Dostlar, gönderilerim çok az kişiye ulaşıyor. Özellikle 10 Kasım'la ilgili paylaşımlarımda belirgin bir karartma var. 10 Kasım da Atatürk'ten bahsedemeyecek miyiz?
Bu gönderiyi sonuna kadar madde madde okuyup, beğeni/rt yaparak, özellikle yorum yazarak destek olabilir misiniz?
#AnadoluSigorta 27.11.23 te aracımla kaza yaptım ,yönlendirmenizle başka şehirden nakliye parası ödeyerek İstanbul #autoking kartal’a getirdim.ikame araç sağladınız ,geri aldınız. Yedek parçaları sağlamadığınız için işleme başlanmadı.@anadolusigorta@AutoKingTR#müşterişikayeti
Sayın Adalet Bakanı @yilmaztunc,
Bu size ikinci mektubum. Daha önce cezaevinden yazmıştım, şimdi cezaevi çantamı hazırlarken kaleme alıyorum. Birazdan Maltepe Açık Cezaevi’ne doğru yola koyulacağım.
Biliyor musunuz, benim küçük kızım İtalya’da yaşıyor ve onun sayesinde Avrupa’da oturma iznim var. Ben şu an Avrupa’daki dilediğim ülkeye gidebilecekken, bu topraklarda gazetecilik yapabilmek için cezaevine girmeyi tercih ediyorum. Enayilik gelebilir size, ama n’apayım tabiatım böyle!
Sayın Bakan,
UYAP’ı bilirsiniz, sizin sisteminiz… Hakkımda açılan onlarca davayı takip edebilmek için ben de kullanıyorum ve çok faydasını görüyorum. Lakin, dünkü davamda öğrendim ki, bu sistemi kullanmayan savcılar ve hakimler var.
Lütfen “bağımsız yargı” diyerek sözümü kesmeyin, siz Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun da başkanısınız. Yani mesele bizzat sizi de ilgilendiriyor. Açıkçası, değişen tweet’leriyle çok daha güzel etkileşim alan muhalefet partisi temsilcilerine de yazabilirdim bu satırları, ama anladığım kadarıyla çok yoğunlar. Sağlık olsun, sosyal medyayı etkin kullanıyorlar, onlar da okumuş olurlar… Neyse, konuyu dağıtmayayım.
Şimdi Sayın Bakan…
Yargı mensupları, UYAP vs. diyordum… Dün bir duruşmam vardı. Hani, hakkımda hüküm verilmemesine rağmen denetimli serbestlik hakkımı yaktıran ve beni cezaevine attıran “hakaret” davasının duruşması…
Hayır, duruşmanın 3 saat geç başlamasını mesele etmeyeceğim. Standardım maalesef artık o kadar yüksek değil. Meselem başka. Zira savunmalar alındı, savcı duruşmada esas hakkında mütalaasını verdi (gerekçe bile sunmadan cezalandırılmamı istedi tabii ki), son sözler söylendi… Ama ne oldu biliyor musunuz?
Hâkim Bey, 8 aydır dava dosyasında yani UYAP’ta olan belgeleri (24 Şubat 2023 tarihli ifademle birlikte sunmuştuk) okumadığı için hükmünü açıklamadı!
Evet, yanlış okumadınız, dava dosyasını okumadığını iddia ettiği için… Haliyle, bu garip durum benim yeniden cezaevi çantamı hazırlamama neden oldu.
Hayır, hâkim beyin “ben anlamadım bu davanın hapiste olmakla ne ilgisi var” sorusundaki ilginçliğe girmeyeceğim.
Avukatlarımın aylar önce “şu duruşma tarihini erkene alırsanız, Barış Pehlivan’ın yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimali daha çabuk olabilir” dilekçesini reddetmesini de hatırlatmayacağım.
Hayır, geçen yaz Meclis’ten çıkan ve tecavüzcülerin bile denetimli serbestlik hakkını yükselttiğiniz, onları hemencecik özgürlüğüne kavuşturduğunuz yasayı da (Faydalanma hakkım olmasına rağmen benden esirgediğiniz geçici 10. maddenin 2. fıkrasını kastediyorum, oradan hatırlayabilirsiniz) anımsatmayacağım.
Önceki mektubumda da sormuştum, tekrarlayacağım:
Bir gram suçun dahi olmadığı bir dava yüzünden özgürlüğümden mahrum bırakılan ben, hangi çeteye üye olup ne kadar para biriktirmem lazım? Kusura bakmayın, hâkimin dava dosyasını aylardır okumadığı için ben bugün yeniden cezaevine giriyorsam, bu soruyu sormak zorundayım.
Şimdi 6 gün sonra yeniden duruşmam var. Savcının onca lehimde delile rağmen hapsimi istediği bu davada hâkimin de adil bir karar vereceğini maalesef düşünmüyorum.
Neyse, çok uzattım.
Ben gideyim de cezaevindeki ağır suçluları 6 yıllığına denetimli serbestliğe uğurlayayım…
Bu da geçer!
Barış Pehlivan.
30 Ağustos 1922, Türk’ün büyük lideri Mustafa Kemal ve ona inanan, yolundan giden asil evlatlarının emperyalist işgalcilere ve içerdeki hainlere attığı en büyük tokatın doğum günüdür.
Bu büyük zafer Anadolu insanının önüne, özgür, onurlu ve başı dik yaşamanın yolunu açtı. Bu büyük zaferi vatan ve özgürlük uğruna ölmeyi ve bedel ödemeyi göze alabilen kahraman Türk askerine ve milletine borçluyuz. Bugün geçmişe ve Atatürk’e cesaret, sadakat ve içten gelen vefa ile bağlılık cumhuriyetin ve ulusal var oluşumuzun tek çimentosudur. Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Atatürk. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.
"İnsan topluluğu kadın ve erkek iki cins insandan mürekkeptir.Kabil midir ki,bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin?Mümkün müdür ki,bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin."
Onlar, yaşamımızın en özel varlıkları; anamız, yarimiz, kızımız, kardeşimiz, dostlarımız…
Onlar, dünyayı yaşanır kılan ve güzelleştiren varlıklar.
Cumhuriyetimizin yüzüncü yılının gerçek bir demokrasi ile taçlanarak, kadına saygının artacağı bir yıl olması dileğiyle,