Budapeşte’de sakin, huzurlu bir gece geçiren bir Ferencvaros taraftarı az evvel ‘hadi yatmadan bi Tweeter bakayım’ diye düşündü ve ‘hay kahretsin ya’ diyerek moralman çökmüş halde yatmaya gitti. Biliyorsunuz değil mi? 🤪
Tüm ifadelerinizde, söylemlerinizde, mahkeme salonlarında itiraf ettiniz!
Milyonlarca insanı kandırmaya çalıştınız!
Radara (!) yakalandınız!
“Mağduruz” diye ağladınız.
Bizi hiç tanımadınız!
Bu şehir, bu camia, bu coğrafya; unutmaz!
Kupamız Orada Oldukça Yüzünüz Gülmesin!
Fenerbahçeli yöneticinin 6 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı şike itirafından:
“Birileri aracılığıyla Eskişehirspor’a teşvik primi gönderildiğini duydum.”
Adam oturarak su içiyo ve salon ALKIŞLIYO amk ülkenin özet işte. O sırada özel okul öğretmenleri hakları için 12 gündür açlık grevinde yaka paça gözaltına alınıyor.
2015 yılında Trabzonspor Başkanı olduğu dönemde, hakemleri hatalı karar verdikleri gerekçesiyle stadyumda odaya kilitleten İbrahim Hacıosmanoğlu ve Türkiye gündemine oturan o olay. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın devreye girmesiyle sonuçlanan bu krizin perde arkasını hatırlıyoruz.
Aidiyet hisettiğim Türkiye Milli Takımı, "Ay Yıldızlılar" adıyla bilinirdi. Resmi sayfasında parti reklamı yapılan "bizim çocuklar" değil.
Togg reklamı malzemesi olmazlardı, hava sahasına girişte Türk jetleriyle karşılanırlardı.
Villa için değil bayrak için oynarlardı.
Eleştirildikçe üste çıkıp "moralimizi bozuyolar" demezler, daha iyi oynarlardı.
Onlar tarihin en iyi Brezilya'sına elenince mahcup olurdu, bizim çocuklar gibi Avustralya-Paraguay'a elenip "gurur duymalıyız" demezlerdi.
Hiçbiri milli takım kampında bir kulüp takımının başkan adayıyla transfer görüşmesi yapmazdı, kafaları sadece turnuvadaydı.
Yıllar sonra turnuvaya katılıp şımarıkça "kupayı alacağız" demezlerdi, ayakları yere basardı.
Ön elemede 6 tane yiyip bunu daha sonra yayınlarda kahkahalarla anlatmazlardı, gururları vardı.
Bam güm orta açmazlardı, tarihin en iyi sol beklerinden birine gökkuşağı çalımı atarlardı.
Turnuva öncesinde 50 reklamda oynayıp vatan millet meselesini paraya çevirmezdi.
Taksim'de tüm Türkiye omuz omuza izlerdi, takım ayrımı yoktu. Adam kayırma, torpil, kıyakçılık, menajer yancılığı yoktu.
Elbet bir gün yine Ay-Yıldızlılar olacağız. Hayatımızın en güzel yazı olacak.
Haiti'den sonra dünya kupasına veda eden ikinci takım Türkiye'ymiş.
Şöyle anlatayım:
Haiti'de merkezi elektrik dağıtım sistemi yok, başkentin mahallelerini çeteler yönetiyor, kolluk kuvvetlerinin maaşını uluslararası fonlardan ödeyebiliyorlar.
Bodrum'da villaları yok.
Şu belgesel neydi amk ya Gürcistan’ı Avusturyayı yendi diye kendilerini bi sikim sanıp belgesel çektiler ahahahhahahha bi de dönüşüm yazmışlar neye dönüştünüz acaba ya
Aşırı keyiflendim. 3. Dünya Savaşı'na giden komando triplerine girdiniz, elinize verip yolladılar. Ülkücü bıyıkları, hamaset fışkıran ağlak reklamlar, otel köşesinde lise bebeleri gibi sigara içmeler, halka mafyacılık oynamalar... Partili milli takımdan kurtulduk sonunda.
allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.
Messi:
• “Rafael Nadal’ın belgeselini izledim. Kendimi ona çok benzetiyorum.
• Her zaman elimden gelenin en iyisini vermek istiyorum.
• Nadal ile birbirimize bu konuda çok benziyoruz. Bunu yapabildiğim sürece burada olmaya devam edeceğim."