Amerikalı bir small town genco komikmbir şarkı yapmıştır diye açtım. Karşıma isra*l e hak ettiğini veren bir şarkı çıktı. Helal olsun.
https://t.co/MI2XmqeUXq
Almanlar çöpünü ayrıştırıyor diye övüyor. Sonra o çopü Almanya dışına gönderip Almanya dışında bir yeri kirlettiklerini söylüyorlar insanlar. Bu da ona cevabı.
Alman Arı maya vardı bir tane, acil evlenip ihbin ihbin diye çocuklar yapmaları lazım.
Acayip kafalar acayip.
Genel olarak o çöplerin başka yerlere satıldığı şeklinde bir itiraz gelmiş. Bunun üzerinde durmak istiyorum çünkü günümüzde insanların herhangi bir ideal ile karşılaşınca, o ideali yok etmek, sindirmek için, kirletmek için takındığı tavrı göstermesi bakımından bilgilendirici.
Öncelikle, bu itirazın temelindeki varsayımı/his dünyasını irdeleyelim. Şöyle: "Sen Almanlar çöplerini ayrıştırıyor diye gelip bize anlatıyorsun, yani diyorsun ki bu insanlar doğaya değer veriyor. MASAL LAN BUNLAR MASAL. Sen kime ne anlatıyorsun? Saf ve salaksın. Hepsi yalan, doğa moğa UMURLARINDA BİLE DEĞİL. Ben şimdi sana bir şey diyecem, aklını yitireceksin,kendine geleceksin. Adamlar o çöpü Türkiye'ye satıyor oğlum. Hahahaha." (hatta sanıyorum o çöplerin sonra Türkiye'de doğaya karıştığına dair de bir varsayım var - ki bu olasılık bunları söyleyen kişiyi daha da mutlu ediyor).
Bu zihinsellik, bu kendini argüman sayan hınç ve nihilizm bu meseleye özgü değil. Etrafınıza bakın, "iyi" bir şey yaptığını iddia eden herkesin karşısında bir ordu dolusu bunu haykıran insanlardan bulacaksınız. Niye? Çünkü, bilen bilir, ne güzel bir histir, hiçbir şey yapmadan haklı hissedebilmek, bilhassa da iyi bir şey yaptığını iddia edenler karşısında. O hıncı hunharca salmak, o üstünlüğü tatmak ne eşsiz bir lezzettir.
Peki bu nasıl mümkün? Bu nihilizmin içsel dinamiği nedir?
1. İlk adım, karşındaki yaşayan, nefes alan, efor sarf eden (ve tam da bu nedenle her zaman eksik ve hatalı) ideali yok etmek için kimsenin ulaşamayacağı kusursuz bir EVRENSEL ortaya salıyorsun.
2. Sonra karşındakinin emeğini yok saymak için aslında bu kusursuz idealden ne kadar uzakta olduklarının ve hatta, en lezzetli kısmı olarak, nasıl da o idealin tam tersini yaptıklarını bulup kendinden geçercesine haykıyorsun.
Böylelikle hiçbir efor sarfetmemene rağmen kendini herkesten ÜSTÜN hissediyorsun. Peki burda sıkıntı nedir? Çöp mevzusundan devam ederek anlatayım.
1. Öncelikle acaba biri size Almanların TÜM DÜNYAYI plastiklerden korumak ve kollamak gibi bir amacı olduğunu mu söyledi? Çöp ayıklarken amaç, bir ütopya olarak çöpsüz bir dünya mı kurmaktı? Kim size bunu iddia etti de, şimdi gelip bunun eksikliği ile herkesi yargılıyorsunuz? Ne kadar saçma bir beklenti; ne kadar temelsiz bir fikir. Ama işte söyleyince çok güzel duruyor ve iyi hissediyorsun.
2. Mesele şu ki, çöp ayrıştırmak dünyayı kurtarma eylemi değil. Bilakis, çöp ayrıştırmak nasıl bir toplumda yaşamak istediğinin ifadesi. Yani daha basit bir ifade ile kavgası kendi içinde verilen bir ulus ifadesi, coğrafya ifadesi, topluluk ifadesi. O çöpleri alıp böyle bir hassasiyeti olmayan birine satmakta herhangi bir çelişki var mı? Çelişki olurdu eğer bu ifade EVRENSEL bir temizlik ifadesi olsaydı. Zaten hiçbir zaman çöplerini ayrıştırmayacak insanları böyle iddia edilmemiş EVRENSELLİKler ortaya atıp sonra BAKIN NASIL DA İKİYÜZLÜLER şeklinde pohpohlamak, aslında tam olarak bahsettiğim o nihilimzden besleniyor - biri gelip bir şeyin doğrusunu yaptığını iddia ediyor ve bu senin kendini "alçak" hissetmene yol açıyor. Durum böyle olunca eline geçen her türlü fırsatla o "üstün"leri yok etmeye çalışıyorsun.
3. Halbuki, o çöplerin Türkiye'ye satılması, o çöplerin ayrıştırılması için gereken gündelik emeği zerre azaltmadığı gibi, ulusal/topluluksal bir duruş olarak ortaya herhangi bir çelişki de sunmuyor. Ve evet, Almanya burda kendi coğrafyasına öncelik veriyor. Sattıktan sonra o çöplerin ownership'inin artık kendisine ait olduğunu düşünmüyor. Peki bu sahiden çok mu garip bir tutum? Kendi mekanına öncelik vermeden başlayan bir ulus vardı da, ben mı kaçırdım? Dünya takdir edersiniz ki hepimizden büyük. Herkes bu kendinden büyük dünyada, elindeki sınırlı şartlarla hayatını idame etmek durumunda. Kimsenin dünyayı kurtarmak gibi bir hedefi olması gerekmediği gibi, olsa dahi bunun öncelikle "benim toprağımdan" başlamasında sakınca var mı?
4. Eğer arıyorsanız, dünyada ikiyüzlü olmayan "iyilik" bulamazsınız. Yaşayan her ideal, eşyanın tabiatı gereği kirleniyor. Ama işte o ikiyüzlülüğü bu şekilde arayınca, arayıştan çok kendi acısını haykırıyor insan.
Gelgelelim, tüm bunlara rağmen, acısı ve tatlısı ile, dünya tarihinde çöp ayrıştırma eyleminin, o çöp nereye atılırsa atılsın, hatta hangi hisle yapılırsa yapılsın, bir istisna olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Aynı hisler ve ikiyüzlülük ile şu dünyaya yapılan onca şey muazzam kötülük varken, gelip de çöp ayrıştırmaya gömülmesi, dediğim gibi bunu yapan hakkında bilgilendirici.
@NimaTavRood I immeditly turn off the TV for cool down so can't watch any of these but I'm sure somebody would say "million dollars donkeys" somewhere in Turkey
Bir yerde denk geldim de özledim be. İzmir kumrusu budur arkadaşlar. Gevrekçiler satar bunu (simitçiler). Tam bir öğündür, doyurucudur. Bergama tulum, domat, biber ve kumru ekmeğinden ibarettir.
O sosisli salamlı falan olan şey uydurma. Kumru değil.
Paraguay tüm sporlara en nefret ettiğim model top oynuyor. Sürekli çirkeflik, sürekli oyun dışı işler. İlk dakikadan veri böyle.
Ama bu takımı yenemiyorsan her türlü rezilliği hakedersin. Çok büyük rezillik.
Valla düzenli halısahaya giden eski topçu ekip olarak bizim oyun planımız bu Türkiye takımından iyiydi. maçın ortasında "böyle olmuyo amk" diye ayarlamalar falan yapıyorduk.
Bu takım takım değil. Bu hoca hoca değil. Görmüyor olması imkansız, takımın hocası bu değil geliyo aklıma
Bana soruyorlar trafik için en uygun araba nedir diye, cevabım hep aynıydı ama bir güncelleme gerekiyor.
Bir tane Toyota Hilux alıp şunu kasaya koyduruyorsunuz. Tam bir şehir içi arabası oluyor.
Audi, arazi station wagonundan vazgeçmiyor!
🔴Alman üretici, yerden ekstra 34 mm daha yüksek, daha geniş ve kaslı gövdeli, arka aks yönlendirmesine sahip, isteğe bağlı 21 inç jantlar ve 362 HP üreten elektriklendirilmiş 2.0 lt turbo benzinli ve 3.0 lt dizel motor seçeneklerine sahip yeni "A6 Allroad"u tanıttı.
🔴Uyarlanabilir havalı süspansiyonla ve elbette Quattro sistemiyle gelen Audi A6 Allroad, iç mekanda 11,9 inçlik Audi sanal kokpit ve 14,5 inçlik dokunmatik Audi MMI panoramik ekranın yanı sıra 10,9 inçlik yolcu ekranıyla da alınabiliyor.
🔴İlk kez şarj edilebilir yani "plug-in hibrit" versiyona kavuşan A6 Allroad, 2.0 lt turbo beslemeli benzinli motorla elektrik motorunu bir araya getiriyor ve toplamda 362 beygir güç ile 500 Nm tork sağlıyor. 0’dan 100 km/s hıza 5,5 saniyede çıkabilen versiyon, taşıdığı 20.7 kWsa kapasiteli batarya ile tamamen elektrikli olarak 95 km yol yapabiliyor.
🔴48V hibrit destekli 3.0 lt 6 silindirli V6 TDI dizel ise, 295 beygir güç ve 580 Nm tork üretiyor. 0-100 km/s hızlanması 5,4 saniye.
🔴Almanya’da 77 bin euro başlangıç fiyatına sahip olacak, Türkiye fiyatını düşünmeye bile gerek yok:))
@HydineDu@sadecekeremim Biraz daha vakti var, On sene sonra anlaşılacak. Kesinlikle modern zaman klasiklerinden biri olacak. V6 almadan sakın satma çok pişman olunuyor.
@sadecekeremim Benimki ne haldedir bilmiyorum, iyi bir arkadaş almıştı ama ne durumda haberim yok. V6'lar içinde bir o var, bir tane daha vardı sahibinin özendiğini duyduğum. O da ilandaydı bir arkadaş alacaktı ama ne oldu bilmiyorum sonra. İmkanım olsa bir tsne v6 koyarım koleksiyonluk alırım.
@sedat_ocakk aslında 504 ile yahudi mercedesi denmeye başlamıştı, 406'lardan çok daha önce. 504'ler hala afrikanın kralıdır. 406 ise anlatılabilir bir otomobil değil bence. hele coupe için diyecek sözüm yok; hala her gün özlüyorum, camdan baktığımda gözüm arıyor.