Türkiye'nin, önünün açılabilmesi, bir sıçrama yapabilmesi için ne A partisine ne B partisine mahkumiyeti yoktur.
Mutlaka bir orta yol bulunmalıdır.
Ve bu orta yolun adı DEVA Partisi'dir.
📍#Sinop Erfelek
#OylarDEVAolsun#BirİkiDEVA
Sarı Pusulaya dikkat ⚠️
Yarın seçim var ve belediye başkan adayı tercihiniz ne olursa olsun istediğiniz, adil ve liyakatli meclis üyelerini ayrıca seçme hakkınız var 🗳
Denetim gücü yüksek, ranta değil halka öncelik veren meclisler için
#BirİkiDEVA
Ayrıştıranların, nefret yayanların, kavgacıların sesi çok çıksa da, gelin 31 Mart’ta makul insanların sesini yükseltelim.
DEVA’ya vereceğiniz her oy, insan onurunu yerlerde süründüren bu yoksulluğa bir itiraz olacak.
DEVA’ya vereceğiniz her oy, “Biz adalet istiyoruz” sesi olacak; ayrıştırmanın değil birlikte yaşamanın gücü olacak.
Gelin, bu pazar DEVA’ya ilk oyumuzu verelim.
#OylarDEVAolsun
💧🌱 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız @avidrissahin 27 Mart Çarşamba,
🗓 BUGÜN
🕰 18.00’de
📺 @3SMEDYA_resmi'de @Serkan_Kartal_ ile "Demokrasi Odası" programında gündemi değerlendirecek.
Ak Parti İstanbul il başkanı Osman Nuri Kabaktepe Bey'i 90'lı yıllardan beri tanırım. Gerçekten düştüğü bu hale üzülmemek elde değil.
Aslında kendisini, uzun yıllardır bu duruma düşmemek, olan biten kötülükleri meşrulaştırmamak için çaba göstermiş, bu sebeple aktif siyasetten uzak durmuş, eleştirel yaklaşmış birisi olarak tanıyorum. İl başkanlığı görevini üstlenmesi de bir son dakika kararıydı. Eminim çok zorlandı. Ancak o görevi kabul ettikten sonra kendisinden başka bir irade kabullenmeyen Tayyip Bey'in önünde mevta olması ve Ak Parti'yi örgütlü bir kötülüğe dönüştüren sayısız yanlışı içine sindirmesi gerekiyordu. Bakıyorum da -ne yazık ki- entegrasyon sürecini tamamlamış, olan biten kötülükleri iç dünyasında meşrulaştırmanın da çok ötesinde bu tutumunu alenen ortaya koymaktan da rahatsızlık duymuyor.
Bildiğimiz, tanıdığımız Osman Nuri Kabaktepe’nin, tüm vicdan sahibi insanlar olarak ortaklaştığımız, elden birşey gelmemesi karşısında kahrolduğumuz, Filistinlilerin sistematik kitlesel katliama maruz olduğu bir manzara karşısında düştüğü bu durumu anlamlandırmakta gerçekten zorlanıyorum. Osman Bey ömrünü Filistin duyarlılığı ile geçirmiş bir insan. Ama gelinen noktada kötülüğe teslim olmanın, iktidarda kalmak uğruna tüm değerleri değersiz kılmanın bir örneği haline gelmek gerçekten çok üzücü.
Değer mi bu zillet hali?
Başta Ak Partili kardeşlerimiz olmak üzere bu vurdum duymazlığın, bu kalp körleşmesinin, iktidar uğruna bütün temel değerleri ayaklar altına alan bu psikolojinin sebepleriyle yüzleşmek zorundayız.
Sadece karşısında oturan gazetecilerin değil, tüm dünyanın ve dahası Filistin'li çocukların gözlerine baka baka, nasıl olsa bizim kitle bize inanır diye böyle pervasızca yalan söylenebiliyor olmasının üzerinde düşünmek gerekiyor. Kaldı ki bakanlıklar da birkaç saat sonra kendisini tekzip etti ve TÜİK sitesinde herkese açık verilerin montaj olmadığını ortaya koyduğu.
Bu utanç verici savrulma karşısında birçok kişi kazanımları kaybetmeme adına mecburuz diye düşündüğünü biliyorum ama sormak istiyorum; asgari ahlaki duyarlılığın kalmadığı bir durumda ne kazanımı Allah aşkına?
Kaybedilecek daha ne kaldı?
Hem de mübarek Ramazan günü İsrail ile katliamları gözardı ederek ticareti sürdürmeyi savunacak hale gelmek....?
Nereden nereye!
Gerçekten hayatının büyük bölümünü iyilikle geçirmeye çalışmış bir insanın düştüğü bu hale çok üzülüyorum. Umarım o da en azından benim kadar üzülüyordur.