Zonguldak’ta eğitim sadece sınıflarda değil; sevgiyle, samimiyetle ve birlikte geçirilen güzel anlarla da büyüyor.
Çocuklarımızla aynı heyecanı paylaşan, onların mutluluğuna ortak olan tüm eğitimcilerimize ve güvenlik güçlerimize teşekkür ediyor; bu güzel tabloya katkı sunan herkesi gönülden tebrik ediyoruz. 👏👏👏
@osman_hcbktsogl@ZonguldakMEM
Konfüçyüs der ki:
“Büyük insan üç değişik süreçten geçer. Uzaktan bakıldığında sert görünür, yaklaştığınızda sıcakkanlıdır. Konuşmaya başladığında ise kararlıdır.”
🚨عجيب !!
انا اول مرة اعرف انه صنعاء والمد��نة المنورة والمسجد الاقصى على خط واحد ومستقيم ..
عرفنا الربط بين اليمن والشام !!
اصحاب الحكمة واولي البأس الشديد 💪🇾🇪
🇮🇷 İran Cumhurbaşkanı Dr. Mesud Pezeşkiyan, askerlik hizmeti için diğer sade vatandaşlarla birlikte kaydını yaptırdı.
🇮🇷@drpezeshkian, gerekmesi halinde İran için savaşırken canını feda etmek üzere başlatılan 'Can Feda' kampanyasına katıldığını duyurdu.
🇮🇷Şu ana kadar 14 milyondan fazla İranlı, olası bir işgal durumunda askere alınmak üzere isimlerini kampanya sistemine kaydetmiş durumda.
🇮🇷Devlet nasıl olur, halk nasıl olur dünyaya ve tarihe öğreterek savaşıyorlar. Şiirin ve destanın ülkesi kardeş millet kadim İran halkının yanındayız. Çünkü yeni bir destan daha yazıyorlar.
💢Medeniyeti yok etmek isteyen vahşi kolonistler sürüsüne karşı bu gece hepimiz insanlığın yanında,
🫶İran'ın yanındayız.
💢İnsanlık kazanacak✌️
Hakkında verilen mahkumiyet kararı sebebiyle fiilen sürgünde bulunan ve İran'a dönemeyen Mohsen Namjoo (Muhsin Namcu), savaşa dair açıklamalarda bulundu.
Namjoo konuşmasında Pehlevi yanlılarını sert bir dille eleştirirken, dış müdahaleyi "akrep zehrinin panzehiri, yılan zehri içmek değildir!" diyerek reddetti.
Açıklamasından bazı kısımları buraya bırakalım;
...Bu, zamanımızın 'şahseverlerinin' devasız derdi. Eğer savaşı eleştiriyorsan, kesinlikle Ocak ayı
katliamlarını (protestoda öldürülenleri) onaylıyorsun demektir!
Eğer bizim 'şehzade' liderimizi
beğenmiyorsan, şüphesiz molla rejiminin ajansın! Eğer bugünlerde yerle bir olmuş Tahran
fotoğraflarını görüp kahroluyorsan, o halde İslamcı diktatörün kalıcılığını istiyorsun!
Bu siyah-beyaz bakış açınızı bu kez aşağılamayacağım. Aksine, gücüm yettiğince sizi anlamaya
çalışacağım. Sahi, sizin zihniniz nasıl çalışıyor? Bir insan, daha bir yıl önce İsfahan’dan Toronto’ya
gelmişken, Çehel Sütun Sarayı’nın yıkılma ihtimalini gördüğünde nasıl olur da kılı bile kıpırdamaz
ve 'Bir kültürel eser eksiliversin, ne olur?' diyebilir? Bir faşistin, başka bir faşisti devirmesi
bahanesiyle halkınızın, akrabalarınızın, dostlarınızın, anılarınızın, vatanınızın ve o vatanın içindeki
her şeyin aşağılanıp yok edilmesi gururunuza dokunmuyor mu?
Nasıl olur da hem Ocak ayında öldürülen İranlıları kendinizden sayıp sahiplenirken, Minab’da can
verenleri görmezden gelirsiniz?
Nasıl olur da sokağa çağrı yapıp sonra sorumluluk almayan
birine biat edersiniz?
Ey Şahseverler, meşrutiyetçiler, saltanatçılar... Her kimseniz; Vancouver’da elini Nazi selamı gibi
kaldıranlar, Kanada’da adam vuranlar, Los Angeles’ta yoldan geçene saldıranlar... Sizi tüm
varlığımla anlamak istiyorum, bana yardım edin. Zihninizde ne dönüyor ki Trump’ınızın, İsrail’in
kışkırtmasıyla bir bataklığa saplandığını ve çıkışı olmadığını görmüyorsunuz?
Vurulan o yerler vatanındır, toprağındır, İran’ındır! Aşık olduğun sokaktır, mezun olduğun
üniversitedir, atalarının onurunu koruyan mevzilerdir! Altyapılar, ormanlar, yollar, tesisler,
rafineriler... O füze rampasının başındaki gence, o fidan gibi delikanlıya bakıp 'Ölürse ölsün,
cehenneme kadar yolu var' diyebilen zihninizde ne dönüyor?
Şu basit, apaydınlık gerçeği nasıl anlamazsınız: O genç delikanlı, ne yaparsa yapsın, kimden emir
alırsa alsın; kalbi İran için sizinkinden daha hızlı atıyor!
“İslam dünyasının en büyük sorunu kendi hikâyesini anlatamamasıdır. Başkalarının kavramlarıyla düşünürseniz, kendi dilinizi konuşmuş olmazsınız.”
Düşünebilen ve dönüşebilen kişilerin istihbaratın sözünü söylemesi büyük bir kazanım Türkiye ve bölgemiz için.
İstihbarat dünyası değişiyor...
ARTIK GENERALLER DEĞİL
D��ŞÜNÜRLER KONUŞUYOR
Stratcom Zirvesi’nde MİT Başkanı İbrahim Kalın, sadece bölgesel savaşlara değil, aynı zamanda hikâyeler savaşına dikkat çeken dikkat çekici bir konuşma yaptı.
Kalın’a göre Türkiye bugün:
• İsrail-ABD-İran savaşının bölgeyi küresel krize sürüklemesini engellemeye çalışıyor
• Savaşın Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında uzun vadeli bir “kardeş kavgasına” dönüşmesini önlemeye çalışıyor
• Bölgenin kendi dinamiklerine dayalı yeni bir güvenlik mimarisi kurulmasını savunuyor
Ama konuşmanın asıl dikkat çeken kısmı jeopolitik değil, entelektüel çerçevesiydi.
Kalın şu mesajı verdi:
“İslam dünyasının en büyük sorunu kendi hikâyesini anlatamamasıdır. Başkalarının kavramlarıyla düşünürseniz, kendi dilinizi konuşmuş olmazsınız.”
Bu yaklaşım tesadüf değil.
Son yıllarda Batı’da da istihbarat kurumlarının başına sosyal bilim kökenli isimler geliyor.
Örneğin:
• İngiliz MI6 Başkanı Richard Moore – Siyaset bilimi
• Eski MI6 başkanları Alex Younger ve John Sawers – Felsefe ve siyaset
• CIA Direktörü William Burns – Diplomasi ve tarih
Yeni model: “Hibrit devlet adamı.”
Strateji bilen, tarih okuyan, felsefe düşünen ve jeopolitiği aynı anda okuyabilen istihbaratçılar...
İbrahim Kalın’ın konuşması bu dönüşümün Türkiye’deki en net örneklerinden biri olabilir.
Gazzenin acısı yüreğimizde iken
100 milyon müslümanın ve 40 milyon türkün yaşadığı İranda
Abd ve İsrailin kuduz köpek gibi saldırıp şehirlerimizi yıkmasına çocuklarımızı katletmesine sessiz kalmamızı hiç kimse beklemesin.
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak, daha önce nasıl Gazze, Suriye, Sudan, Yemen ve Lübnan gibi kriz bölgelerinde bulunduysak, bugün de savaştan olumsuz etkilenen İran halkı için yapılabilecek insani yardım çalışmalarını konuşmak üzere İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Sn. Ahmad Mohammadi’ye ziyarette bulunduk.
“Bizler, ahlâksız bir istilaya boyun eğmeyenlerle, zulme karşı duranlarla, pedofil bir pagan terör şebekesine karşı direnenlerle omuz omuza durmaktan onur duyan insanlarız.”
Kalemine sağlık tutuk dillerimizin tercümanı olmuşsun.
💢Durduğumuz bu nokta, özgürlüğüne düşkün, onurlu her insanın tarih boyunca durduğu noktadır.
💢Size “İrancı”, "Rusyacı" diyecekler… Bırakın desinler. Tarih, bağıranların yaftalarını değil dimdik duranların cesaretini yazar.
💢Çünkü emperyalizmin karşısında, suskunluğun suç ortaklığına dönüştüğü yerde, konuşmaya cesaret edenler sizlersiniz.
💢Dininiz değil durduğunuz noktadır bugünlerde sizi yücelten.
💢Bu yalnızca bir duruş değil, tarihin vicdanına kazınan bir andır aslında.
💢Eğer bir Tanrı varsa ki var olduğuna inanıyorum, onun ödüllendireceği en büyük duruştur bu.
💢Bizler, ahlâksız bir istilaya boyun eğmeyenlerle, zulme karşı duranlarla, pedofil bir pagan terör şebekesine karşı direnenlerle omuz omuza durmaktan onur duyan insanlarız.
💢Biz hakikati çoğunlukta aramayız, adaleti de konforla tartmayız. Bizim ölçümüz nettir: Doğru olanın yanında durmak.
💢Gürültü diner, ithamlar unutulur…
ama bu duruş kalır.
💢Zulüm çağlarında tarafsızlık, teslimiyettir. Teslim olmayacağız.
💢Köle olmayacağız.
💢Her dinden ve kim olursa olsun, insanlığın yeni görevi budur.
💢Baal ve Moloch'u ezene dek her yerde savaş, her yerde direniş!
💢Dininiz ya da mezhebinizin şu anda önemi yoktur. Bu mücadelede ya pedofil dinindensinizdir ya da direniş dininden!
Direniş ekseni kazanacak✌️