Evet Galatasaray 90'lı yıllardan sonra müthiş bir çıkışa geçti ama 1990'lı değil, 1890'lı yıllardan itibaren.
"1890'ların ilk yarısında bir veya birkaç Mekteb-i Sultani öğrencisi İstanbul'daki Britanyalıların kendi aralarında rugby kurallarıyla oynadıkları futbol maçını seyrettikten sonra hem oyunu hem de futbol toplunu mektebe getirmişti. Galatasaray kurucularının mektebe girdiklerinde karşılaştıkları ve futbol topuyla oynanan oyunun kökü buydu." (M. Şabanoğlu, Kuruluş: Mekteb-i Sultani'den Galatasaray Spor Kulübü'ne Türkiye'de Futbolun Erken Çağı (1904-1907), 2018: 40-41)
Galatasaray Spor Kulübü, malumunuz, 1905'te kuruldu.
Galatasaray futbol takımı 1905-06 sezonunda üçüncüsü yapılan İstanbul Futbol Ligi'ne ilk Türk takımı olarak katıldı.
1907-1908 sezonunda İstanbul Ligi'nde büyük varlık gösterdi, şampiyonluğu ilk kez yabancı takımların elinden aldı.
Ayrıca Galatasaray, 1911 yılında Macaristan'dan bir üniversite takımı getirtip maç yaptı, sonra da Macaristan'a giderek iki takımla oynadı. Böylece ülkemizde, yabancı bir takımla maç yapan ve yurtdışına çıkan ilk takım Galatasaray oldu.
Arada, 1922'de Türk sporunun ilk ciddi örgütü olan Türkiye İdmanlar Cemiyeti İttifakı, Galatasaray'ın kurucularından Ali Sami Yen'in başkanlığında faaliyete geçti.
Galatasaray'ın 1950'lerden 70'lerin ortasına kadar, popülerlik bakımından nispeten Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin gerisinde olduğunu ve Mektep'e dayanan aristokratik bir niteliği haiz olduğunu biliyoruz, Gündüz Kılıç ve Metin Oktay etkisiyle Galatasaray zaman içinde taraftar sayısını başarılarıyla paralel olarak arttırmıştır. Ancak 70'lerin yarısından 80'lerin sonuna kadarki süreçte Galatasaray zaten popülerlikte yükseliş trendine girmiştir.
Galatasaray'ın rakiplerinde o kadar yoğun bir kara propagandaya kapılma eğilimi var ki, 1990'lara kadar Galatasaray'ın neredeyse hiç şampiyon olmadığını veya çok gerilerde kaldığını sanıyorlar. Oysa durum hiç öyle değil.
"1990'lu yıllardan sonra müthiş bir çıkış" olduğunu varsaymak için 1959'da başlayan profesyonel ligdeki şampiyonlukları onarlı bölümlemeyle gösterelim:
1959-1969/70:
BJK: 3
FB: 6
GS: 3
1970/71-1979/80:
BJK: 0
FB: 3
GS: 3
TS: 4
1980/81-1989-90:
BJK: 3
FB: 3
GS: 2
TS: 2
Toplam:
BJK: 6
FB: 12
GS: 8
TS: 6
59-90 arasında Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk sayısı farkı sadece 4. Galatasaray'a 90 öncesinde yok muamelesi çekebilir misiniz?
Bundan sonraki durum ise şöyle:
1990/91-1999/2000:
BJK: 3
FB: 1
GS: 6
2000/01-2009/10:
BJK: 2
FB: 4
GS: 3
BURSA: 1
2010/11-2019-20
BJK: 2
FB: 2
GS: 5
BAŞAKŞEHİR: 1
2020/21-2024/25
BJK: 1
FB: 0
GS: 3
TS: 1
Şampiyonluk verilerine rasyonel bir gözle bakarsak:
Dominasyon profesyonel ligin başında da vardı (1959-1970). Ligin ilk döneminde Fenerbahçe'nin 6 şampiyonluğu bulunuyor (BJK ve GS 3'er). Yani bir takımın on yıllık bir periyoda damga vurup kupaların çoğunu toplaması 90'larda icat edilmiş bir durum değil, ligin genetiğinde var ki, yaşanmış. Fenerbahçe'nin bu dönemdeki şampiyonluk sayısı üstünlüğünde de mi bir leke aramak lazım?
70'ler ve 80'lerdeki denge değişimleri farklı seyretmiş. 70'li yıllara Trabzonspor 4 şampiyonlukla damga vururken, Beşiktaş o 10 yılı "sıfır" çekerek kapatmış. 80'lerde ise üç büyükler ve Trabzonspor arasında neredeyse kusursuz bir denge (3-3-2-2) yaşanmış.
90'lar gerçekten anormal mi? Galatasaray 90'lı yıllarda toplam 6 şampiyonluk kazanmış. Bu rakam, Fenerbahçe'nin 60'lardaki dominasyonu ile birebir aynı. Yani bu başarı şüpheli bir müdahalenin değil, doğru yönetimin ve UEFA Kupası'nı getirecek olan "altın jenerasyonun" sahaya yansıması, bu dönemde Avrupa'da hiçbir başarısı olmayan diğer kulüplerle karşılaştırıldığında Galatasaray'ın başarısı tuhaf mı?
2000'ler de bu twite konu olan o imalı yaklaşımı çürütüyor. Eğer 90'larda iddia edildiği gibi, Galatasaray lehine saha dışı bir sistem kurulmuş olsaydı, bunun 2000'lerde de aynı hızla devam etmesi beklenmez miydi? Ne oldu da duruldu? Oysa 2000-2010 periyodunda Fenerbahçe (4 şampiyonluk), Galatasaray'ı (3) geride bırakmış.
Sonrasını artık gençler de hatırlar diye düşünerek yazmıyorum. adece dikkat çekmek istediğim konu 2000-2026 arasında Avrupa'da neler başarıldığıdır, ne yazık ki çoğu genç Galatasaraylı da durumun farkında değil, sadece Uefa Kupası ve Süper Kupa'yı biliyorlar.
Galatasaray 1962-63'te bugünün Şampiyonlar Ligi'nin eski hali olan Şampiyon Kulüper Kupası'nda Çeyrek Final oynadı.
Yine 1988-89'da Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Yarı Final oynadı.
91-92'de Kupa Galipleri Kupası'nda Çeyrek Final'de o lanetli, karlı maçta Werder Bremen'e bir gol atamadık diye elendik.
92-93'te Uefa Kupası'nda Çeyrek Final'den önceki 3. Turda Roma'ya elendik.
Galatasaray 1993-94'te Şampiyonlar Ligi'ne katılmayı başaran ilk Türk kulübü oldu, meşhur Manchester maçları...
1994-95, 97-98, 98-99, 99-00'da sürekli Şampiyonlar Ligi'ne katıldık.
Arada Uefa Kupası'nı ve Süper Kupa'yı aldık.
Küçük bir detay: Galatasaray Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu tarafından yapılan "Dünyanın en iyi futbol kulüpleri" istatistik çalışmasında, 2000 Ağustos ayı en iyi takımı 2001 Ocak ayında ise puan sıralamasında 1. sıraya yükselerek ayın lideri oldu.
2000-01'de Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final oynadık, hem de o tuhaf ve zorlu sistemde, iki ayrı gruptan çıkmayı başararak. Çeyrek Final'de Real'i ilk maçta 3-2 yendik, ne yazık ki İspanya'daki ikinci maçta 3-0 yenilerek elendik.
2001-02'de Şampiyonlar Ligi'nde birinci grup aşamasını geçtik, braberliklerle namağlup giderken son maçta Barcelona'yı yenemedik diye ikinci grupta takıldık.
2002-03, 03-04, 06-07'de yine Şampiyonlar Ligi'ndeydik ama başarılı olamadık.
2008-09'da Uefa kupasında 4. Turda elendik.
2012-13'te Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıktık ve Çeyrek Final oynadık. Ah o Real Madrid maçları...
2013-14'te yine Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıktık ve 2. Turda Chelsea'ye elendik, Drogba rezaleti...
Aralara ufak tefek Avrupa maçları galibiyetleri de sıkıştırılabilir ve konu daha da uzatılabilirdi. Ancak yoruldum.
Şimdi sakin kafayla bir kere daha düşünelim.
Galatasaray'ın başarısını neye borçluyuz?
Elbette, borçluysak, ekte fotoğrafını paylaştığım çocuğun vizyonuna, o vizyonun ardındaki Osmanlının çöküş evresinde iyi yetişmiş, nitelikli insan ihtiyacını karşılama amaçlı kurulmuş, batı tipi eğitim yuvası Mektebi Sultani'ye, o mektepten neşet etmiş profesyonel spor anlayışına, Cumhuriyet'in kurucu iradesinin inkılâp ruhunu kendisinden aldığını söylediği Tevfik Fikret'e, Gündüz Kılıç'a, Metin Oktay'a, Coşkun Özarı'ya, Kaloperovic'e, Birch'e, Derwall'e, Feldkamp'a, Fatih Terim'e ve Okan Buruk'a, Karıncaezmez Şevki'ye, Özcimbomlu Sezgin'e ve aristokratik mektebin takımını dünyanın dört bir yanında taraftarı bulunan bir takıma dönüştüren tüm emekçilere, yaşamdan göçen, yaşamakta ve yaşayacak olan tüm Galatasaraylılara borçluyuz.
Galatasaray dönemsel olarak başarılı olur, başarısız olur, bunların hiçbir önemi yok. Galatasaraylıların en büyük kıvancı, bu tarihsel sürekliliğin bir parçası olmalarıdır ve bu devam edecektir.
Maç pak.olmasına rağmen,08.02'deki maçı izleyemedim.O günden beri müş. hizm. hiçbir şekilde görevliye bağlanamadım.Digiturk müş.hizm.yardım etmiyor,canlı destekten şikay.açtım,dönen yok,bu akşamki maçı da izleyemezsem tük.mahk. başvuracağım.Rezilsiniz #beINSPORTS@beINSPORTS_TR
#tod üyeliğim olmasına rağmen,hesabıma giriş yapamadığım için bugünkü #Galatasaray maçını izleyemedim.Destek için müş.hizm. arayınca #digitürk ‘e yönlendiriyor.Orayı arayınca da canlı birisine bağlanamıyorsunuz.Parayla rezillik dedikleri bu olsa gerek. #rezalet@Digiturk