Ey Müslümanlar kendinize gelin! İsrail ve ABD'yi bırakıp kendi aranızda savaşmayın! Veda haccında buyurmadı mı Efendimiz (as): "Müslümanın Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır". Bakın ABD ve AB ülkeleri kendi aralarında savaşıyor mu! Siz de tüm Müslümanlar olarak bir olun!
“Yirmi yıl boyunca akaidi öğrendim, ardından yirmi yıl da insanlara öğrettim.
Müezzin cihad için ezan okuyup biz de düşmanla karşılaşmaya gittiğimizde, kendimi sırtımı dönmüş, mermi ve top sesleri arasında kaçarken buldum.
Kendime çok üzüldüm; ben, büyük bir âlim olarak, ilk çatışmada nasıl olur da kaçarım? İnandığım ve insanlara öğrettiğim iman ve Allah’a bağlılık sarsılmış gibiydi.
Bunun üzerine bütün gece namaz kıldım, Allah’tan ihlas ve sebat diledim, yaptıklarımdan ötürü O’na tevbe ettim. Sonra yüzümü düşmana çevirdim ve bir süre tek başıma onlarla savaştım; nihayet önümden kaçtılar.
O an anladım ki, benimle Allah arasındaki bağı belirleyen şey kitaplarım, derslerim ya da ilmim değil; imanım ve takvamdır.”
-Şeyh İzzeddin el-Kassam (rahmetullahi aleyh)
Mahkum doktor Hüsam Ebu Saffiye'nin eşi, kocasının hayatı için dünyaya çağrıda bulundu;
"Tek suçu yaralıların hayatını kurtarmasıydı. Cezaevi içinde kaybolmadan önce acilen harekete geçilmesini talep ediyoruz" !!!
#FreeDrHussamAbuSafiya
Uhdûd, Sumud ve Umut
Sessizliğin içinden yankılanan direniş…
Gazze’ye varmamıza sadece birkaç gün kaldı. Hırçın dalgaların üzerinde yol alan teknemizde zihnimde üç kelime sürekli yankılanıyor:
*Uhdûd, Sumud ve Umut.*
Kur’��n-ı Kerîm’de anlatılan Ashâb-ı Uhdûd kıssası, zulmün ve imanın en sarsıcı sahnelerinden biridir. Bir halk, sadece _“Rabb’imiz Allah’tır!”_ dedikleri için ateş dolu hendeklere atılmışlardı. Ve hikâyenin başındaki _mümin bir genç_; uyuyan bir toplumu uyandırmak/diriltmek için kendi canını feda edip, şehadetiyle yüzlerce insanın yüreğine iman tohumları ekmişti. Dönemin zalim kralı öfkeden deliye dönmüş ve hendekler kazdırıp, iman eden o topluluğu diri diri yaktırmıştı. Hendeklerin dumanı göğe yükselirken, o halkın sarsılmaz teslimiyeti yeni uyanışları beraberinde getirmişti.
Bugün Gazze’ye baktığımızda, o eski hendeklerin dumanının yeniden yükseldiğini görüyoruz. Yanan evlerin gölgesinde ağlayan bebekler, bombalanan hastaneler, aç ve susuz bırakılan çocuklar… 21. yüzyılın *modern hendekleri* algoritmalarla hedef alınıyor, ekranlarda “yan etkisiz” bir savaş olarak sunuluyor. Ama Gazze halkı, tıpkı Ashâb-ı Uhdûd gibi, aynı sözü yineliyor:
_“Rabb’imiz Allah’tır!”_ Onlar da kapanan göz kapaklarının ardında bir secde, bir dua edasında sonsuzluğa uzanıyor.
Ve tam bu sessizliğin ortasında, denizlerden yükselen bir seda var: *Sumud Filosu.*
Defalarca söyledik; bu filo yalnızca bir yardım filosu değildir. Bir kimlik, bir hafıza, bir ahlâk ve bir adâlet mücadelesidir. Küresel körlüğün duvarlarını delmeye niyetli, silahsız ama kararlı; yalın ama onurludur. Tıpkı Mescid-i Aksâ’nın avlusunda oynayan o savunmasız ama yenilmez çocuklar gibi…
Bu filo, devletlerin diplomatik labirentlerinde kaybolmuş sözde adâlet çağrılarına değil, doğrudan vicdanın sesine kulak veriyor. Dolayısıyla filo, dünyaya bu sesi duyurmak için yola çıktı.
Ve asıl burada sorulması gereken soru şu:
_Bu mücadele, bu direniş, bu yolculuk, bu gayret ne içindir?_
Cevap bir tek kelimede saklıdır: *Umut.*
Gazze bugün yalnızca harabeye dönmüş bir şehir değil; ümmetin ve insanlığın aynasıdır. O aynaya bakan kimimiz korkak, kimimiz suskun, kimimiz de cesur görünür. Ama Gazze halkı bize her sabah yeniden dirilen bir umudu gösterir.
Ashâb-ı Uhdûd’un ateşle yazdığı iman mücadelesi, Sumud’un sessizlikle haykırdığı direniş, bugün bize bir umut haritası sunuyor.
Bu umut, sadece Filistin’in ve Gazze’nin değil, insanlığın yarınıdır. Bir annenin gözyaşında, bir çocuğun tebessümünde, bir mazlumun sabrında filizlenen ışıktır.
Gazze yanarken susanlar, yarın yandıklarında duyulmayı bekleyemez. Ama bugün ses verenler, tarihin onur sayfalarını yazılacaklardır.
İşte Sumud, vicdanların taşıdığı bu umudu, Gazze’ye ve dünyaya yeniden üflüyor.
Ve sanki dalgaların üzerinden şöyle haykırıyor:
*“Hendekler kazıldı, ateşler yakıldı, ama umut hiç sönmedi…”
Oğlum,
Anlayacaksın elbet zamanla,
Bir kabuğu deler gibi hakikat içine aktıķça
Çatlayan damardan köpürüp sen de kendi dışına sızdıkça...
Bir kara kutudur çocukluk gömülmüş kuma,
Kendi çölüne düşmüştür herkesin uçağı mutlaka,
Taktir edildiği üzere başlangıçta.
Biliyorum zor!
Ne kadar çok insan o kadar çok Dünya...
Fakat tüm gözlüklerden ve giysilerden arınınca
Kimsenin kimseden bir farkı da kalmıyor fazlaca.
Şimdi diyeceğim o ki doğmuş ölmüş bunca,
Bir sürü insan yatmakta Dünyanın taştan yatağında,
Üst üste, sırt sırta, koyun koyuna,
Kimi savaşla, hastalıkla veya aşkla,
Hisset tüm kımıl kımıl fışkıran yaşamı doğada...
Bütün bu ölümlerin göbeğinden aşarak sonra
Nefes alınabileceğini o bitimsiz bir tek anda.
Oku! Geçmiş ve gelecek arasında,
Bir tek anahtar duruyor avucunda,
Tabii bahtlıysan duyacak kadar avuçlarında serinliğini...
O da bir nasip işi sonuçta!
Ah oğlum anne yüregi..
İsterdim gözyaşını silebilmeyi,
Sana dikensiz bir bahçe bırakabilmeyi,
Tarife cüret etmek dışında olsaydı çarem başka!
Doğurdum evet, sakın unutma ama
Şimdi bir kitap gibi açılmış sayfalarda
Okuduğum kelimeler kadarım ben de,
Değilim bundan fazla...
Vakti geldiğinde fırlamak icin o tek an'a
Güç alacağın bir taşa basar gibi
Tereddüt etme üzerime basmakta!
Annen
📢 Paylaşarak hayra vesile olun...👇
📌 Kassam Tugayları'ndan Açıklama:
Arap ve İslam ümmetinin evlatlarını, Gazze’deki sabırlı ve direnişçi kardeşlerinin üzerindeki sıkıntının sona ermesi ve bu karanlık günlerin aydınlığa kavuşması için Yüce Allah’a gönülden dua etmeye davet ediyoruz.
25 Eylül 2025 Perşembe akşamı (Cuma gecesi), yatsı namazının hemen ardından, camilerde ve açık alanlarda cemaatle huşu içinde iki rekat namaz kılınmasını ve dualarla Rabbimize yönelinmesini önemle çağrıyoruz.
Bu son çağrı!
İşgalci tanklar Gazze kentinin kalbine ulaştı.. Hâlâ şehirde yaklaşık 900 bin kişi bulunuyor. Onların gidecek hiçbir yeri yok. Kimileri ise topraklarını terk etmeme kararı almış; bombardıman, işgal ve yeniden zorla göç tehlikesinden uzak olmayacaklarını bilerek.
Bu, Gazze’yi kurtarmanız için son çağrıdır.
İÇ SAVAŞ
Müslümanları hedef gösteriyordu.
Siyahları hedef gösteriyordu.
Kadınları hedef gösteriyordu.
İsrail bombaları altında can veren bebekleri bile hedef gösteriyordu.
Nefret yaydıkça ünü arttı.
Ünü arttıkça nefret yaydı.
*
Korkunç bir sonla dünyaya veda eden Charlie Kirk’ten bahsediyorum.
Daha 18 yaşında bir gençlik hareketi olarak kurduğu Turning Point USA ile geniş kitlelere ulaştı.
Binler yüz binleri…
Yüz binler milyonları buldu.
Milyonlarca genç dimağın dinlediği, örnek aldığı, taptığı bir figür haline geldi.
Henüz 31 yaşındaydı ama geleceğin ABD Başkanı bile deniyordu.
*
Tehlikeli olan da buydu zaten.
Muhafazakar Amerikan gençliği Charlie’nin uç fikirlerini dinledi yıllarca.
Müslümanların ülkelerini ele geçirdiğini…
Siyah kadınların beyinsiz olduğunu ve siyahların köle olarak daha iyi halde olacaklarını…
Tecavüze uğrasa bile kürtaj yaptıran kadınların yanlış yaptığını…
İsrail bombasıyla ölen Gazzeli bebeklerin suçlu olduğunu düşündüler.
Ya da düşündürüldüler.
*
Sıkı bir silah savunucusuydu Charlie.
Öyle ki…
El kadar çocukların okullarda can verdiği bir ülkede yine her zamanki gibi uçlardaydı.
“Silah hakkına sahip olabilmemiz uğruna maalesef her yıl silahlı ölümlerin maliyetine katlanmaya değer” demişti.
Kaderin cilvesi.
Savunduğu değerler uğruna ölmüş oldu Charlie bir bakıma.
*
Bir de vurana bakalım.
Tyler Robinson.
Daha 22 yaşında.
Beyaz.
Ana Cumhuriyetçi, baba Cumhuriyetçi.
Mütedeyyin ailede büyümüş.
Büyürken evinden de elinden de silah eksik olmamış.
Tanıyan eden kendisine akıllı, uslu, kafası çalışan bir genç diyor.
Ortaokuldan da liseden de yüksek başarıyla mezun olmuş.
*
Peki bu genç adam neden Amerikan tarihinin en ünlü katillerinden biri oldu?
Daha devlet bile bilmiyor.
O zaman tersten soralım.
Biri 1 biri 3 yaşında iki çocuğu olan Charlie neden her fırsatta bir azınlığa nefret saçıyordu?
Siyasette yükselmek…
Ün kazanmak…
Kitlelere hitap etmek…
Artık günümüzde her şey kutuplaştırmaktan mı geçmek zorunda?
*
İki genç…
Vuran da vurulan da.
Hep tartışılır.
Amerika’da eyaletler ayrılır mı, iç savaş çıkar mı?
Soruyorum size…
Bu ülkede millet artık birbirinden ölümüne nefret ediyorsa bunun adı toplumsal iç savaş değil de nedir?
BUGÜNKÜ KÖŞENİN DİĞER YAZILARI:
https://t.co/YConYFp8ZI
Gazze Sağlık Bakanlığı Müdürü’nden yürek parçalayan bir açıklama:
“İşgalcinin antibiyotiklerin girişini engellemesi nedeniyle hastaların uzuvlarını kesmekten başka seçeneğimiz yok.”
Dünya, çağlar boyunca eşi benzeri görülmemiş bir felaketi izliyor.
Bu gece Gazze icin Gazzeye açılan sumud filosu icin tletiket çalısmamız var destekleyin lütfen🇵🇸
Teröriat israil, Gazzede soykırım yapmaya devam ediyor.
Susmayın
Bu akşam bir kez daha “Küresel Sumud Filosu”na destek veriyoruz.
Destek verin👇
Gazze İÇİN SUMUD
#SumudForGaza
Durum hiç bu kadar kötü olmamıştı.
Gazze en tehlikeli aşamaya ulaştı, bütün bir halk yok olmanın eşiğinde.
Artık durumu güzelleştirmeye veya hayaller satmaya zaman yok, tarihi bir felaketle karşı karşıyayız.
Gerçeği aktarmak herkesin sorumluluğudur..!!
Bu fotoğrafta gördüğünüz çocuk sokakta yürüyorken yapılan bombalamadan dolayı şehit düşenlerin ceset parçaları üstüne uçup kıyafetlerine yapışıyor.
Bu vahşeti anlatmak için kelime bulamıyorum..!!
Devletimiz nezdinde İslamiyet sadece başımız sıkıştığında savaşta ve cenazelerde aklımıza gelen, adeta insanları kandırmak için kullanıp savaştan,, cenazeden sonra bırakacağınız bir araç değildir. İslamiyet hayatın kendisidir ve bir bütündür; inanç, yaşayış ve her şeydir.