Çocukken yaptığım, yazmaya kalksam roman olan tüm yaramazlıklarımı anlatacaktım sana. Mahalleye kök söktürdüğüm günleri, ağlarken Anne! Diye haykırmamak içim dişlerimi sıktığım asiliğimi, bir mucize gibi seni beklediğimi…
Ve dualarımda dilemiştim Tanrı’dan.
Nasip değilmiş.
Küçük detaylara anlamlar sıkıştırarak yaşıyorum ve bir gün bu küçük şeyleri bir araya getiren biri çıkacak. Muhtemelen ona doğrultacağım silah ile ateş etmeyi bilmediğimi de öğrenecek.
Sabahın 5’inde bile isteye uyandığım hakikat, kuşların zarif şarkıları, gün doğumu ve filtrelenmiş huzur. Tüm bunların yanında
Anneme de sarılabiliyorsam eğer her şey daha değerli ve güzel kılınıyor. Sizi bilmem ama benim zenginlik tanımım budur.
https://t.co/GuNilNywR1
Fıtratımdaki sevgi yan yana olmak değil, yanında değilken bile onurunu korumaktır. Bazen bir söz bazen bir davranış tüm sınırı çizer. Bu yüzden sevmek büyük sorumluluktur. Frekans değişir, kavgalar olur hatta yüzünü bile görmek istemediğin zamanlar olacaktır.
Aslında bir teraziye benziyor bu durum. Bir tarafta benimsemek, diğer tarafta savaşmak. Benimsediğin şey zaten senindir. Savaşıyorsan zaten elde etme çaban var demektir. Konunun kısa hissesi şudur. Sevdiğim kişiyi benimser ve onurunu onurum bilirim.
Düşmüş bir tel saçını saklıyor cüzdanım
Bezm-i Elest’ten ruhuna aşinayım
Yangının göğsümü ziyadesiyle talan ediyorken şayet
Bu ateşi harlama Şayeste
Ben İbrahim değilim, yanarım.
https://t.co/bTr5hTbmyh