Açıklama |
Patronların bakanı Yusuf Tekin'in, Zafer Şahin ile yaptığı röportaj dün akşam paylaşıldı. Sorulara verdiği cevapla manipülasyon yeteneğini bir kez daha gösteren Tekin'in, özellikle Neşet Ertaş üzerinden yaptığı ücretli öğretmenlik güzellemesi konuşulmaya devam ediliyor. Bu da oldu! Milli Eğitim Bakanı, Neşet Ertaş'ı ücretli öğretmen yaptı(!)
Bizimle ilgili kısma geçmeden önce öğretmenlik ve istihdam meselesine dair söylediklerine de değinmek gerekiyor. "Eğitim fakültelerinden mezun olanlar öğretmen olmak zorunda değil" diyor, Tekin. Keşke herkesin öğretmen olmayı tercih ettiği ve olduğu böylelikle diğer mesleki ihtiyaçların karşılanamadığı bir Türkiye olsaydı(!) Bilimi çok seven patronların bakanı, şemsiyeyi ters tutuyor ve işsiz öğretmen kitlesini büyüten politikaları değil kişisel tercihleri öne çıkarıyor. İnşaatlarda, tarımda, fabrikalarda çalışırken hayatını kaybeden, yaşama tutunamayarak intihar eden genç öğretmenlerin olduğu bir ülkede milli eğitim bakanı olmanın sorumluluğunu hissetmiyor. Cadılar bayramı, yılbaşı kutlamaları konusunda çok hassas oysa!
➡️İnsani, toplumsal değerler gibi önemli hususları kendi mahallesine hoş görünmek için kullanıyor ama bu onu popülist yapmaya yetmiyor(!)
➡️Öğretmenliği güvencesiz çalışma koşullarında çeşitli istihdam biçimlerine böldü ve ayırdı. Öğretmenlerin haklarını budadı ya da çaldı. Özel öğretim patronlarının önünü açan piyasacı bir akılla -kamuda eğitimi yük görüyor- öğretmen emeğinin sömürülmesi için uygun koşulları yarattı. Tüm bunlara rağmen başarılı bir eğitim politikası yönettiğini düşünüyor.
Röportajda bulunan bizimle ilgili kısıma geçecek olursak.
1- Asgari ücretle öğretmen çalıştırılmasını meşru görüyor. Öğretmeni önceleyen, onu koruyan bir yerden değil piyasacı akılla konuşuyor. Onun ifadesi ile söyleyecek olursak sektör temsilcilerine,"öğretmenimi ezdirmem, yönetmelik bu. Bunu göze alan özel okul işletsin!" diyemiyor. Aklına gelen ilk şey "hangi meslekte var?" sorusu.
2- Bakan, 1965 yılından 2014 yılına kadar yaşayan taban ücret hakkını buharlaştırıyor. Türkiye Hükümeti adına imzalanan uluslararası belgeyi, Öğretmenliğin Statüsü Tavsiyesi Kararlarını da yok sayıyor. Sayar tabi! Çünkü özel okul patronlarına, zamanın dershane sahiplerine söz verildi.
3- Bakan, başka bir hukuk rejiminden bahsediyor. Bahsettiği hukuk rejiminin karmaşık ve arada kalan kuralları ile yarattığı kafa karışıklıkları ortada ama Bakan için her şey net! Çünkü o, kafasında özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenleri silmiş! Fakat yine de özel okullarda çalışan öğretmenlerin 657'ye bağlı çalışan personel olduğunu Yusuf Tekin'e çevresinde olan biri anlatsın. Milli Eğitim Bakanı asgari düzeyde de olsa koşullarımızı bilmek zorundadır. Tamamen başka bir hukuk rejimi söz konusu değil!
4- "Yüksek kayıt ücretleri alan özel okullar küçük bir azınlık, buna rağmen bir algı yaratılmak isteniyor". Tekin, bunu söylüyor. Devamında yüksek maaş alan öğretmenler de var diyor. Tamam, bu düz mantıkla yüksek maaş alan öğretmenler de azınlıktadır!Tekin'in yaptığı da bir algı. Kamuda çalışan öğretmen maaşının iki katı ücret alan öğretmen yok demiyoruz. Çok az da olsa var. Yüz binlerce öğretmen kamuda çalışan öğretmenden daha az, hatta asgari ücret seviyesinde ücretlerle çalışıyor diyoruz. Bunu sağlayan da taban maaş hakkımızın gasbediliyor olmasıdır.
➡️Kanıtlanan ve bir tespit haline gelen sonuç şu. Eğitim politikaları öğretmen emeğini savunmayan, sermayenin çıkarlarını kutsayan, serbest piyasacılığı eğitim gibi önemli olan kamusal bir alanda doktrin haline getiren bir kişi tarafından saldırı aracına dönüştü. Saldırı altında olan öğretmenler, öğrenciler ve ailelerdir. Eğitim sorunu, memlekette tüm hanelerin sorunu haline gelmiştir.
➡️Eğitim mücadelesi artık ekonomik, özlük hakları mücadelesi ile sınırlanamayacak -eğitimi tiranlardan kurtarmayı amaçladığımız- politik bir mücadeledir. Deneyimlerimiz bizi bu yöne taşıdı. Eğitimin geleceğinde bunlar olmayacak!
#YusufTekinİstifa
🔴#SONDAKİKA | Ankara BB Başkanı Mansur Yavaş:
• Bir festivalde gong çaldı diye Avrupa’dan getirdikleri mankene 41 milyon verdiler. Çaldı ve gitti, düşünün.
• Açtığımız 55 davanın hepsine takipsizlik kararı verildi. Hiçbiri evinden gözaltına alınmadı.
• Bizim şikayetlerimiz nedense hep aynı bilirkişiye gitti.
Ve bize rapor düzenleyenler de yine bu bilirkişiler oldu. Bu nasıl mümkün olabiliyor?
• Oğlan boş boş geziyordu ya, babası ona futbol takımı almış. Bu konuda çok şikâyet oldu. Biz de şikâyet ettik ama yine takipsizlik çıktı.
• Niye çıktı biliyor musunuz? Gökçek’in imzası yokmuş denildi. Biz imzasını gösterdik, yine de bir şey yapmadılar.
• Bu kamu zararı değil mi? Bunların gözaltına alınması için ne kadar kamu zararı olması gerekiyor?
Suyumuz ısınır diye yorum yapmamalıyız di mi? Bizim devler hastanelerimizde mr randevusu almak için haftalarca sıra bekleyen hastalarımızı, sma ve dmd hastası çocuklarımızın ailelerinin tedavi masraflarından bahsetmemeliyiz değil mi?
Beni hukuksuz şekilde tutuklayıp, 58 gündür iddianamemi hazırlamayanlar, bugün yine aynı hukuksuzlukla İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nu göz altına almıştır.
İsterseniz bütün muhalefeti tutuklayıp, siz kendi başınıza demokrasicilik oynayın!
Biz Zafer Partisi olarak bu hukuksuzluğa karşı çıkıyor ve Türk Devletini Türk Milleti'ne geri vereceğimiz sözünü tekrarlıyoruz.
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!
Kahrolsun millet düşmanları, yaşasın Büyük Türk Milleti!
Kahrolsun adaleti katledenler, yaşasın adalet!
Ümit Özdağ tutuklandı!
Adalet tutuklandı!
Asgari ücretle geçinmek zorunda kalan işçi tutuklandı!
Açlık sınırının altında yaşayan emekliler tutuklandı!
Sığınmacı ve kaçaklarla vatanını paylaşmak istemeyen vatanseverler tutuklandı!
Terörist başı, bebek katili Öcalan serbest kalmasın diyen şehit anaları tutuklandı!
Tribünlerde "Ne mutlu Türk'üm diyene" diye bağıran taraftarlar tutuklandı!
"Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye haykıran milyonlarca Atatürkçü tutuklandı.
Beni tutuklayabilirsiniz ama öldürmeden susturamazsınız!
Ece Üner: "Rüyanızda görseniz herhalde bir yerim açıkta kaldı dersiniz ama oluyor işte bunlar.
Bir gün, Türkiye'de Apo'yu savunmak için şehit aileleri tehdit edilecek deselerdi, o gün kıyamet günüdür derdim."
@rimpiantoo@rucarsence@pratikvekolay Kalem Faber Castell TK Fine Vario Lüx. Uç için tahminden öteye geçmez ama Tombow ve Pentel Ain Stein tavsiye edebilirim.
Ev kirasını 8 aydır ödeyemeyen 26 yaşındaki Emine Akçay, çocuklarının üşüdüğünü görünce cebindeki son parayla odun almaya gitti. O kadar az parası vardı ki oduncu ‘Bacım bu paraya odun mu olur’ dedi. Ama anne Emine Akçay ısrar etti, bir çuval odunu alıp eve geldi. Odunlar ıslandığı için yanmadı. Lastik parçalarını tutuşturmaya çalıştı; olmadı. Emine çocuklarının ısınması için çalıştırdığı saç kurutma makinesini küçük oğluna verdi. Daha sonra diğer odaya gidip, tavandaki salıncak demirine ip bağlayarak, kendini astı.
Ekonomik sorunlar gelip geçici öyle mi?
@linuxct 2 days standby. When you use sensors like GPS it's barely a day. Even worse on smaller models. Downgrade from previous gens with Tizen. I wonder tho, as a person on iOS, why don't you go for the Apple watch?
@linuxct GW4 is literally unusable on iOS as it's based on WearOS which is basically Android. And the battery life of my 44mm is pure garbage. Can't imagine 40/42mm models with smaller batteries.