“Ya sen ne büyüksün Mehmet Akif ya! Sen neyi gördün de İstiklal Marşı’nı “Korkma!” diye başlattın? Sana kurban olurum Mehmet Akif!
Hani Kur’an-ı Kerim “İkra” diye başlamış ya, “Oku!” demiş ya. O kadar önemli, biliyor musunuz, bu millete emanet olan o İstiklal Marşı’nda Mehmet Akif’in “Korkma!” diyerek başlaması.
“Korkma!” demiş bize. Bunu hisseden var mı içinde? Ben hissediyorum. Diyorum ya, o dörtlüğü sanki benim için yazmış diye. “Korkma”yı da benim için yazmış diyorum ya.
87 milyon insan da bunu diyecek: “Benim için yazmış ‘Korkma!’”
Ekrem İmamoğlu
📍Silivri
Seninle gurur duyuyorum. ♥️
Kanalımızı geri alacağız.
Halk TV, memleketin derdiyle dertlenen izleyicinindir, halkındır.
Bu kanal yalnızca bir bina, birkaç kamera, bir frekanstan ibaret değil. Milyonlarca insanın vicdanını, hafızasını ve hakikat arayışını teslim alamazsınız.
Türkiye susmayacak!
Sesini, görüntüsünü yasakladıkları, kitaplaştırdığı savunmasını toplattıkları Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de tarihi savunmasını yapacağı gün, Halk TV’ye yönelik şafak operasyonu ve kayyum kararı, azınlık iktidarının içinde bulunduğu korku ve acziyetin boyutunu gösteriyor.
Halkın iradesiyle sahip olamadığı her yere çöken, tehdit, şantaj ve teklif yoluyla satın alamadığını, devletin gücünü istismar ederek zorbaca yöntemlerle teslim almaya çalışan, halkımıza hiçbir vaadi kalmamış bu düzen daha fazla devam edemez.
İktidarını kaybetme korkusu ve telaşı içinde olanların, fon vurgununun, derin yoksulluğun, adaletsizliğin üstünü şafak operasyonlarıyla örtmesine, kurdukları muhalefetsiz Türkiye hayalini gerçek kılmalarına geçit vermeyeceğiz.
Halkın sesini kısıp nefesini keserek hakikati susturamayacaksınız.
Halk TV’nin ve bütün gazetecilerin yanındayız.
CHP iktidarın tek alternatifiydi...
CHP büyüyordu...
Bundan rahatsız oldu...
Butlan kararını sevinçle kabul etti...
Koltuğu binlerce polisi CHP'nin kapısına yollayarak ele geçirdi...
İktidar hedefi olan CHP'yi hedefsiz bir parti haline getirdi...
En çok Halk TV ekranına çıkmak istiyordu...
Çıkamadı...
Çıkarmadılar...
İçerlendi...
Halk TV'ye hedef gösterdi...
Aradan 4 gün geçmedi...
Halk TV'ye kayyum atandı...
Butlancı Kemal Kılıçdaroğlu hedefine kayyum ile koşuyor...
Tarih seni asla affetmeyecek...
Sarıyer ilçesindeyim ben. Zor bir gün yaşandı burada. Ekrem İmamoğlu Silivri'de konuştukça gök yarıldı sanki, yağdı, yağdı, taştı.
Çok üzgünüm. Çok öfkeliyim. Bir buçuk yıldır İstanbul'un, bütün ülkenin önünü kestiler. Bitmiş bir iktidarı uzatmak için ülkeyi felç ettiler. Her yeri, ama her yeri, belediyeden basına, üniversiteden sosyal medyaya cepheye çevirdiler. Kendi iktidarları dışında hiçbir doğruları yok. Adaletsizlikleri arşa değdi.
Bu siyasi davaların, fon vurgunlarının faturasını bir düşünün, bu bir buçuk yıldır bizi oyaladıkları işleri düşünün. O parayla, zamanla, o emekle çok daha müreffeh, çok daha huzurlu bir hayat yaşıyor olabilirdik.
Hepimiz bundan daha iyisini hak ediyoruz.
Gazeteciler tutuklanıyor, televizyon kanallarının ekranları karartılıyor, basın kuruluşlarına kayyım atanıyor.
Günlerdir hedef gösterilen Halk TV’ye sabahın erken saatlerinde polis baskını düzenlenmesi, kayyım atanması ve yayınlarının durdurulması kabul edilemez!
Üstelik bu müdahalenin, Türkiye’nin en önemli siyasi davalarından birinde Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başlayacağı gün gerçekleşmesi son derece manidardır.
Halkın gerçekleri doğrudan öğrenme hakkının böylesine kritik bir günde engellenmesi, bu müdahaleyi daha da ağır bir hak ihlaline dönüştürmektedir.
Halkın haber alma hakkı engellenemez! Basın özgürlüğü baskıya ve keyfi müdahalelere teslim edilemez. Gerçekleri susturamaz, halkın sesini karartamazsınız!
Halk TV’de görev yapan tüm basın emekçilerinin yanındayız.
Ekrem İmamoğlu'nun babası alkışlarla karşılandı.
Babası gösterilen destek karşısında gözyaşlarını tutamadı.
Bu sabah şafak baskınıyla Halk TV'ye Kayyum atandı.
İBB Davası'nda 19 aydır tutuklu olan #Ekremİmamoğlu, bugün beyanda bulunacak.
Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu ve annesi Hava İmamoğlu Silivri’de.
Parti hesabımıza erişim engeli haberini aldığım bu anlarda ben de galaksinin(!) en büyük duruşma salonunun önündeyim.
İçeride İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı olmak suçlarından aylardır esir tutulan Ekrem İmamoğlu savunmasına başladı.
İçeriye girişim “mahkeme başkanı” tarafından yasaklanmış:)
Sebebi yazın yaptığı duruşmada İmamoğlu’nun savunmasını bir güne sıkıştırmaya çalıştırmasına ve hilaf-ı hakikat tutanağına itiraz etmem.
Birileri hukukun hatırlatılmasına çok içerlemiş olacak ki salona girişim süresiz olarak yasaklanmış.
Yetmedi partimizin ana hesabına ve İstanbul İl Başkanlığı hesabına da erişim engeli getirmişler.
Hiç kimse hiçbir rezilliklerini konuşmazsa, kanallar, gazeteciler, milletvekilleri, muhalif partiler ve elbet halk susarsa bunlar yaşanmamış sayılacak, en azından sanılacak diye umuyorlar.
Bu bodoslama saldırıların tek sebebi dikensiz gül bahçesi hevesiyle, seçimsiz iktidar talebidir.
Tek çözümü de susmamak!
Salonda aylardır buranın yollarını aşındıran onlarca onurlu gazeteci var.
Lütfen tüm bu ablukaya rağmen gözünüz kulağınız onlarda olsun.
Gerçekleri duymak ve duyurmak artık sadece bir hak değil bir görevdir.
Sera Kadıgil:
*Ekrem İmamoğlu’nun duruşmasındayım
*İçeri giremiyorum, çünkü mahkeme başkanı duruşmayı izlememi yasaklamış
*TİP’in sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirmişler
*Bizim susma lüksümüz yok. Başka bir memleketimiz de yok. Mücadelemize devam edeceğiz
Mahkeme Heyeti duruşmanın başında İmamoğlu’na sordu .
“ Mesleğiniz”’
Ekrem İmamoğlu
“ İstanbul Belediye Başkanı “
Sırf bu cevap bile bu davanın izlenmesini gerektirmiyor mu ?
Bu ülkenin muhalefetini anlamak zor gerçekten! İmamoğlu’nu sevmeyebilirler, rakip görebilirler ama tutuklu İstanbul Belediye Başkanı yargılandığı davada savunma yapıyor ve Yeni Parti dışında muhalefetten kimse yok ? İstanbul halkının oylarıyla seçilmiş bir Belediye Başkanı ‘nın savunması sizi ilgilendirmiyor mu ? Belki de en zor günleri yaşıyoruz. Gazeteciler baskı altında , televizyon kanalları kapatılıyor. Belediyelere kayyım atanıyor. Halkın oyları hiçe sayılarak belediyelere el konuluyor ve muhalefet partileri ortada yok .
Cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 53’ü tutuklu 435 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına 34’üncü günde devam ediliyor.
İlk duruşmada savunma yapması engellenen Ekrem İmamoğlu ve avukatlarına cumartesi gününe kadar savunma süresi tanındı. Duruşmayı çok sayıda izleyici, gazeteciler, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve milletvekilleri takip ediyor.
Ekrem İmamoğlu, sanık kürsüsüne geldi, kimlik tespitinin ardından savunmasına başladı. İmamoğlu'na mesleği soruldu, “İstanbul Büyükşehir Belediye başkanıyım" dedi.
"Utanç duydum"
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu (@ibrahimkaboglu):
"Av. Mehmet Pehlivan'ın Kandıra Cezaevi'ne götürülmesi ve getirilmesinin bile neden tutuklama kararına son verilmesini haklı kıldığını belirtecektim.
Aslında bu dava sürecine katkıda bulunacaktık.
Fakat Mahkeme Başkanı sakin ve metin olması gerekirken, bir başkanın göstermesi gereken sabrı, duyarlılığı, sakinliği göstermesi gerekirken ki ben en başta biz söz istedik, verilmeyince sakin bir biçimde dinledik, birinci, ilk savunmacının sözleri bitince avukatların, yeniden istedik fakat kendisi karşı saldırıya geçti.
Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı mekanizması adına, yargının saygınlığı adına her zaman yargının bağımsızlığını savunmuş bir kişi olarak ve dünyanın emsalsiz barosu olan İstanbul Barosu Başkanı ve yönetimi adına böyle bir sürece tanık olmaktan utanç duyduğumu,
utanç duyduğumuzu,
hicap duyduğumuzu belirtiyor ve bundan böyle de Mahkeme Başkanı'na indirgenemeyecek bir süreç olduğunu dikkate alarak biz yapabileceğimiz, sunabileceğimiz katkıyı sağlamak konusunda hiçbir biçimde geri adım atmayacağımızı sizlerin aracılığıyla kamuoyuna duyuruyorum.
Çünkü Avukatlık Kanunu'nun bize verdiği görev ve yetkiler, hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumak bunu gerektiriyor.
Tabii ki Anayasamıza bağlıyız.
Bütün yargı bileşenlerinin Anayasaya saygı göstermesini bekliyoruz, diliyoruz ve bu vesileyle ilgilileri; yasama, yürütme ve yargı organlarını böyle bir sürece son vermeye davet ediyoruz İstanbul Barosu Başkanı olarak. İlginiz için teşekkür ederim."
Av. Mehmet Pehlivan’ın haftanın dört günü kelepçeli bir biçimde takriben gidiş-dönüş 8 saat yol yaparak duruşmalara katılması sonucunu doğuracak işkence uygulaması Mahkemece sonlandırıldı.
Emeği geçenlerin ayağına taş değmesin.
Venüs retrosunun etkilerini hafifletmek istiyorsan çok iyi dinle! Bu 40 gün içinde karşına yardıma muhtaç, yaralı bir kedi çıkarsa mutlaka sahiplen! O kedi, senin hayatındaki büyük bir travmayı önlemek ve seni şifalandırmak için gelecek. Astrolojide Venüs’ün sembolü kedidir. Bazen sen bir kedinin hayatını kurtardığını sanırsın, oysa o seni kurtarmaya gelmiştir. Kedilere iyi davranmayan, ekonomik olarak rahat edemez. Çünkü Venüs, aşktan ziyade bolluğumuzu da yönetir.
AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya bizleri eğitim hayatı konusunda aydınlatmak ister mi?
Bir insan aynı tarihlerde hem ABD’de İSBAK bursiyeri hem AKP yöneticisi hem Başbakan danışmanı hem de İBB’den maaşlı çalışan olup aynı anda Cerrahpaşa Tıp gibi ağır bir fakülteyi nasıl bitirebilir?
Üstelik ortada yasal zorunluluk olan mecburi hizmet bile yok.
Tıp eğitimi part-time yapılamaz!
Kendisi gelsin Meclis'e ve diplomayı nasıl aldığını izah etsin.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Bir gün, sizden saklanan ya da size eksik aktarılan gerçekleri bütün açıklığıyla göreceğinize dair umudumu hâlâ koruyorum.
Barınakların gerçek durumunu ve kapasitesini toplanan hayvanların hangi şartlarda yaşamaya çalıştığını; “Onları insani ve güzel koşullarda yaşatıyoruz” denilen yerlerde gerçekte neler yaşandığını keşke kendi gözlerinizle görebilseniz.
İnanıyorum ki bir gün bütün gerçekler ortaya çıkacak ve size anlatılanlarla yaşananlar arasındaki fark görülecek.
Ama benim asıl üzüntüm, o gün gelene kadar Allah’ın bize emaneti olan bu canların yaşadıkları… Keşke onların sesini duyabilseydiniz. Keşke gözlerindeki korkuyu, çaresizliği ve sessizce verdikleri yaşam mücadelesini görebilseydiniz.
Tek dileğim, gerçeklerin çok geç olmadan görülmesi ve bu sessiz canların daha fazla acı çekmemesi.
@RTErdogan
#4EkimHayvanlarıKorumaGünü
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
MEHMET PEHLİVAN'IN KANDIRA'YA SEVKİ EZİYET YASAĞININ İHLALİDİR!
Mesleki faaliyetlerinden üretilen isnatlarla İBB davasında tutuklu yargılanan üyemiz Av. Mehmet Pehlivan, gece saat 03.00 sularında, ailesine ve avukatlarına haber verilmeden Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Kandıra F Tipi Cezaevi’ne sevk edilmiştir.
Silivri’de duruşmaları devam eden meslektaşımızın, yargılandığı yerden yüzlerce kilometre uzağa gönderilmesi; duruşmalara katılımını eziyete çevirecek bir tutum olup, savunmaya hazırlanmasını ve avukatlarıyla etkili iletişim kurmasını güçleştireceği açıktır. Tutukluluğun yükünü ağırlaştıran bu uygulama kabul edilemez.
Tutukluluk, haklardan yoksun bırakılma hâli değildir. Anayasa’nın 17. maddesi işkenceyi, eziyeti ve insan onuruyla bağdaşmayan muameleyi yasaklamaktadır. Kişinin maddi ve manevi bütünlüğü ile masumiyet karinesi, Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca savaş ve seferberlik hâlinde dahi korunması gereken güvencelerdir. Cezaevi idaresinin her işlemi bu güvencelere uygun olmak zorundadır.
Avukatlık faaliyetlerinin suçlama konusu yapılması savunmanın bağımsızlığını hedef almakta; tutuklu bir avukatın kendi savunmasını hazırlamasının da güçleştirilmesi bu müdahaleyi ağırlaştırmaktadır.
Adalet Bakanlığı, sevkin gerekçesini, neden gece saatlerinde gerçekleştirildiğini ve ailesi ile avukatlarına neden bilgi verilmediğini derhal açıklamalıdır.
İstanbul Barosu olarak, üyemiz Av. Mehmet Pehlivan’a yönelik bu eziyete son verilmesini ve duruşmalarının görüldüğü Silivri’deki ceza infaz kurumuna derhal nakledilmesini talep ediyoruz. Meslektaşımızın haklarının ve sürecin takipçisi olacağız.