3 yaşında kapıyı sert dönen sürgülerle kilitlemişim babaannemlerin üsküdar’daki evinde,4.kat, kapıcımız da kilolu bir adamdı yandaki dairenin balkon camından girip açmıştı kapıyı(kendisi ısrar etmiş).dedem de asker ve sert biriydi,sarılıp ağlamıştı bana kapı açılınca,hey gidi.
Anahtarı unuttuğumuzda babam belime ip bağlayıp 5.kattan aşağı sarkıtmıştı beni eve girip kapıyı açmıştım. Bugünkü çocuklar bizim çocukluğun yarısını yaşasa yirmi seans terapi görür
Bugün okul çantası yerine poşet taşıyan, defteri ve kalemi olmadığı için okula gitmek istemeyen çocuklar var. Derin yoksulluk koşullarında yaşayan, günlük, güvencesiz işlerde çalışan aileler için okul masrafları karşılanması güç bir yüke dönüşüyor. Okullar açılırken, @yoksulluk_ag olarak sizleri çocukların okul ihtiyaçlarına destek olmaya ve “Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyamıza katılmaya davet ediyoruz. Bütçenize uygun bir miktarla bir çocuğun okul masraflarının azalmasına yardımcı olabilirsiniz. Eğitim hakkı için çocukların yanında olun, dayanışmayı büyütün. Bağış için link burada: https://t.co/9BUwj22FnV
“Dilek hanım niye süslü?!” diye yazan kişiye verdiğim cevaba yazılanları okuyorum ve bir şey anlatmak istiyorum.
Silivri’de duruşmaya katıldığım gün tutuklu IPA Başkanı Buğra Gökçe’nin eşi Filiz Gökçe ile sohbet ederken Filiz Hanım’a “hem tutuklular hem tutuklu yakınları ne kadar bakımlı, zinde, güler yüzlü, bu gerçekten insana güçlü hissettiriyor” demiştim. O da “romantize etmeyelim ama her iki taraf da yani “hem içerideki hem dışarıdaki” birbirini merak ediyor, gözlüyor, iyi mi, sağlıklı mı, morali yerinde mi, geceyi nasıl geçirdi, hastalandı mı, hırpalandı mı diye herkes birbirini kolluyor ve iyi gözükmeye çalışıyor” demiş ve bir anekdot anlatmıştı:
Bir sabah duruşmaya geldiklerinde kapıda bir ambulans varmış. Kimin için geldiğini anlayana kadar hepimiz perişan olduk dedi. Herkes acaba benim yakınım, benim canım için mi geldi, ne oldu diye endişelenmiş. Her sabah gece nasıl geçti diye kalkıp hazırlanıp geliyoruz buraya dedi.
Yakınları için dik durmaya çalışan insanların rujuna, ceketinin rengine, bakımına takmayın özetle. Kimi rujunu sürer, kimi yumruğunu havaya kaldırır, kimi feryat eder. Bu saçma sapan siyasi davalarla sistemi kilitleyen, milyonlarca liramızı yakan, ülkenin geleceğini engelleyenleri konuşalım. 1 aya okullar açılıyor, kırtasiye, kitap, forma, okul masrafları ne olacak mesela, çocuklara bir öğün yemek verilebilecek mi?
@LaCulturel o konuya kısa bir süre çalışıp bıraktım abi...
ama bakın 17 ağustos 1934'ten ne buldum!
sirkeci - ayvalık vapuru! 🙃 dileyene galata - mersin; hatta galata - kavala - brindisi bile var! 🚢
Kadıköy kitapçı, kırtasiyeci, sinema, biraz alışveriş ve yemek demekti. Şimdi eskiden gitmekten biraz da ürktüğüm eminönü gibi karman çorman kalitesiz, açıkhava kokulu yiyecek içecek mekanına, kitapçılar ise oyuncakçı ıvır zıvırcıya dönüştü, maalesef
Remzi’ye ya da Suadiye’ye özgü bir şey değil bu. Önümüzdeki günlerde kitapçılar birer birer kapanacak.
Adını koymak, açıklamak güç; ama gözümüzün önünde kültürel bir çağ değişimi gerçekleşiyor. Beşerî, iktisadi, siyasi ve teknolojik pek çok eksen aynı anda yer değiştiriyor.
Belki de anahtar kelime: Hız.
Kitap, insanın dünyayı ve kendini anlama, keşfetme çabasının başlıca araçlarından biri olmaktan çıkıyor.
Bir de işin maddi tarafı var: Kitap ekonomik olarak aşırı külfetli olmaya başladı. Sebepler çok ve hepsi birbirine içkin.
Ekran mesaisi 10+ saatten az olan kimse kaldı mı?
@jerenimmo Rahmetli anneannemin mahallesi laboratuvar gibiydi,yıllarca sakinleri değişmedi;kim çocuklara cömert& anlayışlıysa tonton,kim çocukları azarlayıp bahçesinden kovaladıysa aksi,mutsuz ve dedikoducu yaşlılara dönüştü.Çok az kısmı hayat gailesinden kurtulup farkedince tontiş oluyor
Suadiye’deki Remzi Kitabevi kapatıyormuş. Beyoğlu’nun akıbetine uğruyor Bağdat Caddesi. Sakinleri dönüştükçe, talepler de değişiyor. Her yer yeme içme-cafelere dönsün. En ufak kültürel sanatsal bir şey kalmasın. Çöl sadece kumdan olmaz, bu da çöl.
Scott Adams, el creador de Dilbert, pasó su vida descifrando la felicidad hasta reducirla a una fórmula.
Su conclusión : la felicidad no es mental. Es química. Y tú la controlas.
7 hábitos para fabricarla:
1) No se arregla "pensando" en positivo.
İlginç bir siteye denk geldim. Edebi eserlerin konu aldığı mekanları haritada görselleştiriyor. Dilerseniz zaman akışına uygun şekilde, adım adım ilerliyorsunuz. #kitap https://t.co/vHd1U8UW5Q
Bu kitabı o kadar beğendim ki, o yıllara ışınlandım okurken. Doğan Gündüz’ün araştırmacı kişiliğine hayranım, süleyman bulut da bir hazine, DG daha fazla benzeri kitap yazsa hepsini alır okurum.
https://t.co/6Rw1oBtsPG