Fikstür nasıl gelirse gelsin, senaryo hiç değişmiyor.
Galatasaray sezona kolay fikstürle başlarsa:
“İlk haftalarda moral depolayacaklar, takım oturana kadar puan kaybetmeyecekler.”
Zor fikstürle başlarsa:
“İkinci yarının kader haftalarına rahat fikstür bırakmışlar. En kritik dönemi kayıpsız geçecekler.”
Fenerbahçe derbisi ikinci yarıda RAMS Park’taysa:
“En önemli maçı kendi sahalarında oynuyorlar.”
Derbi ilk yarıda RAMS Park’taysa:
“Avrupa trafiğinin en yoğun olduğu dönemde bile içeride oynayıp avantaj sağlayacaklar.”
Avrupa dönüşü lig maçını içeride oynarsa:
“Yorgunken deplasmana gitmiyorlar, doğal olarak puan kaybetmezler.”
Avrupa dönüşü deplasmana giderse:
“Takımın aklı Avrupa’da oluyor. Bu yüzden Avrupa öncesi iç saha maçları özellikle ayarlanıyor.”
Kısacası fikstürün nasıl çekildiğinin hiçbir önemi yok. Önce mağduriyet hazırlanıyor, sonra gerekçesi seçiliyor.
Sayın Fenerbahçeliler, asıl heyecanınız fikstürün nasıl geleceği değil; bu kez hangi bahaneyi kullanacağınıza karar vermek.
Sizin bakış açınıza göre Galatasaray’ın adil bir fikstürü olabilmesi için herhalde 34 haftanın 34’ünü de deplasmanda oynaması gerekiyor. Onun dışındaki her ihtimal, nedense mutlaka Galatasaray’a avantaj sağlıyor.
Sikimsonik ne kadar sey varsa siyasetini yapmak icin sıraya girerler. Ama esas major bir problem oldugunda “Ooooo bu konunun siyaseti yapılmaz” diye kafa utulerler.
CHP İzmir il başkanlığından arbede görüntüleri gelmeye devam ediyor. İl Başkanlığına atanan Utku Gümrükçü'nün partiye girmesinin ardından Özgür Özel'in bir mitingden çekilmiş fotoğrafı partililer tarafından yerinden sökülüp ayakla parçalandı.
İktidarın en çok hoşuna giden vatandaş modeli etliye sütlüye karışmadan Gençlik Marşı’yla maça giderek sanki muhaliflere nefes alacak alan bırakılıyormuş gibi mevcut rejimi meşrulaştıran bu hanımefendi ve türevleri. Geçen sene Saraçhane’de sadece anayasal haklarını kullandıkları için yüzlerce genç gruplar halinde kötü muameleyle terörist gibi gözaltına alındığında ses telleri akciğerlerine kaçmıştı kendisinin.
İsmail Kartal: "Camiamıza bir borcumuz var, bunu ödeyemedik. Üç dönemimin ikisinde şampiyonluğumuzu elimizden aldılar. Bu tescillenmiş bir durum. 99 puan ve 99 gollü sezonu hatırlayın, biz nasıl futbol oynattıysak, Avrupa'daki büyük takımların oynadığı futbolun benzeriydi."
35 Yıldır Galatasaraylıyım, “Galatasaray Türkiye’dir, Türkiye Galatasaray” cümlesi kadar bu kulübün üstüne sakil duran bir slogan daha duymadım. Kulübün gelenekleri, teamülleri, kuralları Türkiye ortalamasından ve genel şartlarından çok ötelerde, başka bir ülkeden değil adeta ayrı bir evrenden ithal gibi. Buna karşılık her Fenerbahçe kongresinde bir kez daha emin oluyorum ki Fenerbahçe Türkiye’nin spor kulübü olarak dizayn edilen bir replikası, ya da Türkiye aslında kocaman bir Fenerbahçe. Galatasaray’ın son 30 yılda kazandığı başarılar sayesinde ulaştığı taraftar sayısı belki bunu perdeliyor ama ekvatorla kutup dairesi kadar farklı kulüpler bunlar. Ne var ki taraftar sayısının artması tek başına bir kulübü bağlı olduğu ülkeyle özdeşleştirmeye yetmiyor.
Bulundugum ortamda 70+ bi amcamız az once bahsini gecirdi. Hatta hala oynandıgını dusunuyor. Bu amcaların hatrına bile tekrar yapılmalı bu organizasyon. Dunyanın en guzel isimli organizasyonu br.