13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
34 Yıldır Aynı İnanç, Aynı Kararlılık, Aynı Mücadele…
1992 yılında “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” diyerek çıktığımız bu kutlu yolda; yalnızca bir sendika değil, gönül birliğinin büyük bir mücadeleye dönüştüğü, çalışanların umudu olan güçlü bir iradenin adı olduk.
Gerçek sendikacılığın adresi olarak güven veren, hak mücadelesinden asla taviz vermeyen büyük bir aile olarak haktan ve çalışandan yana durduk.
Geride bıraktığımız 34 yıl boyunca, çizgisinden bir an olsun sapmadan bu büyük mücadeleye omuz veren tüm teşkilat mensuplarımıza, şube başkanlarımıza, temsilcilerimize ve üyelerimize gönülden teşekkür ediyoruz.
Bu kutlu davaya emek vermiş, bugün aramızda olmayan dava arkadaşlarımızı rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz. Onların bıraktığı emanet, bugün daha büyük bir inançla omuzlarımızdadır.
Bizler bugün Türk Sağlık-Sen'in neferleri olarak; “Haklı Dava, Güçlü Sendika” düsturundan asla vazgeçmeden kararlılığımızı sürdürmeye devam edeceğiz.
Mücadelemizi daha da büyütecek, bayrağımızı daha yükseklere taşıyacak ve “Mutlu Çalışan, Mutlu Türkiye” idealine ulaşmak için azimle çalışacağız.
Çünkü biliyoruz ki;
Türkiye Kamu-Sen'e, Türk Sağlık-Sen'e omuz vermek; Türk milletinin geleceğine omuz vermektir. Dün olduğu gibi bugün de, yarın da; çalışanın gür sesi olmaya, hakkı savunmaya, haktan yana tavır almaya, tavizsiz bir millî duruşla inandığımız değerleri savunmaya devam edeceğiz.
34 yıllık şanlı mücadelemiz kutlu olsun!
Nice yıllara Türk Sağlık-Sen!
51. Başkanlar Kurulu toplantımızı yoğun istişareler, kapsamlı değerlendirmeler ve verimli fikir alışverişleriyle tamamladık.
Teşkilatımızın çalışmaları, sahadaki talepleri ve çalışma hayatında yaşanan gelişmeleri tüm yönleriyle ele aldığımız toplantımızda; çalışanlarımızın hak ve menfaatlerini daha ileriye taşımaya yönelik yol haritamızı değerlendirdik.
Türk Sağlık-Sen teşkilatı olarak kararlılıkla, sahadan aldığımız güçle ve sarsılmaz irademizle mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz, büyük ailemizi azimle daha da büyüteceğiz.
Şimdi çalışma vakti diyor, tüm teşkilatımıza sendikal çalışmalarında başarı ve kolaylıklar diliyorum.
📍 51. Başkanlar Kurulu Toplantımızda şube başkanlarımız ve il temsilcilerimizle bir aradayız.
2026 yılı yetki döneminin tamamlanmasının ardından gerçekleştirdiğimiz toplantımızda, hep birlikte değerlendirmelerde bulunarak önümüzdeki döneme ilişkin yol haritamızı belirleyeceğiz.
Büyük bir teşkilat, Güçlü bir aile ve Ortak hedeflere inanan ve kararlılıkla çalışan Türk Sağlık-Sen'lileriz.
Birlik ve beraberlik içerisinde, üyelerimizden aldığımız güçle sendikamızı daha ileriye taşıyacağız.
#BirlikteGüçlüyüz #GüçlüTeşkilat #SendikalMücadele
ENFLASYON ALIM GÜCÜNÜ ERİTMEYE DEVAM EDİYOR
TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı mart ayı enflasyon verileri, yılın ilk aylarında ortaya çıkan olumsuz tablonun geçici olmadığını teyit etmiş; milyonlarca memur ve emeklinin karşı karşıya kaldığı ekonomik daralmanın derinleşerek sürdüğünü bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Açıklanan resmî verilere göre mart ayında mal ve hizmet fiyatları ortalama %1,94 oranında artmıştır. Üç aylık toplam enflasyon ise %10,04 seviyesine ulaşarak, daha yılın ilk çeyreğinde 2026 yılı için öngörülen %16’lık enflasyon hedefinin büyük bölümüne yaklaşmıştır. Bu tablo, belirlenen hedeflerin gerçekleşme ihtimalinin giderek zayıfladığını ve uygulanan ekonomik politikaların dar ve sabit gelirli kesimleri korumakta yetersiz kaldığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Üstelik ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında artan akaryakıt ve doğalgaz fiyatlarının mart ayı itibarıyla henüz tam anlamıyla maliyetlere yansımadığı dikkate alındığında, önümüzdeki süreçte enflasyonist baskının daha da artacağı açıktır.
Bilindiği üzere ocak ayında memur ve emeklilere 6 aylık dönem için %11 oranında maaş artışı yapılmış, buna ek olarak brüt 1000 TL tutarında seyyanen ödeme gerçekleştirilmiştir. Ancak yılın ilk üç ayında gerçekleşen %10,04’lük enflasyon, söz konusu artışın neredeyse tamamını daha başlangıç aşamasında ortadan kaldırmıştır. Maaşlar daha çalışanların eline geçmeden değer kaybetmiş, yapılan artış çok kısa sürede etkisini yitirmiştir.
Yılın ilk aylarında yaşanan bu yüksek enflasyon, milyonlarca kamu çalışanı ve emekli açısından küçülen hane bütçeleri, artan borç yükü ve giderek ağırlaşan geçim şartları anlamına gelmektedir. Aileleriyle birlikte yaklaşık 25 milyonluk geniş bir kesimin alım gücünün sürekli gerilemesi, sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal denge açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Hayat pahalılığı bu denli artarken gelirlerin aynı hızla korunamaması kabul edilebilir değildir.
Yıl başında yaptığımız değerlendirmelerde de açıkça ifade ettiğimiz üzere; memur ve emekli maaşlarının ekonomik gerçeklikler dikkate alınarak yeniden düzenlenmemesi hâlinde adil ve sürdürülebilir bir ücret politikasının mümkün olmayacağı ortadadır. Nitekim bugün gelinen noktada, henüz yılın ilk çeyreğinde gerçekleşen enflasyonun, altı aylık dönem için yapılan maaş artışının büyük bölümünü silip süpürmesi ve enflasyon hedeflerini ulaşılabilir olmaktan çıkarması, kamu çalışanlarının gelir politikasında acil bir düzenleme yapılmasının zorunluluğunu ortaya koymaktadır.
Enflasyonla mücadele adı altında dar ve sabit gelirli kesimlerin alım gücünün aşındırılması ne sosyal adalet ilkesiyle ne de hakkaniyet anlayışıyla bağdaşmaktadır. Ekonomik büyümeden hak ettiği payı alamayan memur ve emekliler, enflasyon yükseldiğinde de ilk kaybeden kesim olmaya devam etmektedir. Oysa Türkiye Kamu-Sen’e göre adalet; refah dönemlerinde gelirin, zor dönemlerde ise yükün adil biçimde paylaşılmasını gerektirir.
Bu doğrultuda;
-Memurlara derhâl ek zam yapılmalıdır.
-Bu artış mutlaka refah payı ile desteklenmelidir.
-Maaş artışlarında eşel mobil sistemine geçilmeli ve gerçekleşen enflasyon, gecikmeksizin doğrudan memur ve emekli maaşlarına yansıtılmalıdır.
Aksi hâlde 2026 yılı, memur ve emekliler açısından ekonomik anlamda son derece zorlayıcı ve yıpratıcı bir yıl olarak tarihe geçecektir. Yetkililerden beklentimiz; maaşları enflasyon karşısında sürekli eriyen kamu çalışanları ve emekliler için adil ve kalıcı bir düzenlemenin vakit kaybedilmeksizin hayata geçirilmesidir. Türkiye Kamu-Sen olarak, kamu görevlilerinin hakkını savunmaya, emeğin itibarını korumaya ve adalet talebimizi güçlü bir şekilde dile getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR
Sözde yetkili sendikanın başkanı çıkmış,
“Yiğit düştüğü yerden kalkar… Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor…” diye konuşuyor.
Biz de soruyoruz:
Kimi kastediyorsun? Hangi narkozdan bahsediyorsun?
Bu millet, 100 yıl önce esaret zincirlerini kırarak ayağa kalktı!
Yedi düvele karşı imanla, cesaretle, kanla ve canla mücadele ederek bağımsızlığını kazandı!
Cumhuriyet’i kurarak yeniden dirildi!
Sizin “narkoz” dediğiniz şey; bu milletin en büyük uyanışıdır!
Aslında mesele belli…
Süslü cümlelerin arkasına gizlenen bir Cumhuriyet hazımsızlığı, bir Atatürk rahatsızlığı…
Bunu ilk defa mı görüyoruz? Hayır!
23 Nisan’da Meclis’i anarsınız ama o Meclis’in ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmazsınız.
30 Ağustos’ta zaferi konuşursunuz ama Başkomutan’ın adını ağzınıza almazsınız.
29 Ekim’de Cumhuriyet’i kutlarsınız ama kurucusunu hatırlamazsınız.
10 Kasım’da ise suskunluğunuz her şeyin özeti olur.
Ve sonra çıkıp bu millete tarih anlatmaya kalkarsınız!
İşin en trajik tarafı, siz bir de Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarının kurduğu devletin memurlarının hakkını savunduğunuzu iddia edersiniz. Devletini, tarihini ve geçmişini kabullenmeyenlerden bu devletin çalışanına bir hayır gelmeyecegi de açıktır.
Ey aklıevveller!
Türkiye Cumhuriyeti, bir kopuş değil; bu milletin bin yıllık devlet aklının devamıdır.
Cumhuriyet’i kuran irade, bu milletin bağrından çıkan kurmay akıldır.
Biz devletimizi yıkmadık; daha güçlü, daha çağdaş bir yapıyla yeniden inşa ettik.
Sizin rahatsızlığınız işte tam da buradadır.
Cumhuriyet’tedir, Atatürk’tedir, milli egemenliktedir, Anadolu’daki Türk varlığının sarsılmazlığındadır!
Ama bilin ki;
Bu milletin iradesini örseleyemeyeceksiniz!
Tarihimizle bağımızı koparamayacaksınız!
Cumhuriyet’i bu topraklardan silemeyeceksiniz!
Atatürk’ü bu milletin gönlünden çıkaramayacaksınız!
Çünkü biz;
1923’te ayağa kalkmış,
O günden bugüne yürüyüşünü sürdüren,
Her türlü ihanete rağmen dimdik duran büyük bir milletiz!
Ve bu millet;
dün olduğu gibi bugün de yarın da
kendi tarihine, kendi devletine, kendi değerlerine sahip çıkmaya devam edecek,
21. yüzyıla Türk mührünü vuracaktır.
8. Olağan Genel Kurulumuzu büyük bir coşku ve yüksek katılımla gerçekleştiriyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz; MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yaşar Yıldırım, Genel Sekreter Yardımcıları Vahit Kayrıcı, Tamer Osmanağaoğlu ve siyasi partilerin kıymetli temsilcileri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Sayın Faruk Özçelik; TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay, HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan, TESK Başkanı Bendevi Palandöken, KOOP-İş Genel Başkanı Eyüp Alemdar, YOL-İŞ Genel Başkanı Ramazan Ağar, Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı başta olmak üzere meslek odası, sendika ve sivil topum kuruluşlarının değerli temsilcileri, BTK Kurul Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Sayın Tamer Karadağlı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Sayın Emin Türker, SGK Başkan Yardımcısı Bülent Uğur Ecevit başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarımızın çok kıymetli Başkan, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcıları, yönetici ve bürokratlarımız; Alparslan Türkeş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Adnan Sözen nezdinde akademisyen ve öğretim üyelerimiz, Aynı inanç ikliminde yoğrulmuş ortak kültürümüzün, aynı dille dua edip aynı ülküyle yürüyen büyük Türk milletinin, ruhu ve sesi olan, Azerbaycan Hemkârlar İttifakı’na bağlı Kamu Hizmetleri Sendikası Başkanı Hikmet Nebiyev, Sıhhiye İşçileri Sendikası Başkanı Elnara Muradova başta olmak üzere çok kıymetli protokolümüzün teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı günde, katılım sağlayan tüm misafirlerimize gönülden teşekkür ediyor, Genel Kurulumuzun ülkemiz ve çalışma hayatımız için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.
14 MART TIP BAYRAMI
Türk milletinin evlatları, tarihimizin her döneminde söz konusu vatan olduğunda gövdelerini siper etmiş; serdengeçti bir ruhla en ön safta yer almışlardır.
İşte bu asil ruhun temsilcilerinden biri de tıbbiyelilerdir. 14 Mart 1919’da işgale karşı gösterilen tepkinin, millete ve vatana bağlılığın, istiklalden asla taviz vermeyen iradenin sembolü olan tıbbiyeliler; Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de iki kule arasına astıkları dev Türk bayrağıyla milli mücadelenin ateşini yakan öncülerden olmuşlardır.
Bu müstesna duruş, cephede şehadete yürüyen kahramanlardan, zor şartlar altında şifa dağıtan fedakâr hekimlere kadar uzanan büyük bir fedakârlık hikâyesidir. Tıbbiyelilerin bu tavizsiz vatan aşkı, Sivas Kongresi’nde de tarihe kazınmış ve milletimizin hafızasında silinmez bir yer edinmiştir.
Yakın dönemde de bu fedakârlığın sayısız örneğine şahit olduk. Covid-19 salgınından asrın felaketi olan deprem felaketine kadar, milletimizin nerede bir feryadı yükselse sağlık çalışanlarımızı orada gördük. Büyük bir özveriyle görev yapan sağlık çalışanları, canlarını ortaya koyarak insanımıza hizmet etmeye devam etmişlerdir.
Her türlü takdiri ve övgüyü hak eden sağlık camiası ise bugün sadece sorunlarının çözülmesini ve haklarının teslim edilmesini talep etmektedir.
Bu kapsamda;
Ekonomik açıdan tek kalem maaş politikasına geçilmesi,
Taban ve teşvik ödemelerinin acilen artırılması,
Trajik düzeyde kalan nöbet ücretlerinin emeğin karşılığı olacak şekilde düzenlenmesi,
Yapılan tüm ödemelerin emekliliğe yansıtılması
en temel taleplerimiz arasındadır.
Özlük hakları açısından ise;
İş yükünün azaltılması,
İstihdamın artırılması,
Başta eş durumu olmak üzere tayin süreçlerinin kolaylaştırılması,
Üniversite hastanesi çalışanlarına tayin hakkının verilmesi,
Aile hekimliğinde uygulanan haksız cezaların sonlandırılması,
Sağlıkta şiddete karşı daha ağır ve caydırıcı yaptırımlar getirilmesi,
Yönetimde ehliyet ve liyakatin esas alınması
zorunlu ve acil düzenlemeler olarak karşımızda durmaktadır.
Sosyal haklar noktasında da;
Her hastaneye kreş yapılması,
Sağlık çalışanlarının dinlenme alanlarının insani ve yeterli koşullara kavuşturulması,
Yemek ve benzeri hizmetlerin kalite ve yeterlilik açısından çalışanları memnun edecek seviyeye çıkarılması
artık bir ihtiyaç değil, zorunluluktur.
Fedakâr sağlık camiasının bu taleplerinin karşılanması; çalışanların tükenmişlik sendromundan kurtulmasının, hak ettikleri çalışma hayatına kavuşmalarının, ekonomik sıkıntılarının hafiflemesinin ve milletimize daha nitelikli sağlık hizmeti sunulmasının tek yoludur.
Bu nedenle gerekli adımların atılmasını istiyor; dün olduğu gibi bugün de mücadelemizi kararlılıkla sürdürdüğümüzü, sağlık çalışanları hak ettiklerine kavuşana kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizi kamuoyunun bilmesini istiyoruz.
Biz Türk Sağlık-Sen olarak yapılması gerekenleri açık ve net bir şekilde ifade ediyor, bunun için mücadele ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de hak aramanın, çalışanın yanında olmanın tek ve güvenilir adresiyiz.
Temennimiz; sorunlar yumağı içinde geçen son Tıp Bayramı’nı yaşamamız, sağlık camiasının sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesi ve gerekli adımların bir an önce atılmasıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle, insan hayatını her şeyin üzerinde tutarak fedakârca görev yapan tüm sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz.
Genel Başkanımız @OnderKahveci: Gazi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde daha önce haberlere de konu olan Sibel Hemşire’yi büyük Türk Sağlık-Sen ailemize kazandırdık.
Ülkemizin dört bir yanında Sibel Hemşire gibi eliyle, sözüyle ve gönlüyle Türk insanına şifa dağıtan sağlık çalışanlarımız var. Onların hikâyelerinin bilinmesi, emekleriyle ortaya koydukları bu kutsal çabanın duyurulması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Biliyoruz ki Edirne’den Kars’a nice Sibel Hemşireler var ve fedakarca çalışmaya devam ediyorlar. Türk Sağlık-Sen de onların sesi olmak, emeklerini görünür kılmak ve haklarını savunmak için çalışmaya devam edecek.
Genel Başkanımız @OnderKahveci :
Türk Kadını; Gevher Nesibe’de, Hafsa Sultan’da millete şifanın , Zübeyde Hanım’da dünyayı değiştiren bir annenin Kara Fatma, Şerife Bacı ve Nene Hatunda yiğitliğin, Halide Edip’te vatan sevgisinin kendini bulmuş halidir.
Nerede bir araya gelsek Türk Sağlık-Sen’li kadınları omuz omuza bir dağ gibi görüyorum. Bir arada oluşları, duruşları, sendikamıza kattıkları zarafet ve gösterdikleri gayret için kendilerine teşekkür ediyorum. Var olsunlar.
Başta şehit anneleri ve eşleri olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, toplumsal yaşamda ve sendikal hayatta mücadele eden kadınlarımıza başarılar diliyor ve kadınlarımızın tüm sorunlarının göstermelik tartışmalardan uzak bir şekilde çözüm odaklı olarak irdelenmesini istiyoruz.
#8MartDünyaKadınlarGünü
İftar sonrası sağlık çalışanlarımızı ziyaretimizin ardından, Sağlık Bakanı Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile görüşerek sağlık çalışanlarının sorun ve beklentilerini kendilerine aktardık.
Ziyaretimizde; teşvik ödemelerinin artırılması, tüm ödemelerin emekliliğe yansıtılması, nöbet ücretlerinin günümüz koşullarına göre düzenlenmesi, eş durumu başta olmak üzere tayinlerde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, hastanelere kreş yapılması, uzman hemşireliğin hayata geçirilmesi, aile hekimliğindeki kesintilerin sonlandırılması ve idari izinlerdeki mağduriyetlerin giderilmesi gibi talepleri gündeme getirerek, çalışanların sorun ve beklentilerini içeren kapsamlı bir raporu da kendilerine sunduk.
Sayın Bakan, çalışanların taleplerini aktarma noktasında her zaman katkılarımızı beklediklerini ifade ederek çözüm adına gerekli değerlendirmeleri yapacaklarını kaydetti.
Nazik konukseverlikleri için kendilerine teşekkür ediyoruz. Sahanın sorunlarına hep birlikte çözüm üretme adına gayretimizi sürdüreceğiz.
Bir "Ramazan Klasiği 🌙" haline gelen saha ziyaretlerimize başladık.
112 çalışanı meslektaşlarımızla iftar sonrası sohbet ettik, çaylarını içtik.
Sahanın sorunlarını biliyor, masaya sahanın sorunlarını taşıyoruz.
📍Ankara İl Sağlık Müdürlüğü
İzmir Selçuk Devlet Hastanesi’nde gün boyunca 72 hastayı muayene eden üyemiz doktor Uğur Kahraman’ın randevusuz gelen bir hastanın muayene talebini ertesi güne planladığı için saldırıya uğradı. Doktorumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Şiddetin vahşete dönüştüğünü, insanlıktan çıkmış zorbaların histerik bir halde vahşice sağlık çalışanlarının canına kast ettiğini görüyoruz. Sağlıkta şiddette kesin çözüm için en kısa sürede somut adım atılmalı, en ağır cezalar verilmelidir.
Sağlık kurum ve kuruluşlarının sıfır toleranslı alan ilan edilmesi önerimiz süratle hayata geçirilmelidir. Buradaki herhangi bir suçun ertelemesi, paraya çevrilmesi imkansız hale getirilerek hapis cezası ile cezalandırılması gereklidir. Sıfır toleranslı alan uygulaması dışında İstinasız tutuklu yargılama ve şiddet uygulayanlara acil haller dışında kamu sağlık hizmetinin belirli bir süre ücretli verilmesi gibi önlemler acilen hayata geçmelidir. #şiddet #sağlıktasiddet #sıfırtoleranslıalan
Türk Sağlık-Sen; sendikacılığı uzun bir yol arkadaşlığı olarak görür.
8.Olağan Genel Kurulumuzun ardından, bayrağı devreden 7. Dönem Genel Başkan Yardımcılarımız Mücahit Gökhan Şahin ve Kemal Kazak’a veda ettik.
Onlar bugün yalnızca görevlerini devrettiler; sendikal mücadeleleri, duruşları ve sarsılmaz bağlarımız ise bizimle kalmaya devam edecek. Çünkü biz gönül bağıyla kenetlenmiş büyük bir aileyiz.
Aynı inançla, aynı dava bilinciyle her zaman bir arada ve beraber olacağız. Verdikleri kıymetli emekler ve kattıkları değer için kendilerine yürekten teşekkür ediyoruz.
📌 TÜİK verileri bir kez daha gösterdi.
8.Dönem Toplu Sözleşme sürecinde dile getirdiğimiz
➡️ kira artış oranlarının çalışanlar aleyhine seyredeceği tespiti,
TÜİK’in açıkladığı 2026 Ocak ayı verileriyle bir kez daha ispatlanmıştır.
🔺 Kira artış oranları,
🔺 Hayat pahalılığı,
🔺 Reel gelir kaybı
artık bir öngörü değil, resmi verilerle sabit bir gerçekliktir.
👉 Bu tablo,
8. Dönem Toplu Sözleşme taleplerimizde yer alan
✔️ kira yardımı,
✔️ ek zam,
✔️ refah payı
isteklerimizin ne kadar haklı, gerekli ve gerçekçi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yetkili Sendikanın İş Bilmezliği Araştırmacıları Mağdur Etti
Toplu sözleşmede iş bilmezliklerin faturasını çalışanlar ödemeye devam ediyor. Yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Bu kez de müdür yardımcısı, başkan yardımcısı veya müdür yardımcısı ve başkan yardımcısı kadrolarında bulunanlara dereceleri itibarıyla yararlanmakta oldukları özel hizmet tazminat puanlarına 30 puan ilave edilirken Araştırmacı kadrolarında görev yapan çalışanların ise özel hizmet tazminatlarına sadece 10 puan ilave edilecek olması nedeniyle sendikamız tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bir başvuru yapıldı.
Başvuruda 8. Dönem toplu sözleşme sonucundaki Hakem Kurulu kararına eklenen “375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 11 inci maddesinin uygulanmasında dikkate alınmaz” düzenlemesi nedeniyle araştırmacıların mağdur edildiği, ancak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesinde öngörülen ek ödemelerinin belirlenmesinde, genel idare hizmetleri sınıfında yer alan aynı dereceli "müdür yardımcısı" kadro unvanı için öngörülmüş olan zam ve tazminatlar ile ek ödeme oranlarının esas alınması gerektiği bu nedenle araştırmacıların Özel hizmet tazminatlarına 30 ilave puan verilmesi gerektiği vurgulandı.
Söz konusu mağduriyetin giderilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını talep edildi.