Resmen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Gençliğe Hitabesinde bahsettiği tüm tehditler vücut buldu..! Bir insan ancak bu kadar ileri görüşlü olabilir…
O bir Deha!
Hukukçu Bülent Yücetürk, Kılıçdaroğlu destekçilerinin planını deşifre etti:
-Kemal Bey'le hareket edenler, Kemal Bey'i genel başkan yapmayacaklar.
-Kendisi genel başkan olmaya niyetli ama yanındakiler "Kemal Bey sen geldin ama bizim vekil seçilmemiz için partinin barajı geçmesi lazım, sen kalırsan alacağımız oy %1" diyecekler ve yeni birini çıkaracaklar.
-Gürsel Erol mu olur, Oğuz Kaan Salıcı mı olur, Müslim Sarı mı olur, başka biri mi çıkar...
-Şu anda arafta kalan, partinin bütünlüğü diyen, aman bu hukuk bozulmasın diyen arkadaşlar sessiz kalarak bir yandan Kemal Bey'i destekliyor ama bir taraftan da kendileri ileride Kemal Bey'i gönderip yönetime gelmeye çalışacaklar.
-Hatta şu anda yönetimde olup önüne geleni biçen arkadaşların da büyük kısmı tasfiye edilecek. Onları günah keçisi ilan edip, "Bunlar kardeş kavgası çıkardılar, partiyi böldüler, hukuku çiğnediler" deyip onları da gönderecekler.
-Başka bir seçenekleri yok çünkü Kemal Bey'in genel başkanlığında girilecek bir seçimde %1 bile oy alamayacaklarını kendileri de çok iyi biliyor.
UNUTMADIĞI TEK ŞEY MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Amiral Paşa birden yattığı yerden fırladı telâşla. Odanın loş ışığında doğruldu ve saatine baktı.
Saat 03: 00' dı. Bir gayretle doğruldu ve parmak uçlarına basarak sessizce banyoya yöneldi. Tıraş takımını çıkardı aynanın karşısında günlük sakal tıraşını oldu, elini yüzünü yıkadı ve saçlarına bir şekil vererek yine parmak uçlarında yürüyerek elbise dolabını açtı.
Her törende giydiği üniformasını çıkarıp yatağın üzerine koydu. Özenle pijamalarını katlayıp yatağın üzerine bıraktı. Üniformasını giyerken bir şey fark etti. Biraz kilo almıştı, pantolonun beli biraz sıkmıştı.
Kendi kendine emir astsubayına söyleyeyim de yeni bir üniforma için terziyi getirsin diye düşündü. Özenle bembeyaz üniformasını giydi. Harp okulunu birincilikle bitirdiğinde aldığı sapsarı işlemeli kılıcını özenle kuşandı.
Ayna karşısında son bir kez kendine baktı ve ayna karşısındaki görüntüsüne selam vererek kapıya doğru sessiz adımlarla ilerledi. Kimseyi uyandırmak istemedi. Hafifçe kapıyı çekti ve merdivenlerden dikkatlice inmeye başladı.
Sokağa çıktığında saatine bir kez daha baktı ve onu bekleyen silah arkadaşları ile buluşacağı yere doğru ilerledi. Nasıl olsa vakit var daha dedi ve sakin adımlarla aklındaki o buluşma yerine yürümeye başladı. ..
Evde herkes uyuyordu; oğlu Barbaros ve gelini saatin alarmı ile uyandılar. İki torunu vardı; Mustafa Deniz ve Kemal Ege odalarında bir gün öncenin yorgunluğu ile derin bir uykuda idiler.
Gelini Rengin mutfağa girdi önce ve çay suyu koydu ocağa. Daha sonra banyoda elini yüzünü yıkadı. Bir ara babasının açık olan oda kapısını gördü ve içeri usulca baktı yatak her zamanki gibi toplanmıştı.
Balkona doğru gitti orada mı diye fakat balkonda da yoktu salonda da yoktu telâşlandı. Eşinin yanına gitti telâşla. "Barbaros kalk babam yok." Adam uyku sersemi yataktan fırladı. Telâşla kapıya koştu.
Ayakkabılarının yerinde olduğunu ama beyaz ayakkabılarının olmadığını görünce telâşla çocukların odasına gitti ve büyük oğluna sordu. "Gece sen geldikten sonra kapıyı kilitlemedin mi?“ Genç adam "Baba unuttum." dedi üzgün..
"Ben kaç kere söyleyeceğim dış kapı kilitlenecek!“ diye bağırdı...
Saat 9 30 olmuştu. Adam bir yandan giyiniyor, bir yandan da söyleniyordu "Niye dikkat etmiyorsunuz!" Adam henüz giyinmişti ki telefonu çaldı. Heyecanla telefonda konuştu, adresi doğruladı, evet dedi.
Aradan 5 dakika geçti kapı çaldı. Evin bütün sakinleri kapı önünde toplandı. Kapıyı açtıklarında iki resmi kıyafetli polis ve ortalarında bembeyaz üniforması ile babası duruyordu dimdik gururlu.
Babasına sarıldı Barbaros sıkıca. "Babam canım babam!..."
İçeri aldılar amiral Yavuz Paşa' yı.
Adam polislere dönerek "Babamı nerede buldunuz?“ dedi. Polislerden biri "Saat 06.00' da Atatürk heykelinin önünde subay kıyafetli bir şahıs var diye anons duyduk.
Gittiğimizde beyefendiyi Atatürk' ün önünde durduğunu ve ağladığını gördük. Bir müddet bekledik. Sonra kendisine sorular sorduk. Arkadaşlarını beklediğini ve bugün Mustafa Kemal' in askerlerinin burada toplanacağını söyledi.
Biraz sohbetten sonra durumu anladık kolundaki bileklikte adres ve alzheimer hastası yazısını gördük." dedi. Barbaros babasının rahatsızlığını ve durumu izah etti.
"Kendisi emekli amiraldir. Bizleri torunlarını kimseyi tanımıyor. Unutmadığı tek şey Mustafa Kemal ATATÜRK..."
Emekli Amirallere en derin sevgi ve hürmetimle ...
Bu insan kırıntıları gerçekten söylediklerini inanarak mı söylüyorlar
Kendilerinin hiç mi farkında değiller
Vah ki vah ben utandım yer utandı gök utandı
Bunlarda hala tık yok
#GeçimYoksaHuzurYok
Bilkent Psikoloji Bölüm Birincisi öğrencisi konuşmasında
"Temennim diplomamın uzun süre benimle kalmasıdır"
Kalacak kızım kalacak merak etme
Sahte diploması olanların hepsi cezasını çekecek
#GeçimYoksaHuzurYok
Dervişin dediği gibi ,
Millet seni beğense ne olacak, beğenmezse ne olacak?
Kimsenin cenneti yok ki seni cennetine koysun
‘Sen cennetin sahibine bak’
Aşk ile ….🌹
Butlancıların seçimde Türk Milletinde bir karşılığı olmadığı halde, bu kadar agresif ve saldırgan olmalarının sebebi Chp'nin mal varlıkları ve kasasındaki para olabilirmi.
📍Türkiye’de dünyanın parasını ödeyip aldığımız etlerin neden eski lezzetinde olmadığını, neden tatsız ve sert olduğunu hiç düşündünüz mü?
Cevap aslında çok basit,
Hayvanların yetiştirme koşulları…
🎥 Damla Ülker
Van Bahçesaray'da çiftçiler, artan akaryakıt fiyatı nedeniyle sabana dönüş yaptı!
Mazotun, gübrenin, kredinin altında ezilen üreticinin son durumu; 50 yıl öncesine geri döndük…