1990 yılında 41'lik annem ve 51’lik babam tarafından bayat hayata bir tepki olarak dünyaya getirildim. Pek de ilginç olmayan bi’ öyküm var. Çıldırırım bazen.
Muhalif olmayı sadece iktidara muhalif olmak diye anlamışız. Biz haksızlığın, adaletsizliğin, yanlışın her türlüsüne muhalif olmalıydık. Kendi içimizdeki çürümüşlüğü göremedik. En çok da buna üzülüyorum.
Hepimiz ders çıkarmalıyız hatalarımızdan, yanılgılarımızdan…
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Biz niye mağarada yaşayıp temel ihtiyaçlarını gidermeye odaklanan bir varlıktan bugünkü halimize geldik ki…
Hayatta kalmak yetmedi, bir de kapitalizmi icat edip onun kölesi olduk.
Belki de bazı güncellemeleri reddetmeliydik.
Paleolitik sadeleşme akımı ile haydi, geri mağaraya!
Kurban bayramında en sevdiği şeydi, kaçan kurbanlıkları seyretmek. Bak bak bak, afferin kaç len kaç… canım babacım, sensiz hiç tadımız, tuzumuz yok. Çok eksiğiz. Küçük cadın seni çok özledi.
90 öncesi büyüklerimizin yediği hurmaların daimi tırmaladığı nesil biz olduk.
Olsun, biz geçmişimizi de sahiplendik.
Yılmıyoruz!
İnadına Hak, Hukuk, Adalet!
Kurtuluş yok tek başına!
Ya hep beraber, ya hiç birimiz!
Zorla apolitik gençliği politik yaptınız.
Büyüdük, orta yaşların başında, hala mücadeleye devam ediyoruz!
Bilgi ve internet çağına doğan, sosyal medya çocuklarını, erken yaşta gençliğe sürüklediniz, yan yana saf tutuyoruz!
Artık ‘tek başına’ mı ‘hiçbirimiz’ mi ‘hepimiz’ mi bilmiyorum ama #birşeyyapmalı
Biz yorulduk. Ölmekten, öldürülmekten, üzülmekten, ağlamaktan yorulduk.
17Ağustos Marmara Depremi’nde Kocaeli’deydim. Akrabalarımızı, dostlarımızı, çocukluğumuzu kaybettik. Üzerinden 26yıl geçti. ‘Unutmadık, unutmayacağız’ diyoruz.
6 Şubat Depremleri’ne asrın felaketi dedik. Yıl 2023’tü. Üzerinden 2 yıl geçti. Yine ‘unutmadık, unutmayacağız’ diyoruz!
Ben ‘unutmadım, unutmayacağım’ demek istemiyorum artık.
Ben unutmak ve bir daha hiç hatırlamamak istiyorum. Yeni bir felaketle bir öncekine, ondan da öncekine dönmek istemiyorum.
Ben artık felaketler, ihmaller olmasın istiyorum.
Bir şey yapmalı!
Artık bir şey yapmalı!
Baba evinde, Disney prensesli yorganım ve Harry Potter pijamalarımla yine 13 yaşındayım.
Derken, artık ‘baba evi’ değil diyorum.
‘Anne evi’
Büyüyorum bi’ anda.
35 oluyorum, 45 oluyorum, 60 oluyorum.
Özlüyorum ya babacım.
Çok özlüyorum.
Ah babacım. Sen doğruyu, yanlışı çok güzel öğrettin de, yokluğunun acısına dayanmayı öğretmedin.
Ben kahramanımı, ilk aşkımı, tarihe sevdamı, yarına umudumu kaybettim.
Bulut gözlüm, pamuk kalplim.
Talaş kokunla, yorgun ellerinle, yetmeyen nefesinle ruhumdasın. Canımdasın.
Marmara depreminden sonra, Yuvacık’a Levent Kırcı ve Oya Başar okul yaptırmıştı.
O kadar yerinde ve güzel bir proje idi ki. Hızla tamamlanmış ve açılışına da gelip tüm halka moral olmuşlardı.
Gücü, imkanı olan yapsın! Hep birlikte destekleyelim #leventkırca#oyabasar
Deprem bölgesinde yeni okul yapımı ile ilgili çalışma yok!
Deprem bölgesindeki eğitim sendikaları, yeni okulların yapımıyla ilgili yeterli bir çalışma olmadığını belirtti.
Öğrencilerin, yeni dönemde eğitimlerine çadır ve konteyner kentlerde devam etmek zorunda kalacağı ifade edildi. (Cumhuriyet)
17 Ağustosların acısı var, çığlığı var, hala kanayan yaraları var.
En büyük sorunumuz afetler.
Tüm afetler için halkın seferberliğinden önce devletin ilgisi, alakası, planı olmalı.
#17Agustos1999#DepremiUnutmaUnutturma