We did it: Wales' largest party!
Thank you to each and every one of you that put your trust in Plaid Cymru 💚
Now, let's gets on with it - for Wales 🫡🏴
'Plaid Cymru now stands ready to take the necessary steps to form the next government of Wales.'
Leader of Plaid Cymru, Rhun ap Iorwerth, speaks after his party became the largest in Wales after the Senedd elections.
https://t.co/yRBkkHbzml
Şebnem Ferah konserine gidemeyeceğim için çok üzülüyorum. Bi daha yuvaya dönemeyeceğimin altını çiziyor defalarca. Üstesinden gelmesi zamanla daha da zorlaşan bişey dönememek. Kimse böyle karanlık bir memleket özlemiyle sınanmasın dilerim.
Kelimeleriyle yarattığı evrende gerçeği olduğu gibi kaydedip duygularıyla kişiyi aşkla hayatta tutan, her çeşit kötülük karşısında etik ve sakin kalmayı seçen çağımızın en güçlü ifade gücüne sahip yazarlarından biricik @akinolgun ‘un yeni eseri: tahta kuruları ve kargalar meclisi
Tahta Kuruları ve Kargalar Meclisi" hem kendime verdiğim bir sözü gerçekleştiriyor hem de Yunanistan'da hayat hikayeleriyle hemhal olduğum "Kaptanlar"a dair bir hakikate odaklanıyor. Ama öncelikle Rüstem Avcı’ya, Selahattin Demirtaş’a ve Elif Akkaya’ya teşekkür etmem gerek.
Sevgili dostum Rüstem Avcı kitabı okuyup, önsöz için kalemini esirgemedi, çok değerli arkadaş, dost, yoldaş Selahattin Demirtaş ise duygu ve düşüncelerini kitabın arka kapağında bize emanet etti, sevgili Elif Akkaya da kitabı okuyucuyla buluşturdu. Hepsine teşekkürü bir borç bilirim.
Teknelerle, karşı kıyıya geçirilen göçmenlerle aynı riski alan ve "kaptanlar" olarak işaretlenen Türkiye vatandaşı bu insanların, Yunanistan cezaevlerininde “nefret öznesi” olup ranzaları doldurması bize çok şey anlatıyor.
Onları Yunan kamuoyu tanıyor ama Türkiye kamuoyunda hiç bir karşılıkları yok maalesef.
Türkiye'nin görmezden geldiği, Yunanistan'ın ise on yıllara varan cezalarla demir kapıların arkasında tuttuğu bu insanların her biri; kendi hikayelerinin sosyal, ekonomik ve siyasal gerçekliğinden habersiz, "kader" mahkumu kabulünde hayata tutunmaya çalışıyorlar.
Ege denizinin bir göçmen mezarlığına dönüşmesinin hem faili hem kurbanı hem sanığı hem tanığı onlar.
Türkiye'nin farklı şehirlerinden, kaçakçılık çarkına düşen ve aynı çarkın içinde öğütülen onlarca, yüzlerce insandan bazılarını bulacaksınız bu kitapta.
İçeriden bir tanıklıkla, "kaptanlar"ın hikayelerini belki de ilk kez bu kitapta okuyacaksınız.
Umarım anlatmayı başarabilmişimdir...
Özgür günlerde kavuşma umudumuz her zamankinden daha güçlü ve büyük elbette…
Kitabı edinmek için: https://t.co/Lvh3j2jreO
Ayrıca kitap bir çok mecrada yakında sizlerle buluşacak.
@rustem_avci@hdpdemirtas@Elif_AkkayaEli@YayincilarKoop@TekinYayinevi
Ceren'im, ikimiz de İstanbul'a gelince görüşecektik hani...🥺💜
Sen bizi merak ederdin hep, @PINAR_OGUN 'unu çok severdin,ona ulaşamazsan bana sorar ederdin, kocaman kalbinle bizleri ta uzaktan düşünürdün...
Gerçekten öfkeliyim,en iyilerin önce gitmesine,nasıl bi adaletsizliktir.
Gazeteci Ceren Kaynak İskit'in yaşamını yitirmesinin ardından basın meslek örgütlerinden açıklama: "Zorluklara, güvencesizliklere rağmen gazetecilik mesleğini yapmaktan bir an olsun vazgeçmeyen bir gazeteciydi"
https://t.co/nCqZmJ1dFW
Hayat hep ileri akar
Bugün, tutuklamalara alıştırma aşamasına geçildi sanırım. Evlere bayrak asıp, sandıkları girme, sandıkları sayma, akşam İmamoğlu'nu ilan etme, duyguyu "kazandık" moduna çekme...
Bu arada tutuklamaların haberleri gelmeye devam eder. O da, bu da, şu da derken geçer zaman.
Zaman hep ilaç olmaz, duyguları sünger gibi çeker çoğu kez.
Beklemeye alır coşkuyu.
İktidar bu yüzden hiç bir şey vermek istemez. Huyudur biliyorsunuz gram bir şey vermemek.
Hal böyle olunca "ne kazandık" duygusu kımıl kımıl olur.
Her kaybedişe "siyasal zafer" demek bir nebze kurtarıcı olur ama ilaç olmaz biliyorsunuz. Çünkü içinizi gıdıklayan gerçek başkadır vb.
Gece RTÜK darbesi geldi. Bilen bilir, ekranlara çökmek, karartmak 12 Eylül işidir. Abilerimiz iyi bilir anlamını.
Dün bunun duygusu verildi "abilere"
Bugünün yarını, yarının yarını var elbette.
Kuşkusuz bir yol örülecek ve 4 gündür gece gündüz uyumayan şehirler ve onları yalnız bırakmayan insanlar, "iriş" diyecek hisle, öfkeyle. Hesabını yazacak yüreğine, aklına...
Bir gün o hesabı görmek için, temizlenip, süslenip, giyinip çıkacak sokağına ve adımlayacak hesabını görmeye.
Bazen sandık olur bu, bazen "bayram" ama mutlaka olur.
Çünkü bu kibir, bu nobranlık, bu halk iradesine darbe, küçümsemeler, tehditler, sopa göstermeler, kurşun, gaz, cop, cezaevi, tabut göstermeler kesmez hayatın akışını...
Bir şeyin olma ihtimali, olacağının nedenidir aynı zamanda çünkü.
Kaçış yok yani bundan.
4 gündür, gece gündüz ayakta bekleyen, öfkesini, umudunu, coşkusunu meydana koyan, kuru gürültü siyasetçileri hizaya çeken, havanın soğunu haykırışında ısıtan o yüzbinler, milyonlar, ne olup bittiğini anlamaz mı, anlar elbette.
Öfkesinin sadece yönetenleri tedirgin etmediğini bilmez mi, bilir.
Lakin içindeki zaferi tutar sır gibi...
"Kimse konuşmuyor", "kimse sesini çıkarmıyor", "koyun gibi insanlar", "bir cacık olmaz" duygusunu bir kez daha ters köşeye yatırdı bu yüzden işte halk.
Asıl sorunun, kendisini mecburiyetlere, çaresizliğe, sessizliğe sıkıştıran siyasette, siyasetçilerde olduğunu gösterdi bir kez daha.
Ez cümle, müesses nizam büyük ve geniştir!
İçinde güç, mevki tutmuşların, paçasına hiç ama hiç çamur bulaşmaz.
Bu yüzden onları hep tiril tiril görürsünüz.
İşte o tayfanın cebine, bir şeyler ters gittiğinde, istenmeyen şekilde geliştiğinde, rahatsız edici olduğunda veya bir şeyler uykuları kaçırıcı hale geldiğinde bir not düşer.
"Bu iş büyürse devlet gelir, herkes zarar görür..."
Çark bozulmayacak, daha fazla ileri gidilmeyecek ve hızla ortalık toplanılacak demektir bu.
İşte uzmanlık burada devreye girer, akıl tıkır tıkır işler, plan, program hızla, toplumsal ruh okuyucuları tarafından organize edilir.
Bir bakmışsınız, dün iktidar aparatı olmuş ve seçim kaybettirmiş bir isim, hiç bir şey yokmuş gibi size konuşuyor, ajitasyon çekiyor, "mücadele" falan diyor, bir bakmışsınız eski bir şarkı, coşkunuzun üstünde ferahlatıcı bir nostalji sunuyor, bir bakmışsınız birisi yan yana, omuz omuza adalet için bir araya gelmiş insanları, doğuda öyle, batıda böyle diyerek arasına şüphe ekiyor...
Böyle hassas bir ruh öldürme programı ve beklentiyi ehlilileştirme siyaseti ile karşı karşıya kalmanın yoruculuğu beterdir bilirsiniz.
Her ne olursa olsun, hayat ileriye doğru akar.
Ne demiş şair,
"Derya dediğin uyur uyur uyanır"
bugun,hayatımın en muhteşeminin, en karanlık günümde kimse olmasa da yanımda olacağını bildiğim, en harika omletlerin efendisi, defalarca yumruk alsa da dizinin üzerinde kalkip yükselen kız kardeşimin, kendimden başka uğruna ağlayabildiğim tek insan @PINAR_OGUN 'ün doğum günü..