Gazeteci Fatih Altaylı:
"Deniz Göktaş’ın aradan geçen 2 ayda hâlâ iddianamesinin bile hazırlanmamış olmasını eleştirdiğimiz gün, İstanbul’da bir Asliye Ceza Mahkemesi bir karar aldı ve Deniz Göktaş’ın tutuklu yargılanmasına gerek olmadığına hükmederek tahliyesine karar verdi.
Fakat ne olduysa oldu, aynı gün, aynı saatte ve hatta aynı dakikada bir savcılık başka bir suç bulup çıkararak Deniz Göktaş’ı bir Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk ediyor ve yeniden tutukluyor.
Bu kez suç “suçu ve suçluyu övmek”.
De ki, Deniz Göktaş bu suçu gerçekten işledi. Savcıya birisi sormaz mı! “Bu gösteri aylardır sürüyor, bir şey yapmadın. Hadi onu duymadın, peki iki aydır neredeydin?” demez mi!
Deniz Göktaş’ın böyle bir suç işlemediği de ortada. O sadece durumla dalga geçiyor. Mizah yoluyla yeni nesil çetelerin geldiği noktayı vurgulamaya çalışıyor.
Savcı ille bir dava açacak ve mahkeme ille tutuklayacaksa bari “devleti ve kolluk kuvvetlerini küçük düşürmekle” suçlasalardı.
Küçük düşürenin Deniz Göktaş olmadığını bilirdik ama en azından daha geçerli bir bahane olurdu.
İşin garibi, Türk yargısı bir yandan yılların faili meçhullerini çözme yolunda önemli adımlar atarak, suça bulaşan cemaatlerin üzerine o veya bu nedenle de olsa giderek, Melih Gökçek hakkında yıllardır atılmamış adımları atarak beğeni topluyor, tabir yerinde ise okyanusu geçip Deniz’de takılıp kalıyor."
Osman Gökçek babasıyla ilgili yolsuzluk haberlerine konunun muhatabı kendisine olmadığını söylemişti.
Olay tam da bu..
Ucu kendilerine dokunduğunda, babalarını dahi satacaklar…
Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaşananın adı eğitim değil, plansızlıktır.
Yüzlerce öğrenci alıyorsunuz;
amfi yok, laboratuvar yok, yeterli fiziki alan yok.
Sonra da tıp öğrencisini kendi fakültesinden çıkarıp Fen Fakültesine gönderiyorsunuz.
Bu kabul edilemez.
Kapasiteniz yetmiyorsa kontenjanı neden artırdınız?
Yabancı öğrenci kontenjanlarını hangi fiziki kapasiteye göre belirlediniz?
Yönetim hatanızın bedelini öğrenciye ödetemezsiniz.
Dicle Üniversitesi Rektörlüğü ve YÖK derhal çözüm üretmelidir.
Tıp öğrencisi kendi fakültesinde, nitelikli koşullarda eğitim görmelidir.
İsias otelde 26 sı çocuk 72canımızı göz göre göre Öldürdüler
Otel 16.saniyede kum yığını oldu
Çocuklarımız Kum yığınında boğularak öldüler
Nefes bile alamadılar
3,5 yılı geçti Adalet arıyoruz
Adelet gelmedi!
Herşey ortada Adalet Nerede?
Can parçam Özgür'üm
#isiasolasıkast
Kayseri bu haldeyse Akp genel merkezi kapısına kilitli vursun artık…
Türkiye’nin iktidar partisinin
Lideri Özgür Özel’dir.
YENİ Parti geliyor
YENİ İktidar geliyor
Belgesi olmayan, somut delili bulunmayan, yalancı şahidin sözüyle bir belediye başkanını tutukla…
Ama belgeleriyle, görüntüleriyle nasıl kaçırıldığı ortada olan diğer belediye başkanı için üç maymunu oyna! 🙈🙉🙊
Sonra da çıkıp “Türkiye’de adalet var” deyin!
Adalet herkese lazımdır; ama anlaşılan bazılarına hiç uğramıyor!
Murat Ağırel'in Melih Gökçek ve Oğlu Osman Gökçek ile ilgili haberlerinin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Melih Gökçek hakkında soruşturma başlattı.
Melih Gökçek YARGILANSIN ve GERÇEKLER ORTAYA ÇIKSIN diyen kaç kişiyiz?
Bu babaya iyi bakın. Çiçek gibi büyüttüğü, sırtında taş taşıyıp okuttuğu kızına sahilde bir kek bile yedirtmediler.
Bu babanın gözlerine iyi bakın, kızını çok ağır bir ilaçla felç ederek katlettiler.
Kızına yapılanları ortaya çıkarmak için bir an bile durmadı. Çıkardı da. Ve şimdi siz de Rojin’in adaletini bu babaya vermek zorundasınız. Daha fazla ört bas etmeye çalışmayın artık.
Rojin’i felç ederek katlettiler!
#RojinKabaişİçinAdalet
Fevzi Çakmak, Büyük Taarruz günlerini anlatıyor:
Bazen buğday bazen de üzüm çuvalları üzerinde ikişer saat kestirerek geçirdiğimiz geceleri hatırlıyorum. Hatta bu saatlerden birinde üzerine uzandığı çuvalın deliğinden aldığı bir avuç üzümü ağzına atmadan evvel, koca Mustafa Kemal’in gülerek "Paşam, şu hayatın cilvesine bak. Aslanlık edelim derken farelere döndük. Çuval deliğinden üzüm çalıyoruz" dediğini hatırlarım. Fakat inanın bana, ömrümde hiçbir başka yatağın rahatı, beni o üzüm çuvalları üzerinde çekilen muzaffer uyku kadar mesut etmemiştir.
“Onurunu kaybedersen, onun geri dönüşü yok.”
Sinem Dedetaş, tutuklanmadan önce kendisine yöneltilen “AKP’ye geçecek misiniz?” sorusuna böyle yanıt vermişti.
“Ben böyle büyük bir ahlaksızlığı yapamam. Bir tane onurumuz var, yani onu kaybedemeyiz.”
Ardından şu sözleri söyledi:
“Yatarsın, çıkarsın… Suçsuzluğundan eminsen bir gün senin suçsuz olduğun ortaya çıkar. Ama onurunu kaybedersen onun geri dönüşü yok.”
Bugün Sinem Dedetaş onurlu bir şekilde 27 gündür tutuklu.
#SinemDedetaşınyanındayız
Komedyen Deniz Göktaş 54 gündür cezaevinde: İddianame hâlâ hazırlanmadı
Komedyen Deniz Göktaş 54 gündür cezaevinde.
Deniz’i unuttuk sanmayın!
Deniz Göktaş'a Özgürlük.!
Deniz Göktaş'ı Salın.!
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Maaşı 270 bin lira olan vekil dana sac kavurmayı 66 liraya yiyor,maaşı 23 bin lira olan emekli 25 bin lira kira ödüyor. Ülkede hayatta kalma yarışı düzenleniyor.
Üsküdar BBV seçimi mahkeme tarafından iptal edilince Deniz Zeyrek, yine taşı gediğine koymuş
*Üsküdar Belediyesi Akp’ye geçene kadar seçimler yenilenecek, belli ki kafaya koymuşlar
*Millet onlara vermedi. Ama onlar yargının gücüyle, Devletin gücüyle almak istiyor
Bu da geçer ya hû!
Örgütle suçladılar, çöktü. Örgüt olmadığını 2 yıl sonra ikrar ettiler.
İddianameyi hazırlayan savcı, önce hakkımda 415 yıl ceza istedi.
Mahkemeye gelince, istenen ceza 234 yıla kadar düştü.
Bugün ise hakkımda 23 yıl cezaya karar verdiler.
Ya kendi çıkarı için iftiracı olmuş ya da baskı gördüğü için iftiraya zorlanmış kimi insanların ifadeleriyle bize bu cezaları vermeyi tercih ettiler.
Güzel ülkemde cana kast edene, kadın cinayetine, çocuklarımıza el uzatana bile reva görülmeyen ceza, sırf siyasi kimliklerimiz ve görüşlerimiz nedeniyle bize reva görüldü.
Neredeyse 2 yıldır tutsağım…
İlk günden beri dediğim gibi, çocuklarımın, ailemin, yol arkadaşlarımın ve 6 yıl hizmet ettiğim Beşiktaşlı komşularımın yüzünü öne eğecek tek bir suçum olmadı. Benim alnım ak, başım dik.
Her zamankinden daha kararlıyım: “İftira at beraat et” düzenini yol arkadaşlarımızla birlikte ülkemizden söküp atacağız.
Bedeli ne olursa olsun, hep birlikte halkın ve hakkın yolunda yürümeye devam edeceğiz.
Er ya da geç, gücü yetenler değil hakkı yetenler kazanacak!
Rıza Akpolat
Silivri Zindanı
Deniz Zeyrek, Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminin iptal edilmesine:
"Üsküdar Belediyesi AK Parti'ye geçene kadar seçimler yenilenecek. Öyle anlaşılıyor.
Artık mahkemeler karar veriyor. Milletin iradesinin yerine kendilerini koymaya başladılar.
Belli, kafaya koymuş AK Partililer Üsküdar'ı AK Parti'ye almak istiyorlar.
Millet onlara vermedi. Onlar yargının gücüyle almak istiyorlar. Devletin gücüyle almak istiyorlar."
“Fakir olduğum için mi benim sesimi duymuyorsunuz” diyen Nizamettin Amcamızın hatrı için Rojin Kabaiş’in sesi olalım:
“Rojin'in bedenine yapılan otopside, midesinde ve iç organlarında, solunum yolu felcine sebebiyet veren Rocuronium, midesinde ise Ornidazole tespit edilmiştir!”
— Abdurrahman Karabulut
Rojin Kabaiş’in sesini duyurduğumuz için en az 2 hesabımız erişime engellendi. İnadına ses olmaya devam edeceğim.
Nizamettin amcamızın o güzel hatrı için Rojin’in sesi olun!
Katiller 10 yıl da geçse, ADALETE HESAP VERECEKSİNİZ! #RojinİçinAdalet
NE KİNİ? NE TAHRİKİ?
Geçen hafta, 3,5 yıl önceki bir konuşması nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanan Emekli Amiral Türker Ertürk @Orsatramola hakkında iddianame hazırlanmış.
Suçlama şu: "Basın yayın yoluyla halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit."
Hakkında, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
3,5 yıldır kimi "tahrik ettiği", kimin "kin ve nefretini körüklediği" belli değil. Türker Ertürk'ün özgürlüğünden mahrum bırakılıp susturulmak istenmesinin nedenini biliyoruz.
Rejim muhalifi olduğu için, ATATÜRK Cumhuriyeti'ni ve kurucu değerlerini, devrimlerini savunduğu, Lozan ve Montrö’ye sahip çıktığı için.
Gerisi hikayedir. Kin, tahrik, tehdit, nefret, korku, panik filan fasa fiso...