Çok, çok geçmiş olsun, Allah yardımcısı olsun Üsteğmenimizin ama ben bir şeyi çok merak ettim, barış sürecindeyiz ya, terörsüz Türkiye’ye ulaşıyoruz ya, Teröristbaşı artık barış elçisi filan oluyor ya, Terörsüz Türkiye hedeflyle 2763 kontrol ve arama noktasında artık kontrol ve arama yapılmıyor ya, barış süreci böyle gül gibi giderken o mayını hangi kahpe örgüt döşedi Van’da Türk askerinin yolunun altına peki?
Dostlarım!
Birkaç gündür ekonomik sorunlarım konuşuluyor.
Haliyle deprem döneminde Ahbap’a yapılan bağışların dağıtımı ile ilgili sorular gelmeye başladı.
Geçtiğimiz aylarda tüm deprem dönemine ait dernek hesapları İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından incelenip denetimden geçmişti.
Hiç kimsede en ufak şüphe kalmaması için tek tek kalem kalem kuruşu kuruşuna bu çalışmaları sosyal medya hesaplarımdan anlatma kararı aldım.
Bu paylaşım Perşembe saat 20.00 de tüm sosyal medya hesaplarımdan yapılacaktır.
🙏
(Not : gelecek ay başlayacak yeni denetim sonrasında da tüm denetim raporu sonuçları açıklanacaktır)
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Hiç endişe etmeyin; CHP arınacağı kadar arındı.
Çağrınızın muhatabı olabilecek çok az sayıdaki “sızıntı” artık CHP’de değil. AKP’de, Özlem Hanım’ın sözleriyle, “Cumhurbaşkanı’nın himayesindeler.”
CHP inancının cesaretini ve insan olmanın onurunu taşıyanlar ise ya cezaevindeler ya da yargısal baskı altında görevlerini sürdürüyorlar.
Başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere cezaevindekiler, sizin “Hak, Hukuk, Adalet” yürüyüşünüzde atılan her adımı bugün yeniden anlamlandırıyorlar.
Esenlik dileklerimle.
Bu akşam UEFA Avrupa Ligi finali İstanbul’da oynanacak. Freiburg mu kazanacak, Aston Villa mı kupayı kaldıracak göreceğiz.
Ama daha maç başlamadan dünyanın ilgisini çeken yine bir futbolcu değil, Beşiktaş Stadı’nın meşhur kedisi oldu.
Ve açık söyleyeyim… Bence bu çok şey anlatıyor. Anlayana...
Anlamayana da kimsenin şüphesi olmasın, anlayana kadar bıkmadan usanmadan anlatmaya devam edeceğiz.
Çünkü o kedi sıradan bir sokak kedisi değil. O statta yaşayan, taraftarın tanıdığı, maçları saha kenarından izleyen, stadın ruhuna dönüşmüş bir canlı.
Birçok ülkede böyle bir durumda hayvanı stattan çıkarmaya çalışırlar. Bizde ise insanlar onu sahiplenmiş.
Fotoğrafını çekmiş.
Sevmiş.
Kabullenmiş.
İstanbul’un olayı tam da bu zaten.
Bu şehir bazen kaotiktir, bazen yorucudur, bazen çılgındır… Ama içinde hala vicdan vardır. Dahası insanlık vardır ve henüz ölmememiştir.
Dünyanın en büyük futbol organizasyonlarından biri için gözler bu akşam İstanbul’da olacak. Ve milyonlarca insan farkında olmadan yine bizim kedilerimizi izleyecek.
Belki kupa unutulacak. Ama o saha kenarında sakince oturan kedi unutulmayacak.
Çünkü bu ülkenin gerçek reklamını milyonlar harcanan turizm filmleri değil, bedavaya kediler yapıyor.
Önemli Not: Yazıya konu olan kedi, gerçek bir Ankara Kedisi’dir.
Evet… Tüyleri beyaz değil. Gözleri mavi değil.
Ama olması da gerekmiyor.
Çünkü Ankara Kedisi bir renk kataloğu değil, bu coğrafyanın genetik hafızasıdır.
Konu tartışmaya açık değil. Sadece yıllardır yanlış anlatıldı, yanlış anlaşıldı...
Gülistan'ı ararlarken barajı boşaltıyorlar ve bir kadın cesedi bulunuyor, bir dereyi arıyorlar başka bir kadın cesedi bulunuyor. Haber kanalları da bunu "Ama Gülistan değilmiş" diyip geçiyor. Dalga mı geçiyorsunuz lan? Bu normal mi? Kim bu kadınlar? Hangi aileler ağlıyor şu an?
Ezan bu ülkede hiçbir zaman yasaklanmadı. Ama ''İstiklal marşı, İzmir marşı ve Andımız'' yasaklandı.
Anlayın artık din tehlikede değil vatan tehlikede.."
"Türkiye Türk'lerindir"
Türkiye Türk'tür, Türk Kalacak 🇹🇷🇹🇷
@suleymansoylu Bence sen hiç konuşma.!
Gülistan Doku davasını tam olarak araştırmayan davayı kitleyen insansın.!
Gülistan Doku açıklaman;
"Herkes sorgulandı".
6 sene raflarda kaldı yeni Cumhuriyet Başsavcımız geldi yeni ekibiyle dosya tekrar açıldı.
Tutuklamalar başladı.
@suleymansoylu
@suleymansoylu En karanlık işler senin döneminde oldu. Çeteler senin döneminde palazlandı. Yabancı mafya üyeleri senin döneminde TC vatandaşlığı aldı. Senin döneminde birçok faili meçhul cinayet işlendi. Utanmadan hala konuşuyorsun. Umarım sen de hakettiğini alacaksın.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?