çıkan çatışmada vurulmuştur. Buna karşılık aile; evde silah bulunmadığını, herhangi bir çatışma yaşanmadığını ve Muhammed Kavi'nin çocuklarının bulunduğu odada doğrudan vurulduğunu belirtmekte; olay yerinde tek bir boş kovan dahi bulunmadığını vurgulamaktadır. Operasyonda kullanıldığı öne sürülen silahın bulunup bulunmadığı, balistik inceleme yapılıp yapılmadığı ve özel harekât kalkanına isabet ettiği iddia edilen mermilere ilişkin rapor düzenlenip düzenlenmediği gibi hayati sorular yanıtsızdır. Yetkili makamlara yöneltilen sorular da bugüne dek karşılıksız kalmıştır.
Yaşam hakkı, devlete yalnızca öldürmeme değil, kolluk gücü kullanımı sonucu meydana gelen her ölümü etkili, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturma pozitif yükümlülüğü de yükler. Birbirini tümüyle yalanlayan iki anlatının bulunduğu, maddi delillerin kamuoyuyla paylaşılmadığı bu olayda gerçeğin bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılmaması kabul edilemez. Kişinin bir örgütle bağlantılı olduğu iddiası, hiçbir koşulda hukuk dışı bir ölümü meşrulaştırmaz.
MAZLUMDER olarak, Muhammed Kavi'nin ölümüne ilişkin tüm soruların yanıtlanacağı, etkili ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesini ve delillerin kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz.
2. Toplu Gözaltılar ve Tutuklamalar
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.06.2026 tarihli açıklamasına göre farklı ideolojilerden çeşitli örgütlere mensubiyet iddiasıyla 241 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, bunlardan 209'u gözaltına alınmıştır. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre tutuklananların sayısının 180'e ulaştığı ifade edilmektedir. Yine "Turkuaz Operasyonu" olarak duyurulan uygulamalar kapsamında da farklı siyasi düşüncelere mensup kişiler ile adli nitelikli şüpheliler bir arada olmak üzere, sayıları yüzü aşan kişi gözaltına alınmış, onlarca kişi tutuklanmıştır.
Gözaltına alınan ve tutuklananların toplumun birbirinden farklı kesimlerinden, aralarında doğrudan bir bağ bulunmayan kişiler olması, operasyonların zamanlaması ve soruşturma aşamasında yöneltilen sorular birlikte değerlendirildiğinde, operasyonların somut bir suç isnadından çok güvenlik kaygısı ile tedbiren (!) yapıldığı izlenimini kuvvetlendirmektedir. Kişileri işledikleri somut bir fiil nedeniyle değil, taşıdıkları kimlik, düşünce veya aidiyet nedeniyle şüpheli sayan bu yaklaşım kabul edilemez bir hukuksuzluktur.
Gözaltı ve tutuklama istisnai tedbirlerdir; her bir şüpheli bakımından somut delile ve bireyselleştirilmiş gerekçeye dayanmak zorundadır. Bir uluslararası zirvenin arifesinde, "önleyici" saikle ve toplu biçimde uygulanan gözaltılar; masumiyet karinesini zedeleyen ve muhalif düşünceyi caydırmayı amaçlayan bir toplumsal baskı aracına dönüşme tehlikesi taşımaktadır. Zirve güvenliği, kimsenin özgürlüğünden keyfî biçimde yoksun bırakılmasının gerekçesi yapılamaz.
3. Gece Yarısı Baskınları, Kapı Kırma ve Ters Kelepçe: İşkence ve Kötü Muamele Yasağı İhlali
Gözaltıların önemli bir kısmı artık bir kolluk rutini olduğu üzere, sabahın erken saatlerinde, apartman ve daire kapıları kırılmak suretiyle, baskın biçiminde gerçekleştirilmiştir. Kişilerin ters kelepçeyle gözaltına alındığı, görüntülerinin medyaya aktarıldığı bu rutin uygulamalar, işkence ve kötü muamele yasağının, masumiyet karinesinin, lekelenmeme hakkının ihlali niteliğindeki görev suçlarıdır.
Henüz haklarında bir mahkûmiyet bulunmayan kişilerin, kamuoyu önünde bu şekilde teşhir edilmesi hak ihlalidir.
4. Savunma Hakkının Fiilen Ortadan Kaldırılması
Gözaltına alınanlar hakkında 24 saat süreyle avukatla görüştürülmeme ve soruşturma dosyasına erişim kısıtlaması kararları verildiği öğrenilmiştir. Savunma hakkının ve müdafi yardımının bu şekilde askıya alınması, adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal eder; soruşturmanın en kritik ilk saatlerinde kişiyi savunmasız bırakır.
Bunun yanı sıra, avukatlar hakkında yürütülen gözaltı ve ev araması işlemlerinde CMK’da öngörülen özel usullere de uyulmadığı ifade edilmiştir. Avukatlık mesleğinin güvenceleri, kişisel bir ayrıcalık değil; savunma makamının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının teminatıdır. Avukata yönelen usulsüz her işlem, savunma hakkının bütününe yöneliktir. Avukatlığın itibarının bu şekilde zedelenmesi savunma ihtiyacı duyacak her bir kişinin de risk altında olması anlamına gelmektedir.
5. Ölçüsüz ve Hukuksuz Toplantı ve Gösteri Yasakları
Ankara Valiliği'nin, 28 Haziran 2026 saat 00.00'dan 10 Temmuz 2026 saat 23.59'a kadar on üç gün boyunca, açık ve kapalı alanlardaki her türlü toplanma, toplantı ve gösteri yürüyüşünü, basın açıklamasını, oturma eylemini, stant açmayı, bildiri/broşür dağıtmayı ve afiş/pankart asmayı yasaklayan kararı, kapsamı ve süresi itibarıyla ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır, hukuksuzdur.
İfade özgürlüğünün en önemli araçlarından olan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı izne değil bildirime tabi bir haktır. Bu hak, ancak somut, güncel ve gerçek bir tehlike karşısında, o tehlikeyle sınırlı, gerekli ve orantılı tedbirlerle kısıtlanabilir. Bir şehri baştan sona kapsayan, on üç güne yayılan ve muhtevası belirsiz genel yasaklar Anayasaya aykırı olup ifade özgürlüğüne açık bir saldırıdır. NATO’yu ve NATO üyesi bazı ülkeleri bugüne kadarki pratikleri, karıştıkları işgaller ve savaş suçları, Gazze Soykırımına verdikleri destek sebebiyle protesto etmek isteyecek kişi ve grupların bu yolla baskılanması hukuksuzdur.
6. Sansür Nitelikli Sosyal Medya Erişim Engelleri
Yine bu süreçte farklı düşüncelerden muhalif kişi, grup, örgüt ya da cemaate ait çok sayıda sosyal medya hesabına BTK kararıyla erişimin engellenmesi, ifade özgürlüğünün açık bir ihlalidir. Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün yanı sıra basın ve haber alma-iletme özgürlüğünün de ihlali anlamına gelen bu uygulamalar, içeriğe değil doğrudan kişiye ve düşünceye yöneldiğinde, hukuk kılıfına büründürülmüş bir sansürden başka bir şey değildir. Bu uygulamalar yalnızca hesabı engellenenleri değil, toplumun tamamını etkileyen bir caydırıcı etki doğurmakta, insanların haber alma hakkını da ortadan kaldırmaktadır.
İlkesel Çağrımız
"Kamu düzeni" ve "güvenlik" gibi kavramların arkasına sığınılarak hukuka aykırı uygulamaların olağanlaştırılması kabul edilemez. Güvenlik ile özgürlük birbirinin alternatifi değildir. Gerçek ve kalıcı güvenlik, ancak hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir düzende mümkündür. Bir devletin uluslararası bir zirveye ev sahipliği yapması, hak ve özgürlükleri askıya almanın değil, hukuk devletine bağlılığını gösterebilmenin vesilesi olmalıdır. Özgürlükleri bastırarak sağlanan sükûnet güvenlik değil, hakların askıya alındığı bir sessizlik rejiminin habercisidir.
Taleplerimiz:
1. Muhammed Kavi'nin ölümü hakkında etkili, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmeli, silah, balistik ve olay yeri incelemesine ilişkin tüm deliller kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
2. Somut ve bireysel delile dayanmayan gözaltı ve tutuklamalara son verilmeli, hukuka aykırı biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılanlar derhal serbest bırakılmalıdır.
3. 24 saatlik avukat görüş yasağı ve dosya kısıtlılığı kararları kaldırılmalı, herkesin müdafi yardımından eksiksiz yararlanması sağlanmalıdır.
4. Rutinleşen geceyarısı operasyonları, kapı kırma, ters kelepçe ve teşhir gibi uygulamalara son verilmeli, işkence ve kötü muamele yasağına istisnasız uyulmalı, kişisel verileri sızdırarak masumiyet karinesini ihlal edenler hakkında soruşturma açılmalıdır.
5. Savunma hakkının teminatı olan Avukatlar hakkındaki işlemlerde CMK ve Avukatlık Kanunu'nun öngördüğü usullere mutlaka uyulmalıdır.
6. Ankara genelini kapsayan genel nitelikli toplantı ve gösteri yasağına son verilmeli, sınırlama gerekiyorsa yalnızca somut tehlikeyle orantılı, yer ve zaman bakımından daraltılmış tedbirlerle yetinilmelidir.
7. İdare eliyle uygulanan keyfî ve toplu erişim engelleri kaldırılmalı; kısıtlamalar ancak bağımsız yargı denetimiyle ve bireyselleştirilmiş kararlarla mümkün kılınmalıdır.
MAZLUMDER olarak yetkilileri, NATO Zirvesi'ni gerekçe göstererek hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran bu uygulamalardan derhal vazgeçmeye ve hukuk devleti ilkesine işlerlik kazandırmaya çağırıyoruz.
Kamu borcu/GSYİH
🇹🇷 Türkiye: %23,8
🇩🇪 Almanya: %62,5
🇬🇧 İngiltere: %102,3
🇪🇸 İspanya: %100,7
🇫🇷 Fransa: %115,6
🇺🇸 ABD: %123,9
🇮🇹 İtalya: %137,1
Türkiye’nin kamu borcu/GSYH oranı, bu büyük gelişmiş ekonomilerin tamamından belirgin şekilde daha düşüktür.
Teşekkürler BABACAN
Elif Çakır:
Yumuşak bir geçiş olmasını isteyen ve artık iktidarın değişmesi gerektiğine inanan Ak Partili siyasetçiler dahil olmak üzere mütedeyyin muhafazakar kesim Yeni Yol’un adayı olması durumunda kesinlikle Ali Babacan’a oy verir.
Böyle bir kitle var. İktidarın değişmesini istemeyen çıkar grubunun istemeyeceği bir rakip Ali Babacan.
Adana ilinde mücadele edilmeye bile gerek duyulmayan hastalık da taşıma riski olabilecek büyük bir sinek sorunu var ve toplum sağlığını ciddi derecede riske atıyor.İlgilenecek kimsesi yok mu bu ilin belediye çalışmıyor diye biz ölelim mi?Lütfen el atın @TCAdanaValiligi
2024 yılında İsrail'le yapılan ticareti protesto etmek amacıyla Şişhane Meydanı'nda düzenlenen bir eylem ve bu eylemde atılan sloganlar gerekçe gösterilerek çok sayıda eylemci hakkında dava açılmıştı.
Söz konusu protestolarla bağlantılı olarak "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın bugün görülen duruşması, MAZLUMDER Hukuk Birimi tarafından takip edilmiştir.
Duruşma sonucunda, yargılanan Filistin aktivisti 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılmış ve hakkında verilen hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.
📌 YENİDEN HATIRLATIYORUZ: İnsani yardım suç, sıradan vatandaşlar "terörist" ilan edilemez!
MAZLUMDER olarak 2022 yılında hazırladığımız "Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu ve Yol Açtığı Mağduriyetler Raporu"nu, süregelen adaletsizliklere dikkat çekmek için yeniden kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. 👇
➡️ Uluslararası aktörlerin (ABD/BM) dayatmalarıyla ve FATF tavsiyeleri bahane edilerek hazırlanan bu kanun, "terör" tanımındaki belirsizliği kullanarak sivil toplumu ve muhalifleri sindiren bir sopaya dönüşmüştür. Suç belirleme yetkisi adeta BM Güvenlik Konseyi'ne terk edilmiştir.
➡️ Terörizmin finansmanı suçu özel kast (suç işleme saikiyle) ile işlenebilecek bir suç iken, uygulamada Suriye'deki çadır kamplara 50 TL "fitre" veya "bebek bezi" parası gönderen ev hanımları, esnaflar ve öğrenciler şafak baskınlarıyla gözaltına alınmaktadır.
➡️ Hiçbir yargı kararı olmaksızın, sadece idari kurulların (Değerlendirme Komisyonu ve Bakanların) kararıyla kişilerin malvarlıkları dondurulabilmekte ve mülkiyet hakkı açıkça ihlal edilmektedir. Bu durum bir tedbir değil, yargısız bir cezalandırmadır.
➡️ Dernekler Kanunu'nda yapılan değişikliklerle, haklarında henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bile olmayan STK yöneticileri görevden uzaklaştırılabilmekte ve derneklere kayyım atanabilmektedir. Masumiyet karinesi alenen çiğnenmektedir.
MAZLUMDER olarak tekrar ifade ediyoruz: Sivil toplumu "risk merkezi" ilan eden, yardımlaşma duygusunu körelten ve niyet okumalarıyla insanlara hapis cezaları veren bu hukuksuz uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir!
🔗 Raporun tamamına ulaşmak için: https://t.co/mqh8DGoGOB
Teşkilattaki sınava girecek her genç yol arkadaşını arayıp soran, başarılar dileyen Genel Başkanımız’a şükranlarımı sunuyorum.
Bu telefon bizlere güç verdi. Teşekkürler Sayın Genel Başkanım.
@alibabacan
Bizler gayretin sahibiyiz.
Yoktan var olmuş çocuklarıyız.
Okumayı,yazları çalışmayı,parasız kalmayı,babasından annesinden ailesinden uzak büyümeyi,gurbeti bilen çocuklarız.
Bizler yokluğu bilmekten istemeyi öğrenememiş,ihtiyaçları az gayretleri çok ÇOCUKLARIZ.
Bizler gayretin sahibiyiz.Gayreti ile kaderini eline almış çocuklarız.Korkma yürü denmiş,korksada yürümüş yürüdükçe korkusunu yenmiş ama sonunda kendi yolunu kendi yüreğiyle bulmuş çocuklarız.
Bizler yoldan hiç ayrılmamış, yalanın, haksızlığın, ahlaksızlığın, haramın kapısından girmemiş çocuklarız.
Bizler bu ÜLKENİN gayreti çok istekleri az çocuklarıyız…..
Duyduğumda da asla inanmamıştım nitekim haklı çıktım. DEVA Partisinden “ Ali Babacan'ın Kemal Kılıçdaroğlu'nu aradığına dair iddialar doğru değil” bilgi notu geldi.
Ali Babacan pekçok konuda eleştirebilir ama demokrasi, adalet, hukuk konusunda yanlış zeminde durmaz.
Ön kapıdan “ Siyasi partileri kimlerin yöneteceği mahkeme kararlarıyla değil; üyelerin, delegelerin ve seçmenin iradesiyle belirlenir” açıklaması yapıp arka kapıdan “hayırlı olsun” diyecek bir lider değil.
CNN:
-" Gazze’ye geri döner misiniz?"
Amerikalı Hemşire:
-"Bir kalp atışıyla kalbim Gazze'de. Filistin halkı tanıştığım en muhteşem insanlar. Eğer onların sahip olduğu cesaret azıcık da olsa bende olsaydı,mutlu bir insan olarak ölürdüm."
Türkiye’den Suriye’ye gönüllü giden insanlar içerisinde halen Türkiye üniversitelerinde okuyan öğrenciler var. Geçici koruma statüsüyle gelen bu öğrenciler genellikle oturum almak için bu gönüllülüğü tercih ettiler
Gönüllü giden öğrenciler ziyaret için Suriye’ye gittiklerinde vize başvurusu yapmak durumunda kalıyorlar ve vizeleri genellikle red ediliyor. Çünkü kişilerden bağımsız sistem böyle
Kaliteli, yetişmiş insan gücü bakımından bu insanları kazanmamız lazım. Burada üniversite okuyan, Türkçe öğrenmiş hele de üniversitenin son sınıfındaki öğrencilere bu uygulamanın düzeltilmesi gerekiyor
Adam yıllarca ülkemizde, gönüllü gidişi seçmiş ve hala burada okuyor. Gitmese adama karışmayacağız. Ama gittikten sonra fırsat bu fırsat deyip ülkeye almamak doğru değil
Yetkililerin bu yanlışı düzeltmesi gerekiyor.
@tcbestepe@TC_Disisleri@TC_icisleri@Gocidaresi