Seni bir başka kendime anlatırken fısıldadıkları mı duyabilsen ,kıyameti koparmaya değil, benimle birlikte kıyameti beklemeye yemin ederdin.Sahi duygularım sende nasıl bir ebediyet gördü ki?
Eski bir takvimin koparılmamış sayfasında kaldı vuslat.En saf, en temiz halim gibi.Şehir aynı, hava aynı, sokaklar aynı ,aynı parklar, aynı bahçeler...Lakin aynı olmayan bir ben.
Zamanın ötesinde bir eşikteyim,gözüm arkadaki yangında ve ayaklarım önümdeki uçurumda.Bazı dualar kabul olmasa bile bunu bilerek ağızdan dökülür..Bir fotoğraf kadrajına sığan o dünya artık yok,ama içimdeki o çocuk hala aynı kapının önünde bekliyor. Bunu bilmek bazen en ağır yük.
Bazı isimler sadece sevinçte değil, en çok korkunca akla gelirdi. O güven hissi çekilince geriye sadece devasa bir sessizlik kalıyormuş. Meğer insanın tek bir durağı olması, en büyük kimsesizliğiymiş. Durak boş, yol bitti.
Korkunun nefesi ensemdeyken hissettiğim o ateş artık buz kesti. Önceden her duygunun bir ismi vardı, şimdi ise sadece ucu açık bir sessizlik. Aradığım her şeyi kaybettiğim gün, arayacak kimsemin olmadığını da öğrendim.
Bazı gidişlerin dönüşü,bazı kelimelerin iyi niyeti ,bazı hataların telafisi yoktur. Gönül ne kadar sevse de, nasip dediğin bir kez kırılınca tekrar dikiş tutmuyor."