Samsun'da marketten kahvaltılık çalan 49 yaşındaki şahıs gözaltına alınmış.
Bu adam üç kuruşluk çaldığını iade etse bile bu adama af yok!
Kelepçe ve teşhir de cabası!
Şeker endüstrisi 1960’larda Harvard’dan üç filim adamını FONLAYARAK yağın kalp hastalığının suçlusu, şekerin masum olduğu yönünde bir derleme yazdırdı.
FON 2016’da UCSF araştırmacıları tarafından belgelerle ortaya çıkarıldı.
Bu satın alınmış bilim onlarca yıl düşük yağlı / yüksek şekerli diyetlere yol açtı; obezite ve tip 2 diyabet aldı başını gitti.
Yağ mı şeker mi tartışması hâlâ 1965’te kesilen çekin gölgesinde.
Kısaca: Fan-fin-FON!
https://t.co/KQ0dFp9lfW
“REİS GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMADI” MASALI VE 18 MİLYAR DOLARLIK ENKAZ: 3 MİLYON İNSAN BATARKEN DOKUZ AY KİMİ BEKLEDİLER?
Ortada 18 milyar dolarlık devasa bir çöküş var. Doğrudan 500 bin yatırımcı, aileleriyle birlikte en az 3 milyon insan can derdine düşmüş. Parasını, evini, birikimini kaybeden insanlar, hatta intiharın eşiğine gelen mağdurlar konuşuluyor.
Ve birileri çıkıp bu enkazın üzerinden utanmadan bir “kahramanlık destanı” yazmaya çalışıyor.
Neymiş? “Reis kimsenin gözünün yaşına bakmıyormuş.”
Neymiş? “AK Parti kurumsal sınav vermiş, yanlışı örtmemiş, yozlaşmış hücrelerini temizleme iradesi göstermiş.”
Şamil Tayyar çıkmış, aklımızla alay eder gibi “Bir hakkı teslim edelim, parti iyi sınav verdi” diyor. CHP’yi diline dolayıp “Bakın onlar örtüyor, biz üstüne gidiyoruz” edebiyatı yapıyor.
Hangi sınavdan bahsediyorsunuz siz? 3 milyon insanın ocağına incir ağacı dikildikten sonra verilen sınav mı olur?
BİRİNCİ YALAN: "DEVLETİN KURUMLARI İYİ ÇALIŞTI"
GERÇEK: DEVLET ARALIKTA GÖRDÜ, DOKUZ AY SOYGUNU İZLEDİ!
SPK’nın kendi resmi takvimine bakın:
* 2 Aralık 2025: Düşük fiili dolaşımlı hisselerdeki anormal manipülasyon tespit edildi. Dosya bizzat Mehmet Şimşek başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi’ne gitti.
* 3 Aralık 2025: SPK çalışma grubu kurdu.
* 18 Aralık 2025: Nitelikli yatırımcı sınırı 1 milyondan 10 milyon liraya çıkarıldı.
* 28 Ocak 2026: Rehber taslağı Bakanlığın önüne kondu.
* 13 Şubat 2026: Taslak piyasa görüşüne açıldı.
Yangın 2025’in Aralık ayında devletin en tepesindeki masaya konduysa, bu çark neden dokuz ay boyunca çalıştırıldı? Aralık nerede, Ağustos nerede?
Daha da vahimi: SPK kapalı kapılar ardında bu tekinsiz fonları incelerken, devletin resmi ajansı Anadolu Ajansı 11 Mayıs’ta Tera Yatırım’ın 20 milyar liralık rekor kârını haber yaptı! 4 Haziran’da yine Anadolu Ajansı, Tera’nın patronunun “Türkiye’ye gelin” çağrılarını yabancı yatırımcıya servis etti.
Devlet denetlemiyordu; devletin bir eli diğer elin kurduğu saadet zincirine müşteri topluyordu!
İKİNCİ YALAN: "REİS İRADE KOYDU, TEMİZLİK BAŞLADI"
GERÇEK: KÜRESEL KORKU İRADEYİ ETKİLEDİ.
İktidarı paniğe sevk eden şey, Türk milletinin hortumlanan alın teri miydı?
Haziran ve Temmuz 2026’da New York merkezli MSCI, Türk piyasasında şeffaflık olmadığını ve koordineli manipülasyon yapıldığını küresel ölçekte raporladı.
S&P Dow Jones Türkiye’yi negatif izlemeye aldı. FTSE Russell serbest dolaşım şaibelerini dünya finansının önüne koydu.
Yani Batı sermayesi resti çekti: “Piyasanız güvenilmez, kapıyı kapatıyoruz.”
Mehmet Şimşek’in kapı kapı aradığı sıcak para tehlikeye girince, 28 Ağustos 2026’da alelacele SPK rehberi yayımlandı.
Kimse halkı kandırmasın; müdahale uluslararası sermayenin tokadı inince paçalar tutuştuğu için yapıldı!
ÜÇÜNCÜ YALAN: "KENDİ İÇİMİZİ TEMİZLİYORUZ, ARINIYORUZ"
GERÇEK: 163 MİLYON YATIRIP BEŞ AYDA 2,17 MİLYAR ALANLAR KİMDEN BİLGİ ALDI?
İşin siyasi ayağına gelelim. Eski Bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi hakkındaki iddialar...
163 milyon lira yatır, beş ay sonra 2,17 milyar lira nakit çekip çık!
Yani kabaca 3,5-4 milyon dolar koy, tam patlama öncesinde 45 milyon dolarla kapıdan çık!
Şamil Tayyar ve iktidar savunucuları bu rezaleti “Bakın partimiz yanlış yapanı sahiplenmiyor, istifasını istiyor” diyerek kapatabilir mi?
Şu sorulara açık ve net cevap verin:
İddia doğruysa;
* Yıllardır siyasetin, bakanlıkların, Cumhurbaşkanı'nın en yakın çevresinde bulunan bir ismin 163 milyon liralık o başlangıç sermayesi nereden geldi?
Hangi ticari başarıyla bu servet yapıldı?
* Kriz patlamadan hemen önce o kapıdan çıkmayı kim fısıldadı? İçeriden bilgiyi (insider trading) kim verdi?
* Daha da can alıcı soru: Bu sadece açığa çıkanlardan bir tanesi! Çevrede bunun gibi daha kaç kişi va Şamil Tayyar?
Hipotansiyon yani tansiyon düşüklüğünün Alzheimer riski ile en güçlü ilişkiyi gösteren etken olduğu tespit edildi.. Beyin kanlanması yaşla birlikte daha basınca bağımlı hâle gelir. Damarlar sertleşir, otoregülasyon daralır. “Tansiyonu ne kadar düşürürsek beyin o kadar korunur” basitleştirmesi yanlıştır.
https://t.co/wqvks8w6Cy
ÖĞRETMENİ YALNIZ BIRAKTILAR: ŞİMDİ SİLAH OKULUN KAPISINDA
Yirmi yıldır adım adım hazırlandı bu sahne.
Önce müfredat bozuldu.
Sonra öğretmenin sınıftaki saygınlığı ve otoritesi sıfırlandı.
Ardından akıllı telefon girdi sınıfa;
TikTok’u, Discord’u, Telegram’ı peşine takarak.
Şiddet ekranda bir eğlenceye, tehdit bir oyuna, suç ise ergenler için dijital bir statüye dönüştü.
Ve sonunda yıllarca Amerika’dan izlediğimiz o kâbus Türkiye’nin kapısını çaldı:
Okul baskınları (School shooting).
2004: Çöküşün Temeli Atıldı
AK Parti iktidarının ikinci yılında, 2004’te pilot olarak başlatılıp 2005’te tüm ülkeye dayatılan "öğrenci merkezli, yapılandırmacı" eğitim modeli bir reform değil, otoritenin tasfiyesiydi.
Eski sistem kusursuz değildi; ezbercilik vardı, baskı vardı. Değişmeliydi. Ama bir uçtan kaçarken diğer uçta uçuruma yuvarlandık.
"Baskıyı bitiriyoruz" palavrasıyla sınıfta asgari disiplin darmadağın edildi. Öğretmen değersizleştirildi, eli kolu bağlandı. Öğretmeniyle alay eden, dersi sabote eden, öğretmenini kameraya çekip sosyal medyada madara eden ve nihayet öğretmeni öldüren bir ergen profili türedi.
Hükümet ne yaptı? 2024’te Öğretmenlik Mesleği Kanunu’yla öğretmene şiddetin cezasını güya artırdı. Ama sistemi 20 yıldır yöneten de aynı hükümet, felaketi izleyen de.
Sınıfın otoritesi çökerken, çocuklar sahipsiz kaldı. Karşımıza "C31K" (Cehennemin 31. Katı) gibi Telegram ve Discord bataklıkları çıktı.
Bu bataklıkta 14–16 yaşındaki çocuklar birbirine şantaj yapıyor, şiddet videolarıyla puan topluyor, suçu oyuna çeviriyor. Birbirini tanımayan çocuklar, dijital odalarda birbirine cinayet cesareti veriyor.
Peki hükümetin adalet sistemi ne yapıyor?
Bu çocukları yakalıyor; 14-15 yaşında diye "çocuk mahkemesi", "yaş indirimi", "adli kontrol" veya "ev hapsi" diyerek salıveriyor.
Mevcut ceza sistemi bu caniler için bir caydırıcı değil, adeta bir ödüldür.
Karakola gitmek, ceza almadan çıkmak o dijital çetelerin gözünde bir "itibar", bir "zafer madalyası"na dönüşüyor.
"Nasıl olsa yaşım küçük, bir şey yapamazlar" pervasızlığı tetiği çektiriyor.
Planlayarak, hedef gözeterek okul basan, can alan birine "çocuktur, affedelim" mantığıyla yaklaşamazsınız.
Canice, kasten okul basıp katliam yapanlara ve bunu teşvik edenlere, adam tehdit edenlere karşı yaş indirimleri derhal çöpe atılmalıdır.
Hatta toplumun vicdanını rahatlatacak, bu vahşeti kökünden kesecek en radikal adımlar—gerekirse bu tür planlı katliamlar için idam cezası dahil en ağır yaptırımlar—tartışmasız şekilde masaya getirilmelidir.
Suçun yaşı yoktur!
Tablo ortada:
* 2007 (Adıyaman): 14 yaşındaki öğrenci müdürüne kızıp pompalı tüfekle okula geldi; ateş etmeden durduruldu.
* 2023 (Şanlıurfa): 16 yaşındaki çocuk okula tüfekle gelip hedef gözetmeksizin ateş açtı; 3 yaralı.
* 14 Nisan 2026 (Siverek): Eski öğrenci silahla okul bastı; 16 yaralı.
* 15 Nisan 2026 (Kahramanmaraş): 14 yaşındaki öğrenci silahlarla sınıfları taradı; öğretmen ve öğrenciler hayatını kaybetti.
* 22 Eylül 2026 (Manisa / Turgutlu): İnci Üzmez MTAL önünde 15 yaşındaki öğrenci av tüfeğiyle ateş açtı; 11 yaralı, 2’sinin durumu ağır.
Sorumlu Kim?
Bugün Manisa Turgutlu'daki saldırının ardında ne çıkarsa çıksın, büyük resmi değiştiremez.
Öğretmenin itibarını yok eden, okullarda disiplini bitiren, internet çetelerine karşı köklü ve kalıcı irade koyamayan, ceza yasalarını caydırıcılıktan uzaklaştırıp suçlular için tatil köyüne çeviren bu sistemin birinci dereceden sorumlusu hükümettir.
Olay olduktan sonra okula müfettiş yollamak, taziye mesajı yayımlamak devlet adamlığı değildir.
Asıl görev, o silah eline alınmadan önce otoriteyi, caydırıcı hukuku ve okul güvenliğini tesis etmektir.
BÜYÜK KOMPLO!
Kaşif Kozinoğlu'nu Kâzım Kaşifoğlu dizi karakteri ismiyle Kurtlar Vadisi dizisinde 10 Kasım 2011'de şırınga ile öldürmüşler. 13 Kasım 2011'de de Kaşif Kozinoğlu gerçekte kalp krizi ile öldürülüyor.
Şimdi bu cinayet FETÖ'nün işi ise, Kurtlar Vadisi de bir FETÖ projesi değil mi?
Daha da önemlisi, bu dizi "DEVLET AKLI" masalını yayan ana diziymiş.
O devlet aklının Türk Devlet aklı olmadığı şimdi ayan beyan ortada.
Polat Alemdar karakterinin de kime hizmet ettiğini bir daha düşünün.
Tüm dünyada eklem kireçlenmesi olanlar tarafından yaygın olarak kullanılan glukozamin isimli takviyenin Alzheimer' in ve bilişsel bozukluğun ilerlemesini hızlandırabileceği bulundu.
Üstelik de glukozamin' in ispatlanmış bir faydası yok.
Hem beyninizi hem kesenizi koruyun, takviyelerden uzak durun. https://t.co/lOZWGegTc2
Rus Profesör Dr. Ivan Neumyvakin:
İLAÇSIZ ŞİFA.
Her biyokimyacı şunu bilir: Asidik ortamda her türlü patojen mikroflora gelişir. Mantarlar, mikroplar, bakteriler, parazitler ve kurtlar; bunların hepsi asidik ortamda gelişir.
Yani hastalıkların nedeni, vücudun asidik ortama düşmesinden kaynaklanır.
Hiçbir ilaca gerek olmadan, doğal yollarla kaya tuzu ve deniz tuzu ile şifa bulabilirsiniz
Alkali bir ortam oluştuğunda ise bütün patojenler yok olur. Yani bütün mikroplar ve bakteriler kaybolur.
Tüm hastalıkların şifasını anlatıyor;
Kaya tuzu ve deniz tuzunu hem içerek hem de banyo yaparak nasıl şifa bulabileceğinizi anlatıyor.
HOLLANDA ÇİFTÇİLERİNİN ÖFKESİ BÜYÜYOR VE BÜYÜYOR🇳🇱
Binlerce çiftçi ve Hayvan Yetiştiricisi, Küreselleşmeye karşı savaşıyor; kimlikleri, mirasları ve hain hükümetlerinin ellerinden almak istediği gelecekleri için savaşıyorlar.
AB Tiranlığının YIKILMASINA KADAR!
Medya bunun görülmesini istemiyor
Naomi Wolf:
▶ "Bizi aşı zararlarını bile bahsetmeye kalktığımız için “çılgın komplo teorisyenleri” diye adlandırdılar. Oysa Dr. Fauci ve onun yandaşları bizi susturmak için bizzat “komplo” kuruyorlardı. Bu gerçek bir komploydu. Günlükleri bunu kanıtladı.
▶ “Onlar komplo kuruyorlardı… seni ve beni, Dr. Bhattacharya’yı, Dr. Kulldorff’u ve Dr. Gupta’yı gibi makul insanları susturmak için.”
▶ “Birbirlerine mesaj atıp e-posta göndererek, ‘Bu adamı nasıl deviririz? Bu insanları nasıl sustururuz? Twitter’a baskı yapalım, Facebook’a baskı yapalım.’”
▶ “Ve Dr. Fauci bu kötülük yapanların arkasındaydı.”
ARK: Bize de burda aynısını yaptılar Naomi Bacım. Bizi de sosyal medyada yasakladılar, sansürlediler komplocu diye ama kendileri komplocu idi gerçekte.
Aurich Bölge Mahkemesi (Mart 2026), BioNTech' e karşı açılan davalarda 32 kategoride iç güvenlik, toksisite, üretim ve yan etki verilerini davacılara vermesini emretti.
BioNTech temyiz etti; Oldenburg Yüksek Bölge Mahkemesi temyizi kabul edilemez bulup reddetti. Böylece kısmi karar kesin ve bağlayıcı hale geldi.
Bu yalnızca zarar tespiti için veri ifşa yükümlülüğüdür. Şirket henüz tazminata mahkûm edilmedi ama yakında bu da gerçekleşebilir.
Jeffrey Epstein'ın adasında kaydedilen en korkunç sahnelerden biri insanın kanını donduracak cinsten. Yıllarca bazı çevrelerin “sahte”, “komplo” ya da “önemsiz” diyerek geçiştirmeye çalıştığı görüntülerde, kadınların kullanıldığı karanlık ve sözde ritüelistik sahneler.
Eğer bu görüntüler gerçekse, mesele artık dedikodu ya da internet teorisi değildir. Bu, kimlerin ne yaptığının, kimlerin göz yumduğunun ve kimlerin yıllarca üzerini örttüğünün ortaya çıkarılması gereken korkunç bir skandaldır.
İnsanların serveti, bağlantıları veya siyasi gücü onları dokunulmaz yapmamalı. Epstein dosyasındaki suçlara karışan, yardım eden, gizleyen veya görmezden gelen her kim varsa hesap vermeli.
GERÇEKLER SAKLANMASIN. İSİMLER KORUNMASIN. SUÇLULAR KİM OLURSA OLSUN ORTAYA ÇIKARILSIN.
BUNLARIN KORKUNÇ EYLEMLERİNİ DÜNYA BİLSİN DİYE BU HABERİ PAYLAŞ.
PESTİSİTLER BAŞTA LENFOMA, LÖSEMİ OLMAK ÜZERE 6 ÇEŞİT KANSER RİSKİNİ ARTIRIYOR Çiftliklerin yakınında yaşamak bile kişinin kanser riskini artırmak için yeterliydi ve bazı durumlarda artan kanser riski, sigaranın yol açtığı kanserleri geride bıraktı.
Çevresel pestisitler ile lösemi, Hodgkin olmayan lenfoma, mesane, kolon, akciğer ve pankreas kanserlerinin yanı sıra kanser kombinasyonları arasında güçlü bağlantılar bulundu. https://t.co/t2EAVM7TbS
Pandemi rezillikleri:
✅ Yarasa çorbası, pangolin yalanları...
✅ 2 metrelik mesafe kuralını kim, hangi bilgiye dayanarak çıkardı?
✅Ülkeyi pleksiglasla donatma fikrini kim ortaya attı?
✅Okulların ve kiliselerin panik içinde kapatılmasında kim etkili oldu?
✅Henüz virüsle karşılaşmamış yerlerde bile hastanelerin Kovid dışı hastalara kapatılması fikri kimindi?
✅Küçük işletmelere neden bu kadar az önem verildi ve büyük mağazalar neden kapatmalardan muaf tutuldu?
✅ Kovid, gripten çok daha yüksek bir ölüm oranına sahiptir.
✅ Asemptomatik kişiler, yayılmanın başlıca itici güçleridir.
✅ Karantina virüsü durduracak veya ortadan kaldıracaktır.
✅ Kovid aşıları, enfeksiyonun yayılmasını durdurur.
�� Süper bulaştırıcı palavrasını kim çıkardı?
Kovid sırasında “filim adamlarının” 10 en büyük yalanı; her biri de çürütüldü.
1. Tabii bağışıklık aşından daha zayıftır
2. Maskeler bulaşmayı durdurur
3. Okulları kapatmak yayılmayı durdurur
4. Miyokardit virüsten aşıdan daha kötüdür
5. Gençlere destek aşıları gerekir
6. Zorunluluklar aşı oranlarını gerçekten artırdı
7. Laboratuvar sızıntısı bir komplo teorisidir
8. İkinci dozu tam olarak 3–4 hafta sonra almalısınız 9. Bivalent destek aşı verileri “kristal berraklığında” 10. Beş kişiden biri Uzayan Kovid olur
Sadece yanılmış değillerdi. Bunu kabul etmeyi reddettiler, karşı çıkan herkesi sansürlediler ve bu süreçte hayatları mahvettiler. Özür yok. Hesap verme yok. Sadece daha fazla “bilime güvenin.”
ARK: Bilimi rezil ettiler; tüm dünya bilime filim, bilim adamlarına filim adamları olarak bakar oldu.