Bir adam, doğdukları günden itibaren büyüttüğü papağanlarla güçlü bir bağ kurdu. Papağanlar, kendilerini büyüten adama son derece bağlı hale geldi.
🎥 johandevenier
Su forma de habitar el mundo nos recuerda que el afecto más genuino nace de la gratitud por las cosas más simples. Interactuar con ellos es asomarse a una ternura sin condiciones, un recordatorio vivo de que el amor más puro no se explica: se siente, se abraza y, como en este tierno instante, nos llena el alma para siempre.
Gökçeada ile Semadirek Adası arasındaki bölgede yürütülen araştırmada, Ege Denizi'nin en büyük mercan ormanı keşfedildi. Mercan topluluklarının yaklaşık 70 metre derinlikte başladığını ve 120 metreye kadar devam ettiği belirtildi https://t.co/GqXF5KAWKS
💥Ertuğrul Özkök:
⭕️ “Kemal Bey, 2023’te sizi Erdoğan yendi; bu defa hüsrana uğrattığınız insanlar yenecek.
⭕️Kaç defa oy verdim O'nun başında bulunduğu partiye…
Ve 13 kere hayal kırıklığına uğrattı beni.
⭕️Hayatım boyunca bu kadar sinsi, bu kadar egoist bir siyasi konuşma görmedim.
⭕️Bir yıldan fazladır tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
⭕️Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
⭕️O'na 13 seçimde oy veren vatandaşları, O'nu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
⭕️Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastlamadım.
⭕️İnsanlar iki türlü yaşlanırmış ya bilgeleşerek ya habisleşerek. Hayatım boyunca ikisini de gördüm de…
Bu kadar hezimetten sonra hâlâ bu kadar habisleşen bir “siyaset emeklisini” hiç görmedim.
⭕️Güya CHP’li seçmene sesleniyor, yuttuk mu o bakışları ve belâgati…
⭕️Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinden sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
Nasıl da kendinden emin…
Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hal, bir tavır…
⭕️Ama hiçbiri sahici değil, hepsi “miş” gibi…
Liğme liğme sarkıyor…
Güya CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
⭕️Siyasetin “S” harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
⭕️Üstelik asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki…
Biri, CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri;
Öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
⭕️Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, “İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız, ortada adaletsiz bir durum yok, sonuna kadar gidin” diyor…
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
“Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…”
Aynen böyle diyor…
⭕️Halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi
⭕️Karşımızda inanılmaz bir karakter var.
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş.
Üstelik toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
⭕️Sokağa bile çıkamıyor ama bir YouTuber olarak ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki kendi kendine sefer görev emri çıkarm��ş.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
⭕️Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor
⭕️Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki, hukukun en basit ilkesi olan “masumiyet karinesi”ni bile unutmuş.
İhtirası o kadar büyük ki, partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için neredeyse bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
Partili arkadaşları hakkında henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
⭕️Kemal Bey destekçilerinizle birlikte o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama bilin ki CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
Özgür Özel önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
⭕️O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
⭕️Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
⭕️Önce kurultay sandığında sizi yendi.
⭕️Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
⭕️Şimdi halkın da desteği ile siyasi dalavere meydanında sizi bir kere daha yenecektir.
Ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz.
⭕️2023’te Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sandığında sizi yenmişti.
Bu defa hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecek ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecek.
⭕️Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.”
Bir ana ördek ve yavrusu yol kenarında yemek yerken, hızlı bir araba yavru ördeği çarpıp kaçar.
Yavru ördek baygın hale gelir, ama nazik bir adam onu hastaneye götürür ve hayatını kurtarır.🫶❤️
Ünlü aktör ve yönetmen Mel Gibson, Küresel pedofili sapıkların çocukları satın alıp tecavüz ettiğini ve sonra onları öldürürek kanlarını gençlik iksiri (Adrenokrom) olarak kullandığını ifşa ettiği 4 bölümlük çocuk kaçakçılığı belgeselini anlatarak, izlenmesi gerektiğini söyledi.
"Denetim vicdanlarda başlamalı"
📌 Rize'de restoran işletmecisi Lokman Armağan, satın aldığı balıklar arasında nesli tükenme tehlikesindeki 'Mersin Balığı'nı fark etti...
Canlı olduğunu görünce kıyıya koştu, öperek denize bıraktı!
Bebeğin durumu çok ciddi! Kalp ameliyatı olacak😔
Dünya'da zor bulunan kan grubu
ÇOCUKLAR HEP GÜLSÜN
Yer: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
Kan: 0 Rh-
0552 002 06 24
Bu film değil, ormanın en tatlı tanışması…❤️
Yavru köpek yanlışlıkla geyik ailesinin yuvasına girdi; anne geyik de “misafirimizsin” der gibi sakin sakin kabul etti. 🥹
Doğa bazen insanlardan daha güzel karşılıyor. 🦌🐶
Sayin Cumhurbaşkanı 65 Yaş Üstüne seslenmiş;
“Lütfen gençlere eski Türkiye'yi anlatın'' diyor...
"Buyrun anlatıyorum.
Yaşım 73... Adım Arnavut Selim
SGK emeklisiyim ve 14 yaşımdan beri de çalışıyorum.
Siyasal Bilgiler mezunu ikiz kızlarım var.
* Kredi kartımız yoktu.
O yüzden bakkala falan borç yazdırırdık.
Bakkallar; süpermarket olmadığı için, haciz falan gelmezdi.
* Sendika vardı.
Tamam, korkutmasa da adamı, öyle kapının önüne beş parasız koymaya patron potkası sıkmazdı!...
* Devlet memuruna it muamelesi yapmaya cesaret isterdi.
657 sıkı kanundu.
* Öğretmen saygı görürdü.
Ana baba gelip höt zöt edemezdi.
Onlar da öğrencilere tecavüz etmezlerdi.
* Öğretmenlerden gizli sigara içmek cesaretti ama, okul önünde uyuşturucu satmak akla hayale bile gelmezdi!...
* Komşunun çocuklarını istediğin gibi öper, koklar oynardın..
Kimse "ulan çocuğu taciz mi edecek" diye seni kollamazdı.
* İnanan, inanmayan herkes çocuklara melek gözüyle bakardı.
Mahallenin imamından dayak yemek işin şanındandı ama taciz edilmek akla bile gelmezdi.
* Babana gidip Hüsnü bey amca beni dövdü dedin mi "vay piç kurusu, ne yaptın da kızdırdın hacı abiyi?" diye bi tokat da ondan yerdin ama "sana başka bir şey yaptı mı?" diye sormazdı.
* Baban emekli olmaya yaklaştı mı, ananla beraber iki oda bir salon ev aramaya başlardın, çünkü ikramiye ona rahat yeterdi.
* Ne kadarın varsa ev bark alırken "Allah kerim" deyip eşten dosttan yardım isterdin.
Kimse %70 enflasyon var, ben sana dolar veriyim, dolar alırım demezdi.
* Sana yağı kuyruğuna, tüp kuyruğuna girerdin, ama o kuyruklarda tanışıp evlenenlerin haberlerini de alırdın.
Üstelik o kuyruklar, ucuz yağ, ucuz et
Kuyruğu değildi.
Herkesin cebinde, iyi kötü herseyi alacak para vardı.
Kuyruklar, ABD’nin Kıbrıs ambargosu yüzünden olduğu bilinir, milli bir duyguyla herkes kenetlenirdi.
İstismar edilmezdi.
* Semtlere göre okul farkı yine vardı ama kimsenin anası babası "benim çocuğum onunla, bununla aynı sınıfta olamaz" diyemezdi..
Ayıptı, günahtı, gerçekten Allah’tan da kuldan da utanırdı insanlar.
* GIRGIR' da, HEY 'de, bir milyon satardı ve bu mizah dergileri ne kadar siyasetçi varsa, yerin dibine sokup çıkarırdı ama hiçbir siyasetçi onlara ilişmezdi..
Çünkü bilirlerdi ki bu sefer Fırt ve Çarşaf da fena giydirecek..
Oğuz Aral'a laf edecek siyasetçi zaten silinirdi!...
* Ulan Atatürk'e ayyaş demek ne demek!
Evi işgal edilir, kolpası İstanbul'u dağıtırdı be!...
* Bir siyasetçi "ananı da al git, afedersin Ermeni, kadın mıdır kız mıdır, Alevi" laflarını ağzına alamazdı.
* Siyasetçilerin hepsinin diploması vardı..
Ama mesela Ecevit, benim üniversite diplomam var demezdi..
* Hırsızlık olmaz mıydı tabi ki olurdu, ama o da nadir olur du..
* Ulan aynı ceket aynı pantolonla yıllarca okula gittim de gelecekten korkmadım..
Hep gülecek sevinecek bir şeyler oldu, ama 16 senedir bu çocuklar için korkuyorum"...
* Öyle özel okullar, servisler yoktu. okula gitmek için kilometrelerce yol yürür, kantin sıralarında kuyruk olur, iş-teknik derslerinde el becerilerini geliştirir, eve iş getirirdin.
* Öğretmenler sinema önlerinde nöbet tutardı, öğrenciler sinemaya gitmesin, sinema saatlerinde evlerinde ders çalışın diye!
* Sokaklar böyle boş ve ruhsuz değildi, herkes sokaklardaydı aksine kimse eve girmezdi, büyükler çay, kek, börek sohbete dalarken, çocuklar sokaklarda tipi tip, gazoz kapağı, misket, yakar top, çelik çomak, uzun eşşek, saklambaç oynar, gençler mahalle maçları yapardı.
* O zamanda televizyon vardı ama her evde bulunmazdı, siyah beyazdı herşey ama yaşamımız renkliydi.
Böreğimizi, çekirdeğimizi alır Tv olan komşumuza sinemaya gider gibi giderdik. hele hele Sanfransisko sokakları, ve Dallas günlerini iple çeker, çizgifilm olarak şeker kız kendi, heidi, uçan ve niels, tarzan izlerdik.
* Ya komşuluk?
Bayramlar da başkaydı, öyle seyahatler, tatil vs yoktu.
Ayırım, ötekileştirme, öteleme yoktu.
Komşularımızla bayramlarımızı ve beraber kutlardık.
Öyle mangal, ızgara yapılmazdı, ayıptı.
Alan var, alamayan var derdi annelerimiz.
Hatırlı misafir gelip te kokusu olan bir et yemeği yapıldıysa; yakın bir iki komşu eve bir tabak içinde az da olsa yollanırdı, kokmuştur diye.
Mahalle de öyle zenginler pek yoktu, hepimiz orta halliydik.
Ama hepimizin evine her zaman et girerdi.
Yamalı giymekten yüksünmezdik, herkes giyerdi çünkü.
Ha neden yamalı giyerdin diye soracak olursan, konfeksiyon, hazır giyim yoktu.
Sabah evden çıkar, akşama kadar sokakda oyun oynar, komşu evinden su içer, yemek yer yine oyuna koşardık.
Acıktık mı, en yakın evi çalar, “Melihanım teyze acıktım” dedik mi, bir dilim, üzerine sanayağ sürülmüş, üstüne de toz şekeri serpilmiş ekmek verilirdi.
Oh mis…
Şimdi iki çocuğum var; bırakın sokakta oynatmayı, kapımın önündeki bahçemizde bile tek başına bırakıp da oynatamıyorum...
Acılarımızı paylaşırdık, ya bana birşey olursa diye bu kadar dertlenmezdik, birimizde cenaze olsa yasını bütün sokak tutardık.
Sevmek öyle kolay değildi, aşk emek isterdi, yürek isterdi, öyle üç günlük aşklar yoktu, yıllarca içinden sever ama söyleyemeye korkardın, sevdin mi adam gibi severdin.
Komsu kızları, komsu erkek çocuklarına emanetti.
Çocuklar oynarken gece 22.00 23.00 lere kadar anne baba bahcelerde komşularla oturur bizler oynardık ama hiç kimse kimseye kötü gözle bakmazdı.
Sıkı mı bir başka mahalledeki bir kimsenin çocuğu, senin mahallende çapkınlık yapacak.
Komşu Ayşe abla, hadi yavrum bana 2 ekmek alıver dese, sorgulamadan, düşünmeden gidiyordun.
Cenazelerde ayrım yoktu.
Hele Şehit cenazelerinde hiç yoktu, şehitler hepimizin şehidi idi, tüm Türkiye yasa bürünürdü
Siyasiler TV ye çıktığı zaman hepimiz oturur izlerdik.
Meclis oturumu yıllar önce kesintisiz verilirdi, hele hele bütçe açıklamalarını izlerdik.
Şimdi bütçe açıklaması bile yok, kasada ne kadar var toprağın kaçı satıldı örtülüden kim ne kadar kullandı ?
Bilen var mı?
Bayramlarımız daha da güzeldi.
Ah o günlere gidebilsek keşke,,,
İnsanlar insandı, adamlar adam, komşular komşu, hüzünler ve sevinçler ortaktı, yaşamda bir tat vardı....
Emeklilerin maaşı kendine yeterdi, torun ziyaret etmekten, sevmekten korkmazlardı, torunlarla dışarı çıkınca cebindeki paranın yeteceğini sorgulayıp, “acaba birşey isteyecek mi” diye tedirgin olunmazdı...
Aynen anlatıldığı gibi gelecek korkumuz yoktu. kin, nefret nedir bilmezdik.
Öteki, beriki bilmezdik, evet eski TÜRKİYE çooooook güzeldi çook…
Kısacası yaşamaktan da zevk alırdık, mücadele etmekten de ...
Bu kadar yeter mi, daha anlatalım mı Sayın Başkanım..
Alıntıdır....