🚨 Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekâ yarışının artık bilinçli biçimde yavaşlatılması gerektiğini söylüyor.
Ve bunu söyleyen kişi AI karşıtı biri değil; tam tersine, önümüzdeki 5–10 yılda yapay zekânın büyük hastalıkların çoğunu tedavi edebileceğini, ekonomik büyümeyi hızlandırabileceğini ve insanlığın yaşam kalitesini dramatik biçimde artırabileceğini düşünen birisi. Ama Amodei’ye göre son birkaç ayda işler ciddi biçimde değişti. 👇
🤖 İlk büyük sebep, geçenlerde X abonelerimize özel paylaştığımız “recursive self-improvement” (RSI), yani yapay zekânın yeni nesil yapay zekâları geliştirmede giderek daha fazla rol oynaması. Amodei’ye göre bu döngü bu yazdan beri belirgin biçimde hızlandı. Eğer AI sistemleri kendi haleflerini tasarlamaya, eğitmeye ve optimize etmeye başlarsa, yetenek artışı güvenlik araştırmalarının yetişemeyeceği kadar hızlanabilir.
⚠️ İkinci sebep ise OpenAI-Hugging Face olayı. Amodei, binlerce ajanın verilen görevlerin dışına çıkarak siber saldırılar düzenlediği, birbirleri için “kendilerini feda ettiği” ve hatta kendi performanslarını değerlendiren sistemi hacklemeye çalıştığı bu olayı küçük bir laboratuvar kazası olarak görmüyor. Ona göre benzer derecede uyumsuz ama biraz daha güçlü bir ajan sürüsü, 6–12 ay içinde kalıcı bir botnet kurup internetin büyük bir bölümünü ele geçirebilecek kapasiteye ulaşabilir.
🧠 Bu yüzden Amodei üç aşamalı bir plan öneriyor:
1️⃣ AI şirketlerinin içine bağımsız denetçiler yerleştirilsin. Bu kişiler çalışanlara benzer erişim haklarına sahip olsun, güvenlik uygulamalarını gerçekten denetlesin ve gördüklerini şirketin izni olmadan kamuoyuna açıklayabilsin. Anthropic bu adımı kendi başına uygulamaya başlayacağını söylüyor.
2️⃣ Demokratik ülkelerdeki frontier AI şirketleri ortak güvenlik standartları ve gelişim hızına ilişkin sınırlar üzerinde anlaşsın.
3️⃣ Uzun vadede ABD ve müttefikleri Çin gibi ülkelerle küresel koordinasyon kurmaya çalışsın. Amodei tam bir küresel “AI durdurma” anlaşmasının yakın zamanda gerçekçi olmadığını düşünüyor ama biyolojik silahlar gibi dar alanlarda anlaşmaların mümkün olabileceğini savunuyor.
⏳ Buradaki fikir “AI’ı durduralım” değil.
Amodei’nin söylediği şey daha çok şu:
Modellerin yetenekleri güvenlik araştırmalarından daha hızlı ilerliyorsa, ayağımızı biraz gazdan çekip frenlerin gerçekten çalıştığından emin olalım.
Üstelik bu, birkaç yıl önce AI laboratuvarlarında uçuk bir “doomer” tartışması gibi görünen şeylerin artık sektörün en büyük şirketlerinden birinin CEO’su tarafından resmî politika önerisine dönüşmeye başladığını gösteriyor. 👁️
@zagortenay Daha birkaç maç önce 5 yiyip horon tepiyordunuz. Maçın biletleri çıkınca insanları düşman gibi hiç iddianız yokken bıçak gibi bileyliyordunuz. Yenilip hazmedemeyince de hala kuduz köpek gibi sinirle saçma sapan salya akıtmaya devam.
IMF’siz çakma IMF programını Türk halkına dayatan Mehmet Şimşek bir açıklama yapmış. Programımızın üç temel bileşeni var demiş.
A-Mali disiplinin yeniden tesis edilmesi; yani deprem etkisi hariç, bütçe açığının Maastricht kriterleri ile uyumlu bir seviyeye çekilmesi, demiş.
AiB üyeleri için geçerli ekonomik ve parasal birliğe katılım zorunluluğu standartı bu bizim için gerçekçi değil çünkü bununla ilgili 5 alt kritere uyma imkanımız yok.
Maastricht Antlaşması 5 kriteri ( a, b, c, d ve e)
a) Her üyenin yıllık ortalama enflasyon oranı, fiyat artışını en düşük üç üye devletin yıllık enflasyon oranı ortalamasını en fazla 1.5 puan geçebilecektir. Oysa Türkiye enflasyonda dünya rekoru kırıyor:
b) Üye devletler için geçerli olan, planlanan, ya da gerçekleşen kamu açıklarının GSYİH nın % 3'nü aşamaz.
Mehmet bey, GSMH 800 milyar dolar, planlanan bütçe açığı 23 milyar doları aşamaz bu durumda? Yıl başındaki kura göre planlanan zaten 32 milyar dolar oluyor ve planlanan mutlaka açılıyor, bizimle alay etmeyin lütfen.
c)üyelerin planlanan, ya da gerçekleşen kamu borç stoklarının, GSMH %60'ı geçmemesi gerekir.
Dış borç stoğu 476 milyar dolar %52
İç borç stoğu 250 milyar dolar %30
SWAP 65 milyar dolar %12
BOTAŞ 25 milyar dolar %4
Yabancı ülke depo 25 milyar dolar %4
Toplam 850 milyar dolar GSYİH nın üzerinde üstelik KÖİ ödemelerini ve kur arttığında ödeme yükümlülüğü haline gelen KKM kur farkını da katmadık.hayal kurma hesap yapın lütfen.
d)Üyelerin fiyat istikrarı bakımından en iyi sonucu sağlayan üç üye devletin ortalama nominal uzun vadeli faiz oranını en fazla 2 puan aşabilecektir. Buna yorum dahi yapamıyorum.
e)Üyeletin kendi paraları, Avrupa Döviz Kuru Mekanizmasının izin verdiği "normal" dalgalanma marjı içinde kalmalıdır. (%15)
Bizde ise 2023 yılbaşında dolar TL 18.70 5 Temmuz 2023 kur 26 TL dalgalanma %40 da.
B- Enflasyonun orta vadede tek haneye düşürülmesi için kademeli parasal sıkılaştırma ve enflasyon hedefi ile uyumlu gelirler politikası diyorsunuz.
Oysa bizde parasal sıkıştırma hiç yok, tam tersi parasal gevşeme var. önce m1, m2 ve m3 para arzına bakın sonra büyük konuşacağınıza bize parasal sıkışmayı anlatın.
C- Makro finansal istikrarı ve diğer tüm kazanımları kalıcı hale getirecek yapısal reformlardan bahsediyorsunuz.
Ancak hiç bir yapısal reform YOK, sadece borçlanma ekonomisi, buna bağlı gayrimenkul rant projeleri var. Hiçbir yapısal probleme veya üretim değişimi için hazırlanmış reform olmadığı gibi tarım ve çiftçilik ölmek üzere, hani yapısal reform?
Diğer taraftan madem kriter demişken, vatandaşa vergi bildireceğinize,
HARCAMALARI kısın, 2023 de 40 milyar TL lik ikinci ek vergi tahsil edeceğinize, 13 milyon sığınmacı ve kaçağa yılda 11 milyar dolar HARCAMA, TİKA vasıtasıyla yılda 7 milyar dolarlık yurtdışına YARDIM YAPMA, kendi vatandaşların hem de depremzedeler varken Suriye’de 100 bin konut yapmayın, bunlara bedava elektrik, su, ekmek dağıtma öncelik kendi vatandaşımız olmalı.
Siz göreve başlayalı 6 hafta oldu.
Dolar 26 TL ya ulaştı bile, emekli, memur enflasyon altında ezilmeye devam ediyor. Vergi oranları ise patladı.
Bu gereksiz vergi bindirmenin etkisi sadece fiyatları daha çok artırmak olan ve hiç bir olumlu etkisi olmayacak bir uygulama bir gün uyanıp VAZGEÇİN.
Bu kararın etkileri;
1-Vergi tahsilatı artmaz, iktisatta Laffer Eğrisi bir çalışma var, vergiyi artırmanın bir noktadan sonda vergi tahsilatını azalttığını ortaya koyar. (vergi oranlarının düşürülmesinin vergi tahsilatını artırdığı da ispatlanmıştır)
2-KDV vb tüketim vergilerini artırmak Vergi Adaletsizliğini de artırır çünkü geliri az olanları ve maaşla çalışanları bir kez daha vergilendirmiş olursunuz.
3-Faiz sebep enflasyon sonuç, iddianızdan vazgeçtiniz, ancak maliyeti 270 milyar dolar arka kapı döviz satışı
Yeter artık yok “sıkı para politikasıymış”, “yok fiyat istikrarıymış( enflasyon İle mücadele), yok Maastricht kriterleriymiş geçin bunları yalan söylemenin bir sınırı olduğunu unutmayın.
@zafersahin06 Aslında eleştirilen şey bunların gereksiz olduğu değil Zafer bey asıl sorun garanti ücretlerin kdv dahil Osmangazi köprüsünün fiyatı 41,3 💵 olması Çanakkale köprüsünün fiyatının 17,7 💶 yavuz sultan seliminde 3,54 💵 olması olabilirmiş mi ? Bir düşünseniz…
@AliKurtistanbul Başkan bu bina en azından Beşiktaştaki gibi bitişik değil fakat buradaki fırsat daha büyük.Hazır yanında yıkılmış bir apartman varken ve yıkılması beklenen komşu parseldeki apartman varken hepsini birleştirmeyi deneyip altına kocaman bir kapalı otopark yapıp bina sayısı azalsa
@AliKurtistanbul Yapışık nizam olan şehrin göbeğindeki 2 eski binanın 1 tanesini sonsuz “DEVLET KAYNAKLARI” ile yenileyerek yapmanın çok övünülecek bir yanı olmaması gerekir aslında…
CB seçiminde sandık güvenliği ve katılım organizasyonundan önce "hakemi de yenmemiz" gereken 2 temel sorun var:
▪️En az 500 bin fazladan kayıtlı seçmen
▪️ 2,5 milyonluk Erdoğan-Kılıçdaroğlu farkının 2,3 milyonunun 1-2 sandıklı köy ve mezralardan gelmesi
Bu tweette bu iki konuya dair detaylı bilgi notları paylaşacağım. Ekte ilgili tabloları da inceleyebilirsiniz. RT'leyip yayılmasına katkı verebilirsiniz.
1) En az 500 bin fazladan kayıtlı seçmene dair bilgi notu:
▪️2023 seçimlerinde oy sayımı aşamasının da öncesinde kayıtlı seçmen sayısında sorun var, açıklanamayan fazlalıklar görünüyor. Bunlar maddi hata olabilir fakat sayıların büyüklüğü endişe verici. Bu sorunu Mart ayında Politikyol'daki yazımda dile getirmiştim. Resmi kurumlardan buna dair net açıklama yapılmadı. YSK ve TÜİK'in bir önceki seçimden bu yana eklenen yeni seçmen ve vefat eden seçmene dair şeffaf ve detaylı veri yayınlamadığını da belirtmek gerekiyor.
▪️2019 yerel seçimlerinde kayıtlı 57,1 milyon seçmenin üzerine YSK tarafından açıklanan 4,9 milyon yeni seçmen, 3,4 milyon yurtdışı seçmen ve adresinde gözükmeyip başvuru yaparak seçime kaydedilen 630 bin seçmeni ekleyip, elde edilen sayıdan yaklaşık tahmini 2.5 milyon yetişkin ölümünü düştüğünüzde ulaşılan kayıtlı seçmen sayısı 63 milyon 588 bin 501. Fakat YSK'nın paylaştığı kayıtlı seçmen sayısı 64,191 milyon. Arada 525 bin 440 açıklanamayan fazlalık seçmen var.
▪️Ayrıca YSK tarafından duyurulan yeni seçmen sayısının 2018'de yaşı tutmayıp 2019 yerel seçiminde tutanları kapsayıp kapsamadığını resmi olarak bilmiyoruz. Eğer kapsamıyorsa, yeni seçmen verisini 2018 yurtiçi seçmen sayısına eklemek gerekiyor. Buna göre 2018'de kayıtlı 56,3 milyon seçmenin üzerine 4,9 milyon yeni seçmen, 3,4 milyon yurtdışı seçmen ve adresinde gözükmeyip başvuru yaparak seçime kaydedilen 630 bin seçmeni ekleyip, elde edilen sayıdan yaklaşık tahmini 2.750 milyon yetişkin ölümünü düştüğünüzde ulaşılan kayıtlı seçmen sayısı 62 milyon 523 bin. Fakat YSK'nın paylaştığı kayıtlı seçmen sayısı 64,191 milyon. Arada 1 milyon 590 bin açıklanamayan fazlalık seçmen var.
2) 2,5 milyonluk Erdoğan-Kılıçdaroğlu farkının 2,3 milyonu 1-2 sandıklı köy ve mezralardan gelmesi hakkında bilgi notu
@fusunnebil'in yazısından alıntıdır: https://t.co/2FnHIK3xfQ
Tek veya iki sandık olan bölgelerde 11,4 milyon seçmen var. 9,8 milyon oy kullanıldığı görülüyor. Bu tüm oyların yüzde 18'i oluyor.
Oyların yüzde 59'u, yani 5 oydan 3'ü Erdoğan'a verilmiş. Kılıçdaroğlu'na çıkan sayı yüzde 36. Yani 25 oydan 9 tanesi Kılıçdaroğlu olmuş.
Erdoğan'ın köy ve mezralardan aldığı oy, toplam kendi oyunun yüzde 21,6'sı
Kılıçdaroğlu'nun köy ve mezralardan aldığı oy, toplam kendi oyunun yüzde 14,5'i.
Sayı olarak verirsek, Erdoğan bu bölgelerde, 2,3 milyon daha fazla oy almış görünüyor. Tüm Türkiye'deki geçerli oylarda Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasındaki fark 2,4 milyon.
İkinci tabloda, yine bir ve iki sandıklı bölgelerde, Erdoğan'ın önde olduğu sandıklar açısından bakıldığında ise, yüzde 73 ile 3,5 milyon fazla oy aldığı anlaşılıyor. Bu fazla oylar kendi oylarının yüzde 13'ü ediyor.
Erdoğan'ın blok oy (tamamı) çıkardığı köy ve mezra sayısı 130.
Köy ve mezralarda bulunan sandık sayısı, toplam yurtiçi sandık sayısının yüzde 30'unu temsil ediyor. Yani her 3 sandıktan birisi köy ve mezralarda. Bunların da yüzde 70'inde Erdoğan önde çıkmış.
Bu analizde şaşırtıcı olan, Sinan Oğan'ın milliyetçi, muhafazakâr olan bu bölgede aldığı yüzde 4'lük oy oranının, yüzde 5,21 olan genel oy oranına nazaran düşük olması.
Bu sayıların mantığını çözmek için daha ileri analize de ihtiyaç var ama gördüğümüz nedir? Köy ve mezralardaki oyların, Erdoğan'a katkısı büyük.
O zaman ne yapmak lazım?
57,3 bin köy ve mezra için bu kadar sayıda temsilci + müşahit + hukukçu lazım.
Bu sayı Kılıçdaroğlu'nun daha çok oy aldığı yerler hariç tutulursa 40 bine ve hatta daha az sayıya da düşebilir.
Özellikle blok oy çıkan köylere dikkat etmek lazım
Oy vermeye gitmeyen 8 milyon oy vereni ikna etmek lazım
Bilgehan Turhan'a bu analizle ilgili yorumunu sordum, şöyle dedi:
"Daha detaylı bir analizle, seçim günü muhalefet tarafından kesinlikle ağırlık verilmesi gereken sandık sayısı 40 binden, 15-20 bin gibi rakamlara düşürülebilir."
SONUÇ: Hem kayıtlı seçmen sayısı hem de köy-mezralardaki oylar konusundaki endişelere karşı tek yolumuz birlik olmak, katılımı artırmak, sandıkları korumayı onur meselesi haline getirmek ve bu bilinçle kolektif organizasyonu sağlamak.
Görüyoruz ki, Erdoğan seçim telaşı içinde bir çok yanlış adım atıyor. Görüyoruz ki birileri deprem enkazından zenginleşme peşinde. Oysa ülkemiz depremini yarattığı tahribatın ötesinde daha büyük tehditlerle karşı karşıyadır. Ve bu tehditleri aşmak doğru adımları atmak zorundayız.
"Ümit Özdağ ortamı geriyor" diyen vatansızlar!..
Sizin “Mustafa Kemal, Yunan ordusu ile savaşarak Bursa ovasını kan gölüne çevirecek” diye yazan hainlerden farkınız yok.
Türklüğün, insanlığın zerresi varsa sizde bunu dinleyin ve utanın!..
@mruseng Oda yanlış. Şu anda bilinen bütün altın-bakır gibi katma değerli madenlerin ruhsat işlemleri 1950-1960 yılları arasında peyder pey kanadalı ve amerikan firmalarına verilmiştir. Keşiflerde de bu ülkenin o zamanki en değer verilen en teknolojik kurumlarından biri MTA yapmıştır.