Hem farklı dil eklenmiş hem Türkçe ikinci sıraya atılmış. Türkiye bir savaş mı kaybetti de taviz vermek zorunda kaldık? Resmi dilimiz mi değişti? Türkiye birilerine özerklik mi verdi? Nedir bu, neden bunlara izin veriliyor?
@Maviturkk Daha dün balkonumda bulunan şömine üzerindeki tozu aldım ve aynı bu şekildeydi kızıma gösterdim bak dedim bizi böcek gibi nasıl zehirliyorlar.Sonra herkes hasta salgın var deniliyor yazık dünya 5 para etmez sevgisizlern elinde oyuncak olmuş
Bakın, dile kolay geliyor ama güvenli limitlerin tam 70 katı böcek ilacından bahsediyoruz! Bu alenen zehirlemektir, cinayete teşebbüstür!
Bu zehir tüccarlarının açıklanması, kamuoyuna duyurulması ve bu haberler sonrasında yurtiçinde ciddi denetim başlatılması gerekiyor.
@TCTarim
Sınırdan dönen zehirli ürünlerimizi dün Türkiye'nin gündemine taşımıştık.
Bunun yanı sıra; Almanya'ya ihraç edilmek istenen bir diğer parti biberimizde de güvenli limitlerin 10 katı Formetanate maddesine rastladığı duyuruldu.
Bu zehir tüccarları kamuoyuna açıklanmalı.
@TCTarim
Tarım ve Orman Bakanlığı bugün sosyal medya hesaplarından “tükettiğimiz gıdaların içeriğinden ne kadar eminiz?” sorusuyla yayınladığı videosunda Gıda Dedektifi’nin yaklaşık 10 yıldır etiket okuyarak milyonlara ulaştırdığı algı ve yanıltıcı durumlarla ilgili mevzuat düzenlemelerini duyurdu.
“Algı oyunlarına son veriyoruz” ifadeleriyle yapılan duyuruda dondurma görünümlü sütlü buz ürünlerinden, krema görünümlü bitlkisel yağlı krema benzeri ürünlere, köy ürünü gibi görünen tağşişli ürünlerden, tereyağlı diye satılan fakat içinde tereyağdan çok palm yağı veya benzeri yağlar bulunan bileşenlere “artık” geçit verilmeyeceği vurgulanıyor. Gıda Dedektifi’nin sloganı olan #NeYediğiniziBilin ifadesinden de esinlenen bakanlık, “ne yediğinizi bilmek en doğal hakkınız” diyerek milyonlara ulaşan yayınlarımızın doğruluğunu da böylelikle teyit etmiş oldu. Diğer yandan yıllardır etiket okumanın önemini vurgulayan yayınlarımızı, sırf ticaretlerine uymadığı için “hurafe” bilgi ve benzeri ithamlarla itibarsızlaştırmaya çalışanlara da bakanlıktan bizzat cevap gelmiş oldu.
Bakanlığın paylaşımına destek veren Emine Erdoğan da yine yayınlarımıza desteğini göstererek “ne yediğini bilmek” bir hak olarak tescilleniyor ifadelerini kullandı.
Bize yıllardır destek olan milyonlara ve bu düzenlemelerde emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
@tcbestepe@EmineErdogan@TCTarim
- Merhaba ben Mel Gibson.
- Şu anda gıda tedarik zincirinin henüz bozulmadığı İtalya’dayım.
- Biliyorsun, burada GDO’lu ürünlere izin verilmiyor.
- Bu yüzden tahıllar ve makarnalar gerçekten çok kaliteli.
- Bunları bütün gün yiyebiliyorum ve kilo almıyorum.
- Üstelik bütün peynirler harika.
- Napoli bölgesinden manda mozzarellası var.
- Pastörize edilmemiş sütten yapılıyor.
- Bu durum sığır eti için de çok iyi.
- Eti koruyun.
- Çünkü bu, bize yönelen tüm çevresel tehditlere karşı son savunma hattımız.
- Özellikle gıda konusunda, gıda tedarik zincirinde.
- Evet, buradaki durumu gerçekten beğendim.
Tepkiler artınca "dondurma" üretmeye başladılar. Algida tarafından Oando markasıyla üretilmeye başlanan ürün içeriğinde palm yağı veya türevleri yer almıyor.
Üründe sırasıyla;
Sofra şekeri,
Tereyağı,
Yağsız süt tozu,
Yağsız süt,
Kaymak bulunuyor.
Ürün ayrıca kıvam arttırıcılar, emülgatör, renklendiriciler ve içeriği beyan edilmeyen aroma verici içeriyor.
https://t.co/yo6S3Vnl9K
Bir Radyolog Şok Açıklıyor:
“Eğer kanser olursam hastane kapısından içeri adımımı atmam.
Kemoterapiden ölen çok fazla hastayı izledim, kanserden değil.
30 gün oruç tutar, işi bırakırım.”
Kemoterapinin gerçek sağkalım oranı ne.?
Yaklaşık %8.
Bizzat kanser hastalarına bakan bir radyolog gerçeği söylüyor:
“Tedavi onları öldüren şey.”
Düşününce ürpertici değil mi.?
NoT: herkesin anlayabilmesi için video Türkçeye Çevrilmiştir.