Birisine gerçekten aşık olmak, ona aşık olarak kendiniz hakkında bir hakikate ulaşacağınıza inanmaktır. “Ben Kimim” sorumuzun yanıtının saklı olduğu ya da bu sorumuza bir yanıt verebilecek kişiye aşık oluruz. J-A. Miller
“Ne kadar izole olursan ol ve ne kadar yalnız hissedersen hisset, eğer işini gerçekten ve özenle yaparsan, bilinmeyen dostlar gelip seni bulacaktır.”
—Carl Jung
'Sen neredeydin? Gördün ama sustun. Duydun ama dokunmadın. Peki şimdi ne yapacaksın? '
İnsanlık travma anında donakalan bir tanık gibi Gazze'de olan biten vahşeti izliyor. Her birimizin insanlığı ağır hasar aldı.
Dünya, bir daha aynı dünya olmayacak.
Terapiye gelen birçok insanın problemi sevememek veya sevgiyi kabul edememektir. Ötekini ve kendini sevmekteki güçlükler yüzünden gelirler terapiye zaten.
In Treatment'da çok sevdiğim şu sahne geldi aklıma, ekleyeyim:
“Dans ederken seyirciye odaklanırsan adımların karışıyor, yaşarken de öyle…” Başkalarının nasıl düşüneceği yerine kendimize odaklandığımız ölçüde doğal ritmimizi buluyoruz.
Nevrotik özne için bilinçdışında olan şey, psikotik özne için dışarıdadır. Nevroz ile psikozun gerçeklikle ilişkileri bakımından Freud tarafından geliştirilen ayrım, depresyon ile melankoliyi birbirinden ayırt etmede hâlâ geçerliliğini korumaktadır.
"Âşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur." s.292
''Burada amacım, klinik olarak gördüğümüz şeyin, çocukluk şizofrenisindeki otizmin bile, her zaman bir savunma organizasyonu olduğunu göstermektir. Altında düşünülemez bir kaygı yatar. Psikotik hastalığı bir çöküş olarak düşünmek yanlıştır; ilkel bir kaygıya karşı bir savunma organizasyonudur ve genellikle başarılıdır.'' D. W. Winnicott, 1963
Freud şu sonuca varıyor: "Dil sürçmesi biçiminde kendini zorla ortaya koyan fikir, çoğu kez kişinin bastırmak istediği fikirdir". Freud'un dil sürçmesi için elzem olarak keşfettiği şey, söyleme niyetinin bu şekilde bastırılmasıdır. Freud Günlük Yaşamın Psikopatolojisinde ‘’unutulan sözcüğün yerine akla başka adın gelmesiyle oluşan her türden simgenin, bastırmayla harekete geçirilmiş bir unutkanlık eğiliminin süreklilik gösteren bir belirtisi’’ olduğunu vurgular. Dil sürçmesinde fark edilen asıl niyeti "söylemek istememe", psikanalizin keşfettiği "bilmek istememe" ile arasında bir ilişki vardır.
“Her nerede değilsem, orada mutlu olacakmışım gibi gelir” demiş Baudelaire.
Ama Nietzsche anlatmış:
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
"Ol" der tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. "Ol" der tanrı. Bulut olur. Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da "ol" der tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan esen burdan eser, kaya bana mısın demez! Bildiniz, tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı.
Sırtında bir acı ile uyanır. Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır...
Amor Fati de demiş Nietzsche. Kaderini sev. Acısıyla, tatlısıyla bizim için olanı yaşamak, anlamak, öğrenmek, devam etmek Zorundayız…
Bir insanın diğerini kullanışlı bir alete çevirdiği her ilişki haysiyete indirilmiş darbedir. Rütbecilik insanları üstün ve aşağı diye iki ayrı sınıfa ayırsa da, her canlı değerli ve incinebilirdir. O yüzden özen, saygı ve nezaketle davranılmayı hak eder.
Haysiyet esirgenemez.
Amerikan Pediatri Birliği, beden ve beyin gelişimi üzerine paha biçilemez etkilerinden dolayı, 2-6 yaş dönemindeki çocukların tüm gün hareket halinde olmalarını tavsiye ediyor.
“Çocukları oturmaya değil; hareket etmeye davet etmeliyiz”