Çok acı çektik, kötü günler yaşadık, yaşattık taraftarımıza. Bugün mutlu günlerimizin başlangıcı olsun. Çocukken Fenerbahçe kaybettiği günlerde de okula formayla giderdik. En kötü günde bile üstümüzde Çubuklu olsun isterdik. Bugün bu kupa tüm o çocuklara armağan olsun. İyi ki Fenerbahçe💛💙
"3 Mayıs'ı her yerde anacağız. Kaybettiklerimizi anacağız. Afşın'ı, Sançar'ı, Atsız'ı ve diğerlerini... Türkçülüğün değerini bir kere daha anlayacağız. Ama aynı zamânda Hasan Âli Yücel denen zâlimi de, onu azmettirenleri de unutmayacağız."
"Lamı cimi yok. Bu ülkede Türk ordusunun kuruluş târihi biliniyorsa, TSK de, herkes de, bunu Atsız'a borçludur. Öncesinde Yeniçeri Ocağının kuruluşu, Kara Kuvvetleri'nin kuruluşu olarak kutlanırken, Atsız'ın yazıları sâyesinde düzeltilmiştir.
Bu ülkede Mehmed Âkif'in cenâzesi kaldırılmışsa ve mezârı yapılabilmişse, yine Atsız çevresindeki Türkçülerden Fethi Tevetoğlu ve arkadaşları sâyesindedir.
Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerine dâir en önemli eserler olan Âşıkpaşaoğlu, Oruc Beğ, Ahmedî târihleri, 2. Murat dönemine âid takvîmler sâyesinde o dönemi iyi bir şekilde biliyorsak, bunları keşfederek bilim âlemine sunan Atsız sâyesindedir. Ayrıca Kânûnî Sultân Süleymân ve sonrasında 30 yıl boyunca şeyhülislâm olarak görev yapan Ebûssuûd hakkında yazılan ilk bilimsel eseri de yine Atsız yazmıştır.
Bir de 1300 yıllık uykudan uyandırdığı Kür Şad var ki, en büyüğüdür...
Siz severmişsiniz, sevmezmişsiniz, zerre önemi yok. Biz de sizi sevmiyoruz."
"3 Mayıs 1944 süreci, Türkçülüğün devletten özgürleşmesi sürecidir.
Bilindiği üzere Türkçülük, ilk ortaya çıktığında muhâlif bir akım olarak ortaya çıkmıştır. Bir yandan İttihâd ve Terakkî bünyesinde Ziyâ Gök Alp, bir yanda da Türk Ocakları ve Millî Meşrûtiyet Fırkası (sonrasında da Millî Türk Fırkası) bünyesinde de Yusuf Akçura çizgisi olarak ilerledi.
Ancak önce İstiklâl Savaşı, ardından da cumhûriyetin ilânından sonra Türkçü aydınlar, muhâlif tavrı yavaş yavaş terk ettiler. Öyle ki, 1. Türk T��rih Kongresi'nde Zeki Velidî Togan, en ağır hakâretlere uğrarken, eski arkadaşı Yusuf Akçura izlemekle yetinmek zorunda kalıyordu.
Bu duruma karşı sesini yükselten tek kişi ise bilindiği üzere Atsız'dı... Çıkarttığı Atsız Mecmua, Orhun gibi dergilerle muhâlif ve özgür bir Türkçü anlayış sergiliyordu. Özellikle Türk Ocaklarının parti emrine girmek istememesinden ötürü kapatılmasıyla birlikte, bu mücâdele tek başına 26 yaşındaki genç Türkçü Atsız ve arkadaşlarının omuzlarına yükleniyordu.
Atsız, bu süreçte orduda askerî doktor olma hakkını kaybetti. Mücâdele etti, akademisyenliğe yöneldi. Akademisyen olma hakkını kaybetti. Mücâdele etti, öğretmen oldu. Öğretmen olma hakkını kaybetti. Ama yine mücâde etti.
Hep devlete, karşı karşıya olunan tehlikeleri gösterdi. Ama her seferinde cezâlandırıldı. Hep ezilmek istendi. Sürüldü, görevden alındı, görevden alındı. En sonunda da yalanlarla dolu suçlamalarla yargılandı. Sırf devlet içinde örgütlenen komünistleri if��â ettiği için bizzât cumhûrbaşkanı tarafından hedef gösterildi.
39 yaşındaki bir öğretmen olan Atsız, bizzât cumhûrbaşkanı tarafından hedef gösterilip, nefret objesi hâline getirildi. Yetmedi, çevresindeki herkes aynı şekilde hedef alındı. En ağır işkenceler yapıldı. Ama yine yetmedi. Sırf Atsız'ın kardeşi Nejdet Sançar'ın eşi diye Reşîde Sançar, açığa alınmamasına, görevine devâm etmesine rağmen haklarını kaybetti. Maâşı, açığa alınmış 1/3 oranında ödendi. Sağlık hakları elinden alındı. Hâmile bir öğretmen, sırf Nejdet Sançar'ın eşi diye bizzât Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in emriyle sağlık haklarını kaybetti. Hastâneye gidemedi. Çocuğunu doğurdu, sağlık kontrolleri yapılamadı. Bu dönemde yaşanan sorunlar Afşın'ı öyle etkiledi ki, 16 yaşında vefât etti. Devlet, bir âileyi yok etmek için süngü hücûmuna kalktı, neredeyse.
Bunlar yaşanırken, yaklaşık bin kilometre doğuda, Tıhmıskapı'da (yanlış bir şekilde Boraltan olarak bilinen) yüzlerce Türk, Sovyet korkusundan ötürü Sovyetlere veriliyordu ve hepsi katlediliyordu. Kırım'da ve bir��ok Türk yurdunda yüz binlerce Türk, Stalin'in emriyle yurdundan sürülüyordu.
Şimdi, bunların hepsi birbirinden bağımsız olarak ele alınabilir mi? Hâyır...
Nazi destekçisi Yusuf Nâdi gibi isimlere dokunmayan hükûmet, Nazilerle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen Türkçüleri ezmeyi seçmişti, sırf Sovyetleri dizginlemek için. Çünkü Sovyetlerin korkusu Tûrancılardı, Nazi destekçileri değil... Sovyetler istedi Türkçüler ezildi, Türkler teslîm edildi.
İşte, Atsız, 3 Mayıs süreci ile Türkçülüğü, bu devlet anlayışından özgürleştirdi ve Türkçülüğün fikir evrimindeki en ileri aşamayı bize sundu. Atsız anlayışı, Türkçülüğün en ileri adımıdır. Çünkü diğerlerinin tümü, devletin politikalarına göre değişir. Ama Atsız'ın anlayışı, devletten bağımsız olduğu gibi, sonuna kadar da bilimsel çizgisini sürdürmüştür.
Bir zamanlar bir Atsız varmış. Var olsun..."
Şanlı Türk Bayrağını geri çevirmek ; ne Türk töresine yaraşır ne de bir kamu görevlisine yakışır. Aziz Türk bayrağını getireni tanımasan dahi öpülüp baş üstüne alınır. Adaletin terazisi kimseyi tanımaz ayırt etmez . Mesele vatansız hain hesaplar ve bebek katili sevicilerin saldırı , yalan ve manipülasyonundan ibarettir. 🐺🇹🇷
Türk Askeri görünmeyendir,
Bir sonraki hamlesi Bilinmeyendir,
Bir gece ansızın gelen, ansızın giden, ummadıkları anda silkeleyendir.
TSK SiLKELEYECEK 🇹🇷