Bu kitabı 2 defa okudum,
Bu kitap finansal okuryazarlığın en temelidir.
Keşke bu kitap okullarda öğrencilere okutulması gereken zorunlu bir kitap olsaydı.
Bu kitabı öğrencilere hem okutup hem de onlarla kitaptaki konuşarı tartışmak gelecekleri açısından çok verimli olurdu.
90'larda çocukluğumuzda dinlediğimiz sevgili #metinarolat sahnede fenalaşarak vefat etmiş 😪 videoda gördüğüm kalp masajı, CPR doğru düzgün yapılamamış ve belki de bu sebeple kendisi kurtarılamadı 😪 Aşağıya CPR ile ilgili sevgili Halit Yerebakan 'ın kısa ve açıklayıcı videosunu bırakıyorum. İzleyin, öğrenin, paylaşın, öğretin!
Sözde ehliyet sınavında hepimiz öğreniyoruz ama maalesef hala bilen çok sınırlı, hayat bazen bu basit kalp masajına bağlı, unutmayın!
Özellikle yalnız yaşayıp her gün yemek yapmaktan muzdarip olan arkadaşlara tavsiye vereyim. Yemeği tek seferde fazla yapın. Yemek pişer pişmez kaynarken birer porsiyonluk kavanozlara koyun. Kavanozu ters çevirin, kapak vakumlansın içine hava girmesin. Soğuyana kadar tezgahta bekletin. Soğuyunca da dolaba kaldırın. Fotoğrafta soldakiler barbunya, sağdakiler yayla çorbası, ortadaki de kuskus çorbası. Böyle yaparsanız yorgun ve aç eve geldiğinizde dışarıdan söyleyip hem sağlığınıza hem de cüzdanınıza yük olmayıp, kendi elinizde yaptığınız temiz yemeği yersiniz.
Şu yavru döneminde başta kumru ve güvercinler olmak üzerebir çok kuş balkona, pencereye, bahçeye yola düşecek ve insanlar tarafından çoğunlukla iyilik yapmak isterken kötülük yapılacak. Aşağıdaki seriyi paylaşarak sürece destek olabilirsiniz
İnce Memed'i okuduğumda böyle bir roman nasıl yazılabilir diye sormuştum kendime. Çok uzun süre yanıtını aradım bu sorunun. Otuzlu yaşların başında taze bir romancı için böylesine ayrıntı kurabilmenin gizini aradım durdum onun hayatının satır aralarında. Sonra bir gün, tüm o keşmekeşinin içinde bir ayrıntı yakaladı beni. 1951 yılında cezaevinden çıkmış, tutunmaya çalışıyor. Cumhuriyet'te işe başlamış. Fıkralar yazıyor, röportajlar yapıyor. Ancak öyle röportajlar yapıyor ki, sorduğu her bir soru muhatabının benliğindeki karanlık odalara bir ışık bombası gibi düşüyor. Öyle ki, bugün hâlâ o röportajlar iletişim fakültelerinde ders konusu olarak işleniyor.
1952 yılında Aşık Veysel'le röportaj yapmak için yanında bir fotoğrafçıyla onun köyüne gidiyor. Metin Erksan, sonradan sansür kurulumuz tarafından yasaklanan ilk filmimiz olarak anılacak olan Aşık Veysel'in hayatının anlatıldığı Karanlık Dünya'yı gösterime sokmaya hazırlanıyor. Kendi hikayesinde Aşık Veysel de oynuyor. Hem Aşık Veysel'i görmenin heyecanı hem de röportajı tamamlamış olmanın mutluluğuyla İstanbul'a dönmek üzere yola çıkacakken o haber geliyor. 3 Ocak 1952, Hasankale Depremi. Ayakları götürmüyor onu İstabul'a. Sivas'tan Pasinler o dönem 7 saatlik yol. Fotoğrafçıyla münakaşaya girişiyor. Fotoğrafçı gazeteye telgraf çekelim, ona göre hareket edelim dediyse o, ''kaybedecek zaman yok, oraya bizden daha yakın kimse yoktur'' diyerek fotoğrafçıyı ikna ediyor. Yola çıkıyorlar. Bölgeye ulaşıp korkunç yıkımı görünce neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Sivas'tan İstanbul'a gitmeye hazırlanırken, hayat başkalaşıyor ve neredeyse bir ay Pasinler'de kalıyorlar. Yaşar Kemal neredeyse bölge halkıyla tek tek röportajlar yapıyor. Deprem haberlerini Türkiye, Yaşar Kemal sayesinde öğreniyor. Bu hareketini daha sonradan Cumhuriyet'te sahipleniyor ve yıllar içinde sanki gazete tarafından görevlendirilmiş gibi lanse ediliyor. Halbuki o, her şeyden bağımsız -belki de her şeyi göze almış insani sorumluluğunun peşine takılıyor sadece.
Bir İnce Memed muhtemelen böyle yazılıyor. Ortada hiçbir neden yokken ve kimse sana böyle bir vazife de vermemişken sadece insani hislerinin getirdiği ''zorundayım'' dürtüsüyle hareket etmek bir insanı kendini adadığı şeyde en iyisi yapabiliyor. Küçük hesaplarla ve teferruatla oyalanmadan vicdanın peşine düşmek şu dünyadaki en ince ayrıntıları bile görmeyi sağlıyor. Sanırım büyük yazar böyle olunuyor.
Şimdi size bir hukuk garabeti ve büyük bir skandalı anlatacağım.
Depremin üzerinden tam 1 yıl geçti. Herkes unutmayacağız naraları attı.
Sağdaki fotoğraf 3 yıllık Ilgım apartmanına ait. Apartmandaki neredeyse herkes hayatını kaybetti. Toplam 80 kişi hayatını kaybetti.
Soldaki fotoğraf hukukçu arkadaşım Abdullah'ın ailesi. Annesi Hatice Eğilmez, babası Ahmet Eğilmez ve kardeşi Fatma Betül Eğilmez Ilgım apartmanında hayatını kaybetti.
KTÜ'nün hazırladığı bilirkişi raporuna göre bina "KUSURSUZ" bulundu! Sorumlular müteahhitler tahliye edildi!
Kolon yerine kirişten alınan karotlar değerlendiriliyor. Zemin etüdü raporu alınmıyor. Raporun bazı kısımlarında "çoğunlukla uygundur" yazıyor fakat nelerin ve nerelerin uygun olup olmadığı belirtilmiyor.
Ilgım apartmanının yanında bulunan 20-30 yıllık binalar ayaktayken 3 yıllık Ilgım apartmanı KUSURSUZ bulunuyor ve bu apartman yan yatarak yıkılıyor. 80 kişi hayatını kaybediyor!
Gazetecilerin, hukukçuların ve tüm herkesin bu hukuk garabetini görmesi, duyması için lütfen bu ilk tweeti paylaşalım.
#IlgımApartmanıİçinAdalet
Günlerdir bu konuda dil döküyorduk. @milliparklar konuya kısa ve en özet haliyle bu görselle destek olmuş. Elden ele yayalım, herkese ulaştıralım. Yaban hayatındaki hayvanlara müdahale etmeyin. Teşekkürler Milli Parklar🍀🙏
Adem Amca köyünü giderek La Fontain masallarına çeviriyor. Yaren ve Nazlı’dan sonra şimdide Yunan Pelikan çıktı başımıza :) Dördü birlikte takılmışlar gün boyu gölün kıyısında😀
Yaren Leylek’ten bugün de haber yok. Beklemeye devam. Bu esnada hikayeyi çekmeye başladığım 2016 yılından itibaren her yıldan bir fotoğrafı @anadoluajansi ile paylaştım;
12. yılda da Yaren Leylek sözünde durdu. Yağmurlara, fırtınalara göğüs gerdi, ülkeleri, şehirleri, dağları aşıp dün yuvasına bugün de yarenlik ettiği Adem Amca'nın kayığına kondu ve pozunu verdi. Tüyü kadar ömrün olsun hepimize derin bir oh çektirdi sonunda!
#YarenLeylek