Türkiye’de Kürt sorunu vardır.
Peki, nedir Kürt sorunu?
Pazarda gördüğü çocuğa eli yüzü düzgün diye bilenip canice bıçaklayıp öldürüp ailesini tehdit edip çocuğu mezarında dahi rahat bırakmayandır Kürt sorunu.
İhaleden çekilmeyen eczacıyı ve ailesini kurşunlayıp katliam yapandır Kürt sorunu.
Üniversiteli aynı cinsiyetten oda arkadaşını taciz edip karşılık alamayınca medyaya işkenceci diye linç ettirendir Kürt sorunu.
Kıbrıs’a göçüp üniversiteli kadına toplu tecavüz edip aşiretini tehdit için kullanandır Kürt sorunu.
Hastanede yeni doğan bebeği testislerini sıkarak öldüren bir de bundan para kazanandır Kürt sorunu.
Kendisine yardım eden taksiciyi sırtından defalarca vurarak öldürendir Kürt sorunu.
Yere çöp atma diyen babası yaşındaki adama bıçak çekendir Kürt sorunu.
Börekçide taciz ettiği kadının eşine kuzenleriyle saldırandır Kürt sorunu.
Turizm ve esnaflık üzerinden kaçak-kara para aklarken yanında işe aldığı, kardeşinin kanser masrafını ödeyen genç kızı çiftlik evinde işlenceyle öldürendir Kürt sorunu.
Metroda ayakkabısını çıkarıp ayaklarını havaya dikip tepki görünce dahi mağdue olabilendir Kürt sorunu.
Kaçak kullandığı elektrik kesilmesin diye elektrikçiye saldıran canına kastedendir Kürt sorunu.
Sahillere, turizme, ticarete çöken mafyalardır Kürt sorunu.
Kentlerdeki i��siz güçsüz tas kafa tıraşlı suç makineleridir Kürt sorunu.
Uyuşturucu, kaçakçılık, pezevenklik ve her türlü gayrimeşru iş ile milleti çürüten toplumu yıkan çetelerdir Kürt sorunu.
Akademide, baroda, meslek odasında, medyada kendinden olmayana hayatı dar edendir Kürt sorunu.
Üniversite kampüsünde öğrencilere pusu atandır Kürt sorunu.
Ensesti, töreyi, aile meclisini, türlü aşiret iğrençliklerini gelenek töre diye yaşatıp bununla övünendir Kürt sorunu.
Ağaların şeyhlerin tarikatların en büyük insan kaynağıdır Kürt sorunu.
Öğretmeni, doktoru, mühendisi, askeri öldürüp geri kalmaktan şikayet edendir Kürt sorunu.
Durakta öğrenciyi, otobüste kadını, meydanda aileyi, mesaiden dönen işçiyi, maçtan çıkan taraftarı, kundakta bebeği, 40 bin vatandaşı Kürdistan hayali için patlatarak, yakarak, kurşunlayarak katleden terörün ta kendisi ve sırf bu terörü estirebildiği için iktidar ve muhalefet tarafından el üstünde tutulup her alanda ayrıcalık tanınandır Kürt sorunu.
- yenidoğan çetesini çökerten savcının görevden alınsın istedi
- katil yilmaz güney'in aşığı
- kürtlerin kacak elektrik kullanmasını savunuyor
- apo posterinin altında pozlar verdi
- Türk bayrağı olayına tek kelime konuşmadı
- urfalı
bunu övüp başımıza bela edenlerin aklını skm
Batı dünyası, Atatürk reçetesi ile aydınlanmış bir Türkiye istemiyor. Ama dincilik propagandası ile zehirlenmiş ve felç olmuş bir Türkiye’yi sonuna kadar destekliyor.”
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
💥 Bartu Soral'dan tarihe geçen konuşma:
“Kürt sorunu ne? Biri çıkıp ‘Kürt sorunu şu’ desin. Ekonomik sorun mu? Hepimizde var. Yargı sorunu mu? Hepimizde var.
Kürt sorunu açıklanamıyor çünkü öyle bir sorun yok. Konuşulacaksa da muhatabı şehit ve gazi aileleridir, Öcalan değil.”
Nihat Genç:
FETÖ de bir zaman böyleydi. 2012 yılına gidin. Baktılar ki 'Sindirdik halkı, orduyu sindirdik, medyayı sindirdik' falan sandılar. Kendilerini Allah sandılar. Sonra ne oldu, fare gibi kaçtılar. Dünyanın şeytanı oldular.
Değerli dostlar; yaklaşık bir yıl önce açıktan ilan edilen 'Yeni Devlet kurma projesi' ve buna bağlı yürütülen İhanet Süreci bugün çok tarihi bir şerefsizliğe imza atmış bulunuyor.
Bunca zamandır 80 milyonun dizi izler gibi hayretle takip ettiği sürecin aslında ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz; bu yönüyle çok başarılı yazılmış bir senaryosu var. Hani sanat eserleri yorumlanırken, eseri yorumlayan kişi kendisinden bir şeyleri yansıtır ya? Eserin anlamının ne olduğunun önemi olmaksızın. Hatta anlamı da olmayabilir. Bu süreç tam olarak böyle bir eserdir. Ortada kimsenin tanımlamadığı bir süreç var ve Türk müesses nizamı el ele olmasını umduğu şeyi yansıtıyor, okuyor. Bunun için gazetecisi kendi kendine spin doctorluğa soyunuyor, sanatçısı kanaat önderliğine atlıyor. Duvara yapıştırılan bir muzda hayatın anlamını arayan duayen sanat eleştirmenleri gibi „Kardeşlik“, „Barış“, „Bir asırlık sorun“, „Devlet Projesi“, „Demokrasi“ gibi yarak kürek laf salatası içinde kendi ideallerini görüyorlar. Veyahut psikolojideki meşhur Rorschach testinde olduğu gibi, süreçte türlü acayiplikler okuyan şizofrenleri dinliyoruz.
Bu sizleri şaşırtmasın; zira burada beylik beylik konuşan AKP’liler, MHP’liler veya DEM’liler de ne olduğunu bilmiyor. Çünkü adam yerine konmuyorlar. Oysa ne beylik konuşuluyordu, değil mi? Güya pazarlık yoktu, PKK kendi kendine silah bırakacaktı. İsrail kapımızdaydı. Halbuki şizofreni daha sürecin başındaydı. Cumhur “Terörsüz Türkiye” derken, Terör Örgütü “Demokratik Cumhuriyet süreci” diyordu. Kimse de “Madem sorun Kürt sorunu, tanımlaması ne, çözümü ne?” demiyordu. “Madem sorun PKK ve terör; o zaman Meclis ne alaka?” demiyordu. Sadece “Bize güveniiiin!” diye bağıran bir Cumhurbaşkanı; öcalan’a methiyeler dizip Türk milletine söven bir MHP Genel Başkanı.
Oysa terör örgütü bize gün gün anlatıyordu: meşru muhatap kabul edildiklerini, pazarlık yürüttüklerini, af yasası çıkacağını, dağdaki teröristin siyaset yapacağını ve yeni anayasa hazırlayacaklarını - tek tek söylüyordu. Duayen aydınlarımız ise panik olmuştu. İyi hoş ama Demirtaş ne olacaktı? Peki, madem hepimiz birbirimize tren yapacağız; CHP başkanları niye hapisteydi? Yoksa Öcalan–Bahçeli–Erdoğan üçgeni demokrasi için savaşmıyor muydu? Tabii tüm bunlar eski röportajlar, tutanaklar veya kulis bilgilerini “sızdırarak” kamuoyunu manipüle etmelerine engel olmadı.
Ve gözleri yönelmişti Edirne’deki peygamberlerine. Palulu Obama da durur mu? Yıllardır olduğu gibi minik bir göz kırpma, minik bir kuyruk sallamayla müritlerine yeni umut üfledi ve bir altı ay daha “Öcalan’a karşı çıkacak” ümitlerini harladı. İş bitene kadar bu salakları da idare etmek gerekiyordu; ne yaparsın?
Esasen şu an gerçekleşen, bir gerçekliğin Anayasa’ya geçirilme projesidir. Maksat, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömmek ve Kürtçü-İslamcı ittifakı temelinde yeni bir devlet kurmaktır. Sizin bu aşamada konuşmak veya fikir beyan etmek gibi bir lüksünüz yoktur. Çünkü eliniz silah tutmuyor. Çalmıyorsunuz. Öldürmüyorsunuz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyorsunuz. Siz bu işin finansman kısmında varsınız. İmralı’da haftalardır süren inşaattan tutun da Meclis’teki kebaplara kadar veya bu kaymak tabakayı beslemek için verilen ihalelere kadar işi finanse etmek için debelenen kölelersiniz.
Bakın ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu, ne için konuşulduğunu - hiçbirini bilmiyorsunuz. Sadece "Siz Kürtlerle savaşıyordunuz, Bahçeli ve öcalan sizi barıştırdı. Hadi Özgür bu nikahı onayla da şu süreç suç olmaktan çıksın, hepimiz bulaşalım boka!" diyorlar. "Olmaz" derseniz de sövüyorlar. Buna da demokrasi şöleni diyorlar. Oy verdikleriniz sizi adam yerine koymuyor, 40 bin kişinin katiline gitmek için birbiriyle yarışıyorlar - bunu da aramızda çözdük diye komisyona bağlıyorlar. Yalan yok, bizim siyasiler komisyon işlerinden iyi anlıyorlar.
Meğer yıllar önce Bahçeli ipi değil, ipini atmış - biz anlamadık. Tutan biri çıktı elbette. Imralı'ya mı gitmek istiyor? Gitmeli, ama kelepçeli. Ipini de birlikte yanına vermeli.
🔻Emekli Albay Orkun Özeller:
"Velev ki öcalan çıkıp meclise geldi…O gün benim son günümdür.
Ya Öcalan'ı yakalar öIdürürüm ya da devletin polisi, askeri beni orada vurur.
Bu milletin Kubilayları bitmez!"
Sokak ortasında açık açık tecavüze girişen iki itin videosunu izledim. Hayret ve öfkeyle kalmışken serbest kaldıklarını öğrendim. Daha bunları hazmedemeden önüme bir kadının sinir krizi geçirdiği video düştü. Önünde blurlanmış bir şey duruyordu. Size yemin ediyorum o vahşeti dakikalarca idrak edemedim. Ailemleydim. Bir aileme bir önümdeki görüntülere baktım. Hem görsel hem işitsel milyonlarca insan saatler içerisinde aynı dehşete kapıldı.
Her cenahın yorumunu okudum, okumaya çalıştım. Önce uyuşturucu dendi, sonra psikolojik vaka dendi, kimisi satanizm dedi. "Çözümleri" olan da vardı; kimi çıktı idam istedi, kimi şeriat istedi, kimi Atatürk'e saldırdı, kimi kendi siyasi rakibini işaret etmeye çalıştı, kimisi de böyle günah çıkarmaya çalıştı.
Akşamüzeri bu sefer meşhur DC grupları, Panelciler konuşulmaya başlandı ve 'harekete geçileceği' söylendi. Yıllardır anlatılan ifşa edilen ama kimsenin dokunmadığı meşhur Panelciler.
Ben bu tartışmalara aynı gün girmek istemedim. İdam isteyene "26 suç kayıtlı iti içeri alamayan adamların eline bir de idam mı vereceksin?" demedim. Anime ve Dizileri suçlayanlara "IŞİD infaz videoları ve savaş görüntüleri izleyerek yetişmiş bir neslin diziye ihtiyacı mı var sence?" demedim. Sorumluluktan kaçmak isteyen siyasal İslamcı tayfayla tartışmaya hiç girmedim.
Saydığınız bütün problemler doğru. Bunu da ülkecek bir günde idrak etmemiz güzel. Sayılan bütün problemler doğru ama nedeni değil.
Açık açık videoyla tehdit eden ruh hastası bir yıl boyunca bu terörü sürdürüp katliamla bitiriyor ve yargıdan tutun emniyet güçlerine kadar sistem iflas ediyor.
Ülke uyuşturucu bataklıysa, psikolojik sanrılar yaşanıyorsa, bunalım atmosferi varsa, polis tecavüzcüyü salıyor, yargı suç makinesini serbest bırakıyor, bütün verilerimiz Panelci veletlerin ellerinde meze oluyorsa TEK sebebi tüm bunların sorumluluğunda olup bir de yeni anayasa kovalayan ihvancı İKTİDARDIR.
"Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır." diyordun. Şimdi İstanbul'un göbeğinde kurbanlık koyun gibi kesiliyor millet. Senin de iki tane kızın var, aynı gün Teknofest kutluyorsun, hiç mi için sızlamıyor? Bu çakalları iki dakika içerde tutmuyorsun, ama sana iki laf edeni dışarı çıkarmıyorsun. Pandemi bahanesiyle çıkarttığınız onca tipin yaptıkları eleştirdiğiniz Rahşan affını gölgede bıraktı. Bir de utanmadan hala sitede ötüyor tarihçi kılıklı şakşakçı yavşaklar.
Millet iki gündür sorumluluk hissedip adalet arıyor, sağlamaya çalışıyor da - asıl sorumluluk sahipleri; siyasiler ve devlet nerede? Bugün değilse ne zaman?
#kadinavecocuğadokunma
Kampçılık,mağracılık ve dağcılık gibi etkinlikker için fp tactical çanta öneriniz var mı öğrenciyim çok pahalı bir şey almak istemiyorum ama 2 ay sonra yırtılıp çöpe gitmesin isterim . Dediğim aktiviteler kar kış yağmur ve 2 3 günlük sürecek şekildeler
Ankara Gölbaşı Eymir Erkek Öğrenci Yurdu’ndan feryat yükseliyor.
Öğrenciler;
•Duşa giremiyor, diş fırçalayamıyor, tuvaleti kullanamıyor.
•Kanalizasyon arızaları, su kesintileri, internet yokluğu, kırmızı etiketli asansörler nedeniyle güvenlik ve hijyen koşulları tamamen yok edilmiş durumda.
•Yurt müdürünün öğrencilere verdiği yanıt: “Asansörü kullanmayın, ne olacak”.
Bu tablo, öğrencilerin en temel barınma ve sağlık haklarının ihlalidir.
Anayasa’nın 17. maddesi insan onurunu, 42. maddesi eğitim hakkını ve 56. maddesi sağlıklı çevrede yaşama hakkını açıkça çiğnemektedir.
Kamu görevlilerinin ilgisizliği ise TCK 257 (Görevi kötüye kullanma) kapsamına girer.
Soruyorum:
Türkiye Yüzyılı denilen bu dönemde, gençlerimiz neden su, tuvalet, internet ve hijyen gibi en temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılıyor?
Yetkilileri göreve çağırıyorum:
Eymir Yurdu’ndaki bu rezalet derhal sona ermeli, öğrenciler insanca yaşam koşullarına kavuşturulmalıdır.
Dünyada en fazla verginin alındığı ülkelerden biri olan Türkiye’de, kalitesiz bir hayatı pahalıya yaşıyorsunuz.
• Marketten aldığınız ürünler,
• Pazardan aldığınız sebzeler,
• Kullandığınız internet,
• Soluğunuz hava dahi…
Uluslararası markaların çoğu, Avrupa’ya sattığı ürünleri aynı kalitede Türkiye’ye satmıyor.
Yediğiniz McDonald’s bile Türkiye’de sattığı burgerlerin et oranını düşük tutuyor.
Telekonimikasyon şirketleri dünyanın en pahalı fiyatlarını isteyip, en vasat interneti veriyor.
Yeterli protein almadan ve sağlıksız ürünlerle büyüyen nesiller yetişiyor. Kısacası bizi herkes enayi yerine koyuyor. Bu konularda yapacağım çalışmaların devamı için paylaşmanız ve takip etmeniz çok önemli.
Yüzlerce polis tarafından sarıldık!
İstanbul İl Başkanlığımıza giriş ve çıkış yapılamıyor.
Tüm İstanbulluları buraya, milli iradeye sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Bu ülke bu kötülüğü hak etmiyor!
@Zottirizor27558 Kampüs cadıları falan filan nerede feminist gruplar? Ülke olarak 100 yıl geriden geliyoruz bizim otogarda babası tarafından vurulan kız çocuğu haberleri değil yaptığı çalışmalarla ödüller kazanan kızlarımızın haberine ihtiyacımız var. Yazıklar olsun!